Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Sana ganimetlerin taksiminden soruyorlar, de ki ganimetlerin taksimi Allaha ve Resulüne aid, onun için siz gerçekten mü´minlerseniz Allahdan korkun da biribirinizle aranızı düzeltin, Allaha ve Resulüne ıtaat edin
B.Bayraklı
1. Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: “Ganimetler Allah ve Peygamberi’ne aittir. O halde Allah’tan sakınınız, aranızda barış ve esenliği sağlayınız. Eğer müminler iseniz, Allah ve Rasûlü’ne itaat ediniz.”
A.Bayındır
1. Sana enfâli /savaş sonucu ele geçirilen kamu mallarını soruyorlar. De ki:"Enfâl, Allah’a ve resulüne aittir.”[1*] Allah’a karşı yanlış yapmaktan sakının ve aranızı düzeltin.[2*] Eğer inanıp güveniyorsanız Allah’a ve resulüne /Allah’ın kitabına[3*] gönülden boyun eğin.[1*] Savaş sonucunda ele geçen kamu mallarına enfal, savaş meydanında ele geçirilen mal ve esirlere ganimet (Enfal 8/41), savaşmadan ele geçirilenlere de fey (Haşr 59/6-9) denir. Enfâlin Allah ve resulüne ait olması, onun artık Allah’ın kanunlarına göre yönetilecek bir kamu malı olduğunu gösterir. Fethedilen yerlerdeki özel mülklere ve savaşa katılmamış olanlara dokunulmaz. [2*] Hucurat 49/10.[3*] Resul (رسول), “birine gönderilen söz” anlamına geldiği gibi “o sözü iletmek için gönderilen elçi” anlamına da gelir. (Müfredat). Allah’ın elçilerinin görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmaktır. Bu sebeple Kur’an’da geçen Allah’ın resulü (رسول اللّه) ifadelerinde asıl vurgu ayetleredir. Muhammed aleyhisselam öldüğü için bizim muhatabımız olan resul, Kur’an’dır (Âl-i İmrân 3/144, Maide 5/67, Nahl 16/35).  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Sana savaş ganimetlerini(n durumunu) soruyorlar. De ki: “Ganimetler hakkında (hüküm verme yetkisi) Allah’a ve Resulüne aittir. O halde eğer (gerçekten) inanıyorsanız Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızdaki kardeşlik bağlarını canlı tutun, Allah’a ve Resulüne itaat edin!* Bkz. 8/41 * İlk dört ayet Medine’de Bedir Savaşından hemen sonra nazil olmuştur. İslam’dan önce savaşta elde edilen ganimetler savaşa katılanlar arasında bölüşülürdü. Hz. Peygamber, Bedir Savaşından elde edilen ganimetlerden, mallarını ve mülklerini Mekke’de bırakıp hicret etmek zorunda kalan fakat meşru mazeretleri nedeniyle savaşa katılamayan ihtiyaç sahibi muhacir Müslümanlara da pay verilmesini uygun görmüştü, buna karşı çıkan bazı Müslümanların itirazı ve hoşnutsuzluğu üzerine bu ayet nazil olmuştur.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Sana ganîmetlerden sorarlar; de ki: "Ganîmetler, Allah’ın ve Elçi(si)nindir. Siz, (gerçekten) inananlar iseniz, Allah’tan korkun, aranızı düzeltin, Allah’a ve Elçisine itâ‘at edin!"
İngilizce Kelime Meali
يَسْــَٔلُونَكَ=They ask you عَنِ=about الْأَنفَالِۖ=the spoils of war. قُلِ=Say, الْأَنفَالُ=`The spoils of war لِلَّهِ=(are) for Allah وَالرَّسُولِۖ=and the Messenger. فَاتَّقُوا=So fear اللَّهَ=Allah وَأَصْلِحُوا=and set right ذَاتَ=that بَيْنِكُمْۖ=(which is) between you وَأَطِيعُوا اللَّهَ=and obey Allah وَرَسُولَهُۥٓ=and His Messenger, إِن=if كُنتُم=you are مُّؤْمِنِينَ=believers.`
(8) Enfâl Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   يَسْأَلُونَكَ=sorarlar sana عَنِ الْأَنْفَالِۖ=o «savaş sonrası» ilave gelirlerle ilgili«enfãl»«sûrenin adıdır»قُلِ=de ki الْأَنْفَالُ=o «savaş sonrası» ilave gelirler«enfãl»لِلَّهِ=Allah′ındır وَ=ve الرَّسُولِۖ=o Elçinindir«rasûl»فَ=şu halde اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelikوَ=ve أَصْلِحُوا=barıştırıcı(veya ”düzeltici”) işler«ıslah_sulh»yapın ذَاتَ=olanda بَيْنِكُمْۖ=aranızdaوَ=ve أَطِيعُوا=benimseyip uyun«ta′at»اللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُ=Elçisine«rasûl»إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«mü′min»الَّذِينَ=kimselerdirإِذَا=zaman ذُكِرَ=anıldığı«zikr»اللَّهُ=Allahوَجِلَتْ=ürperir قُلُوبُهُمْ=yürekleriوَ=ve إِذَا=zaman تُلِيَتْ=sayıp döküldüğü«tilãvet»عَلَيْهِمْ=kendilerine آيَاتُهُ=O′nun «açık işaret»ayetleri«ãyet»زَادَتْهُمْ=artırır onlarda إِيمَانًا=inanç ve güveni«îmãn»وَ=ve عَلَىٰ رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerine«rabb»يَتَوَكَّلُونَ=sırtlarını güvenle dayarlar«tevekkül»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يُقِيمُونَ=gereğince yerine getiren«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»وَ=ve مِمَّا=şeylerden رَزَقْنَاهُمْ=onları faydalandırdığı«rızk»يُنْفِقُونَ=uğrunda sarf«infãk»eden
 ‎﴾ 4 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«mü′min»حَقًّاۚ=gerçek«hakk»لَهُمْ=onlaradır دَرَجَاتٌ=dereceler عِنْدَ=katında رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»وَ=ve مَغْفِرَةٌ=günahlarının örtülmesi«mağfiret»وَ=ve رِزْقٌ=faydalandırıldıkları «nimetler» «rızk»كَرِيمٌ=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   كَمَا=nitekim أَخْرَجَكَ=dışarı çıkardı«ihrãc»seni رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»مِنْ بَيْتِكَ=senin evinden بِالْحَقِّ=o Gerçek′le«hakk»وَ=oysa إِنَّ=şu bir gerçek ki فَرِيقًا=bir kesim«ferîk»مِنَ الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerden«mü′min»لَكَارِهُونَ=kesinlikle hoşlanmayanlardı
 ‎﴾ 6 ﴿‎   يُجَادِلُونَكَ=tartışıyorlar seninle فِي الْحَقِّ=o Gerçeğe«hakk»dairبَعْدَ=sonra مَا تَبَيَّنَ=ortaya çıkmasındanكَأَنَّمَا=sanki gibi يُسَاقُونَ=sürülüyorlarmış إِلَى الْمَوْتِ=ölümeوَ=halde هُمْ=kendileri يَنْظُرُونَ=gözlemliyor
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit يَعِدُكُمُ=sözünü veriyor«va′d» size اللَّهُ=Allahإِحْدَى=birinin الطَّائِفَتَيْنِ=iki gruptanأَنَّهَا=olduğunu لَكُمْ=sizinوَ=iken تَوَدُّونَ=siz temenni ediyorsunuzأَنَّ=ki غَيْرَ ذَاتِ=bulunmayan الشَّوْكَةِ=kuvveti تَكُونُ=olsun لَكُمْ=sizinوَ=oysa يُرِيدُ=istiyor اللَّهُ=Allah أَنْ يُحِقَّ=gerçekleştirmeyi«hakk»الْحَقَّ=o Gerçeği«hakk»بِكَلِمَاتِهِ=kelamıyla(sözleriyle)«kelime_kelimãt»وَ=ve يَقْطَعَ=kesmeyi دَابِرَ=arkasını«dubur»الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlerin«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   لِيُحِقَّ=gerçekleştirmesi«hakk»için الْحَقَّ=o Gerçeği«hakk»وَ=ve de يُبْطِلَ=geçersiz kılması«ibtãl»الْبَاطِلَ=uyduruk ve asılsızı«bãtıl»وَلَوْ=bile كَرِهَ=istemese الْمُجْرِمُونَ=suç işleyenler«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   إِذْ=vakit تَسْتَغِيثُونَ=siz yardım istediğiniz رَبَّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb»فَ=bunun üzerine اسْتَجَابَ=karşılık olarak demişti لَكُمْ=sizeأَنِّي=olduğunu ki Ben مُمِدُّكُمْ=yardım edeceğim size بِأَلْفٍ=bini ile مِنَ الْمَلَائِكَةِ=meleklerden مُرْدِفِينَ=birbiri ardınca
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve مَا جَعَلَهُ=yapmamıştı onu اللَّهُ=Allahإِلَّا=olması dışında بُشْرَىٰ=bir müjde وَ=ve لِتَطْمَئِنَّ=yatışsın diye بِهِ=onunla قُلُوبُكُمْۚ=kalbinizوَ=ve مَا=olmaz النَّصْرُ=o yardım إِلَّا=olması dışında مِنْ عِنْدِ=katından اللَّهِۚ=Allah′ınإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah عَزِيزٌ=üstün gelendir«azîz»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   إِذْ=o vakit يُغَشِّيكُمُ=bürüyor sizi النُّعَاسَ=hafif bir uyku أَمَنَةً=bir güven olmak üzere مِنْهُ=O′ndanوَ=ve يُنَزِّلُ=indiriyor عَلَيْكُمْ=üzerinize مِنَ السَّمَاءِ=gökten مَاءً=bir suلِيُطَهِّرَكُمْ=temizlesin diye sizi بِهِ=onunlaوَ=ve يُذْهِبَ=gidersin عَنْكُمْ=sizden رِجْزَ=pisliğini(veya ”tozunu”)«ricz»الشَّيْطَانِ=şeytanınوَ=ve لِيَرْبِطَ=birbirine bağlasın diye عَلَىٰ قُلُوبِكُمْ=kalpleriniziوَ=ve يُثَبِّتَ=pekiştirsin بِهِ=onunla الْأَقْدَامَ=ayakları
 ‎﴾ 12 ﴿‎   إِذْ=bir vakit يُوحِي=mesajla iletmişti«vahy»رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»إِلَى الْمَلَائِكَةِ=meleklereأَنِّي=olduğunu ki Ben مَعَكُمْ=sizinle beraberimفَ=şu halde ثَبِّتُوا=siz pekiştirin الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»سَأُلْقِي=ben salacağım فِي قُلُوبِ=yüreklerine الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»الرُّعْبَ=korkuyuفَ=o zaman اضْرِبُوا=vurun فَوْقَ=üstüne الْأَعْنَاقِ=boyunlarınوَ=ve اضْرِبُوا=vurun مِنْهُمْ=onların كُلَّ=her بَنَانٍ=parmağına
 ‎﴾ 13 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu بِأَنَّهُمْ=olmalarıyladır شَاقُّوا=ters düşmüş اللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُۚ=Elçisine«rasûl»وَ=ve مَنْ=kim يُشَاقِقِ=ters düşerse اللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُ=Elçisine«rasûl»فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah′ın شَدِيدُ=çetin olur الْعِقَابِ=cezası
 ‎﴾ 14 ﴿‎   ذَٰلِكُمْ=işte siz فَ=o zaman ذُوقُوهُ=tadın onuوَ=ve أَنَّ=şöyle ki لِلْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»içindir عَذَابَ=cezası«azãb»النَّارِ=o Ateş′in«nãr»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»إِذَا=zaman لَقِيتُمُ=karşılaştığınız الَّذِينَ=kimselerle كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»زَحْفًا=toplu haldeفَ=o zaman لَا تُوَلُّوهُمُ=döndürmeyin onlara الْأَدْبَارَ=arkaları«dubur»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim يُوَلِّهِمْ=dönerse يَوْمَئِذٍ=o gün دُبُرَهُ=arkasını«dubur»إِلَّا=olması dışında مُتَحَرِّفًا=bir kaydırma«tahrif»لِقِتَالٍ=savaşmak içinأَوْ=ya da مُتَحَيِّزًا=bir katılmak إِلَىٰ فِئَةٍ=bir birliğeفَ=o zaman قَدْ=emin olun ki بَاءَ=uğrar بِغَضَبٍ=bir hiddete«ğadab»مِنَ اللَّهِ=Allah′tanوَ=ve de مَأْوَاهُ=onun barınacağı yer«me′va»جَهَنَّمُۖ=Cehennem′dirوَ=ve بِئْسَ=ne kötüdür الْمَصِيرُ=o varış«mesîr»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   فَ=ve لَمْ تَقْتُلُوهُمْ=siz öldürmediniz onları وَلَٰكِنَّ=fakat اللَّهَ=Allah قَتَلَهُمْۚ=öldürdü onlarıوَ=ve مَا رَمَيْتَ=sen atmadın إِذْ=zaman رَمَيْتَ=attığınوَلَٰكِنَّ=fakat اللَّهَ=Allah رَمَىٰۚ=attıوَ=ve لِيُبْلِيَ=sınamak«belã»içindi الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenleri«mü′min»مِنْهُ=kendinden بَلَاءً=bir sınamayla«belã»حَسَنًاۚ=güzel«hasen»إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah سَمِيعٌ=işitendir«semí»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   ذَٰلِكُمْ=işte budur وَ=ve أَنَّ=diyedir اللَّهَ=Allah مُوهِنُ=zayıflatsın كَيْدِ=hazırladıkları düzeni«keyd»الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlerin«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   إِنْ=eğer تَسْتَفْتِحُوا=bir zafer(veya”önlerinizin açılmasını”) istiyorsanız فَ=öyleyse قَدْ=emin olun ki جَاءَكُمُ=geldi size الْفَتْحُۖ=o zafer(veya”ön açıklığı”)وَ=ve إِنْ=eğer تَنْتَهُوا=vazgeçerseniz فَ=o zaman هُوَ=o خَيْرٌ="faydalı ve iyi"dir«hayr»لَكُمْۖ=sizin içinوَ=ve إِنْ=eğer تَعُودُوا=geri dönerseniz«eãde»نَعُدْ=Biz geri döneriz«eãde»وَ=ve لَنْ تُغْنِيَ=asla sağlamaz عَنْكُمْ=size فِئَتُكُمْ=topluluğunuz شَيْئًا=bir şey وَلَوْ=bile olsa كَثُرَتْ=çokوَ=ve أَنَّ=çünkü اللَّهَ=Allah مَعَ=beraberdir الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerle«mü′min»
 ‎﴾ 20 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»أَطِيعُوا=benimseyip uyun«ta′at»اللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُ=Elçisine«rasûl»وَ=ve لَا تَوَلَّوْا=sırt çevirmeyin«tevellã»عَنْهُ=ondanوَ=iken أَنْتُمْ=siz تَسْمَعُونَ=işitiyor
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve لَا تَكُونُوا=olmayın كَالَّذِينَ=kimseler gibi قَالُوا=diyen سَمِعْنَا=işittikوَ=iken هُمْ=kendileri لَا يَسْمَعُونَ=işitmiyor
 ‎﴾ 22 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki شَرَّ=en zararlı ve kötüsü«şerr»الدَّوَابِّ=canlıların عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allah′ınالصُّمُّ=sağırlardır الْبُكْمُ=dilsizlerdirالَّذِينَ=kimselerdir لَا يَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramayan«akl»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer عَلِمَ=bilseydi اللَّهُ=Allah فِيهِمْ=onların içlerinde خَيْرًا=bir fayda veriş ve iyilik«hayr»لَأَسْمَعَهُمْۖ=muhakkak işittirirdi onlaraوَلَوْ=bile أَسْمَعَهُمْ=işittirseydi onlara لَتَوَلَّوْا=kesinlikle sırt çevirirlerdi«tevellã»وَ=halde هُمْ=kendileri مُعْرِضُونَ=aldırış etmeyen«iğ′rãd»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»اسْتَجِيبُوا=karşılık verin لِلَّهِ=Allah′a وَ=ve لِلرَّسُولِ=Elçiye«rasûl»إِذَا=zaman دَعَاكُمْ=sizi çağırdığı«duã»لِمَا=şeylere يُحْيِيكُمْۖ=hayat verecek sizeوَ=ve اعْلَمُوا=bilin أَنَّ=ki اللَّهَ=Allah يَحُولُ=girer بَيْنَ=arasına الْمَرْءِ=kişi وَ=ve قَلْبِهِ=onun kalbiوَ=ve أَنَّهُ=siz إِلَيْهِ=O′nun yanına تُحْشَرُونَ=toplanacaksınız«haşr»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»فِتْنَةً=bir sıkıntıya«fitne»yönelikلَا تُصِيبَنَّ=o erişmez الَّذِينَ=kimselere ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmiş مِنْكُمْ=aranızdan خَاصَّةًۖ=yalnızcaوَ=ve اعْلَمُوا=bilin أَنَّ=ki اللَّهَ=Allah′ın شَدِيدُ=çetindir الْعِقَابِ=neticesi
 ‎﴾ 26 ﴿‎   وَ=ve اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»ki إِذْ=bir vakit أَنْتُمْ=sizdiniz قَلِيلٌ=azمُسْتَضْعَفُونَ=aciz«daîf»durumda فِي الْأَرْضِ=o topraklardaتَخَافُونَ=korkuyordunuz أَنْ يَتَخَطَّفَكُمُ=kapıp götürmesinden sizi النَّاسُ=insanlarınفَ=o zaman آوَاكُمْ=O barındırdı sizi وَ=ve أَيَّدَكُمْ=destekledi sizi بِنَصْرِهِ=yardımıylaوَ=ve رَزَقَكُمْ=«nimetlerden» faydalandırdı«rızk»sizi مِنَ الطَّيِّبَاتِ=temiz«tayyib»olanلَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَشْكُرُونَ=kıymet bilici olursunuz«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»لَا تَخُونُوا=hainlik etmeyin اللَّهَ=Allah′a وَ=ve الرَّسُولَ=Elçisine«rasûl»وَ=ve تَخُونُوا=hainlik etmeyin أَمَانَاتِكُمْ=emanetlerinizeوَ=iken أَنْتُمْ=siz تَعْلَمُونَ=biliyor
 ‎﴾ 28 ﴿‎   وَ=ve اعْلَمُوا=bilin أَنَّمَا=ki أَمْوَالُكُمْ=mallarınız وَ=ve أَوْلَادُكُمْ=çocuklarınız فِتْنَةٌ=bir imtihandır«fitne»وَ=ve de(bilin) أَنَّ=ki اللَّهَ=Allah′ın عِنْدَهُ=Kendisinin katındadır أَجْرٌ=bir bedel«ecr»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»إِنْ=eğer تَتَّقُوا=kendinizi sakındırırsanız«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelikيَجْعَلْ=O yapar لَكُمْ=sizin için فُرْقَانًا=bir «iyiyle kötüyü» Ayırdedici«furkãn»وَ=ve يُكَفِّرْ=görmezlikten gelir«küfr_kãfir»عَنْكُمْ=sizin سَيِّئَاتِكُمْ=fenalıklarınızı«seyyiãt»وَ=ve يَغْفِرْ=günahlarınızı örter«mağfiret»لَكُمْۗ=sizinوَ=ve اللَّهُ=Allah ذُو=sahibidir الْفَضْلِ=lütuf«fadl»الْعَظِيمِ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit يَمْكُرُ=plan kuruyorlar«mekr»بِكَ=sana الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»لِيُثْبِتُوكَ=tutup bağlamaları için seni أَوْ=veya يَقْتُلُوكَ=öldürmeleri seni أَوْ=ya da يُخْرِجُوكَۚ=dışarı çıkarmaları«ihrãc» seniوَ=ve يَمْكُرُونَ=onlar plan kuruyorlar«mekr»وَ=iken يَمْكُرُ=plan kuruyor«mekr»اللَّهُۖ=Allahوَ=ve اللَّهُ=Allah خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"sidir«hayr»الْمَاكِرِينَ=plan kuranların«mekr»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman تُتْلَىٰ=sayıp döküldüğü«tilãvet»عَلَيْهِمْ=onlara آيَاتُنَا=«açık işaret»ayetlerimiz«ãyet»قَالُوا=dediler ki قَدْ=emin olun ki سَمِعْنَا=biz işittikلَوْ=eğer نَشَاءُ=isteseydik لَقُلْنَا=kesinlikle biz söylerdik مِثْلَ=dengini هَٰذَاۙ=bununإِنْ=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başkası أَسَاطِيرُ=satıra döktüklerinden الْأَوَّلِينَ=evvelkilerin
 ‎﴾ 32 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قَالُوا=demişlerdi kiاللَّهُمَّ=Allah′ım إِنْ=eğer كَانَ=ise هَٰذَا=bu هُوَ=kendisi الْحَقَّ=o Gerçeğin«hakk»مِنْ عِنْدِكَ=Senin katındanفَ=o zaman أَمْطِرْ=yağdır عَلَيْنَا=başımıza حِجَارَةً=taş مِنَ السَّمَاءِ=göktenأَوِ=yahut ائْتِنَا=getir bize بِعَذَابٍ=bir ceza«azãb»أَلِيمٍ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   وَ=oysa مَا كَانَ=değildi اللَّهُ=Allah لِيُعَذِّبَهُمْ=cezalandıracak«azãb»onlarıوَ=iken أَنْتَ=sen فِيهِمْۚ=onların içindeوَ=ve مَا كَانَ=değildi اللَّهُ=Allah مُعَذِّبَهُمْ=cezalandıracak«azãb»onlarıوَ=iken هُمْ=kendileri يَسْتَغْفِرُونَ=günahlarının örtülmesini diliyor«istiğfar»
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve مَا=neyi? لَهُمْ=‑var‑ onların أَلَّا يُعَذِّبَهُمُ=ki cezalandırmasın«azãb»اللَّهُ=Allahوَ=iken هُمْ=kendileri يَصُدُّونَ=alıkoyuyor عَنِ الْمَسْجِدِ=«secde yeri»Mescit′ten(*)«mescid»الْحَرَامِ=o Hürmetli(*)«haram»وَ=halde مَا كَانُوا=olmadıkları أَوْلِيَاءَهُۚ=O′nun "destek çıkan yakın"ları«velî_evliyã»إِنْ=değildir أَوْلِيَاؤُهُ=O′nun "destek çıkan yakın"ları«velî_evliyã»إِلَّا=başkası الْمُتَّقُونَ=kendini sakındıranlardan«takvã»وَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَهُمْ=onların çoğu لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler(*) orj MESCİDİLHARÃM
 ‎﴾ 35 ﴿‎   وَ=ve مَا كَانَ=değildir صَلَاتُهُمْ=onların «iyilik istemek»namazı«salãt»عِنْدَ=katındaki الْبَيْتِ=o Evإِلَّا=başka مُكَاءً=ıslık çalmadan وَ=ve تَصْدِيَةًۚ=el çırpmadanفَ=öyleyse ذُوقُوا=tadın الْعَذَابَ=o cezayı«azãb»بِمَا=karşılık كُنْتُمْ=olmanıza تَكْفُرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten geliyor«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»يُنْفِقُونَ=uğrunda sarf«infãk»ederler أَمْوَالَهُمْ=mallarınıلِيَصُدُّوا=alıkoymak için عَنْ سَبِيلِ=yolundan«sebîl»اللَّهِۚ=Allah′ınفَ=böylece سَيُنْفِقُونَهَا=uğrunda sarf«infãk»edecekler onları ثُمَّ=sonrasında da تَكُونُ=o olacak عَلَيْهِمْ=kendilerine حَسْرَةً=bir dertثُمَّ=nihayet يُغْلَبُونَۗ=yenileceklerوَ=ve الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»إِلَىٰ جَهَنَّمَ=Cehennem′e يُحْشَرُونَ=toplanacaklar«haşr»
 ‎﴾ 37 ﴿‎   لِيَمِيزَ=ayıklasın diyedir اللَّهُ=Allah الْخَبِيثَ=pisi«habîs»مِنَ الطَّيِّبِ=temizden«tayyib»وَ=ve(diye) يَجْعَلَ=koysun الْخَبِيثَ=o pisin«habîs»بَعْضَهُ=kimini عَلَىٰ=üzerine بَعْضٍ=kimininفَ=böylece يَرْكُمَهُ=yığsın جَمِيعًا=tümüyleفَ=sonra da يَجْعَلَهُ=koysun onu فِي جَهَنَّمَۚ=Cehennem′eأُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الْخَاسِرُونَ=o zarar edenler«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   قُلْ=söyle لِلَّذِينَ=kimselere كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»إِنْ=eğer يَنْتَهُوا=vazgeçerlerse يُغْفَرْ=günahları örtülür«mağfiret»لَهُمْ=kendilerinin مَا=olan قَدْ سَلَفَ=geçmişوَ=ve إِنْ=eğer يَعُودُوا=”ikinci kez yaparlarsa”«eãde»فَ=bunun üzerine قَدْ=emin olun ki مَضَتْ=vuku bulmuştu سُنَّتُ=uygulanan usuller«sünnet»الْأَوَّلِينَ=öncekilere
 ‎﴾ 39 ﴿‎   وَ=ve قَاتِلُوهُمْ=savaşın onlarla حَتَّىٰ=kadar لَا تَكُونَ=olmayıncaya فِتْنَةٌ=bir sıkıntı«fitne»وَ=ve يَكُونَ=oluncaya الدِّينُ=‑asıl‑din«dîn»كُلُّهُ=bütünüyle لِلَّهِۚ=Allah′ınفَ=bunun üzerine إِنِ=eğer انْتَهَوْا=vazgeçerlerseفَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah بِمَا=olduklarını يَعْمَلُونَ=yapıyor بَصِيرٌ=görendir«basîr»
 ‎﴾ 40 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer تَوَلَّوْا=sırt çevirirlerse«tevellã»فَ=o zaman اعْلَمُوا=bilin أَنَّ=ki اللَّهَ=Allah مَوْلَاكُمْۚ=sizin himaye edeninizdir«mevlã»نِعْمَ=ne güzel الْمَوْلَىٰ=himaye edendir«mevlã»وَ=ve نِعْمَ=ne güzel النَّصِيرُ=yardım edendir«nasîr»
 ‎﴾ 41 ﴿‎   وَ=ve اعْلَمُوا=bilin أَنَّمَا=ki olduğunuz غَنِمْتُمْ=savaştan edinmiş«ğanime»مِنْ=herhangi شَيْءٍ=bir şeyinفَ=bu halde أَنَّ=olduğunu لِلَّهِ=Allah′a ait خُمُسَهُ=beşte biriوَ=ve لِلرَّسُولِ=Elçiye«rasûl»ait وَ=ve لِذِي=olana ait الْقُرْبَىٰ=yakınlığıوَ=ve الْيَتَامَىٰ=yetimlere وَ=ve الْمَسَاكِينِ=zavallılara«miskîn»وَ=ve ابْنِ السَّبِيلِ=yolcuya(yolu«sebîl» devam edene)إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz آمَنْتُمْ=inanıp güvenmiş«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′aوَ=ve مَا=olduğumuza أَنْزَلْنَا=indirmiş عَلَىٰ عَبْدِنَا=«kulluk»hizmet«abd»edenimize يَوْمَ=günde الْفُرْقَانِ=o «iyiyle kötüyü» Ayırdeden«furkãn»يَوْمَ=günde الْتَقَى=karşılaştığı الْجَمْعَانِۗ=o iki topluluğunوَ=ve اللَّهُ=Allah عَلَىٰ كُلِّ=her شَيْءٍ=şeye قَدِيرٌ=güç yetirendir«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 42 ﴿‎   إِذْ=o vakit أَنْتُمْ=siz idiniz بِالْعُدْوَةِ=vadi yamacında الدُّنْيَا=yakınوَ=iken هُمْ=kendileri بِالْعُدْوَةِ=vadi yamacında الْقُصْوَىٰ=uzakوَ=iken الرَّكْبُ=o kervan أَسْفَلَ=daha aşağıda مِنْكُمْۚ=sizdenوَلَوْ=bile تَوَاعَدْتُمْ=sözleşmiş olsaydınız«va′d»لَاخْتَلَفْتُمْ=kesinlikle ayrı düşerdiniz«ihtilãf»فِي الْمِيعَادِۙ=o verilmiş sözde«va′d»وَلَٰكِنْ=fakat لِيَقْضِيَ=tamamlasın diyedir اللَّهُ=Allah أَمْرًا=bir yapılması istenen şeyi«emr»كَانَ=olan مَفْعُولًا=yerine getirilecekلِيَهْلِكَ=helak olsun diye مَنْ=kimse هَلَكَ=helak olmuş عَنْ بَيِّنَةٍ=bir açık delilden«beyyine»وَ=ve de يَحْيَىٰ=yaşasın مَنْ=kimse حَيَّ=yaşamış عَنْ بَيِّنَةٍۗ=bir açık delilden«beyyine»وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَسَمِيعٌ=işitendir«semí»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   إِذْ=bir vakit يُرِيكَهُمُ=gösteriyordu sana onları اللَّهُ=Allah فِي مَنَامِكَ=uykunda قَلِيلًاۖ=azıcık haldeوَ=ve لَوْ=eğer أَرَاكَهُمْ=gösterseydi sana onları كَثِيرًا=çok olarakلَفَشِلْتُمْ=kesinlikle çekinirdiniz وَ=ve لَتَنَازَعْتُمْ=kesinlikle çekişirdiniz فِي=hakkında الْأَمْرِ=o yapılması istenmiş şey«emr»وَلَٰكِنَّ=fakat اللَّهَ=Allah سَلَّمَۗ=selamet«selãm»vermiştirإِنَّهُ=şu bir gerçek ki O عَلِيمٌ=bilendir«alîm»بِذَاتِ=özünü الصُّدُورِ=göğüslerin
 ‎﴾ 44 ﴿‎   إِذْ=bir vakit يُرِيكُمُوهُمْ=gösteriyordu onları إِذِ=anda الْتَقَيْتُمْ=karşılaştığınız فِي أَعْيُنِكُمْ=sizin gözlerinize قَلِيلًا=azıcık haldeوَ=ve de يُقَلِّلُكُمْ=azaltıyordu sizi فِي أَعْيُنِهِمْ=onların gözlerindeلِيَقْضِيَ=tamamlaması için اللَّهُ=Allah′ın أَمْرًا=yapılması istenmiş bir şeyi«emr»كَانَ=olan مَفْعُولًاۗ=yerine getirilecekوَ=ve إِلَى اللَّهِ=Allah′a تُرْجَعُ=döndürülecektir الْأُمُورُ=o yapılması istenmiş olan şeyler«emr»
 ‎﴾ 45 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»إِذَا=zaman لَقِيتُمْ=karşılaştığınız فِئَةً=bir birlikleفَ=o zaman اثْبُتُوا=dirençli olun وَ=ve اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»اللَّهَ=Allah′ı كَثِيرًا=çokلَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُفْلِحُونَ=selamete«felãh»erişirsiniz
 ‎﴾ 46 ﴿‎   وَ=ve أَطِيعُوا=benimseyip uyun«ta′at»اللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُ=Elçisine«rasûl»وَ=ve لَا تَنَازَعُوا=birbirinizle çekişmeyinفَ=sonra تَفْشَلُوا=korkuya kapılırsınız وَ=ve تَذْهَبَ=gider رِيحُكُمْۖ=nefesiniz(veya “rüzgarınız”)وَ=ve اصْبِرُواۚ=yılmadan dayanın«sabr_sãbir»إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah مَعَ=beraberdir الصَّابِرِينَ=zorluklara göğüs gerenlerle«sabr_sãbir»
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَ=ve لَا تَكُونُوا=olmayın كَالَّذِينَ=kimseler gibi خَرَجُوا=dışarı çıkmış«ihrãc»مِنْ دِيَارِهِمْ=yurtlarındanبَطَرًا=çalım satarak وَ=ve رِئَاءَ=gösteriş yaparak النَّاسِ=insanlaraوَ=ve(gibi) يَصُدُّونَ=alıkoyanlar عَنْ سَبِيلِ=yolundan«sebîl»اللَّهِۚ=Allah′ınوَ=ise اللَّهُ=Allah بِمَا=olduklarını يَعْمَلُونَ=yapıyor مُحِيطٌ=kuşatmıştır
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit زَيَّنَ=hoşlarına giden bir şey yapmıştı«ziynet»لَهُمُ=onlara الشَّيْطَانُ=şeytan أَعْمَالَهُمْ=yaptıklarınıوَ=ve قَالَ=demişti ki لَا غَالِبَ=yenmeyecek لَكُمُ=sizi الْيَوْمَ=şu gün مِنَ=herhangi النَّاسِ=bir insanوَ=ve إِنِّي=şu bir gerçek ki ben جَارٌ=yanınızdayım لَكُمْۖ=sizinفَ=sonra لَمَّا تَرَاءَتِ=birbirini görünce الْفِئَتَانِ=iki birlikنَكَصَ=döndü عَلَىٰ=üzerinde عَقِبَيْهِ=iki «ökçe»topuğuوَ=ve قَالَ=dedi إِنِّي=ki ben بَرِيءٌ=uzağım مِنْكُمْ=sizdenإِنِّي=(dedi)ki ben أَرَىٰ=görüyorum مَا=olduğunuzu لَا تَرَوْنَ=sizin görmüyorإِنِّي=(dedi)ki ben أَخَافُ=korkarım اللَّهَۚ=Allah′tanوَ=ve اللَّهُ=Allah′ın شَدِيدُ=çetindir الْعِقَابِ=cezası
 ‎﴾ 49 ﴿‎   إِذْ=o vakit يَقُولُ=derler ki الْمُنَافِقُونَ=o «inançta» ikiyüzlüler«münãfık»وَ=ve الَّذِينَ=kimseler فِي قُلُوبِهِمْ=‑var olan‑kalplerinde مَرَضٌ=hastalıkغَرَّ=aldatmış هَٰؤُلَاءِ=bunları دِينُهُمْۗ=dinleri«dîn»وَ=oysa مَنْ=kim يَتَوَكَّلْ=sırtını güvenle dayarsa«tevekkül»عَلَى اللَّهِ=Allah′aفَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah عَزِيزٌ=üstün gelendir«azîz»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَلَوْ تَرَىٰ=bir görseydin إِذْ=iken يَتَوَفَى=onlar vefat ettiriyor الَّذِينَ=kimseleri كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»الْمَلَائِكَةُ=Melekler يَضْرِبُونَ=vururlar وُجُوهَهُمْ=yüzlerine وَ=ve أَدْبَارَهُمْ=arkalarına«dubur»وَ=ve ذُوقُوا=tadın عَذَابَ=cezasını«azãb»الْحَرِيقِ=yangın
 ‎﴾ 51 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu بِ=ötürüdür مَا=şeyden قَدَّمَتْ=yapıp öne sürdüğü أَيْدِيكُمْ=ellerinizinوَ=ve أَنَّ=şöyle ki اللَّهَ=Allah لَيْسَ=değildir بِظَلَّامٍ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edici لِلْعَبِيدِ=«kulluk»hizmet«abd»edenlere
 ‎﴾ 52 ﴿‎   كَدَأْبِ=durumu gibi آلِ=ailesinin فِرْعَوْنَۙ=Firavun وَ=ve de الَّذِينَ=kimselerin مِنْ قَبْلِهِمْۚ=onlardan öncekiler içindenكَفَرُوا=onlar görmezlikten gelmişlerdi«küfr_kãfir»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»اللَّهِ=Allah′ınفَ=bunun üzerine أَخَذَهُمُ=yakalamıştı onları اللَّهُ=Allah بِ=ile(veya"ötürü") ذُنُوبِهِمْۗ=suçları«zenb»إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah قَوِيٌّ=güçlüdür«kaviyy»شَدِيدُ=çetindir الْعِقَابِ=cezası
 ‎﴾ 53 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu بِ=ötürüdür أَنَّ=şöyle olmasından ki اللَّهَ=Allah لَمْ يَكُ=değildir مُغَيِّرًا=değiştiren نِعْمَةً=nimeti أَنْعَمَهَا=verdiği kendisineعَلَىٰ قَوْمٍ=bir toplumun«kavm»حَتَّىٰ=kadar يُغَيِّرُوا=değiştirmesine مَا=bulunanı بِأَنْفُسِهِمْۙ=kendilerindeوَ=ve أَنَّ=şöyle ki اللَّهَ=Allah سَمِيعٌ=işitendir«semí»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 54 ﴿‎   كَدَأْبِ=durumu gibi آلِ=ailesinin فِرْعَوْنَۙ=Firavun وَ=ve de الَّذِينَ=kimselerin مِنْ قَبْلِهِمْۚ=onlardan öncekiler içindenكَذَّبُوا=yalan sayıp durmuşlardı«tekzîb»بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»فَ=bunun üzerine أَهْلَكْنَاهُمْ=helak ettik onları بِ=ile(veya"ötürü") ذُنُوبِهِمْ=suçları«zenb»وَ=ve أَغْرَقْنَا=boğduk آلَ=ailesini فِرْعَوْنَۚ=Firavunوَ=ve كُلٌّ=hepsi de كَانُوا=olanlardı ظَالِمِينَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ediciler
 ‎﴾ 55 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki شَرَّ=en zararlı ve kötüsü«şerr»الدَّوَابِّ=canlıların عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allah′ınالَّذِينَ=kimselerdir كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»فَ=şu halde هُمْ=onlar لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmezler«îmãn»
 ‎﴾ 56 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimseler عَاهَدْتَ=Sözleşme«ahd»yaptığın مِنْهُمْ=kendileriyleثُمَّ=sonrasında يَنْقُضُونَ=bozarlar عَهْدَهُمْ=Sözleşmelerini«ahd»فِي كُلِّ مَرَّةٍ=her defasındaوَ=halde هُمْ=onlar لَا يَتَّقُونَ=kendilerini sakındırmaz«takvã»
 ‎﴾ 57 ﴿‎   فَ=öyleyse إِمَّا=durumunda تَثْقَفَنَّهُمْ=yakalaman onları فِي الْحَرْبِ=savaştaفَ=bu halde شَرِّدْ=dağıt بِهِمْ=onlar ile مَنْ=kimseleri خَلْفَهُمْ=artlarındaki«halef»لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَذَّكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarırlar«tezekkür»
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve إِمَّا=durumunda تَخَافَنَّ=korkman مِنْ قَوْمٍ=bir toplumdan«kavm»خِيَانَةً=hıyanet nedeniyleفَ=o zaman انْبِذْ=davran إِلَيْهِمْ=onlara عَلَىٰ=‑temeli‑üzerinde سَوَاءٍۚ=denklikإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يُحِبُّ=sevmez الْخَائِنِينَ=hainleri
 ‎﴾ 59 ﴿‎   وَ=ve لَا يَحْسَبَنَّ=sanmasınlar الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»سَبَقُواۚ=kaçacaklarınıإِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar لَا=değiller يُعْجِزُونَ=aciz bırakacak
 ‎﴾ 60 ﴿‎   وَ=ve أَعِدُّوا=hazırlayın لَهُمْ=onlara karşı مَا=olduğunuzu اسْتَطَعْتُمْ=güç yetirmiş«istitãat»مِنْ قُوَّةٍ=kuvvet olarakوَ=ve مِنْ رِبَاطِ=«bağlanıp beslenen»savaşa hazır birliklerinden الْخَيْلِ=atتُرْهِبُونَ=korkutursunuz بِهِ=onunla عَدُوَّ=düşmanını اللَّهِ=Allah′ın وَ=ve عَدُوَّكُمْ=sizin düşmanınızıوَ=ve آخَرِينَ=başkalarını مِنْ دُونِهِمْ=onların dışında لَا تَعْلَمُونَهُمُ=bilmediğiniz kendileriniاللَّهُ=Allah′ın يَعْلَمُهُمْۚ=bildiğiوَ=ve مَا=neyi تُنْفِقُوا=uğrunda sarf«infãk»ederseniz مِنْ شَيْءٍ=herşeyden فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ınيُوَفَ=tam olarak ödenir إِلَيْكُمْ=size وَ=ve أَنْتُمْ=siz لَا تُظْلَمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edilmeyeceksiniz
 ‎﴾ 61 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer جَنَحُوا=onlar yanaşırlarsa لِلسَّلْمِ=barışa«selm»فَ=o zaman اجْنَحْ=yanaş لَهَا=onaوَ=ve تَوَكَّلْ=sırtını güvenle daya«tevekkül»عَلَى اللَّهِۚ=Allah′aإِنَّهُ=şu bir gerçek ki O′nun هُوَ=Kendisidir السَّمِيعُ=‑asıl‑“İşiten”«semí»الْعَلِيمُ=‑asıl‑“Bilen”«alîm»
 ‎﴾ 62 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer يُرِيدُوا=isterlerse أَنْ يَخْدَعُوكَ=hile yapmayı sanaفَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki حَسْبَكَ=yeter sana اللَّهُۚ=Allahهُوَ=O′dur الَّذِي=olan أَيَّدَكَ=seni desteklemiş بِنَصْرِهِ=yardımıyla وَ=ve de بِالْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenleri«mü′min»
 ‎﴾ 63 ﴿‎   وَ=ve أَلَّفَ=uzlaştırdı بَيْنَ=arasını قُلُوبِهِمْۚ=onların kalplerininلَوْ=eğer أَنْفَقْتَ=sen uğrunda sarf«infãk»etseydin مَا=şeyleri فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeki جَمِيعًا=tümüyleمَا أَلَّفْتَ=uzlaştırmazdın بَيْنَ=arasını قُلُوبِهِمْ=onların kalplerininوَلَٰكِنَّ=fakat اللَّهَ=Allah أَلَّفَ=uzlaştırdı بَيْنَهُمْۚ=onların arasınıإِنَّهُ=şu bir gerçek ki O عَزِيزٌ=üstün gelendir«azîz»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 64 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّبِيُّ=Peygamber«nebî»حَسْبُكَ=yeter sana اللَّهُ=Allahوَ=ve مَنِ=kimseler اتَّبَعَكَ=katılan«ittebã»sana مِنَ الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerden«mü′min»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّبِيُّ=Peygamber«nebî»حَرِّضِ=yüreklendir الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenleri«mü′min»عَلَى الْقِتَالِۚ=savaşaإِنْ=eğer يَكُنْ=olursa مِنْكُمْ=sizden عِشْرُونَ=yirmi kişi صَابِرُونَ=zorluklara göğüs geren«sabr_sãbir»يَغْلِبُوا=yenerler مِائَتَيْنِۚ=iki yüz kişiyiوَ=ve إِنْ=eğer يَكُنْ=olursa مِنْكُمْ=sizden مِائَةٌ=yüz kişiيَغْلِبُوا=yenerler أَلْفًا=bin kişiyi مِنَ الَّذِينَ=kimselerden كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»بِأَنَّهُمْ=çünkü onlar قَوْمٌ=bir toplumdur«kavm»لَا يَفْقَهُونَ=değerlendirip kavramayan«fıkh»
 ‎﴾ 66 ﴿‎   اَلْآنَ=şimdi خَفَّفَ=hafifletti اللَّهُ=Allah عَنْكُمْ=sizdenوَ=ve de عَلِمَ=bildi أَنَّ=olduğunu فِيكُمْ=sizde ضَعْفًاۚ=bir acizlik«daîf»فَ=öyleyse إِنْ=eğer يَكُنْ=olsa مِنْكُمْ=sizden مِائَةٌ=yüz kişi صَابِرَةٌ=zorluklara göğüs geren«sabr_sãbir»يَغْلِبُوا=yenerler مِائَتَيْنِۚ=iki yüz kişiyiوَ=ve إِنْ=eğer يَكُنْ=olsa مِنْكُمْ=sizden أَلْفٌ=bin kişiيَغْلِبُوا=yenerler أَلْفَيْنِ=iki bin kişiyi بِإِذْنِ=izniyle اللَّهِۗ=Allah′ınوَ=ve اللَّهُ=Allah مَعَ=beraberdir الصَّابِرِينَ=zorluklara göğüs gerenlerle«sabr_sãbir»
 ‎﴾ 67 ﴿‎   مَا كَانَ=olmaz لِنَبِيٍّ=bir Peygamber«nebî»için أَنْ يَكُونَ=olması لَهُ=kendisinin أَسْرَىٰ=esirleriحَتَّىٰ=kadar يُثْخِنَ=ağır basıncaya فِي الْأَرْضِۚ=o topraklardaتُرِيدُونَ=siz istiyorsunuz عَرَضَ=sunduklarını الدُّنْيَا=dünyanın(veya"şu andakinin")وَ=ise اللَّهُ=Allah يُرِيدُ=istiyor الْآخِرَةَۗ=Ahiret′i(veya"sonrakini")وَ=ve اللَّهُ=Allah عَزِيزٌ=üstün gelendir«azîz»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 68 ﴿‎   لَوْلَا=eğer olmasaydı كِتَابٌ=bir «ilâhî» Metin«kitãb»مِنَ اللَّهِ=Allah′tan سَبَقَ=önceden geçmişلَمَسَّكُمْ=mutlaka dokunurdu size فِيمَا=dolayı أَخَذْتُمْ=edindiğinizdenعَذَابٌ=bir ceza«azãb»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 69 ﴿‎   فَ=şu halde كُلُوا=yiyin مِمَّا=olduklarınızdan غَنِمْتُمْ=savaştan edinmiş«ğanime»حَلَالًا=serbest«helãl»olarak طَيِّبًاۚ=temiz«tayyib»olarakوَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَۚ=Allah′a yönelikإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 70 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّبِيُّ=Peygamber«nebî»قُلْ=söyle لِمَنْ=kimselere فِي أَيْدِيكُمْ=ellerinizde bulunan مِنَ الْأَسْرَىٰ=esirlerdenإِنْ=eğer يَعْلَمِ=bilirse اللَّهُ=Allah فِي قُلُوبِكُمْ=sizin kalplerinizde خَيْرًا=bir fayda ve iyilik«hayr»يُؤْتِكُمْ=verir size خَيْرًا=daha "faydalı ve iyi"sini«hayr»مِمَّا=şeylerden أُخِذَ=alınan مِنْكُمْ=sizdenوَ=ve يَغْفِرْ=günahlarınızı örter«mağfiret»لَكُمْۗ=sizinوَ=ve اللَّهُ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 71 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer يُرِيدُوا=isterlerse خِيَانَتَكَ=hainlik yapmayı sanaفَ=o zaman قَدْ=emin ol ki خَانُوا=hainlik yapmışlardı اللَّهَ=Allah′a مِنْ قَبْلُ=daha önceفَ=şu halde أَمْكَنَ=O imkân vermiştir مِنْهُمْۗ=onlara karşıوَ=ve اللَّهُ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 72 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve هَاجَرُوا=göç etmiş«muhãcir»وَ=ve جَاهَدُوا=”var güçle mücadele”«cihãd»etmiş بِأَمْوَالِهِمْ=mallarıyla وَ=ve أَنْفُسِهِمْ=nefisleriyle فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ınوَ=ve de الَّذِينَ=kimseler آوَوْا=barındırmış وَ=ve نَصَرُوا=yardım etmişأُولَٰئِكَ=işte بَعْضُهُمْ=onlardan kimi أَوْلِيَاءُ="destek çıkan yakın"lardır«velî_evliyã»بَعْضٍۚ=kimineوَ=ve الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de لَمْ يُهَاجِرُوا=göç etmemiş«muhãcir»مَا=yoktur لَكُمْ=size مِنْ وَلَايَتِهِمْ=onları kollama sorumluluğundan«velî_evliyã»مِنْ شَيْءٍ=bir şey حَتَّىٰ=kadar يُهَاجِرُواۚ=onlar göç edinceye«muhãcir»وَ=ve إِنِ=eğer اسْتَنْصَرُوكُمْ=yardım isterlerse sizden فِي=hakkında الدِّينِ=bu din«dîn»فَ=o zaman عَلَيْكُمُ=‑vardır‑sorumluluğunuz النَّصْرُ=yardım etmeإِلَّا=hariç عَلَىٰ=karşı قَوْمٍ=bir topluma«kavm»بَيْنَكُمْ=‑varolan‑sizin aranızda وَ=ile بَيْنَهُمْ=kendisi مِيثَاقٌۗ=bir Taahhüt«mîsak»وَ=ve اللَّهُ=Allah بِمَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor بَصِيرٌ=görendir«basîr»
 ‎﴾ 73 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»بَعْضُهُمْ=onlardan kimi أَوْلِيَاءُ="destek çıkan yakın"dır«velî_evliyã»بَعْضٍۚ=kimineإِلَّا=eğer değilseniz تَفْعَلُوهُ=yapacak onuتَكُنْ=olur فِتْنَةٌ=bir sıkıntı«fitne»فِي الْأَرْضِ=o topraklardaوَ=ve فَسَادٌ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»كَبِيرٌ=büyük
 ‎﴾ 74 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve هَاجَرُوا=göç etmiş«muhãcir»وَ=ve جَاهَدُوا=”var güçle mücadele”«cihãd»etmiş فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ınوَ=ve de الَّذِينَ=kimseler آوَوْا=barındırmış وَ=ve نَصَرُوا=yardım etmişأُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenlerin«mü′min»حَقًّاۚ=gerçek«hakk»لَهُمْ=onlar içindir مَغْفِرَةٌ=günahlarının örtülmesi«mağfiret»وَ=ve رِزْقٌ=faydalandırıldıkları «nimetler» «rızk»كَرِيمٌ=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 75 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»مِنْ بَعْدُ=sonradanوَ=ve هَاجَرُوا=göç etmiş«muhãcir»وَ=ve جَاهَدُوا=”var güçle mücadele”«cihãd»etmiş مَعَكُمْ=sizinle beraberفَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onlar مِنْكُمْۚ=sizdendirوَ=ise أُولُوا=sahibi olanlar الْأَرْحَامِ=yakın akrabalıkبَعْضُهُمْ=onlardan kimi أَوْلَىٰ=daha yakındırlar بِبَعْضٍ=kimine فِي كِتَابِ=«ilâhî» Metninde«kitãb»اللَّهِۗ=Allah′ınإِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah بِكُلِّ شَيْءٍ=herşeyi عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
Âyet Metni : (Enfâl.1) (9. Cüz | 177. Sayfa)
Okunuşu :
1. yes'elûneke `ani-l'enfâl. ḳuli-l'enfâlü lillâhi verrasûl. fetteḳu-llâhe veaṣliḥû ẕâte beyniküm. veeṭî`ü-llâhe verasûlehû in küntüm mü'minîn.
(Enfâl.1) Grameri
يَسْـَٔلُونَكَ : ask ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: س أ ليَسْـَٔلُونَكَ : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]يَسْـَٔلُونَكَ : you ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Sen/eril]عَنِ : about ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]الْأَنْفَالِ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْأَنْفَالِ : spoils of war ::: [İsim] [Eril çoğul] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ن ف لقُلِ : say ::: [Basit Fiil] [Emir Kipi] [Şahıs:Sen/eril] Kök: ق و لالْأَنْفَالُ : the ::: [Belirlilik Takısı]الْأَنْفَالُ : spoils of war ::: [İsim] [Eril çoğul] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ن ف للِلّٰهِ : (are) for ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]لِلّٰهِ : for Allah ::: [Özel İsim] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ ل هوَالرَّسُولِ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَالرَّسُولِ : the ::: [Belirlilik Takısı]وَالرَّسُولِ : Messenger ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ر س لفَاتَّقُوا : so ::: [Edat/Başlama (harf‑i istinafiye)]فَاتَّقُوا : fear ::: [Türemiş Fiil] [Emir Kipi] [Şahıs:Siz/eril] [İftiâl Kalıbı] [فَـعَلَ=>إِفْتَعَلَ] Kök: و ق يفَاتَّقُوا : you (you all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]اللهَ : Allah ::: [Özel İsim] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: أ ل هوَأَصْلِحُوا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَأَصْلِحُوا : set right ::: [Türemiş Fiil] [Emir Kipi] [Şahıs:Siz/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] Kök: ص ل حوَأَصْلِحُوا : you (you all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]ذَاتَ : that ::: [İsim] [Dişil tekil] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ذ ا تبِيْنِكُمْ : (which is) between ::: [İsim] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ب ي نبِيْنِكُمْ : you (you all) ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Siz/eril]وَأَطِيعُوا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَأَطِيعُوا : obey ::: [Türemiş Fiil] [Emir Kipi] [Şahıs:Siz/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] Kök: ط و عوَأَطِيعُوا : you (you all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]اللهَ : Allah ::: [Özel İsim] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: أ ل هوَرَسُولَهُ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَرَسُولَهُ : Messenger ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ر س لوَرَسُولَهُ : His ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]إِنْ : If ::: [Edat/Şart (harf‑i şart)]كُنْتُمْ : are ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Siz/eril] Kök: ك و نكُنْتُمْ : you (you all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]مُؤْمِنِينَ : believers ::: [İsim] [Eril çoğul] [etken türemiş fiilden Fiilimsi] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: أ م ن
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu