Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
30. Artık tadınız, artık size azâb artırmaktan başka bir şey yapacak değiliz
B.Bayraklı
30. Onlara, “Azabı tadınız. Size azabımızı arttırmaktan başka bir şey yapmayacağız” denir.
A.Bayındır
30. Şimdi tadın bakalım[1*]! Size sadece bir (kat) azab artıracağız[2*]![1*] Secde 32/14, Fatır 35/36-37.[2*] Kötülüğün misliyle cezalandırılması hükmü gereğince artırılacak azab ancak bir kat azab olabilir. (En'âm 6/160, Yunus 10/27, Neml 27/90, Kasas 28/84, Mümin 40/40, Nebe 78/26). Şu ayetlerde de azabın bir kat artırılmasından bahsedilmektedir: A’râf 7/38, Furkan 25/68-69, Ahzab 33/30, 68, Sad 38/61.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
30. (O inkârcılara şöyle denilecek:) “Şimdi tadın (bakalım azabı), artık size azap artırmaktan başka bir şey yapacak değiliz.”
S.Ateş
30. "Şimdi tadın (yaptıklarınızın tadını), artık size azâbdan başka bir şey artırmayacağız!
İngilizce Kelime Meali
فَذُوقُوا=So taste, فَلَن=and never نَّزِيدَكُمْ=We will increase you إِلَّا=except عَذَابًا=(in) punishment.
(78) Nebe Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   عَمَّ=ne hakkında? يَتَسَاءَلُونَ=soruyorlar birbirlerine
 ‎﴾ 2 ﴿‎   عَنِ=hakkında(mı?) النَّبَإِ=o haberin«sûrenin adıdır»الْعَظِيمِ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   اَلَّذِي=oldukları هُمْ=onların فِيهِ=kendisi hakkında مُخْتَلِفُونَ=ayrılığa düşenler«ihtilãf»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   كَلَّا=Asla olmaz! سَيَعْلَمُونَ=ileride bilecekler
 ‎﴾ 5 ﴿‎   ثُمَّ كَلَّا=Yok asla olmaz! سَيَعْلَمُونَ=ileride bilecekler
 ‎﴾ 6 ﴿‎   أَ=mı? لَمْ نَجْعَلِ=yapmadık الْأَرْضَ=yeryüzünü مِهَادًا=bir döşek
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve الْجِبَالَ=dağları أَوْتَادًا=kazıklar şeklinde
 ‎﴾ 8 ﴿‎   وَ=ve خَلَقْنَاكُمْ=yarattık sizi أَزْوَاجًا=eşleşmiş olarak(veya “çift çift” veya “tür tür”)
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=ve جَعَلْنَا=yaptık نَوْمَكُمْ=uykunuzu سُبَاتًا=dinlenme için
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve جَعَلْنَا=yaptık اللَّيْلَ=geceyi لِبَاسًا=bir giysi
 ‎﴾ 11 ﴿‎   وَ=ve جَعَلْنَا=yaptık النَّهَارَ=gündüzü مَعَاشًا=geçim zamanı
 ‎﴾ 12 ﴿‎   وَ=ve بَنَيْنَا=bina ettik فَوْقَكُمْ=üstünüzde سَبْعًا=yediyi شِدَادًا=sağlam
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve جَعَلْنَا=yaptık سِرَاجًا=bir lamba وَهَّاجًا=parıl parıl parlayan
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ve أَنْزَلْنَا=indirdik مِنَ الْمُعْصِرَاتِ=sıkışanlardan مَاءً=su ثَجَّاجًا=şarıl şarıl
 ‎﴾ 15 ﴿‎   لِنُخْرِجَ=ortaya çıkarmak«ihrãc»için بِهِ=onunla حَبًّا=daneler وَ=ve نَبَاتًا=bitkiler
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ve جَنَّاتٍ=bahçeler أَلْفَافًا=birbirine sarmaş dolaş
 ‎﴾ 17 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki يَوْمَ=günü الْفَصْلِ=Ayrım(veya “Hüküm”) كَانَ=olandır مِيقَاتًا=vakti belirlenmiş
 ‎﴾ 18 ﴿‎   يَوْمَ=o gün يُنْفَخُ=üflenir فِي الصُّورِ=”Boynuzdan Borazan”a(*)«sûr»فَ=bunun üzerine تَأْتُونَ=gelirsiniz أَفْوَاجًا=bölükler şeklinde(*) orj SÛR
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَ=ve فُتِحَتِ=açılmıştır السَّمَاءُ=gökفَ=böylece كَانَتْ=olmuştur أَبْوَابًا=kapılar şeklinde
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve سُيِّرَتِ=yürütülmüştür الْجِبَالُ=dağlarفَ=böylece كَانَتْ=olmuştur سَرَابًا=bir serap şeklinde
 ‎﴾ 21 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki جَهَنَّمَ=Cehennem كَانَتْ=olmuştur مِرْصَادًا=gözetleme yeri
 ‎﴾ 22 ﴿‎   لِلطَّاغِينَ=azmışlara«tuğyãn_tağ′ût»مَآبًا=varacak yerdir
 ‎﴾ 23 ﴿‎   لَابِثِينَ=kalacaklardır فِيهَا=orada أَحْقَابًا=çağlar boyu
 ‎﴾ 24 ﴿‎   لَا يَذُوقُونَ=tatmazlar فِيهَا=orada بَرْدًا=bir serinlikوَلَا=ne de شَرَابًا=içilecek bir şey
 ‎﴾ 25 ﴿‎   إِلَّا=hariç حَمِيمًا=kaynar su وَ=ve غَسَّاقًا=iltihap
 ‎﴾ 26 ﴿‎   جَزَاءً=bir karşılık«cezã»olarak وِفَاقًا=uyumlu
 ‎﴾ 27 ﴿‎   إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar كَانُوا=idiler لَا يَرْجُونَ=ummuyor حِسَابًا=bir hesap
 ‎﴾ 28 ﴿‎   وَ=ve كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuşlardı«tekzîb»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»كِذَّابًا=yalancılıkla«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   وَ=ve كُلَّ شَيْءٍ=her şeyi أَحْصَيْنَاهُ=saymıştık كِتَابًا=kaydetmiştik«ketb»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   فَ=öyleyse ذُوقُوا=tadınفَ=bunun üzerine لَنْ نَزِيدَكُمْ=asla artırmayacağız sizde إِلَّا=başka bir şey عَذَابًا=cezadan«azãb»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki لِلْمُتَّقِينَ=‑vardır‑kendini sakındıranlar«takvã»için مَفَازًا=bir kurtularak murada eriş«fevz»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   حَدَائِقَ=bahçeler وَ=ve أَعْنَابًا=bağlar
 ‎﴾ 33 ﴿‎   وَ=ve كَوَاعِبَ=genç kızlar أَتْرَابًا=hepbir yaşta
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve كَأْسًا=kadeh ile دِهَاقًا=dolu
 ‎﴾ 35 ﴿‎   لَا يَسْمَعُونَ=işitmezler فِيهَا=orada لَغْوًا=düşünmeden söylenmiş söz«lağv»وَلَا=ne de كِذَّابًا=bir yalan«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   جَزَاءً=bir karşılıktır«cezã»مِنْ رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»عَطَاءً=takdimidir حِسَابًا=bir hesabın
 ‎﴾ 37 ﴿‎   رَبِّ="Efendi ve Sahib"idir«rabb»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzününوَ=ve مَا=olanların بَيْنَهُمَا=ikisi arasındaالرَّحْمَٰنِۖ=o “Merhametin Kaynağı”dır«rahmãn»لَا يَمْلِكُونَ=yetki sahibi«mãlik»değildirler مِنْهُ=O′nun katında خِطَابًا=konuşmaya
 ‎﴾ 38 ﴿‎   يَوْمَ=o gün يَقُومُ=karşıda dikilirler«kıyãm»الرُّوحُ=«Ruh»"İlâhi Destek"«rûh»وَ=ve الْمَلَائِكَةُ=melekler صَفًّاۖ=sıra sıraلَا يَتَكَلَّمُونَ=konuşmayacaktırإِلَّا=dışındakiler مَنْ=kimseler أَذِنَ=izin verdiği لَهُ=kendisine الرَّحْمَٰنُ=o “Merhametin Kaynağı”nın«rahmãn»وَ=ve de قَالَ=o söyler صَوَابًا=doğru
 ‎﴾ 39 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu الْيَوْمُ=o gündür الْحَقُّۖ=Gerçek(leşecek)«hakk»فَ=öyleyse مَنْ=kimse شَاءَ=dileyen اتَّخَذَ=tutarإِلَىٰ=yanına رَبِّهِ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»مَآبًا=bir yol
 ‎﴾ 40 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz أَنْذَرْنَاكُمْ=uyardık sizi عَذَابًا=bir ceza«azãb»ile قَرِيبًا=yakındaki«karîb»يَوْمَ=o gün يَنْظُرُ=bakar الْمَرْءُ=kişiمَا=şeylere قَدَّمَتْ=önden gönderdiği يَدَاهُ=ellerininوَ=ve يَقُولُ=der ki الْكَافِرُ=o «ilâhi sözleri» görmezlikten gelen kişi«küfr_kãfir»يَا=Ah! لَيْتَنِي=keşke ben كُنْتُ=olsaydım تُرَابًا=bir toprak
Âyet Metni : (Nebe.30) (30. Cüz | 582. Sayfa)
Okunuşu :
30. feẕûḳû felen nezîdeküm illâ `aẕâbâ.
(Nebe.30) Grameri
فَذُوقُوا : so ::: [Edat/Sebep]فَذُوقُوا : taste ::: [Basit Fiil] [Emir Kipi] [Şahıs:Siz/eril] Kök: ذ و قفَذُوقُوا : you (you all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]فَلَنْ : so ::: [Edat/Başlama (harf‑i istinafiye)]فَلَنْ : Never ::: [Edat/Olumsuzluk]نَزِيدَكُمْ : We will increase ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Biz] [e‑haline çekilmiş fiil (muzârî mansûb)] Kök: ز ي دنَزِيدَكُمْ : you (you all) ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Siz/eril]إِلَّا : except ::: [Edat/Kısıtlama (hasr)]عَذَابًا : (in) punishment ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ع ذ ب
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu