Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
9. Kimin de mizanları hafif gelirse bunlar da işte âyetlerimize zulmetmelerile kendilerine yazık edenler
B.Bayraklı
9. Kimin de tartıları hafif gelirse, işte onlar, âyetlerimize karşı haksızlık ettikleri için kendilerini ziyana sokanlardır.
A.Bayındır
9. Kimin tartıları (sevapları) hafif gelirse onlar da ayetlerimiz karşısında yanlış davranmaları sebebiyle kendilerini hüsrana uğratmış olacaklardır.[*][*] Mü’minun 23/103-104, Kâria 101/8-11.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
9. Kim(ler)in de (günahları ağır, sevapları) tartıda hafif gelirse; işte onlar, ayetlerimize karşı haksızlık ettiklerinden dolayı kendilerini zarara uğratanlardır.
S.Ateş
9. Kimin (sevâp) tartıları hafif gelirse, işte onlar da âyetlerimize haksızlık etmelerinden ötürü kendilerini ziyana sokanlardır.
İngilizce Kelime Meali
وَمَنْ=And (for) those خَفَّتْ=(will be) light مَوٰزِينُهُۥ=his scales, فَأُوْلٰٓئِكَ=so those الَّذِينَ=(will be) the ones who خَسِرُوٓا=lost, أَنفُسَهُم=themselves =because كَانُوا=they were بِـَٔـايٰتِنَا=to Our Verses. يَظْلِمُونَ=(doing) injustice
(7) A'râf Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   الٓمٓصٓ=«E harfi»Elif «L harfi»Lãm «M harfi»Mîm «S harfi»Sãd
 ‎﴾ 2 ﴿‎   كِتَابٌ=bir «ilâhî» Metindir«kitãb»أُنْزِلَ=indirilen إِلَيْكَ=sana ▼ فَ=bunun üzerine لَا يَكُنْ=olmasın فِي صَدْرِكَ=göğsünde حَرَجٌ=bir sıkıntı«harac»مِنْهُ=ondan dolayı ▼ لِتُنْذِرَ=uyarasın diyedir بِهِ=kendisiyle ▼ وَ=ve ذِكْرَىٰ=bir «ilâhî» Tembih′tir«zikr»لِلْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlere«mü′min»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   اتَّبِعُوا=katılın«ittebã»مَا=olana أُنْزِلَ=indirilmiş إِلَيْكُمْ=size مِنْ رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb» ▼ وَ=ve لَا تَتَّبِعُوا=uymayın مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında أَوْلِيَاءَۗ="destek çıkan yakın"lara«velî_evliyã» ▼ قَلِيلًا=azıcık مَا=ne kadar da! تَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarıyorsunuz«tezekkür»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   وَ=ve كَمْ=nice مِنْ قَرْيَةٍ=‑vardır‑yerleşim«karye»أَهْلَكْنَاهَا=helak ettiğimiz kendisini ▼ فَ=ki جَاءَهَا=gelmişti oralara بَأْسُنَا=kuvvet uygulamamız«be′s» ▼ بَيَاتًا=geceleyin أَوْ=yahut هُمْ=onlar قَائِلُونَ=gündüz uykusundayken
 ‎﴾ 5 ﴿‎   فَ=bunun üzerine مَا كَانَ=olmadı دَعْوَاهُمْ=«çağrıda bulunma»duaları«duã» ▼ إِذْ=zaman جَاءَهُمْ=onlara geldiği بَأْسُنَا=kuvvet uygulamamız«be′s» ▼ إِلَّا=başka أَنْ قَالُوا=demelerinden ▼ إِنَّا=ki biz كُنَّا=olmuşuz ظَالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   فَ=sonra لَنَسْأَلَنَّ=muhakkak soracağız الَّذِينَ=kimselere أُرْسِلَ=Elçi«rasûl»gönderilmiş إِلَيْهِمْ=kendilerine ▼ وَ=ve لَنَسْأَلَنَّ=muhakkak soracağız الْمُرْسَلِينَ=Elçi«rasûl»olarak gönderilmişlere 
 ‎﴾ 7 ﴿‎   فَ=sonra da لَنَقُصَّنَّ=muhakkak anlatacağız عَلَيْهِمْ=onlara بِعِلْمٍۖ=bir bilgi«ilm»ile ▼ وَ=ki مَاكُنَّا=değildik غَائِبِينَ=onlardan uzak
 ‎﴾ 8 ﴿‎   وَ=ve الْوَزْنُ=tartı يَوْمَئِذٍ=o gün الْحَقُّۚ=gerçek(leşecek) olandır«hakk» ▼ فَ=bunun üzerine مَنْ=kimin ثَقُلَتْ=ağır gelirse مَوَازِينُهُ=tartıları ▼ فَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الْمُفْلِحُونَ=selamete«felãh»erenler
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kimin خَفَّتْ=hafif kalırsa مَوَازِينُهُ=tartıları ▼ فَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=kimselerdir خَسِرُوا=zarara sokmuş«hãsir_husrãn»أَنْفُسَهُمْ=kendi kendilerini ▼ بِمَا=dolayı كَانُوا=olduklarından بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimize«ãyet»يَظْلِمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ediyor
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki مَكَّنَّاكُمْ=Biz yerleştirdik sizi فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ وَ=ve جَعَلْنَا=yaptık لَكُمْ=size فِيهَا=orada مَعَايِشَۗ=geçimlikler ▼ قَلِيلًا=azıcık مَا=ne kadar da! تَشْكُرُونَ=kıymet biliyorsunuz«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki خَلَقْنَاكُمْ=yarattık sizi ▼ ثُمَّ=sonrasında صَوَّرْنَاكُمْ=biçim verdik size ▼ ثُمَّ=sonra da قُلْنَا=dedik ki لِلْمَلَائِكَةِ=meleklere ▼ اسْجُدُوا=yere yüz koyun«secde»لِآدَمَ=Âdem′e(veya”Âdem için”) ▼ فَ=bunun üzerine سَجَدُوا=yere yüz koydular«secde» ▼ إِلَّا=hariç إِبْلِيسَ=İblis ▼ لَمْ يَكُنْ=o olmadı مِنَ السَّاجِدِينَ=yere yüz koyanlardan«secde»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   قَالَ=dedi ki مَا=nedir? مَنَعَكَ=elgelleyen seni أَلَّا تَسْجُدَ=yere yüz koymayasın«secde»diye ▼ إِذْ=zaman أَمَرْتُكَۖ=yapılmasını istediğimi söylediğim«emr»sana ▼ قَالَ=dedi ki أَنَا=ben خَيْرٌ="faydalı ve iyi"yim«hayr»مِنْهُ=ondan ▼ خَلَقْتَنِي=yarattın beni مِنْ نَارٍ=bir ateşten«nãr» ▼ وَ=oysa خَلَقْتَهُ=yarattın onu مِنْ طِينٍ=bir çamurdan
 ‎﴾ 13 ﴿‎   قَالَ=dedi ki فَ=o zaman اهْبِطْ=in مِنْهَا=oradan ▼ فَ=bunun üzerine مَا يَكُونُ=olmaz لَكَ=sana أَنْ تَتَكَبَّرَ=büyüklenmek«kibr»فِيهَا=orada ▼ فَ=şu halde اخْرُجْ=dışarı çık«ihrãc»إِنَّكَ=şu bir gerçek ki sen مِنَ الصَّاغِرِينَ=küçük düşenlerdensin«sağãr»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   قَالَ=dedi ki أَنْظِرْنِي=süre ver bana ▼ إِلَىٰ=kadar يَوْمِ=güne يُبْعَثُونَ=dirilecekleri«ba′s»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   قَالَ=dedi إِنَّكَ=ki sen مِنَ الْمُنْظَرِينَ=süre verilmişlerdensin
 ‎﴾ 16 ﴿‎   قَالَ=dedi ki فَ=o halde بِمَا=karşılık أَغْوَيْتَنِي=yoldan şaştırmana«gayy»beni ▼ لَأَقْعُدَنَّ=muhakkak üstüne otururacağım hep لَهُمْ=onlar için صِرَاطَكَ=Senin yolunun«sırãt»الْمُسْتَقِيمَ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında لَآتِيَنَّهُمْ=muhakkak sokulacağım hep onlara ▼ مِنْ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ=«deyim  ellerinin arasından»önlerinden وَ=ve مِنْ خَلْفِهِمْ=artlarından«halef» ▼ وَ=ve عَنْ أَيْمَانِهِمْ=sağlarından وَ=ve عَنْ شَمَائِلِهِمْۖ=sollarından ▼ وَ=ve لَا تَجِدُ=bulmayacaksın أَكْثَرَهُمْ=onların çoğunu شَاكِرِينَ=kıymet bilenlerden«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   قَالَ=dedi ki اخْرُجْ=dışarı çık«ihrãc»مِنْهَا=oradan مَذْءُومًا=yerilmiş olarak مَدْحُورًاۖ=kovulmuş olarak ▼ لَمَنْ=kesinlikle kim تَبِعَكَ=katılırsa«ittebã»sana مِنْهُمْ=onlardan ▼ لَأَمْلَأَنَّ=muhakkak dolduracağım جَهَنَّمَ=Cehennem′i مِنْكُمْ=sizden أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَ=ve يَا=Ey! آدَمُ=Âdem اسْكُنْ=durun أَنْتَ=sen وَ=ve زَوْجُكَ=eşin الْجَنَّةَ=Cennet′te(veya "o bahçede") ▼ فَ=sonra da كُلَا=yiyin مِنْ حَيْثُ=yerden شِئْتُمَا=dilediğiniz ▼ وَ=ve de لَا تَقْرَبَا=yaklaşmayın هَٰذِهِ=şu الشَّجَرَةَ=ağaca ▼ فَ=o zaman تَكُونَا=olursunuz مِنَ الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlerden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 20 ﴿‎   فَ=bunun üzerine وَسْوَسَ=fısıldadı لَهُمَا=o ikisine الشَّيْطَانُ=şeytan ▼ لِيُبْدِيَ=açıkça göstermesi için لَهُمَا=kendilerine مَا=olanı وُورِيَ=gizlenmiş عَنْهُمَا=o ikisinden مِنْ سَوْآتِهِمَا=ikisinin bedenlerinde«sev′e_sev′ãt» ▼ وَ=ve قَالَ=dedi ki مَا نَهَاكُمَا=vazgeçmenizi istemedi«nehy» ikinizden رَبُّكُمَا="Efendi ve Sahib"iniz«rabb»عَنْ هَٰذِهِ=şu kendisinden الشَّجَرَةِ=ağacın ▼ إِلَّا=başka sebeple أَنْ تَكُونَا=olmanızdan مَلَكَيْنِ=iki melek ▼ أَوْ=ya da تَكُونَا=olmanızdan مِنَ الْخَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardan«hãlid»
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve قَاسَمَهُمَا=yemin etti o ikisine ▼ إِنِّي=ki ben لَكُمَا=ikinize لَمِنَ النَّاصِحِينَ=kesinlikle öğüt verenlerdenim
 ‎﴾ 22 ﴿‎   فَ=sonra da دَلَّاهُمَا=aşağı düşürdü o ikisini بِغُرُورٍۚ=aldatmayla ▼ فَ=bunun üzerine لَمَّا ذَاقَا=tadınca ikisi الشَّجَرَةَ=ağactan بَدَتْ=açıkça göründü لَهُمَا=o ikisine سَوْآتُهُمَا=ikisinin bedenleri«sev′e_sev′ãt» ▼ وَ=ve طَفِقَا=başladılar يَخْصِفَانِ=üst üste koymaya عَلَيْهِمَا=üzerlerine مِنْ وَرَقِ=yapraklarından الْجَنَّةِۖ=Cennet'in(veya "o bahçenin") ▼ وَ=ve نَادَاهُمَا=seslendi o ikisine رَبُّهُمَا="Efendi ve Sahib"leri«rabb» ▼ أَ=mi? لَمْ أَنْهَكُمَا=vazgeçmenizi istemedim«nehy» ikinizden عَنْ تِلْكُمَا الشَّجَرَةِ=bu ağaçtan ▼ وَ=ve de أَقُلْ=dedim لَكُمَا=ikinize ▼ إِنَّ=ki الشَّيْطَانَ=şeytan لَكُمَا=ikiniz için عَدُوٌّ=düşmandır مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   قَالَا=ikisi dedi ki رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»ظَلَمْنَا=biz "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ettik أَنْفُسَنَا=kendimize ▼ وَ=ve إِنْ=eğer لَمْ تَغْفِرْ=günahımızı örtmezsen«mağfiret»لَنَا=bizim وَ=ve تَرْحَمْنَا=merhamet«rahmet»etmezsen bize ▼ لَنَكُونَنَّ=kesinlikle oluruz hep مِنَ الْخَاسِرِينَ=zarar edenlerden«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   قَالَ=dedi ki اهْبِطُوا=inin ▼ بَعْضُكُمْ=kiminiz لِبَعْضٍ=kimine عَدُوٌّۖ=düşman olarak ▼ وَ=ve لَكُمْ=‑vardır‑sizin için فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde(veya "o topraklarda") مُسْتَقَرٌّ=bir kalma yeri وَ=ve مَتَاعٌ=bir geçimlik varlık إِلَىٰ=kadar حِينٍ=bir süreye
 ‎﴾ 25 ﴿‎   قَالَ=dedi ki فِيهَا=orada تَحْيَوْنَ=yaşayacaksınız ▼ وَ=ve فِيهَا=orada تَمُوتُونَ=öleceksiniz ▼ وَ=ve مِنْهَا=oradan تُخْرَجُونَ=dışarı çıkarılacaksınız«ihrãc»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   يَا=Ey! بَنِي=oğulları آدَمَ=Âdem ▼ قَدْ=emin olun ki أَنْزَلْنَا=indirdik عَلَيْكُمْ=size لِبَاسًا=bir giysi ▼ يُوَارِي=örtecek سَوْآتِكُمْ=bedenlerinizi«sev′e_sev′ãt» ▼ وَ=ve رِيشًاۖ=bir süs olarak ▼ وَ=oysa لِبَاسُ=kuşanma التَّقْوَىٰ=”kendini sakındırma”yı«takvã» ▼ ذَٰلِكَ=işte bu خَيْرٌۚ=en "faydalı ve iyi"sidir«hayr» ▼ ذَٰلِكَ=işte bu مِنْ آيَاتِ=açık işaretlerindendir«ãyet»اللَّهِ=Allah′ın ▼ لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَذَّكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarırlar«tezekkür»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   يَا=Ey! بَنِي=oğulları آدَمَ=Âdem ▼ لَا يَفْتِنَنَّكُمُ=sıkıntıya sokmasın«fitne»sizi الشَّيْطَانُ=şeytan ▼ كَمَا=gibi أَخْرَجَ=dışarı çıkardığı«ihrãc»أَبَوَيْكُمْ=ana‑babanızı مِنَ الْجَنَّةِ=Cennet′ten(veya "o bahçeden") ▼ يَنْزِعُ=çekip aldı عَنْهُمَا=o ikisinden لِبَاسَهُمَا=ikisinin elbiselerini لِيُرِيَهُمَا=göstermek için o ikisine سَوْآتِهِمَاۗ=ikisinin bedenlerini«sev′e_sev′ãt» ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki يَرَاكُمْ=görür sizi هُوَ=o وَ=ve قَبِيلُهُ=onun türündekiler ▼ مِنْ حَيْثُ=yerden لَا تَرَوْنَهُمْۗ=sizin görmeyeceğiniz onları ▼ إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz جَعَلْنَا=yaptık الشَّيَاطِينَ=şeytanları أَوْلِيَاءَ="destek çıkan yakın"lar«velî_evliyã»لِلَّذِينَ=kimselere لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman فَعَلُوا=onlar yaptıkları فَاحِشَةً=bir ahlaksızlık«fahşa»قَالُوا=dediler ki وَجَدْنَا=bulduk عَلَيْهَا=bu temel üzerinde آبَاءَنَا=babalarımızı ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah أَمَرَنَا=yapılmasını istediğini söyledi«emr»bize بِهَاۗ=onu ▼ قُلْ=de إِنَّ=ki اللَّهَ=Allah لَا يَأْمُرُ=yapılmasını istediğini söylemez«emr»بِالْفَحْشَاءِۖ=ahlaksızlıkların«fahşa» ▼ أَ=mi? تَقُولُونَ=söylüyorsunuz عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah مَا=şeyler لَا تَعْلَمُونَ=bilmediğiniz
 ‎﴾ 29 ﴿‎   قُلْ=de ki أَمَرَ=yapılmasını istediğini söylemiştir«emr»رَبِّي="Efendi ve Sahib"im«rabb»بِالْقِسْطِۖ=hakkaniyetin«kıst» ▼ وَ=ve أَقِيمُوا=doğrultun وُجُوهَكُمْ=yüzlerinizi عِنْدَ=huzurunda كُلِّ=her مَسْجِدٍ=«secde yeri»mescidin«mescid» ▼ وَ=ve ادْعُوهُ=«çağrıda bulunma»dua edin«duã»O′na مُخْلِصِينَ=katışıksız tutanlar«hãlis_muhlis» olarak لَهُ=O′na karşı الدِّينَۚ=o dini«dîn» ▼ كَمَا=gibi بَدَأَكُمْ=ilk kez yaptığı«bedee»sizi تَعُودُونَ=geri döneceksiniz«eãde»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   فَرِيقًا=bir kesime«ferîk»هَدَىٰ=yol gösterdi«hüdã» ▼ وَ=ve de فَرِيقًا=bir kesimin«ferîk»حَقَّ=gerçekleşmiş oldu«hakk»عَلَيْهِمُ=kendilerine الضَّلَالَةُۗ=o yolu saşırmışlık«dalãl» ▼ إِنَّهُمُ=şu bir gerçek ki onlar اتَّخَذُوا=edinirler الشَّيَاطِينَ=şeytanları أَوْلِيَاءَ="destek çıkan yakın"lar«velî_evliyã» ▼ مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah ▼ وَ=ve de يَحْسَبُونَ=sanarlar أَنَّهُمْ=olduklarını مُهْتَدُونَ=gösterilmiş yola girmişler«hüdã»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   يَا=Ey! بَنِي=oğulları آدَمَ=Âdem ▼ خُذُوا=takının زِينَتَكُمْ=hoşa giden şeylerinizi«ziynet»عِنْدَ=huzurunda كُلِّ=her مَسْجِدٍ=«secde yeri»mescidin«mescid» ▼ وَ=ve كُلُوا=yiyin وَ=ve اشْرَبُوا=için وَ=ve de لَا تُسْرِفُواۚ=ölçüyü aşmayın«isrãf_müsrif» ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O لَا يُحِبُّ=sevmez الْمُسْرِفِينَ=ölçüyü aşanları«isrãf_müsrif»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   قُلْ=de ki مَنْ=kim حَرَّمَ=yasak«haram»etti زِينَةَ=hoşa giden şeylerini«ziynet»اللَّهِ=Allah′ın ▼ الَّتِي=olduğu أَخْرَجَ=ortaya çıkarmış«ihrãc»لِعِبَادِهِ=«kulluk»hizmet«abd»edenleri için ▼ وَ=ve الطَّيِّبَاتِ=temizini«tayyib»مِنَ الرِّزْقِۚ=faydalandırıldıkları «nimetler» in«rızk» ▼ قُلْ=de ki هِيَ=onlar لِلَّذِينَ=kimseleredir آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»فِي الْحَيَاةِ=hayatında الدُّنْيَا=dünya ▼ خَالِصَةً=halis«hãlis_muhlis» kılınmış olarak يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِۗ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet» ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle نُفَصِّلُ=ayrı ayrı açıklıyoruz الْآيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَعْلَمُونَ=bilen
 ‎﴾ 33 ﴿‎   قُلْ=de ki إِنَّمَا=ancak ve sadece حَرَّمَ=yasak«haram»etti رَبِّيَ="Efendi ve Sahib"im«rabb»الْفَوَاحِشَ=ahlaksızlıkları«fahşa» ▼ مَا=olanı ظَهَرَ=açık مِنْهَا=onlardan وَ=veya مَا=olanı بَطَنَ=kapalı ▼ وَ=ve الْإِثْمَ=günahı«ism_esîm» ▼ وَ=ve الْبَغْيَ=fesatlığı بِغَيْرِ=aykırı olarak الْحَقِّ=o Gerçeğe«hakk» ▼ وَ=ve أَنْ تُشْرِكُوا=«ortak»denkler kabul etmeyi«şirk_müşrik»بِاللَّهِ=Allah′a مَا=bir şeyi ▼ لَمْ يُنَزِّلْ=indirmediği بِهِ=hakkında سُلْطَانًا="dayanacak bir şey"«sultãn» ▼ وَ=ve أَنْ تَقُولُوا=söylemeyi عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah مَا=şeyler لَا تَعْلَمُونَ=bilmediğiniz
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve لِكُلِّ=‑vardır‑ hepsi için أُمَّةٍ=toplulukların«ümmet»أَجَلٌۖ=bir vade ▼ فَ=sonra da إِذَا=zaman جَاءَ=geldiği أَجَلُهُمْ=vadeleri لَا يَسْتَأْخِرُونَ=geri kalmazlar سَاعَةًۖ=bir saat وَلَا=ne de يَسْتَقْدِمُونَ=öne geçerler
 ‎﴾ 35 ﴿‎   يَا=Ey! بَنِي=oğulları آدَمَ=Âdem ▼ إِمَّا=durumunda يَأْتِيَنَّكُمْ=gelmesi size رُسُلٌ=Elçilerin«rasûl»مِنْكُمْ=aranızdan ▼ يَقُصُّونَ=anlatan عَلَيْكُمْ=size آيَاتِيۙ=«açık işaret»ayetlerimi«ãyet» ▼ فَ=bunun üzerine مَنِ=kim اتَّقَىٰ=kendini sakındırırsa«takvã»وَ=ve de أَصْلَحَ=kendini düzeltirse«ıslah_sulh» ▼ فَ=o zaman لَا=yoktur خَوْفٌ=bir korku عَلَيْهِمْ=üzerlerine ▼ وَلَا=ne de هُمْ=kendileri يَحْزَنُونَ=üzülürler
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَا=ayetlerimizi«ãyet» ▼ وَ=ve de اسْتَكْبَرُوا=büyüklenen«kibr»عَنْهَا=onlara karşı ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar أَصْحَابُ=yoldaşlarıdır«eshãb_sãhib»النَّارِۖ=o Ateş′in«nãr» ▼ هُمْ=onlar فِيهَا=oranın içinde خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»
 ‎﴾ 37 ﴿‎   فَ=o zaman مَنْ=kimdir? أَظْلَمُ=daha "haksızlık ve kötülük" edici«zulm_zãlim» ▼ مِمَّنِ=kimseden افْتَرَىٰ=uyduran«ifterã»عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah كَذِبًا=bir yalan«kizb_kãzib» ▼ أَوْ=ya da كَذَّبَ=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِهِۚ=O′nun «açık işaret»ayetlerini«ãyet» ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlara يَنَالُهُمْ=erişir نَصِيبُهُمْ=nasipleri مِنَ الْكِتَابِۖ=o «ilâhî» Metinden«kitãb» ▼ حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman جَاءَتْهُمْ=onlara geldiği رُسُلُنَا=Elçilerimiz«rasûl»يَتَوَفَوْنَهُمْ=canlarını alırken ▼ قَالُوا=dediler ki أَيْنَ=nerede? مَا=şeyler كُنْتُمْ=olduğunuz تَدْعُونَ=«çağrıda bulunma»dua etmiş«duã» ▼ مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِۖ=Allah ▼ قَالُوا=dediler ki ضَلُّوا=onlar şaşıp gittiler«dalãl»عَنّا=bizden ▼ وَ=ve شَهِدُوا=tanıklık«şãhid» ettiler عَلَىٰ=aleyhine أَنْفُسِهِمْ=kendilerinin(veya”birbirlerinin”) ▼ أَنَّهُمْ=olduklarına كَانُوا=olmuş كَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   قَالَ=dedi ki ▼ ادْخُلُوا=katılın فِي أُمَمٍ=topluluklar«ümmet»arasına ▼ قَدْ خَلَتْ=geçmiştiler مِنْ قَبْلِكُمْ=sizden önce ▼ مِنَ الْجِنِّ=cinden وَ=ve الْإِنْسِ=insandan ▼ فِي النَّارِۖ=o Ateş′in«nãr»içinde ▼ كُلَّمَا=her دَخَلَتْ=girdikçe أُمَّةٌ=bir topluluk«ümmet»لَعَنَتْ=dışlayıp horladı«la′net»أُخْتَهَاۖ=kendi kardeşini(veya "arkadaşını") ▼ حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman ادَّارَكُوا=ardı ardına eriştikleri فِيهَا=oranın içine جَمِيعًا=hep birlikte ▼ قَالَتْ=dediler ki أُخْرَاهُمْ=sonrakiler لِأُولَاهُمْ=öncekiler için ▼ رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»هَٰؤُلَاءِ=bunlar أَضَلُّونَا=yolu saşırttılar«dalãl» bize ▼ فَ=o zaman آتِهِمْ=ver onlara عَذَابًا=bir ceza«azãb»ضِعْفًا=kat kat مِنَ النَّارِۖ=o Ateş′ten«nãr» ▼ قَالَ=dedi ki لِكُلٍّ=‑vardır‑hepsine ضِعْفٌ=kat kat ▼ وَلَٰكِنْ=ama لَا تَعْلَمُونَ=siz bilmezsiniz
 ‎﴾ 39 ﴿‎   وَ=ve قَالَتْ=dediler ki أُولَاهُمْ=öncekiler لِأُخْرَاهُمْ=sonrakilere ▼ فَ=o zaman مَا كَانَ=bulunmuyor لَكُمْ=sizde عَلَيْنَا=bize مِنْ=herhangi فَضْلٍ=bir üstünlük«fadl» ▼ فَ=öyleyse ذُوقُوا=tadın الْعَذَابَ=o cezayı«azãb» ▼ بِمَا=karşılık كُنْتُمْ=olduklarınıza تَكْسِبُونَ=kazanmakta
 ‎﴾ 40 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimselere كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»وَ=ve de اسْتَكْبَرُوا=büyüklenmiş«kibr»عَنْهَا=onlara karşı ▼ لَا تُفَتَّحُ=açılmayacak لَهُمْ=onlar için أَبْوَابُ=kapıları السَّمَاءِ=göğün ▼ وَلَا=ne de يَدْخُلُونَ=gireceklerdir الْجَنَّةَ=Cennet′e ▼ حَتَّىٰ=kadar يَلِجَ=girinceye الْجَمَلُ=deve ▼ فِي سَمِّ=deliğine الْخِيَاطِۚ=iğnenin ▼ وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle نَجْزِي=karşılığını«cezã»veririz الْمُجْرِمِينَ=suç işleyenlere«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 41 ﴿‎   لَهُمْ=onlar içindir مِنْ جَهَنَّمَ=Cehennem′den مِهَادٌ=bir yatılacak yer ▼ وَ=ve de مِنْ فَوْقِهِمْ=üstlerinde غَوَاشٍۚ=örtüler ▼ وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle نَجْزِي=karşılıklarını veririz«cezã»الظَّالِمِينَ=o "haksızlık ve kötülük" edenlere«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 42 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt» ▼ لَا نُكَلِّفُ=yüklemeyiz نَفْسًا=kişiye إِلَّا=başkasını وُسْعَهَا=gücünün yettiğinden ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar أَصْحَابُ=yoldaşlarıdır«eshãb_sãhib»الْجَنَّةِۖ=Cennet′in ▼ هُمْ=onlar فِيهَا=oranın içinde خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve نَزَعْنَا=çekip almışızdır مَا=ne varsa فِي صُدُورِهِمْ=göğüslerinden مِنْ غِلٍّ=kinden (tasadan) ▼ تَجْرِي=akmaktadır مِنْ تَحْتِهِمُ=«alt»yanı başlarından الْأَنْهَارُۖ=ırmaklar ▼ وَ=ve قَالُوا=dediler ki الْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»لِلَّهِ=Allah′adır الَّذِي=olan هَدَانَا=bizi getirmiş لِهَٰذَا=buraya ▼ وَ=ve مَا كُنَّا=biz olmazdık لِنَهْتَدِيَ=gösterilmiş yola girecek«hüdã»لَوْلَا=olmasaydı أَنْ هَدَانَا=yol göstermesi«hüdã»bize اللَّهُۖ=Allah′ın ▼ لَقَدْ=eminiz ki جَاءَتْ=getirmişlerdir رُسُلُ=Elçileri«rasûl»رَبِّنَا="Efendi ve Sahib"imizin«rabb»بِالْحَقِّۖ=o Gerçeği«hakk» ▼ وَ=ve نُودُوا=seslenildi onlara ▼ أَنْ=ki تِلْكُمُ=işte size الْجَنَّةُ=o Cennet ▼ أُورِثْتُمُوهَا=miras verildi size o بِمَا=karşılık كُنْتُمْ=olduklarınıza تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 44 ﴿‎   وَ=ve نَادَىٰ=seslendi أَصْحَابُ=yoldaşları«eshãb_sãhib»الْجَنَّةِ=Cennet′in ▼ أَصْحَابَ=yoldaşlarına«eshãb_sãhib»النَّارِ=o Ateş′in«nãr» ▼ أَنْ=diye قَدْ=emin olun ki وَجَدْنَا=biz bulduk مَا=olduğunu وَعَدَنَا=bize söz vermiş«va′d»رَبُّنَا="Efendi ve Sahib"imizin«rabb»حَقًّا=gerçekleşmiş«hakk»olarak ▼ فَ=peki هَلْ=mu? وَجَدْتُمْ=siz buldunuz مَا=olduğunu وَعَدَ=size söz vermiş«va′d»رَبُّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizin«rabb»حَقًّاۖ=gerçekleşmiş«hakk»olarak ▼ قَالُوا=dediler ki نَعَمْۚ=Evet! ▼ فَ=bunun üzerine أَذَّنَ=duyurur مُؤَذِّنٌ=bir duyurucu بَيْنَهُمْ=aralarından ▼ أَنْ=diye لَعْنَةُ=dışlayıp horlayışı«la′net»اللَّهِ=Allah′ın عَلَى=üzerindedir الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlerin«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 45 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يَصُدُّونَ=alıkoyan عَنْ سَبِيلِ=yolundan«sebîl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَ=ve يَبْغُونَهَا=arayışında olan orada عِوَجًا=bir eğriliğin ▼ وَ=ve de هُمْ=kendileri بِالْآخِرَةِ=Ahiret′i كَافِرُونَ=görmezlikten gelenlerdir«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 46 ﴿‎   وَ=ve بَيْنَهُمَا=arasındadır o ikisinin حِجَابٌۚ=bir perde ▼ وَ=ve عَلَى=‑vardır‑üzerinde الْأَعْرَافِ=Yükseltilerin(*)«sûrenin adıdır»رِجَالٌ=adamlar ▼ يَعْرِفُونَ=tanıyan كُلًّا=hepsini بِسِيمَاهُمْۚ=yüzlerinden ▼ وَ=ve نَادَوْا=seslendiler أَصْحَابَ=yoldaşlarına«eshãb_sãhib»الْجَنَّةِ=Cennet′in ▼ أَنْ=diye سَلَامٌ=selam!«selãm»عَلَيْكُمْۚ=üzerinize olsun ▼ لَمْ يَدْخُلُوهَا=henüz içeri girmemişlerdir oradan وَ=ve de هُمْ=kendileri يَطْمَعُونَ=ummaktadırlar(*) orj A′RÃF
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman صُرِفَتْ=çevrildiği أَبْصَارُهُمْ=gözleri ▼ تِلْقَاءَ=tarafına أَصْحَابِ=yoldaşlarının«eshãb_sãhib»النَّارِ=o Ateş′in«nãr» ▼ قَالُوا=dediler ki رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»لَا تَجْعَلْنَا=yapma bizi مَعَ=beraber الْقَوْمِ=o toplumla«kavm»الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve نَادَىٰ=seslendi أَصْحَابُ=yoldaşları«eshãb_sãhib»الْأَعْرَافِ=Yükseltilerin(*) ▼ رِجَالًا=adamlara يَعْرِفُونَهُمْ=tanıdıkları بِسِيمَاهُمْ=yüzlerinden ▼ قَالُوا=dediler ki مَا أَغْنَىٰ=bir yarar sağlamadı عَنْكُمْ=size جَمْعُكُمْ=bir araya gelişiniz ▼ وَ=ve مَا=ne de كُنْتُمْ=kendileriyle تَسْتَكْبِرُونَ=büyüklendikleriniz«kibr»(*) orj A′RÃF
 ‎﴾ 49 ﴿‎   أَ=mıydı? هَٰؤُلَاءِ=bunlar الَّذِينَ=kimseler أَقْسَمْتُمْ=yemin ettiğiniz ▼ لَا يَنَالُهُمُ=erdirmez onları اللَّهُ=Allah بِرَحْمَةٍۚ=bir merhamete«rahmet» ▼ ادْخُلُوا=girin الْجَنَّةَ=Cennet′e ▼ لَا=yoktur خَوْفٌ=bir korku عَلَيْكُمْ=size ▼ وَلَا=ne de أَنْتُمْ=siz تَحْزَنُونَ=üzüleceksiniz
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَ=ve نَادَىٰ=seslendiler أَصْحَابُ=yoldaşları«eshãb_sãhib»النَّارِ=o Ateş′in«nãr» ▼ أَصْحَابَ=yoldaşlarına«eshãb_sãhib»الْجَنَّةِ=Cennet′in ▼ أَنْ=diye أَفِيضُوا=biraz akıtın عَلَيْنَا=bizim üzerimize مِنَ الْمَاءِ=o sudan ▼ أَوْ=veya مِمَّا=şeylerden رَزَقَكُمُ=faydalandırdığı«rızk»size اللَّهُۚ=Allah′ın ▼ قَالُوا=dediler إِنَّ=ki اللَّهَ=Allah حَرَّمَهُمَا=bu ikisini yasak«haram»etmiştir عَلَى الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelen kişilere«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir اتَّخَذُوا=yapmış دِينَهُمْ=dinlerini«dîn» ▼ لَهْوًا=bir eğlence وَ=ve لَعِبًا=bir oyun ▼ وَ=ve غَرَّتْهُمُ=aldatmıştı onları الْحَيَاةُ=hayatı الدُّنْيَاۚ=dünya ▼ فَ=bunun üzerine الْيَوْمَ=o gün نَنْسَاهُمْ=Biz unuturuz onları ▼ كَمَا=olmaları gibi نَسُوا=unutuyor لِقَاءَ=buluşmayı يَوْمِهِمْ=«vadedilen»günleriyle هَٰذَا=bu ▼ وَ=ve‑gibi‑ مَا=olmaları كَانُوا=olmuş بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»يَجْحَدُونَ=inkâr ediyor
 ‎﴾ 52 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki جِئْنَاهُمْ=getirdik onlara بِكِتَابٍ=bir «ilâhî» Metin«kitãb» ▼ فَصَّلْنَاهُ=ayrı ayrı açıkladığımız kendisini عَلَىٰ=göre عِلْمٍ=bir bilgiye«ilm» ▼ هُدًى=bir yol gösteriş«hüdã»olarak وَ=ve رَحْمَةً=bir merhamet«rahmet»olarak ▼ لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»
 ‎﴾ 53 ﴿‎   هَلْ=mu? يَنْظُرُونَ=bekliyorlar إِلَّا=ille تَأْوِيلَهُۚ=onun ”vardığı sonucu”«te′vîl» ▼ يَوْمَ=gün يَأْتِي=geldiği تَأْوِيلُهُ=onun ”vardığı sonu甫te′vîl»يَقُولُ=derler ki الَّذِينَ=kimseler نَسُوهُ=unutmuş onu مِنْ قَبْلُ=önceden ▼ قَدْ=emin olun ki جَاءَتْ=gelmişlerdi رُسُلُ=Elçileri«rasûl»رَبِّنَا="Efendi ve Sahib"imizin«rabb»بِالْحَقِّ=o Gerçek′le«hakk» ▼ فَ=o zaman هَلْ=mı? لَنَا=‑var‑bize مِنْ=herhangi biri شُفَعَاءَ=şefaatçilerden فَ=ki يَشْفَعُوا=şefaat etsinler لَنَا=bize ▼ أَوْ=yahut müyüz? نُرَدُّ=geri döndürülür فَ=ki نَعْمَلَ=yapalım غَيْرَ=başkasını الَّذِي=şeyden كُنَّا=olduğumuz نَعْمَلُۚ=yapar ▼ قَدْ=emin olun ki خَسِرُوا=onlar zarara soktular«hãsir_husrãn»أَنْفُسَهُمْ=kendilerini ▼ وَ=ve ضَلَّ=kaybolup gitti عَنْهُمْ=kendilerinden مَا=şeyler كَانُوا=oldukları يَفْتَرُونَ=uyduruyor«ifterã»
 ‎﴾ 54 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكُمُ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb»اللَّهُ=Allah′tır ▼ الَّذِي=olan خَلَقَ=yaratmış السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünü فِي=içinde سِتَّةِ=altı أَيَّامٍ=gün ▼ ثُمَّ=sonrasında اسْتَوَىٰ=geçti عَلَى=başına الْعَرْشِ=«tahtın»saltanatın«arş» ▼ يُغْشِي=bürüyüp örter اللَّيْلَ=geceyi النَّهَارَ=gündüze ▼ يَطْلُبُهُ=kovalar onu(o:gündüz) حَثِيثًا=durmadan ▼ وَ=ve de الشَّمْسَ=Güneş وَ=ve الْقَمَرَ=Ay وَ=ve النُّجُومَ=yıldızlar مُسَخَّرَاتٍ=hizmet verir kılınmıştır بِأَمْرِهِۗ=kendisinin yapılması istenmiş olduğuyla«emr» ▼ أَلَا=şunu iyi bilin ki لَهُ=O′na aittir الْخَلْقُ=o yaratma وَ=ve الْأَمْرُۗ=o yapılması istenmiş olan«emr» ▼ تَبَارَكَ=bereket verendir«berekãt_mubãrek»اللَّهُ=Allah رَبُّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 55 ﴿‎   اُدْعُوا=«çağrıda bulunma»dua edin«duã»رَبَّكُمْ="Efendi ve Sahib"inize«rabb»تَضَرُّعًا=yalvarmayla وَ=ve خُفْيَةًۚ=gizlice ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O لَا يُحِبُّ=sevmez الْمُعْتَدِينَ=haddi aşanları
 ‎﴾ 56 ﴿‎   وَ=ve لَا تُفْسِدُوا="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapmayın فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ بَعْدَ=sonra إِصْلَاحِهَا=orası düzeltildikten«ıslah_sulh» ▼ وَ=ve ادْعُوهُ=«çağrıda bulunma»dua edin«duã»O′na خَوْفًا=korkarak وَ=ve طَمَعًاۚ=umarak ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki رَحْمَتَ=merhameti«rahmet»اللَّهِ=Allah′ın قَرِيبٌ=yakındadır«karîb»مِنَ الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananlara«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 57 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=Kendisi الَّذِي=olandır يُرْسِلُ=göndermekte الرِّيَاحَ=rüzgârları ▼ بُشْرًا=müjdeci olarak بَيْنَ يَدَيْ=huzurunda«deyim  iki eli arasında»رَحْمَتِهِۖ=merhametinin«rahmet» ▼ حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman أَقَلَّتْ=onlar yüklendikleri سَحَابًا=bulutları ثِقَالًا=ağır ağır ▼ سُقْنَاهُ=yollarız onu لِبَلَدٍ=bir ülkeye مَيِّتٍ=ölü ▼ فَ=sonra da أَنْزَلْنَا=indiririz بِهِ=onunla الْمَاءَ=su ▼ فَ=böylece أَخْرَجْنَا=ortaya çıkarırız«ihrãc»بِهِ=onunla مِنْ كُلِّ=hepsinden الثَّمَرَاتِۚ=meyvelerin ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle نُخْرِجُ=«topraktan» dışarı çıkaracağız«ihrãc»الْمَوْتَىٰ=ölüleri ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarırsınız«tezekkür»
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve الْبَلَدُ=ülkeden الطَّيِّبُ=temiz«tayyib»olan ▼ يَخْرُجُ=ortaya çıkar«ihrãc»نَبَاتُهُ=bitkisi بِإِذْنِ=izniyle رَبِّهِۖ="Efendi ve Sahib"inin«rabb» ▼ وَ=ise الَّذِي=olandan خَبُثَ=kötü ▼ لَا يَخْرُجُ=ortaya çıkmaz«ihrãc»إِلَّا=olması dışında نَكِدًاۚ=zar zor ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle نُصَرِّفُ=dönüp dönüp açıklıyoruz الْآيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يَشْكُرُونَ=kıymet bilecek«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 59 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki أَرْسَلْنَا=gönderdik نُوحًا=Nûh′u إِلَىٰ قَوْمِهِ=kendi toplumuna«kavm» ▼ فَ=bunun üzerine قَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»اعْبُدُوا=«kulluk»hizmet«abd»edin اللَّهَ=Allah′a ▼ مَا=yoktur لَكُمْ=sizin için مِنْ=herhangi إِلَٰهٍ=bir ilâh غَيْرُهُ=O′ndan başka ▼ إِنِّي=şu bir gerçek ki ben أَخَافُ=korkuyorum عَلَيْكُمْ=size عَذَابَ=cezasından«azãb»يَوْمٍ=bir günün عَظِيمٍ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   قَالَ=dediler الْمَلَأُ=ileri gelenler مِنْ قَوْمِهِ=toplumundan«kavm» ▼ إِنَّا=ki biz لَنَرَاكَ=kesinlikle görüyoruz seni فِي=içinde ضَلَالٍ=bir yolunu saşırmışlık«dalãl»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 61 ﴿‎   قَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm» ▼ لَيْسَ=yok بِي=bende ضَلَالَةٌ=bir yolunu saşırmışlık«dalãl» ▼ وَلَٰكِنِّي=fakat ben رَسُولٌ=bir Elçiyim«rasûl»مِنْ رَبِّ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 62 ﴿‎   أُبَلِّغُكُمْ=bildiriyorum size رِسَالَاتِ=mesajlarını«risãlet»رَبِّي="Efendi ve Sahib"imin«rabb» ▼ وَ=ve أَنْصَحُ=öğüt veriyorum لَكُمْ=size ▼ وَ=ve أَعْلَمُ=daha iyi biliyorum مِنَ=tarafından اللَّهِ=Allah مَا=şeyleri لَا تَعْلَمُونَ=sizin bilmediğiniz
 ‎﴾ 63 ﴿‎   أَ=mı? وَ=peki عَجِبْتُمْ=şaştınız ▼ أَنْ جَاءَكُمْ=gelmesine size ذِكْرٌ=bir «ilâhî» Tembih′in«zikr»مِنْ رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb» ▼ عَلَىٰ=«üzerinde»sorumluluğunda رَجُلٍ=bir adam مِنْكُمْ=aranızdan لِيُنْذِرَكُمْ=uyarsın diye sizi ▼ وَ=ve لِتَتَّقُوا=kendinizi sakındırmanız«takvã»için وَ=ve لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُرْحَمُونَ=merhamet«rahmet»edilirsiniz
 ‎﴾ 64 ﴿‎   فَ=bunun üzerine كَذَّبُوهُ=yalan(cı) sayıp durdular«tekzîb»onu ▼ فَ=sonra da أَنْجَيْنَاهُ=kurtardık onu وَ=ve de الَّذِينَ=kimseleri مَعَهُ=onunla beraber فِي الْفُلْكِ=gemideki ▼ وَ=ve أَغْرَقْنَا=boğduk الَّذِينَ=kimseleri كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَاۚ=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet» ▼ إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar كَانُوا=idiler قَوْمًا=bir toplum«kavm»عَمِينَ=gözü görmeyen
 ‎﴾ 65 ﴿‎   وَ=ise إِلَىٰ عَادٍ=Âd′a أَخَاهُمْ=kardeşleri هُودًاۗ=Hûd قَالَ=dedi ki ▼ يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»اعْبُدُوا=«kulluk»hizmet«abd»edin اللَّهَ=Allah′a ▼ مَا=yoktur لَكُمْ=sizin için مِنْ=herhangi إِلَٰهٍ=bir ilâh غَيْرُهُۚ=O′dan başka ▼ أَ=mısınız? فَ=şu halde لَا تَتَّقُونَ=kendinizi sakındırmayacak«takvã»
 ‎﴾ 66 ﴿‎   قَالَ=dediler الْمَلَأُ=ileri gelenler الَّذِينَ=olan كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»مِنْ قَوْمِهِ=toplumundan«kavm» ▼ إِنَّا=ki biz لَنَرَاكَ=kesinlikle görüyoruz seni فِي=içinde سَفَاهَةٍ=aklı ermezlik«sefîh» ▼ وَ=ve(dediler) إِنَّا=ki biz لَنَظُنُّكَ=kesinlikle kanaat getirdik«zann»ki sen مِنَ الْكَاذِبِينَ=yalan söyleyenlerdensin«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 67 ﴿‎   قَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»لَيْسَ=yok بِي=bende سَفَاهَةٌ=aklı ermezlik«sefîh» ▼ وَلَٰكِنِّي=fakat ben رَسُولٌ=bir Elçiyim«rasûl»مِنْ رَبِّ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 68 ﴿‎   أُبَلِّغُكُمْ=bildiriyorum size رِسَالَاتِ=mesajlarını«risãlet»رَبِّي="Efendi ve Sahib"imin«rabb» ▼ وَ=ve أَنَا=ben لَكُمْ=size نَاصِحٌ=bir öğüt verenim أَمِينٌ=güvenilir
 ‎﴾ 69 ﴿‎   أَ=mı? وَعَجِبْتُمْ=şaştınız أَنْ جَاءَكُمْ=gelmesine size ذِكْرٌ=bir «ilâhî» Tembih′in«zikr»مِنْ رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb» ▼ عَلَىٰ=«üzerinde»sorumluluğunda رَجُلٍ=bir adam مِنْكُمْ=aranızdan لِيُنْذِرَكُمْۚ=uyarması için sizi ▼ وَ=ve اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»ki إِذْ=bir vakit جَعَلَكُمْ=yaptı sizi خُلَفَاءَ=artlarından yerlerine geçenler«halef» ▼ مِنْ بَعْدِ=sonra قَوْمِ=toplumundan«kavm»نُوحٍ=Nûh ▼ وَ=ve de زَادَكُمْ=artırdı sizde فِي الْخَلْقِ=yaratılışta بَسْطَةًۖ=iriliği ▼ فَ=şu halde اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»آلَاءَ=nimetlerini اللَّهِ=Allah′ın لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُفْلِحُونَ=selamete«felãh»erersiniz
 ‎﴾ 70 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki أَ=mi? جِئْتَنَا=sen geldin bize ▼ لِنَعْبُدَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»etmemiz için اللَّهَ=Allah′a وَحْدَهُ=tek bir ▼ وَ=ve(diye) نَذَرَ=bırakalım مَا=şeyleri كَانَ=oldukları يَعْبُدُ=«kulluk»hizmet eder«abd»آبَاؤُنَاۖ=atalarımızın ▼ فَ=öyleyse أْتِنَا=getir bize بِمَا=olduğunu تَعِدُنَا=bizi tehdit ediyor ▼ إِنْ=mademki كُنْتَ=sensin مِنَ الصَّادِقِينَ=gerçeği söyleyenlerden«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 71 ﴿‎   قَالَ=dedi ki قَدْ=emin olun ki وَقَعَ=başınıza gelmiştir عَلَيْكُمْ=sizin مِنْ رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb»رِجْسٌ=bir dert veren pislik«rics»وَ=ve غَضَبٌۖ=hiddet«ğadab» ▼ أَ=mi? تُجَادِلُونَنِي=benimle tartışıyorsunuz فِي=hakkında أَسْمَاءٍ=«isimler»vasıflar«ism_esmã» ▼ سَمَّيْتُمُوهَا=«isimlendirme»vasıflandırdığınız«ism_esmã»kendilerini أَنْتُمْ=sizin وَ=ve آبَاؤُكُمْ=atalarınızın ▼ مَا نَزَّلَ=indirmediği اللَّهُ=Allah′ın بِهَا=onlar(onlar:vasıflar) için مِنْ=herhangi سُلْطَانٍۚ="dayanacak bir şey"«sultãn» ▼ فَ=öyleyse انْتَظِرُوا=bekleyin إِنِّي=ki ben مَعَكُمْ=sizinle beraber مِنَ الْمُنْتَظِرِينَ=bekleyenlerdenim
 ‎﴾ 72 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَنْجَيْنَاهُ=kurtardık onu وَ=ve de الَّذِينَ=kimseleri مَعَهُ=beraberindeki ▼ بِرَحْمَةٍ=bir merhametle«rahmet»مِنَّا=Bizden ▼ وَ=ve قَطَعْنَا=kestik دَابِرَ=arkasını«dubur»الَّذِينَ=kimselerin كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَاۖ=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet» ▼ وَ=ve مَا كَانُوا=olmamış مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min» 
 ‎﴾ 73 ﴿‎   وَ=ise إِلَىٰ ثَمُودَ=Semûd′a أَخَاهُمْ=kardeşleri صَالِحًاۗ=Salih قَالَ=dedi ki ▼ يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»اعْبُدُوا=«kulluk»hizmet«abd»edin اللَّهَ=Allah′a ▼ مَا=yoktur لَكُمْ=sizin için مِنْ=herhangi إِلَٰهٍ=bir ilâh غَيْرُهُۖ=O′ndan başka ▼ قَدْ=emin olun ki جَاءَتْكُمْ=geldi size بَيِّنَةٌ=bir açık delil«beyyine»مِنْ رَبِّكُمْۖ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb» ▼ هَٰذِهِ=şu نَاقَةُ=devesi اللَّهِ=Allah′ın لَكُمْ=sizin için آيَةًۖ=bir açık işarettir«ãyet» ▼ فَ=öyleyse ذَرُوهَا=bırakın onu تَأْكُلْ=yesin فِي أَرْضِ=topraklarında اللَّهِۖ=Allah′ın ▼ وَ=ve لَا تَمَسُّوهَا=dokunmayın ona بِسُوءٍ=fenalıkla«sú» ▼ فَ=o zaman يَأْخُذَكُمْ=yakalar sizi عَذَابٌ=bir ceza«azãb»أَلِيمٌ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 74 ﴿‎   وَ=ve اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»ki إِذْ=bir vakit جَعَلَكُمْ=yaptı sizi خُلَفَاءَ=artlarından yerlerine geçenler«halef»مِنْ بَعْدِ=sonra عَادٍ=Âd′dan ▼ وَ=ve بَوَّأَكُمْ=yerleştirdi sizi فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ تَتَّخِذُونَ=ediniyorsunuz مِنْ سُهُولِهَا=oranın düzlüklerinde قُصُورًا=saraylar ▼ وَ=ve تَنْحِتُونَ=yontup yapıyorsunuz الْجِبَالَ=o dağları بُيُوتًاۖ=evler ▼ فَ=o zaman اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»آلَاءَ=nimetlerini اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَ=ve لَا تَعْثَوْا=karışıklık çıkarmayın فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde مُفْسِدِينَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapıcı
 ‎﴾ 75 ﴿‎   قَالَ=dediler ki الْمَلَأُ=ileri gelenler الَّذِينَ=olan اسْتَكْبَرُوا=büyüklenmiş«kibr»مِنْ قَوْمِهِ=toplumundan«kavm» ▼ لِلَّذِينَ=olanlara اسْتُضْعِفُوا=aciz«daîf»düşürülmüş لِمَنْ=kimselerden آمَنَ=inanıp güvenmiş«îmãn»مِنْهُمْ=aralarından ▼ أَ=musunuz? تَعْلَمُونَ=siz biliyor أَنَّ=olduğunu صَالِحًا=Salih′in مُرْسَلٌ=Elçi«rasûl»olarak gönderilmiş مِنْ رَبِّهِۚ="Efendi ve Sahib"inden«rabb» ▼ قَالُوا=dediler إِنَّا=ki biz بِمَا=olana أُرْسِلَ=gönderilmiş«rasûl»بِهِ=kendisiyle مُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenleriz«mü′min»
 ‎﴾ 76 ﴿‎   قَالَ=dediler الَّذِينَ=kimseler اسْتَكْبَرُوا=büyüklenmiş«kibr» ▼ إِنَّا=ki biz بِالَّذِينَ=olduklarınızı آمَنْتُمْ=sizin inanıp güvenmiş«îmãn»بِهِ=kendisine ▼ كَافِرُونَ=görmezlikten gelenleriz«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 77 ﴿‎   فَ=sonra da عَقَرُوا=boğazladılar النَّاقَةَ=dişi deveyi ▼ وَ=ve عَتَوْا=çıktılar عَنْ أَمْرِ=yapılmasını istediği şeyden«emr»رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb» ▼ وَ=ve قَالُوا=dediler ki يَا=Ey! صَالِحُ=Salih ائْتِنَا=getir bize بِمَا=olduğunu تَعِدُنَا=bizi tehdit ediyor ▼ إِنْ=eğer كُنْتَ=isen مِنَ الْمُرْسَلِينَ=o Elçi«rasûl»olarak gönderilmişlerden
 ‎﴾ 78 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَخَذَتْهُمُ=yakaladı onları الرَّجْفَةُ=o çalkalanma«racfe» ▼ فَ=sonra da أَصْبَحُوا=oldular فِي دَارِهِمْ=yurtlarında جَاثِمِينَ=yere yığılıp kalmışlar
 ‎﴾ 79 ﴿‎   فَ=böylece تَوَلَّىٰ=sırt çevirdi«tevellã»عَنْهُمْ=onlardan ▼ وَ=ve قَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»لَقَدْ=emin olun ki أَبْلَغْتُكُمْ=ben size duyurdum رِسَالَةَ=mesajlarını«risãlet»رَبِّي="Efendi ve Sahib"imin«rabb» ▼ وَ=ve نَصَحْتُ=öğüt verdim لَكُمْ=size ▼ وَلَٰكِنْ=fakat لَا تُحِبُّونَ=siz sevmiyorsunuz النَّاصِحِينَ=öğüt verenleri
 ‎﴾ 80 ﴿‎   وَ=ise لُوطًا=Lût إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki لِقَوْمِهِ=kendi toplumuna«kavm» ▼ أَ=mu? تَأْتُونَ=siz yapıyorsunuz الْفَاحِشَةَ=o ahlaksızlığı«fahşa» ▼ مَا سَبَقَكُمْ=yapmadığı sizden önce بِهَا=kendisini أَحَدٍ=birinin مِنْ=herhangi birinden الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 81 ﴿‎   إِنَّكُمْ=(demişti)ki siz لَتَأْتُونَ=kesinlikle yaklaşıyorsunuz الرِّجَالَ=erkeklere شَهْوَةً=canınız çekerek«şehvet» ▼ مِنْ دُونِ=değil de النِّسَاءِۚ=kadınlara ▼ بَلْ=yok aslında! أَنْتُمْ=siz قَوْمٌ=bir toplumsunuz«kavm»مُسْرِفُونَ=ölçüyü aşan«isrãf_müsrif»
 ‎﴾ 82 ﴿‎   وَ=ve مَا كَانَ=olmadı جَوَابَ=karşılığı قَوْمِهِ=toplumunun«kavm»إِلَّا=başka أَنْ قَالُوا=demelerinden ▼ أَخْرِجُوهُمْ=dışarı çıkarın«ihrãc»onları مِنْ قَرْيَتِكُمْۖ=yerleşiminizden«karye» ▼ إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar أُنَاسٌ=insanlarmış يَتَطَهَّرُونَ=pek temizlenen
 ‎﴾ 83 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَنْجَيْنَاهُ=kurtardık onu وَ=ve de أَهْلَهُ=ailesini«ehl» ▼ إِلَّا=yalnız امْرَأَتَهُ=karısı كَانَتْ=oldu مِنَ الْغَابِرِينَ=geride kalanlardan
 ‎﴾ 84 ﴿‎   وَ=ve أَمْطَرْنَا=yağdırdık عَلَيْهِمْ=üzerlerine مَطَرًاۖ=bir yağmur ▼ فَ=o zaman انْظُرْ=bak كَيْفَ=nasıl كَانَ=oldu عَاقِبَةُ=sonu الْمُجْرِمِينَ=suç işleyenlerin«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 85 ﴿‎   وَ=ise إِلَىٰ مَدْيَنَ=Medyen′e أَخَاهُمْ=kardeşleri شُعَيْبًاۗ=Şuayb ▼ قَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»اعْبُدُوا=«kulluk»hizmet«abd»edin اللَّهَ=Allah′a ▼ مَا=yoktur لَكُمْ=sizin için مِنْ=herhangi إِلَٰهٍ=bir ilâh غَيْرُهُۖ=O′ndan başka ▼ قَدْ=emin olun ki جَاءَتْكُمْ=gelmiştir size بَيِّنَةٌ=bir açık delil«beyyine»مِنْ رَبِّكُمْۖ="Efendi ve Sahib"inizden ▼ فَ=bunun üzerine أَوْفُوا=tam yapın الْكَيْلَ=ölçüyü وَ=ve الْمِيزَانَ=tartıyı ▼ وَ=ve لَا تَبْخَسُوا=eksik vermeyin النَّاسَ=insanlara أَشْيَاءَهُمْ=eşyalarını ▼ وَ=ve لَا تُفْسِدُوا="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapmayın فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde بَعْدَ=sonra إِصْلَاحِهَاۚ=orası düzeltildikten«ıslah_sulh» ▼ ذَٰلِكُمْ=işte bu خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لَكُمْ=sizin için ▼ إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz مُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenler«mü′min»
 ‎﴾ 86 ﴿‎   وَ=ve لَا تَقْعُدُوا=oturmayın بِكُلِّ صِرَاطٍ=her yola«sırãt»تُوعِدُونَ=tehdit ederek«veîd» ▼ وَ=ve تَصُدُّونَ=alıkoyarak عَنْ سَبِيلِ=yolundan«sebîl»اللَّهِ=Allah′ın مَنْ=kimseleri آمَنَ=inanıp güvenmiş«îmãn»بِهِ=ona ▼ وَ=ve تَبْغُونَهَا=arayışında olan orada عِوَجًاۚ=bir eğriliğin ▼ وَ=ve اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»ki إِذْ=bir vakit كُنْتُمْ=siz idiniz قَلِيلًا=azıcık فَ=bunun üzerine كَثَّرَكُمْۖ=O çoğalttı sizi ▼ وَ=ve انْظُرُوا=bakın كَيْفَ=nasıl كَانَ=oldu عَاقِبَةُ=sonu الْمُفْسِدِينَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapanların
 ‎﴾ 87 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer كَانَ=ise طَائِفَةٌ=bir grup مِنْكُمْ=aranızdan ▼ آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»بِالَّذِي=şeye أُرْسِلْتُ=gönderildiğim بِهِ=kendisiyle ▼ وَ=ve de طَائِفَةٌ=bir grup لَمْ يُؤْمِنُوا=inanıp güvenmemiş«îmãn» ▼ فَ=o zaman اصْبِرُوا=yılmadan dayanın«sabr_sãbir»حَتَّىٰ=kadar يَحْكُمَ=hükmedinceye اللَّهُ=Allah بَيْنَنَاۚ=aramızda ▼ وَ=ve هُوَ=O خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"sidir«hayr»الْحَاكِمِينَ=hüküm verenlerin
 ‎﴾ 88 ﴿‎   قَالَ=dediler ki الْمَلَأُ=ileri gelenler الَّذِينَ=olan اسْتَكْبَرُوا=büyüklenmiş«kibr»مِنْ قَوْمِهِ=toplumundan«kavm» ▼ لَنُخْرِجَنَّكَ=mutlaka seni dışarı çıkarırız«ihrãc»يَا=Ey! شُعَيْبُ=Şuayb ▼ وَ=ve de الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»مَعَكَ=seninle beraber مِنْ قَرْيَتِنَا=yerleşimimizden«karye» ▼ أَوْ=ya da لَتَعُودُنَّ=kesinlikle geri dönersiniz«eãde»فِي مِلَّتِنَاۚ=düşünce ve yaşayış tarzımıza«millet» ▼ قَالَ=dedi ki أَ=mi? وَلَوْ=bile كُنَّا=olsak كَارِهِينَ=istemeyenler
 ‎﴾ 89 ﴿‎   قَدِ=emin olun ki افْتَرَيْنَا=uydurmuş oluruz«ifterã»عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah كَذِبًا=bir yalan«kizb_kãzib» ▼ إِنْ=eğer عُدْنَا=geri dönersek«eãde»فِي مِلَّتِكُمْ=sizin düşünce ve yaşayış tarzınıza«millet» ▼ بَعْدَ=sonra إِذْ=zamandan نَجَّانَا=bizi kurtardığı اللَّهُ=Allah′ın مِنْهَاۚ=ondan ▼ وَ=ve مَا يَكُونُ=olmaz لَنَا=bizim için أَنْ نَعُودَ=dönmemiz فِيهَا=ona ▼ إِلَّا=dışında أَنْ يَشَاءَ=dilemesi اللَّهُ=Allah رَبُّنَاۚ="Efendi ve Sahib"imiz olan ▼ وَسِعَ=kuşatmıştır رَبُّنَا="Efendi ve Sahib"imiz«rabb»كُلَّ شَيْءٍ=her şeyi عِلْمًاۚ=bilgice«ilm» ▼ عَلَى اللَّهِ=Allah′a تَوَكَّلْنَاۚ=sırtımızı güvenle dayadık«tevekkül» ▼ رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»افْتَحْ=açıklığa kavuştur بَيْنَنَا=bizim aramızdakini وَ=ile بَيْنَ=arasında قَوْمِنا=toplumumuz«kavm»بِالْحَقِّ=o Gerçek«hakk»ile ▼ وَ=ve أَنْتَ=şu bir gerçek ki Sen خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"sisin«hayr»الْفَاتِحِينَ=açıklığa kavuşturanların
 ‎﴾ 90 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki الْمَلَأُ=ileri gelenler الَّذِينَ=olan كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»مِنْ قَوْمِهِ=kendi toplumundan«kavm» ▼ لَئِنِ=muhakkak ki eğer اتَّبَعْتُمْ=katılırsanız«ittebã»شُعَيْبًا=Şuayb′e ▼ إِنَّكُمْ=şu bir gerçek ki olursunuz إِذًا=o vakit لَخَاسِرُونَ=kesinlikle zarar edenler«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 91 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَخَذَتْهُمُ=yakaladı onları الرَّجْفَةُ=o çalkalanma«racfe» ▼ فَ=sonra da أَصْبَحُوا=oldular فِي دَارِهِمْ=yurtlarında جَاثِمِينَ=yere yığılıp kalmışlar
 ‎﴾ 92 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimseler كَذَّبُوا=yalancı sayıp durmuş«tekzîb»شُعَيْبًا=Şuayb′i ▼ كَأَنْ=sanki gibilerdi لَمْ يَغْنَوْا=hiç oturmamış فِيهَاۚ=orada ▼ الَّذِينَ=kimseler كَذَّبُوا=yalancı sayıp durmuş«tekzîb»شُعَيْبًا=Şuayb′i ▼ كَانُوا=oldular هُمُ=kendileri الْخَاسِرِينَ=o zarar edenler«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 93 ﴿‎   فَ=böylece تَوَلَّىٰ=sırt çevirdi«tevellã»عَنْهُمْ=onlardan ▼ وَ=ve قَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm» ▼ لَقَدْ=emin olun ki أَبْلَغْتُكُمْ=ben size bildirdim رِسَالَاتِ=mesajlarını«risãlet»رَبِّي="Efendi ve Sahib"imin«rabb» ▼ وَ=ve نَصَحْتُ=öğüt verdim لَكُمْۖ=size ▼ فَ=şu halde كَيْفَ=nasıl? آسَىٰ=acırım عَلَىٰ قَوْمٍ=bir topluma«kavm»كَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelen «küfr_kãfir»
 ‎﴾ 94 ﴿‎   وَ=ve مَاأَرْسَلْنَا=göndermedik فِي قَرْيَةٍ=bir yerleşime«karye»مِنْ=herhangi نَبِيٍّ=bir Peygamber«nebî» ▼ إِلَّا=olması dışında أَخَذْنَا=yakalamamız أَهْلَهَا=oranın ahalisini«ehl»بِالْبَأْسَاءِ=darlıkla«be′s»وَ=ve الضَّرَّاءِ=sıkıntı durumuyla«darrã» ▼ لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَضَّرَّعُونَ=yalvarıp yakarırlar
 ‎﴾ 95 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında بَدَّلْنَا=değiştirip getirdik ▼ مَكَانَ=yerine السَّيِّئَةِ=fenalığın«seyyiãt» ▼ الْحَسَنَةَ=güzelliği«hasen» ▼ حَتَّىٰ=nihayet عَفَوْا=çoğaldılar وَ=ve قَالُوا=dediler ki ▼ قَدْ=emin olun ki مَسَّ=dokunmuştu آبَاءَنَا=atalarımıza الضَّرَّاءُ=sıkıntı durumu«darrã»وَ=ve de السَّرَّاءُ=sevinç«serrã» ▼ فَ=bunun üzerine أَخَذْنَاهُمْ=yakaladık onları بَغْتَةً=ansızın ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri لَا يَشْعُرُونَ=farkına varmaz
 ‎﴾ 96 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer أَنَّ=ki أَهْلَ=ahalisi«ehl»الْقُرَىٰ=o yerleşimlerin«karye»آمَنُوا=inanıp güvenselerdi«îmãn»وَ=ve de اتَّقَوْا=kendilerini sakındırsalardı«takvã» ▼ لَفَتَحْنَا=kesinlikle açardık عَلَيْهِمْ=üzerlerine بَرَكَاتٍ=bereketler«berekãt_mubãrek»مِنَ السَّمَاءِ=gökten وَ=ve de الْأَرْضِ=yeryüzünden ▼ وَلَٰكِنْ=fakat كَذَّبُوا=yalancı sayıp durdular«tekzîb» ▼ فَ=bunun üzerine أَخَذْنَاهُمْ=yakaladık onları بِمَا=karşılık كَانُوا=olduklarına يَكْسِبُونَ=kazanmakta
 ‎﴾ 97 ﴿‎   أَ=mi? فَ=şu halde أَمِنَ=güvendeler أَهْلُ=ahalisi الْقُرَىٰ=o yerleşimlerin«karye» ▼ أَنْ يَأْتِيَهُمْ=kendilerine gelmesinden بَأْسُنَا=kuvvet uygulamamızın«be′s»بَيَاتًا=geceleyin ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri نَائِمُونَ=uyuyor
 ‎﴾ 98 ﴿‎   أَ=mi? وَ=peki أَمِنَ=güvendeler ▼ أَهْلُ=ahalisi«ehl»الْقُرَىٰ=o yerleşimlerin«karye» ▼ أَنْ يَأْتِيَهُمْ=gelmesinden onlara بَأْسُنَا=kuvvet uygulamamızın«be′s»ضُحًى=kuşluk vakti ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri يَلْعَبُونَ=eğleniyor
 ‎﴾ 99 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? أَمِنُوا=güvendeler مَكْرَ=kurduğu plandan«mekr»اللَّهِۚ=Allah′ın ▼ فَ=o zaman لَا يَأْمَنُ=güvende olmaz مَكْرَ=kurduğu plandan«mekr»اللَّهِ=Allah′ın ▼ إِلَّا=başkası الْقَوْمُ=o toplumundan«kavm»الْخَاسِرُونَ=zarar edenler«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 100 ﴿‎   أَ=mi? وَ=peki لَمْ يَهْدِ=yol göstermedi«hüdã» ▼ لِلَّذِينَ=kimselere يَرِثُونَ=varis olan الْأَرْضَ=şu topraklara مِنْ بَعْدِ=sonra أَهْلِهَا=oranın ahalisinden«ehl» ▼ أَنْ=şu bir gerçek ki لَوْ=eğer نَشَاءُ=Biz dilesek ▼ أَصَبْنَاهُمْ=getirisini«sevãb»veririz onlara بِذُنُوبِهِمْۚ=suçlarının«zenb»وَ=ve نَطْبَعُ=damgalarız عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ=kalplerini ▼ فَ=sonra da هُمْ=onlar لَا يَسْمَعُونَ=işitmezler
 ‎﴾ 101 ﴿‎   تِلْكَ=işte o الْقُرَىٰ=yerleşimler«karye» ▼ نَقُصُّ=anlatıyoruz عَلَيْكَ=sana مِنْ أَنْبَائِهَاۚ=oraların haberlerinden ▼ وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki جَاءَتْهُمْ=getirmişlerdi onlara رُسُلُهُمْ=Elçileri«rasûl»بِالْبَيِّنَاتِ=o açık delilleri«beyyine» ▼ فَ=bunun üzerine مَا كَانُوا=olmadılar لِيُؤْمِنُوا=inanıp güvenir«îmãn» ▼ بِمَا=şeylere كَذَّبُوا=yalan sayıp durdukları«tekzîb»مِنْ قَبْلُۚ=önceden ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle يَطْبَعُ=damgalar اللَّهُ=Allah عَلَىٰ قُلُوبِ=kalplerini الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlerin«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 102 ﴿‎   وَ=ve مَا وَجَدْنَا=bulmadık لِأَكْثَرِهِمْ=onların çoğu için مِنْ عَهْدٍۖ=Sözleşmeye uymadan«ahd»birşey ▼ وَ=ve إِنْ=şu bir gerçek ki وَجَدْنَا=bulduk أَكْثَرَهُمْ=onların çoğunu لَفَاسِقِينَ=kesinlikle yoldan çıkmış«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 103 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında بَعَثْنَا=ortaya çıkardık«ba′s»مِنْ بَعْدِهِمْ=ardlarından مُوسَىٰ=Mûsã′yı بِآيَاتِنَا=açık işaretlerimizle«ãyet» ▼ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ=Firavun′a وَ=ve مَلَئِهِ=onun ileri gelenlerine ▼ فَ=bunun üzerine ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ettiler بِهَاۖ=onlara(onlar:ayetler) ▼ فَ=şu halde انْظُرْ=bak كَيْفَ=nasıl كَانَ=oldu عَاقِبَةُ=sonu الْمُفْسِدِينَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapanların
 ‎﴾ 104 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi مُوسَىٰ=Mûsã ▼ يَا=Ey! فِرْعَوْنُ=Firavun إِنِّي=ki ben رَسُولٌ=bir Elçiyim«rasûl»مِنْ رَبِّ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 105 ﴿‎   حَقِيقٌ=borçtur«hakk»عَلَىٰ=benim üzerime أَنْ لَا أَقُولَ=söylememem ▼ عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah إِلَّا=başkasını الْحَقَّۚ=o Gerçek′ten«hakk» ▼ قَدْ=emin olun ki جِئْتُكُمْ=getirdim size بِبَيِّنَةٍ=bir açık delil«beyyine»مِنْ رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb» ▼ فَ=şu halde أَرْسِلْ=gönder مَعِيَ=benimle بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarını
 ‎﴾ 106 ﴿‎   قَالَ=dedi ki إِنْ=eğer كُنْتَ=isen جِئْتَ=getirmiş بِآيَةٍ=bir açık işaret«ãyet» ▼ فَ=o zaman أْتِ=göster بِهَا=onu(o=açık işaret) ▼ إِنْ=mademki كُنْتَ=sensin مِنَ الصَّادِقِينَ=gerçeği söyleyenlerden«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 107 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَلْقَىٰ=attı عَصَاهُ=değneğini ▼ فَ=böylece إِذَا=bir de ne görsünler هِيَ=o ثُعْبَانٌ=bir ejderha مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 108 ﴿‎   وَ=ve نَزَعَ=çekip aldı يَدَهُ=elini ▼ فَ=böylece إِذَا=birden هِيَ=o بَيْضَاءُ=bembeyaz parladı لِلنَّاظِرِينَ=bakan kimselere
 ‎﴾ 109 ﴿‎   قَالَ=dediler الْمَلَأُ=ileri gelenler مِنْ قَوْمِ=toplumundan«kavm»فِرْعَوْنَ=Firavun′un ▼ إِنَّ=ki هَٰذَا=bu لَسَاحِرٌ=muhakkak bir sihirbazdır(veya ”aldatmaca yapabilendir”) عَلِيمٌ=bilen«alîm»
 ‎﴾ 110 ﴿‎   يُرِيدُ=istiyor أَنْ يُخْرِجَكُمْ=dışarı çıkarmak«ihrãc»sizi مِنْ أَرْضِكُمْۖ=kendi topraklarınızdan ▼ فَ=öyleyse مَاذَا=ne? تَأْمُرُونَ=yapılmasını istersiniz«emr»
 ‎﴾ 111 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki أَرْجِهْ=beklet onu وَ=ve de أَخَاهُ=kardeşini ▼ وَ=ve أَرْسِلْ=yolla فِي الْمَدَائِنِ=şehirlere حَاشِرِينَ=toplayıcılar«haşr»
 ‎﴾ 112 ﴿‎   يَأْتُوكَ=getirsinler sana بِكُلِّ=bütün سَاحِرٍ=sihirbazları(veya ”aldatmaca yapabilenleri”) عَلِيمٍ=bilen«alîm»
 ‎﴾ 113 ﴿‎   وَ=ve جَاءَ=geldiler السَّحَرَةُ=sihirbazlar(veya ”aldatmaca yapabilenler”) فِرْعَوْنَ=Firavun′a ▼ قَالُوا=dediler إِنَّ=ki لَنَا=‑vardır‑ bize لَأَجْرًا=muhakkak bir bedel«ecr» ▼ إِنْ=eğer كُنَّا=olursak نَحْنُ=biz الْغَالِبِينَ=galip gelen
 ‎﴾ 114 ﴿‎   قَالَ=dedi ki نَعَمْ=Evet! ▼ وَ=ve(dedi) إِنَّكُمْ=ki siz olursunuz لَمِنَ الْمُقَرَّبِينَ=kesinlikle yakın tutulanlardan«mukarreb»
 ‎﴾ 115 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki يَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsã إِمَّا=istersen أَنْ تُلْقِيَ=sen at ▼ وَ=veya إِمَّا=istersen أَنْ نَكُونَ=olalım نَحْنُ=biz الْمُلْقِينَ=atan
 ‎﴾ 116 ﴿‎   قَالَ=dedi ki أَلْقُواۖ=siz atın ▼ فَ=bunun üzerine لَمَّا أَلْقَوْا=onlar atınca سَحَرُوا=aldatmacaya(veya ”sihire”)kaptırdılar أَعْيُنَ=gözlerini النَّاسِ=insanların ▼ وَ=ve اسْتَرْهَبُوهُمْ=ürküttüler onları وَ=ve جَاءُوا=getirdiler بِسِحْرٍ=bir aldatmaca(veya ”sihir”) عَظِيمٍ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 117 ﴿‎   وَ=ve أَوْحَيْنَا=mesajla ilettik«vahy»إِلَىٰ مُوسَىٰ=Mûsã′ya ▼ أَنْ=diye أَلْقِ=at عَصَاكَۖ=değneğini ▼ فَ=bunun üzerine إِذَا=bir de baktılar ki هِيَ=o تَلْقَفُ=yutuyor مَا=olduklarını يَأْفِكُونَ=dolap çevirerek«ifk»yapıyor
 ‎﴾ 118 ﴿‎   فَ=o zaman وَقَعَ=ortaya çıktı الْحَقُّ=o Gerçek«hakk» ▼ وَ=ve بَطَلَ=geçersiz oldu«ibtãl»مَا=şeyler كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 119 ﴿‎   فَ=böylece غُلِبُوا=yenildiler هُنَالِكَ=orada ▼ وَ=ve انْقَلَبُوا=döndüler صَاغِرِينَ=küçük düşenlere«sağãr»
 ‎﴾ 120 ﴿‎   وَ=ve أُلْقِيَ=atıldılar السَّحَرَةُ=sihirbazlar(veya ”aldatmaca yapabilenler”) سَاجِدِينَ=yere yüz koymaya«secde»
 ‎﴾ 121 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»بِرَبِّ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 122 ﴿‎   رَبِّ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»مُوسَىٰ=Mûsã′nın وَ=ve هَارُونَ=Hãrûn′un
 ‎﴾ 123 ﴿‎   قَالَ=dedi ki فِرْعَوْنُ=Firavun ▼ أَ=mi? آمَنْتُمْ=inanıp güvendiniz«îmãn»بِهِ=ona قَبْلَ=önce أَنْ آذَنَ=izin vermemden لَكُمْۖ=size ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki هَٰذَا=bu لَمَكْرٌ=bir plandır«mekr»مَكَرْتُمُوهُ=planını kurduğunuz«mekr»فِي الْمَدِينَةِ=o şehirde ▼ لِتُخْرِجُوا=dışarı çıkarmak«ihrãc»için مِنْهَا=oradan أَهْلَهَاۖ=oranın ahalisini«ehl» ▼ فَ=şu halde سَوْفَ=ileride تَعْلَمُونَ=bileceksiniz
 ‎﴾ 124 ﴿‎   لَأُقَطِّعَنَّ=muhakkak keseceğim أَيْدِيَكُمْ=ellerinizi وَ=ve أَرْجُلَكُمْ=ayaklarınızı مِنْ خِلَافٍ=ters taraftan(veya"sözden dönmeden«hulf» dolayı") ▼ ثُمَّ=sonrasında لَأُصَلِّبَنَّكُمْ=asacağım أَجْمَعِينَ=hepinizi
 ‎﴾ 125 ﴿‎   قَالُوا=dediler إِنَّا=ki biz إِلَىٰ رَبِّنَا="Efendi ve Sahib"imize«rabb»مُنْقَلِبُونَ=dönecekleriz
 ‎﴾ 126 ﴿‎   وَ=ve مَا تَنْقِمُ=cezalandırmıyorsun«intikãm»مِنَّا=bizi إِلَّا=olması dışında أَنْ آمَنَّا=inanıp güveniyoruz«îmãn»diye ▼ بِآيَاتِ=açık işaretlerine«ãyet»رَبِّنَا="Efendi ve Sahib"imizin«rabb»لَمَّا جَاءَتْنَاۚ=gelince bize ▼ رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»أَفْرِغْ=«dök»yağdır عَلَيْنَا=üzerimize صَبْرًا=bir yılmadan dayanış«sabr_sãbir» ▼ وَ=ve تَوَفَنَا=vefat ettir bizi مُسْلِمِينَ=teslim/müslüman olmuş«teslîm_müslim» olarak
 ‎﴾ 127 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki الْمَلَأُ=ileri gelen bir topluluk مِنْ قَوْمِ=toplumundan«kavm»فِرْعَوْنَ=Firavun ▼ أَ=mısın? أَتَذَرُ=bırakacak مُوسَىٰ=Mûsã′yı وَ=ve قَوْمَهُ=toplumunu«kavm» ▼ لِيُفْسِدُوا="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapsınlar diye فِي الْأَرْضِ=şu topraklarda ▼ وَ=ve يَذَرَكَ=terk edip seni وَ=ve آلِهَتَكَۚ=ilâhlarını ▼ قَالَ=dedi ki سَنُقَتِّلُ=ileride biz öldüreceğiz أَبْنَاءَهُمْ=onların oğullarını ▼ وَ=ve نَسْتَحْيِي=hayatta bırakacağız نِسَاءَهُمْ=kadınlarını ▼ وَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki biz فَوْقَهُمْ=onların üstünde قَاهِرُونَ=ezici hakimiyet sahibiyiz«kãhir»
 ‎﴾ 128 ﴿‎   قَالَ=dedi ki مُوسَىٰ=Mûsã لِقَوْمِهِ=toplumuna«kavm» ▼ اسْتَعِينُوا=yardım isteyin بِاللَّهِ=Allah′tan ▼ وَ=ve اصْبِرُواۖ=yılmadan dayanın«sabr_sãbir» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki الْأَرْضَ=şu topraklar(veya "yeryüzü") لِلَّهِ=Allah′ındır ▼ يُورِثُهَا=verir onu مَنْ=kimseye يَشَاءُ=dilediği مِنْ عِبَادِهِۖ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerinden ▼ وَ=ve الْعَاقِبَةُ=‑asıl‑sonuç لِلْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranlarındır«takvã»
 ‎﴾ 129 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki أُوذِينَا=eziyet edildi bize ▼ مِنْ قَبْلِ=önce أَنْ تَأْتِيَنَا=gelmenden bize ▼ وَ=ve de مِنْ بَعْدِ=sonra مَا جِئْتَنَاۚ=geldikten bize ▼ قَالَ=dedi ki عَسَىٰ=umulur ki رَبُّكُمْ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb»أَنْ يُهْلِكَ=yok eder عَدُوَّكُمْ=düşmanınızı ▼ وَ=ve يَسْتَخْلِفَكُمْ=artlarından yerlerine geçenler«halef»kılar sizi فِي الْأَرْضِ=o topraklarda ▼ فَ=sonra da يَنْظُرَ=bakar كَيْفَ=nasıl تَعْمَلُونَ=işler yapacağınıza
 ‎﴾ 130 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَخَذْنَا=Biz sıktık آلَ=ailesini فِرْعَوْنَ=Firavun بِالسِّنِينَ=yıllarca ▼ وَ=ve نَقْصٍ=darlık yaşatarak مِنَ الثَّمَرَاتِ=mahsulde ▼ لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَذَّكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarırlar«tezekkür»
 ‎﴾ 131 ﴿‎   فَ=böylece إِذَا=zaman جَاءَتْهُمُ=onlara geldiği الْحَسَنَةُ=bir güzellik«hasen» ▼ قَالُوا=dediler ki لَنَا=bizimdir هَٰذِهِۖ=bunun kendisi ▼ وَ=ve إِنْ=eğer تُصِبْهُمْ=başlarına gelirse سَيِّئَةٌ=bir fenalık«seyyiãt» ▼ يَطَّيَّرُوا=uğursuz sayarlardı بِمُوسَىٰ=Mûsã′yı وَ=ve مَنْ=kimseleri مَعَهُۗ=beraberindeki ▼ أَلَا=şunu iyi bilin ki إِنَّمَا=ancak ve sadece طَائِرُهُمْ=onların uğursuzluğu عِنْدَ=katındadır اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَهُمْ=onların çoğu لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 132 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki مَهْمَا=her ne تَأْتِنَا=getirsen بِهِ=onunla مِنْ آيَةٍ=açık işaretlerden«ãyet»لِتَسْحَرَنَا=aldatmacaya(veya ”sihire”) kaptırmak için bizi بِهَا=kendisiyle ▼ فَ=şu halde مَا=değiliz نَحْنُ=biz لَكَ=sana بِمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenecekler«mü′min»
 ‎﴾ 133 ﴿‎   فَ=böylece أَرْسَلْنَا=gönderdik عَلَيْهِمُ=onların üzerine ▼ الطُّوفَانَ=tufanı وَ=ve الْجَرَادَ=çekirgeyi وَ=ve الْقُمَّلَ=biti وَ=ve الضَّفَادِعَ=kurbağaları وَ=ve الدَّمَ=kanı ▼ آيَاتٍ=açık işaretler«ãyet»olarak مُفَصَّلَاتٍ=ayrı ayrı ▼ فَ=bunun üzerine اسْتَكْبَرُوا=büyüklendiler«kibr» ▼ وَ=ve كَانُوا=oldular قَوْمًا=bir toplum«kavm»مُجْرِمِينَ=suç işleyen«cürüm_mücrim»
 ‎﴾ 134 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا وَقَعَ=çökünce عَلَيْهِمُ=üzerlerine الرِّجْزُ=o pislik(veya ”toz”)«ricz» ▼ قَالُوا=dediler ki يَا=Ey! مُوسَى=Mûsã ادْعُ=«çağrıda bulunma»dua et«duã»لَنَا=bizim için رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"ine«rabb» ▼ بِمَا=olduğuyla عَهِدَ=Sözleşme«ahd»yapmış عِنْدَكَۖ=senin katında ▼ لَئِنْ=muhakkak ki eğer كَشَفْتَ=kaldırırsan عَنَّا=bizden الرِّجْزَ=o pisliği(veya ”tozu”)«ricz» ▼ لَنُؤْمِنَنَّ=kesinlikle inanıp güveneceğiz«îmãn»لَكَ=sana ▼ وَ=ve لَنُرْسِلَنَّ=mutlaka göndereceğiz مَعَكَ=seninle beraber بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarını
 ‎﴾ 135 ﴿‎   فَ=bunun üzerine لَمَّا كَشَفْنَا=Biz kaldırınca عَنْهُمُ=onlardan الرِّجْزَ=o pisliği(veya ”tozu”)«ricz» ▼ إِلَىٰ=kadar أَجَلٍ=bir vadeye هُمْ=kendilerinin بَالِغُوهُ=geçirecekleri ▼ إِذَا=hemen هُمْ يَنْكُثُونَ=yeminlerini bozarlar
 ‎﴾ 136 ﴿‎   فَ=bunun üzerine انْتَقَمْنَا=«suçlarına» cezasını verdik«intikãm»مِنْهُمْ=onların ▼ فَ=böylece أَغْرَقْنَاهُمْ=boğduk onları فِي الْيَمِّ=suyun içinde ▼ بِأَنَّهُمْ=oldukları içindir كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet» ▼ وَ=ve كَانُوا=olmuşlardı عَنْهَا=onları غَافِلِينَ=ihmal hatasına düşmüş«ğãfil»
 ‎﴾ 137 ﴿‎   وَ=ve de أَوْرَثْنَا=mirasçı kıldık الْقَوْمَ=toplumunu«kavm»الَّذِينَ=kimselerin كَانُوا=olan يُسْتَضْعَفُونَ=aciz«daîf»duruma düşürülmüş ▼ مَشَارِقَ=doğularına الْأَرْضِ=o toprakların وَ=ve de مَغَارِبَهَا=oranın batılarına ▼ الَّتِي=olduğumuz بَارَكْنَا=bereketli kılmış«berekãt_mubãrek»فِيهَاۖ=oranın içini ▼ وَ=ve تَمَّتْ=tam yerine geldi كَلِمَتُ=kelamı(sözü)«kelime_kelimãt»رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb» ▼ الْحُسْنَىٰ=en güzeli«hasen» ▼ عَلَىٰ بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarına بِمَا=karşılık صَبَرُواۖ=yılmadan dayanmalarına«sabr_sãbir» ▼ وَ=ve دَمَّرْنَا=yerle bir ettik مَا=şeyleri كَانَ=oldukları يَصْنَعُ=kurgulayıp hazırlıyor فِرْعَوْنُ=Firavun′un وَ=ve قَوْمُهُ=toplumunun«kavm» ▼ وَ=ve مَا=şeyleri كَانُوا=oldukları يَعْرِشُونَ=yükseltiyor
 ‎﴾ 138 ﴿‎   وَ=ve جَاوَزْنَا=geçirdik بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarını الْبَحْرَ=denizden ▼ فَ=sonra أَتَوْا=rastladılar عَلَىٰ قَوْمٍ=bir topluma«kavm»يَعْكُفُونَ=tapan عَلَىٰ أَصْنَامٍ=putlara لَهُمْۚ=kendilerine ait ▼ قَالُوا=dediler ki يَا=Ey! مُوسَى=Mûsã اجْعَلْ=yap لَنَا=bize ait إِلَٰهًا=bir ilâh ▼ كَمَا=gibi لَهُمْ=onların آلِهَةٌۚ=ilâhları ▼ قَالَ=dedi إِنَّكُمْ=ki siz قَوْمٌ=bir toplumsunuz«kavm»تَجْهَلُونَ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yapan«cãhil»
 ‎﴾ 139 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki هَٰؤُلَاءِ=şunların مُتَبَّرٌ=helak olmuş olandır مَا=oldukları هُمْ=kendilerinin فِيهِ=içerisinde ▼ وَ=ve بَاطِلٌ=uyduruk ve asılsızdır«bãtıl»مَا=şeyler كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 140 ﴿‎   قَالَ=dedi ki أَ=mı? غَيْرَ=başka اللَّهِ=Allah′tan أَبْغِيكُمْ=arayışına gireyim size إِلَٰهًا=bir ilâh ▼ وَ=iken هُوَ=O فَضَّلَكُمْ=üstte tutmuş«fadl»sizi عَلَى الْعَالَمِينَ=alemlere karşı
 ‎﴾ 141 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit أَنْجَيْنَاكُمْ=kurtarmıştık sizi مِنْ آلِ=ailesinden فِرْعَوْنَ=Firavun′un ▼ يَسُومُونَكُمْ=onlar uğratıyorlardı sizi سُوءَ=en fenasına«sú»الْعَذَابِۖ=cezalandırmanın«azãb» ▼ يُقَتِّلُونَ=öldürüyorlardı أَبْنَاءَكُمْ=oğullarınızı ▼ وَ=ve يَسْتَحْيُونَ=hayatta bırakıyorlardı نِسَاءَكُمْۚ=kadınlarınızı ▼ وَ=ve فِي ذَٰلِكُمْ=işte bundaydı بَلَاءٌ=bir sınama«belã»مِنْ رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 142 ﴿‎   وَ=ve وَاعَدْنَا=sözleştik مُوسَىٰ=Mûsã ile ثَلَاثِينَ=otuz لَيْلَةً=geceye ▼ وَ=ve أَتْمَمْنَاهَا=kattık onlara بِعَشْرٍ=on tane ▼ فَ=böylece تَمَّ=tamamlandı مِيقَاتُ=vaktini belirlemiş olduğu رَبِّهِ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»أَرْبَعِينَ=kırk لَيْلَةًۚ=geceye ▼ وَ=ve قَالَ=dedi ki مُوسَىٰ=Mûsã لِأَخِيهِ=kardeşi هَارُونَ=Hãrûn′a ▼ اخْلُفْنِي=ye rime geç«halef»benim ardımdan فِي=içinde قَوْمِي=toplumum«kavm» ▼ وَ=ve أَصْلِحْ=barıştırıcı(veya ”düzeltici”) işler«ıslah_sulh»yap ▼ وَ=ve لَا تَتَّبِعْ=katılma«ittebã»سَبِيلَ=yoluna«sebîl»الْمُفْسِدِينَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapanların
 ‎﴾ 143 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا جَاءَ=gelince مُوسَىٰ=Mûsã لِمِيقَاتِنَا=vaktini belirlemiş olduğumuza وَ=ve كَلَّمَهُ=konuşunca ona رَبُّهُ="Efendi ve Sahib"i«rabb» ▼ قَالَ=dedi ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»أَرِنِي=görün bana ▼ أَنْظُرْ=bakayım إِلَيْكَۚ=Sana ▼ قَالَ=dedi ki لَنْ تَرَانِي=sen asla görmezsin Beni ▼ وَلَٰكِنِ=fakat انْظُرْ=bak إِلَى الْجَبَلِ=dağa ▼ فَ=bunun üzerine إِنِ=eğer اسْتَقَرَّ=durursa مَكَانَهُ=yerinde فَ=o zaman سَوْفَ=ileride تَرَانِيۚ=sen göreceksin Beni ▼ فَ=sonra da لَمَّا تَجَلَّىٰ=görününce رَبُّهُ="Efendi ve Sahib"i«rabb»لِلْجَبَلِ=dağa ▼ جَعَلَهُ=yaptı onu دَكًّا=darmadağın ▼ وَ=ve خَرَّ=düştü مُوسَىٰ=Mûsã صَعِقًاۚ=bilincini yitirmiş olarak ▼ فَ=sonra لَمَّا أَفَاقَ=ayılınca قَالَ=dedi ki سُبْحَانَكَ=Sen «zanlardan» aşkınsın«subhãn» ▼ تُبْتُ=olumsuzluktan dönüş yaptım«tevbe_tevvãb»إِلَيْكَ=sana ▼ وَ=ve أَنَا=ben أَوَّلُ=ilkiyim الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerin«mü′min»
 ‎﴾ 144 ﴿‎   قَالَ=dedi ▼ يَا=Ey! مُوسَىٰ=Mûsã إِنِّي=ki Ben اصْطَفَيْتُكَ=seçtim seni عَلَى=üzerine النَّاسِ=insanların ▼ بِرِسَالَاتِي=mesajlarımla«risãlet»وَ=ve بِكَلَامِي=konuşmamla ▼ فَ=o zaman خُذْ=al مَا=olduğumu آتَيْتُكَ=sana veriyor ▼ وَ=ve كُنْ=ol مِنَ الشَّاكِرِينَ=kıymet bilenlerden«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 145 ﴿‎   وَ=ve كَتَبْنَا=«yazdık»yazarak gerekli kıldık«kitãb»لَهُ=onun için فِي الْأَلْوَاحِ=levhalara مِنْ كُلِّ شَيْءٍ=ne varsa hepsini ▼ مَوْعِظَةً=bir nasihat olarak وَ=ve تَفْصِيلًا=açıklama olarak لِكُلِّ شَيْءٍ=her şey için ▼ فَ=o zaman خُذْهَا=tut onları بِقُوَّةٍ=kuvvetle ▼ وَ=ve de أْمُرْ=istediğini söyle«emr»قَوْمَكَ=senin toplumundan«kavm»يَأْخُذُوا=tutmalarını بِأَحْسَنِهَاۚ=en güzelini«hasen»onların ▼ سَأُرِيكُمْ=göstereceğim size دَارَ=yurdunu الْفَاسِقِينَ=yoldan çıkmışların«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 146 ﴿‎   سَأَصْرِفُ=uzaklaştıracağım عَنْ آيَاتِيَ=açık işaretlerimden«ãyet» ▼ الَّذِينَ=kimseleri يَتَكَبَّرُونَ=büyüklenen«kibr»فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ بِغَيْرِ=aykırı olarak الْحَقِّ=o Gerçeğe«hakk» ▼ وَ=ve إِنْ=eğer يَرَوْا=onlar görseler كُلَّ=her آيَةٍ=açık işareti«ãyet» ▼ لَا يُؤْمِنُوا=yine inanıp güvenmezler«îmãn»بِهَا=ona ▼ وَ=ve إِنْ=eğer يَرَوْا=görseler سَبِيلَ=yolunu«sebîl»الرُّشْدِ=doğru yola erişme«rüşd» ▼ لَا يَتَّخِذُوهُ=edinmezler onu سَبِيلًا=bir yol«sebîl» ▼ وَ=oysa إِنْ=eğer يَرَوْا=görseler سَبِيلَ=yolunu«sebîl»الْغَيِّ=yoldan şaşmanın«gayy» ▼ يَتَّخِذُوهُ=edinirler onu سَبِيلًاۚ=bir yol«sebîl» ▼ ذَٰلِكَ=işte bu بِأَنَّهُمْ=oldukları içindir كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet» ▼ وَ=ve كَانُوا=oldular عَنْهَا=onları غَافِلِينَ=ihmal hatasına düşmüş«ğãfil»
 ‎﴾ 147 ﴿‎   وَ=ve الَّذِينَ=kimselerin كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet»وَ=ve لِقَاءِ=kavuşmayı الْآخِرَةِ=Ahiret′e ▼ حَبِطَتْ=bir işe yaramamıştır«habt»أَعْمَالُهُمْۚ=yaptıkları ▼ هَلْ=mı? يُجْزَوْنَ=onlar karşılığını«cezã»alıyorlar إِلَّا=başkasının مَا=şeylerden كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 148 ﴿‎   وَ=ve اتَّخَذَ=benimsediler قَوْمُ=toplumu«kavm»مُوسَىٰ=Mûsã′nın مِنْ بَعْدِهِ=kendisinden sonra ▼ مِنْ حُلِيِّهِمْ=kendilerinin takılarından عِجْلًا=bir buzağı جَسَدًا=heykelini ▼ لَهُ=‑vardır‑ onun خُوَارٌۚ=böğürtüsü ▼ أَ=mi? لَمْ يَرَوْا=görmediler ▼ أَنَّهُ=ki o لَا=ne يُكَلِّمُهُمْ=kelâm ediyor onlara وَلَا=ne de يَهْدِيهِمْ=yolunu gösteriyor«hüdã» onlara سَبِيلًاۘ=bir yolun«sebîl» ▼ اتَّخَذُوهُ=benimsediler onu وَ=ve كَانُوا=oldular ظَالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 149 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا سُقِطَ=(başları)düşürülünce فِي=arasına أَيْدِيهِمْ=ellerinin ▼ وَ=ve رَأَوْا=görünce أَنَّهُمْ=ki kendileri قَدْ=kesinlikle ضَلُّوا=yolunu saşırmış«dalãl» ▼ قَالُوا=dediler ki لَئِنْ=muhakkak ki eğer لَمْ يَرْحَمْنَا=merhamet«rahmet»etmezse bize رَبُّنَا="Efendi ve Sahib"imiz«rabb»وَ=ve يَغْفِرْ=günahlarımızı örtmezse«mağfiret»لَنَا=bizim ▼ لَنَكُونَنَّ=kesinlikle oluruz hep مِنَ الْخَاسِرِينَ=zarar edenlerden«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 150 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا رَجَعَ=dönünce مُوسَىٰ=Mûsã إِلَىٰ قَوْمِهِ=toplumuna«kavm»غَضْبَانَ=hiddetle«ğadab»أَسِفًا=üzgün şekilde ▼ قَالَ=dedi ki بِئْسَمَا=ne kötü خَلَفْتُمُونِي=benim yerime geçmeniz«halef»مِنْ بَعْدِيۖ=benden sonra ▼ أَ=mi? عَجِلْتُمْ=acele ettiniz أَمْرَ=yapılmasını istediği şeyde«emr»رَبِّكُمْۖ="Efendi ve Sahib"inizin«rabb» ▼ وَ=ve أَلْقَى=yere attı الْأَلْوَاحَ=levhaları ▼ وَ=ve أَخَذَ=tuttu بِرَأْسِ=başını أَخِيهِ=kardeşinin يَجُرُّهُ=çekerek onu إِلَيْهِۚ=kendine doğru ▼ قَالَ=o dedi ابْنَ=oğlu! أُمَّ=anamın إِنَّ=ki الْقَوْمَ=bu toplum«kavm»اسْتَضْعَفُونِي=aciz«daîf»duruma düşürdüler beni ▼ وَ=ve كَادُوا=neredeyse يَقْتُلُونَنِي=öldürüyorlardı beni ▼ فَ=o halde لَا تُشْمِتْ=güldürme بِيَ=bana الْأَعْدَاءَ=düşmanları ▼ وَ=ve لَا تَجْعَلْنِي=sayma beni مَعَ=beraber الْقَوْمِ=bu toplumla«kavm»الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 151 ﴿‎   قَالَ=dedi ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»اغْفِرْ=günahımızı ört«mağfiret»لِي=benim وَ=ve لِأَخِي=kardeşimin ▼ وَ=ve أَدْخِلْنَا=sok bizi فِي=içine رَحْمَتِكَۖ=merhametinin«rahmet»وَ=ve أَنْتَ=Sen′sin أَرْحَمُ=en merhametlisi«rahîm»الرَّاحِمِينَ=merhametli«rahîm»olanların
 ‎﴾ 152 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimselere اتَّخَذُوا=edinmiş الْعِجْلَ=o buzağıyı ▼ سَيَنَالُهُمْ=erişecektir غَضَبٌ=bir hiddet«ğadab»مِنْ رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinden«rabb» ▼ وَ=ve ذِلَّةٌ=bir boyun eğikliği«zillet»فِي الْحَيَاةِ=hayatında الدُّنْيَاۚ=dünya ▼ وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle نَجْزِي=karşılığını«cezã»veririz الْمُفْتَرِينَ=uyduranlara«ifterã»
 ‎﴾ 153 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler عَمِلُوا=yapmış السَّيِّئَاتِ=fenalıklar«seyyiãt» ▼ ثُمَّ=sonrasında تَابُوا=olumsuzluktan dönüş yapmış«tevbe_tevvãb»مِنْ بَعْدِهَا=ardından onların ▼ وَ=ve de آمَنُوا=inanıp güvenenler«îmãn» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»مِنْ بَعْدِهَا=ardından onların لَغَفُورٌ=muhakkak günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 154 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا سَكَتَ=dinince عَنْ مُوسَى=Mûsã′nın الْغَضَبُ=hiddeti«ğadab» ▼ أَخَذَ=aldı الْأَلْوَاحَۖ=levhaları ▼ وَ=ve فِي نُسْخَتِهَا=‑vardı‑ onların nüshasında هُدًى=bir yol gösteriş«hüdã»وَ=ve رَحْمَةٌ=bir merhamet«rahmet» ▼ لِلَّذِينَ=kimseler için هُمْ=kendileri لِرَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"leri«rabb»için يَرْهَبُونَ=korku duyan
 ‎﴾ 155 ﴿‎   وَ=ve اخْتَارَ=seçti مُوسَىٰ=Mûsã قَوْمَهُ=toplumundan«kavm»سَبْعِينَ=yetmiş رَجُلًا=adam لِمِيقَاتِنَاۖ=vaktini belirlemiş olduğumuz için ▼ فَ=sonra لَمَّا أَخَذَتْهُمُ=yakalayınca onları الرَّجْفَةُ=o çalkalanma«racfe»قَالَ=dedi ki ▼ رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»لَوْ=eğer شِئْتَ=dileseydin أَهْلَكْتَهُمْ=helak ederdin onları مِنْ قَبْلُ=daha önce وَ=ve de إِيَّايَۖ=beni ▼ أَ=mı? أَتُهْلِكُنَا=helak edeceksin bizi بِمَا=dolayı فَعَلَ=yaptıklarından السُّفَهَاءُ=aklı ermezlerin«sefîh»مِنَاۖ=içimizden ▼ إِنْ=değildir هِيَ=bu إِلَّا=başkası فِتْنَتُكَ=Senin imtihanından«fitne» ▼ تُضِلُّ=yolunu saşırtırsın«dalãl»بِهَا=onunla مَنْ=kimseye تَشَاءُ=dilediğin ▼ وَ=ve de تَهْدِي=yol gösterirsin«hüdã»مَنْ=kimseye تَشَاءُۖ=dilediğin ▼ أَنْتَ=Sen وَلِيُّنَا=bizim "destek çıkan yakın"ımızsın«velî_evliyã» ▼ فَ=şu halde اغْفِرْ=günahımızı ört«mağfiret»لَنَا=bizim وَ=ve de ارْحَمْنَاۖ=merhamet«rahmet»et bize ▼ وَ=ve أَنْتَ=Sen خَيْرُ=en "faydalı ve iyi"sisin«hayr»الْغَافِرِينَ=günahları örtenlerin«ğafûr»
 ‎﴾ 156 ﴿‎   وَ=ve اكْتُبْ=«yaz»yazarak gerekli kıl«kitãb»لَنَا=bize فِي هَٰذِهِ=şu kendisinde الدُّنْيَا=dünyanın حَسَنَةً=bir güzellik«hasen»وَ=ve de فِي الْآخِرَةِ=Ahiret′te ▼ إِنَّا=ki biz هُدْنَا=gösterilmiş yola girdik«hüdã»إِلَيْكَۚ=sana doğru ▼ قَالَ=dedi ki عَذَابِي=cezama«azãb»أُصِيبُ=uğratırım بِهِ=kendisiyle مَنْ=kimseyi أَشَاءُۖ=dilediğim ▼ وَ=ise رَحْمَتِي=merhametim«rahmet»وَسِعَتْ=kapsar كُلَّ شَيْءٍۚ=her şeyi ▼ فَ=sonra da سَأَكْتُبُهَا=«yazacağım»yazarak gerekli kılacağım«kitãb»onu الَّذِينَ=kimselere يَتَّقُونَ=kendini sakındıran«takvã» ▼ وَ=ve de يُؤْتُونَ=veren الزَّكَاةَ=o zekatı ▼ وَ=ve الَّذِينَ=kimselere بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimize«ãyet»يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»
 ‎﴾ 157 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselere يَتَّبِعُونَ=katılan«ittebã»الرَّسُولَ=o Elçiye«rasûl» ▼ النَّبِيَّ=o Peygambere«nebî»الْأُمِّيَّ=daha önce kitabı olmamış«ümmî» ▼ الَّذِي=oldukları يَجِدُونَهُ=onların kendisini bulur مَكْتُوبًا=yazılı olarak عِنْدَهُمْ=huzurlarındaki فِي التَّوْرَاةِ=Tevrat′ta وَ=ve de الْإِنْجِيلِ=İncil′de ▼ يَأْمُرُهُمْ=o yapılmasını istediğini söyler«emr» onlardan بِالْمَعْرُوفِ=«hakka» uygun«ma′rûf»olanların ▼ وَ=ve يَنْهَاهُمْ=vazgeçmelerini ister«nehy» onlardan عَنِ الْمُنْكَرِ=çirkinliklerden«münker» ▼ وَ=ve يُحِلُّ=serbest«helãl»kılar لَهُمُ=onlara الطَّيِّبَاتِ=temiz«tayyib»şeyleri ▼ وَ=ve يُحَرِّمُ=yasak«haram»kılar عَلَيْهِمُ=onlara الْخَبَائِثَ=«pis»çirkin«habîs»şeyleri ▼ وَ=ve يَضَعُ=kaldırıp atar عَنْهُمْ=onlardan إِصْرَهُمْ=ağır sorumluluklarını«ısr» ▼ وَ=ve الْأَغْلَالَ=zincirleri الَّتِي=olan كَانَتْ=olmuş عَلَيْهِمْۚ=üzerlerinde ▼ فَ=bunun üzerine الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»بِهِ=ona ▼ وَ=ve عَزَّرُوهُ=saygı gösteren ona ▼ وَ=ve نَصَرُوهُ=yardım eden ona وَ=ve de اتَّبَعُوا=katılan«ittebã»النُّورَ=o aydınlığa«nûr»الَّذِينَ=olan أُنْزِلَ=indirilmiş مَعَهُۙ=onunla beraber ▼ أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الْمُفْلِحُونَ=selamete«felãh»ermişler
 ‎﴾ 158 ﴿‎   قُلْ=de يَا أَيُّهَا=Ey! النَّاسُ=insanlar إِنِّي=ki ben رَسُولُ=Elçisiyim«rasûl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ إِلَيْكُمْ=üzerinize جَمِيعًا=topluca ▼ الَّذِي=olan لَهُ=kendisine ait مُلْكُ=hükümranlığı«mülk»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِۖ=yeryüzünün ▼ لَا=yoktur إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka هُوَ=O′ndan ▼ يُحْيِي=hayat veren وَ=ve de يُمِيتُۖ=öldüren ▼ فَ=o zaman آمِنُوا=inanıp güvenin«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve رَسُولِهِ=O′nun Elçisine«rasûl» ▼ النَّبِيِّ=Peygamberine«nebî»الْأُمِّيِّ=(daha önce)kitabı olmamış olan«ümmî» ▼ الَّذِي=olan يُؤْمِنُ=inanıp güvenmekte«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve كَلِمَاتِهِ=O′nun kelamına(sözlerine)«kelime_kelimãt» ▼ وَ=ve اتَّبِعُوهُ=katılın«ittebã»O′na لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَهْتَدُونَ=gösterilmiş yola girersiniz«hüdã»
 ‎﴾ 159 ﴿‎   وَ=ve مِنْ قَوْمِ=‑vardır‑ toplumunda«kavm»مُوسَىٰ=Mûsã′nın أُمَّةٌ=bir topluluk«ümmet» ▼ يَهْدُونَ=onlar yol gösterirler«hüdã»بِالْحَقِّ=o Gerçek«hakk»ile ▼ وَ=ve بِهِ=onunla يَعْدِلُونَ=denkliği sağlarlar«adl»
 ‎﴾ 160 ﴿‎   وَ=ve قَطَّعْنَاهُمُ=Biz ayırdık onları اثْنَتَيْ عَشْرَةَ=oniki أَسْبَاطًا=torun أُمَمًاۚ=topluluğa«ümmet» ▼ وَ=ve أَوْحَيْنَا=mesajla ilettik«vahy»إِلَىٰ مُوسَىٰ=Mûsã′ya إِذِ=zaman اسْتَسْقَاهُ=su istediği قَوْمُهُ=kendi toplumu«kavm» ▼ أَنِ=diye اضْرِبْ=vur بِعَصَاكَ=değneğinle الْحَجَرَۖ=o taşa ▼ فَ=bunun üzerine انْبَجَسَتْ=fışkırdı مِنْهُ=ondan اثْنَتَا عَشْرَةَ=oniki عَيْنًاۖ=göze(pınar) ▼ قَدْ=emin olun ki عَلِمَ=bildi كُلُّ=bütün أُنَاسٍ=insanlar مَشْرَبَهُمْۚ=içeceği yeri ▼ وَ=ve ظَلَّلْنَا=gölge yaptık عَلَيْهِمُ=üzerlerine الْغَمَامَ=o bulutu ▼ وَ=ve أَنْزَلْنَا=indirdik عَلَيْهِمُ=onlara الْمَنَّ=kudret helvası وَ=ve السَّلْوَىٰۖ=bıldırcın eti ▼ كُلُوا=yiyin مِنْ طَيِّبَاتِ=temizinden«tayyib»مَا=olduklarınızın رَزَقْنَاكُمْۚ=faydalandırılmış«rızk» ▼ وَ=ve مَا ظَلَمُونَا=onlar "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmediler Bize ▼ وَلَٰكِنْ=fakat كَانُوا=oldular أَنْفُسَهُمْ=kendilerine يَظْلِمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ediyor
 ‎﴾ 161 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قِيلَ=denildi ki لَهُمُ=onlara اسْكُنُوا=yerleşin هَٰذِهِ=şu الْقَرْيَةَ=yerleşime«karye» ▼ وَ=ve كُلُوا=yiyin مِنْهَا=orada حَيْثُ=nerden شِئْتُمْ=dilerseniz ▼ وَ=ve قُولُوا=deyin حِطَّةٌ=affet ▼ وَ=ve ادْخُلُوا=girin الْبَابَ=kapıdan سُجَّدًا=yere yüz koyarak«secde» ▼ نَغْفِرْ=günahını örtelim«mağfiret»لَكُمْ=sizin خَطِيئَاتِكُمْۚ=hatalarınızın«hatá» ▼ سَنَزِيدُ=fazlasını vereceğiz الْمُحْسِنِينَ=güzel davrananlara«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 162 ﴿‎   فَ=sonra بَدَّلَ=değiştirdiler الَّذِينَ=kimseler ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmiş مِنْهُمْ=içlerinden ▼ قَوْلًا=söyleneni غَيْرَ=başkasıyla الَّذِي=olandan قِيلَ=söylenmiş لَهُمْ=kendilerine ▼ فَ=bunun üzerine أَرْسَلْنَا=gönderdik عَلَيْهِمْ=üzerlerine رِجْزًا=bir pislik(veya ”toz”)«ricz»مِنَ السَّمَاءِ=gökten ▼ بِمَا=karşılık كَانُوا=olduklarına يَظْلِمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ediyor
 ‎﴾ 163 ﴿‎   وَ=ve اسْأَلْهُمْ=sor onlara عَنِ الْقَرْيَةِ=o yerleşimi«karye»الَّتِي=olan كَانَتْ=olmuş حَاضِرَةَ=kıyısında الْبَحْرِ=deniz ▼ إِذْ=bir vakit يَعْدُونَ=onlar haddi aşarlar فِي السَّبْتِ=Cumartesinde ▼ إِذْ=hani تَأْتِيهِمْ=gelir onlara حِيتَانُهُمْ=balıkları يَوْمَ=günü سَبْتِهِمْ=cumartesi شُرَّعًا=akın akın ▼ وَ=ise يَوْمَ=gün لَا=olmayan يَسْبِتُونَۙ=cumartesi ▼ لَا تَأْتِيهِمْۚ=gelmez onlara ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle نَبْلُوهُمْ=Biz sınarız«belã» onları ▼ بِمَا=dolayı كَانُوا=olduklarından يَفْسُقُونَ=yoldan çıkar«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 164 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قَالَتْ=dedi ki أُمَّةٌ=bir topluluk«ümmet»مِنْهُمْ=içlerinden ▼ لِمَ=niçin? تَعِظُونَ=nasihat ediyorsunuz قَوْمًاۙ=bir topluma«kavm»اللَّهُ=Allah′ın مُهْلِكُهُمْ=helak edeceği kendilerini ▼ أَوْ=yahut مُعَذِّبُهُمْ=cezalandıracağı«azãb»عَذَابًا=bir cezayla«azãb»شَدِيدًاۖ=şiddetli ▼ قَالُوا=dediler ki مَعْذِرَةً=bir mazeret olarak إِلَىٰ رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inize«rabb» ▼ وَ=ve لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَتَّقُونَ=kendini sakındırırlar«takvã»
 ‎﴾ 165 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا نَسُوا=onlar unutunca مَا=olanı ذُكِّرُوا=tembih edilmiş«tezkîr»بِهِ=kendilerine ▼ أَنْجَيْنَا=Biz kurtardık الَّذِينَ=kimseleri يَنْهَوْنَ=vazgeçilmesini isteyen«nehy»عَنِ السُّوءِ=fenalıktan«sú» ▼ وَ=ve de أَخَذْنَا=yakaladık الَّذِينَ=kimseleri ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmiş ▼ بِعَذَابٍ=bir ceza«azãb»ile بَئِيسٍ=kuvvet uygulama«be′s»şeklinde ▼ بِمَا=karşılık كَانُوا=olduklarına يَفْسُقُونَ=yoldan çıkar«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 166 ﴿‎   فَ=böylece لَمَّا عَتَوْا=onlar vazgeçmeyince عَنْ مَا=şeyden ▼ نُهُوا=vazgeçmeleri istenen«nehy»عَنْهُ=kendisinden ▼ قُلْنَا=dedik ki لَهُمْ=onlara كُونُوا=olun قِرَدَةً=maymunlar خَاسِئِينَ=aşağılık
 ‎﴾ 167 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit تَأَذَّنَ=ilan etmişti رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»لَيَبْعَثَنَّ=muhakkak çıkaracağını«ba′s»عَلَيْهِمْ=onlara ▼ إِلَىٰ=kadar يَوْمِ=gününe الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet» ▼ مَنْ=kimseler يَسُومُهُمْ=uğratacak sizi سُوءَ=en fenasına«sú»الْعَذَابِۗ=o cezanın«azãb» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»لَسَرِيعُ=kesinlikle çabuktur الْعِقَابِۖ=neticelendirmesi ▼ وَ=ve إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O لَغَفُورٌ=kesinlikle günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 168 ﴿‎   وَ=ve قَطَّعْنَاهُمْ=ayırdık onları فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde أُمَمًاۖ=topluluklara ▼ مِنْهُمُ=onlardan kimi الصَّالِحُونَ=düzgün kişilerdi«sãlih_sãlihãt»وَ=ve مِنْهُمْ=kimi de دُونَ=dışında ذَٰلِكَۖ=işte bunun ▼ وَ=ve بَلَوْنَاهُمْ=sınadık«belã» onları بِالْحَسَنَاتِ=güzelliklerle«hasen»وَ=ve de السَّيِّئَاتِ=fenalıklarla«seyyiãt»لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَرْجِعُونَ=dönerler
 ‎﴾ 169 ﴿‎   فَ=sonra خَلَفَ=artlarından yerlerine geçti«halef»مِنْ بَعْدِهِمْ=onlardan sonra خَلْفٌ=arkadan gelenler«halef» ▼ وَرِثُوا=varis olan الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metine«kitãb» ▼ يَأْخُذُونَ=alıyorlar عَرَضَ=sunduklarını هَٰذَا=şu الْأَدْنَىٰ=düşük olanın ▼ وَ=ve يَقُولُونَ=diyorlar ki سَيُغْفَرُ=günahlarımız örtülecek«mağfiret»لَنَا=bizim ▼ وَ=ve إِنْ=eğer يَأْتِهِمْ=gelse onlara عَرَضٌ=sunulmuş şeyler مِثْلُهُ=onun dengi ▼ يَأْخُذُوهُۚ=alırlar onu ▼ أَ=mıydı? لَمْ يُؤْخَذْ=alınmamış عَلَيْهِمْ=kendilerinden مِيثَاقُ=Taahhütü«mîsak»الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metnin«kitãb» ▼ أَنْ لَا يَقُولُوا=söylemeyecekler diye عَلَى=hakkında اللَّهِ=Allah إِلَّا=başkasını الْحَقَّ=o Gerçek′ten«hakk» ▼ وَ=ve(mi?) دَرَسُوا=öğrenmediler مَا=olanı فِيهِۗ=onun içinde ▼ وَ=oysa الدَّارُ=yurdu الْآخِرَةُ=Ahiret خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»لِلَّذِينَ=kimseler için يَتَّقُونَۗ=kendini sakındıran«takvã» ▼ أَ=musunuz? فَ=şu halde لَا تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramıyor«akl»
 ‎﴾ 170 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimselere يُمَسِّكُونَ=sımsıkı sarılan بِالْكِتَابِ=o «ilâhî» Metine«kitãb» ▼ وَ=ve أَقَامُوا=gereğince yerine getiren«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt» ▼ إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz لَا نُضِيعُ=heba etmeyiz أَجْرَ=bedelini«ecr»الْمُصْلِحِينَ=barıştırıcı(veya ”düzeltici”) işler«ıslah_sulh»yapanların
 ‎﴾ 171 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit نَتَقْنَا=kaldırmıştık الْجَبَلَ=o dağı فَوْقَهُمْ=üzerlerine ▼ كَأَنَّهُ=sanki gibiydi ظُلَّةٌ=bir gölge ▼ وَ=ve ظَنُّوا=zannetmişlerdi«zann»أَنَّهُ=ki o وَاقِعٌ=düşecek بِهِمْ=üstlerine ▼ خُذُوا=tutun مَا=şeyi آتَيْنَاكُمْ=verdiğim size بِقُوَّةٍ=kuvvetle وَ=ve اذْكُرُوا=hatırda tutun«zikr»مَا=olanı فِيهِ=onun içinde ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَتَّقُونَ=kendinizi sakındırırsınız«takvã»
 ‎﴾ 172 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit أَخَذَ=aldı رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»مِنْ بَنِي=oğullarından آدَمَ=Âdem ▼ مِنْ ظُهُورِهِمْ=bellerinden ذُرِّيَّتَهُمْ="soylarının devamı"nı«zurriyyãt» ▼ وَ=ve أَشْهَدَهُمْ=tanık«şãhid» tuttu onları عَلَىٰ أَنْفُسِهِمْ=kendilerine ▼ أَ=miyim? لَسْتُ=ben değil بِرَبِّكُمْۖ=sizin "Efendi ve Sahib"iniz«rabb» ▼ قَالُوا=dediler ki بَلَىٰۛ=Evet! ▼ شَهِدْنَاۛ=tanıklık«şãhid» ettik ▼ أَنْ تَقُولُوا=dersiniz diye(veya"demenize") يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet» ▼ إِنَّا=ki biz كُنَّا=idik عَنْ هَٰذَا=bundan غَافِلِينَ=habersiz«ğãfil»
 ‎﴾ 173 ﴿‎   أَوْ=yahut(diye) تَقُولُوا=dersiniz ▼ إِنَّمَا=ancak ve sadece أَشْرَكَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul etti«şirk_müşrik»آبَاؤُنَا=babalarımız مِنْ قَبْلُ=daha önce ▼ وَ=ve كُنَّا=olduk ذُرِّيَّةً="soylarının devamı"«zurriyyãt»مِنْ بَعْدِهِمْۖ=onlardan sonra ▼ أَ=mı? فَ=şu halde تُهْلِكُنَا=helak ediyorsun bizi بِمَا=dolayı فَعَلَ=yaptıklarından الْمُبْطِلُونَ=uyduruk ve asılsıza«bãtıl»uyanların
 ‎﴾ 174 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle نُفَصِّلُ=ayrı ayrı açıklıyoruz الْآيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet» ▼ وَ=ve لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَرْجِعُونَ=geri dönerler
 ‎﴾ 175 ﴿‎   وَ=ve اتْلُ=sayıp dök«tilãvet»عَلَيْهِمْ=onlara نَبَأَ=haberini الَّذِي=kimsenin آتَيْنَاهُ=verdiğimiz kendisine آيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet» ▼ فَ=bunun üzerine انْسَلَخَ=sıyrılıp çıktı مِنْهَا=onlardan ▼ فَ=sonra da أَتْبَعَهُ=peşine taktı«ittebã»onu الشَّيْطَانُ=şeytan ▼ فَ=böylece كَانَ=oldu مِنَ الْغَاوِينَ=yoldan şaşmışlardan«gayy»
 ‎﴾ 176 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer شِئْنَا=dileseydik لَرَفَعْنَاهُ=muhakkak yükseltirdik onu بِهَا=onlarla ▼ وَلَٰكِنَّهُ=fakat o أَخْلَدَ=yerleşip kaldı«hãlid»إِلَى الْأَرْضِ=yeryüzüne ▼ وَ=ve اتَّبَعَ=katıldı«ittebã»هَوَاهُۚ=canının istediğine«hevã» ▼ فَ=şu halde مَثَلُهُ=onun durumu كَمَثَلِ=durumu gibidir الْكَلْبِ=şu köpeğin ▼ إِنْ=eğer تَحْمِلْ=varırsan عَلَيْهِ=üstüne يَلْهَثْ=dilini sarkıtıp solur ▼ أَوْ=veyahut تَتْرُكْهُ=bırakırsan onu يَلْهَثْۚ=dilini sarkıtıp solur ▼ ذَٰلِكَ=işte budur مَثَلُ=durumu ▼ الْقَوْمِ=toplumların«kavm»الَّذِينَ=olan كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَاۚ=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet» ▼ فَ=öyleyse اقْصُصِ=anlat«kasas»الْقَصَصَ=o hikayeyi«kasas»لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَتَفَكَّرُونَ=üzerinde kafa yorarlar«tefekkür»
 ‎﴾ 177 ﴿‎   سَاءَ=ne fenadır«sú»مَثَلًا=durumu الْقَوْمُ=toplumun«kavm»الَّذِينَ=olan كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet» ▼ وَ=ve de أَنْفُسَهُمْ=kendilerine(veya ”birbirlerine”) كَانُوا=olmuş يَظْلِمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ediyor
 ‎﴾ 178 ﴿‎   مَنْ=kime يَهْدِ=yol gösterirse«hüdã»اللَّهُ=Allah فَ=o zaman هُوَ=odur الْمُهْتَدِيۖ=gösterilmiş yola giren«hüdã» ▼ وَ=ve de مَنْ=kime يُضْلِلْ=yolunu saşırtırsa«dalãl»فَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الْخَاسِرُونَ=zarar edenler«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 179 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki ذَرَأْنَا=yaratıp çoğalttık لِجَهَنَّمَ=Cehennem için ▼ كَثِيرًا=çoğunu مِنَ=içerisinden الْجِنِّ=cinler وَ=ve de الْإِنْسِۖ=insanlar ▼ لَهُمْ=‑vardır‑onların قُلُوبٌ=kalpleri لَا يَفْقَهُونَ=değerlendirip kavramazlar«fıkh»بِهَا=onlarla ▼ وَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑onların أَعْيُنٌ=gözleri لَا يُبْصِرُونَ=görmezler بِهَا=onlarla ▼ وَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑onların آذَانٌ=kulakları لَا يَسْمَعُونَ=işitmezler بِهَاۚ=onlarla ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar كَالْأَنْعَامِ="kesimlik otlayan hayvanlar"«en′ãm»gibidir ▼ بَلْ=yok aslında! هُمْ=kendileri أَضَلُّۚ=daha çok yolunu şaşırmış olanlardır«dalãl» ▼ أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileri الْغَافِلُونَ=ihmal hatasına düşmüşlerdir«ğãfil»
 ‎﴾ 180 ﴿‎   وَ=ve لِلَّهِ=Allah′ındır الْأَسْمَاءُ=«isimler»vasıflar«ism_esmã»الْحُسْنَىٰ=en güzel«hasen» ▼ فَ=o zaman ادْعُوهُ=«çağrıda bulunma»dua edin«duã»O′na بِهَاۖ=onlarla ▼ وَ=ve ذَرُوا=bırakın الَّذِينَ=kimseleri يُلْحِدُونَ=sapan فِي=hakkında أَسْمَائِهِۚ=O′nun «isimler»vasıfları«ism_esmã» ▼ سَيُجْزَوْنَ=onlar karşılığını«cezã»alacaklar مَا=şeylerin كَانُوا=oldukları يَعْمَلُونَ=onların yapıyor
 ‎﴾ 181 ﴿‎   وَ=ve مِمَّنْ=‑vardır‑ içinde خَلَقْنَا=yarattıklarımız أُمَّةٌ=bir topluluk«ümmet» ▼ يَهْدُونَ=yol gösteren«hüdã»بِالْحَقِّ=o Gerçek«hakk»ile ▼ وَ=ve بِهِ=onunla يَعْدِلُونَ=denkliği sağlayan«adl»
 ‎﴾ 182 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseleri كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet» ▼ سَنَسْتَدْرِجُهُمْ=adım adım helake yaklaştıracağız ▼ مِنْ حَيْثُ=yerden لَا يَعْلَمُونَ=bilmeyecekleri
 ‎﴾ 183 ﴿‎   وَ=ve أُمْلِي=süre veririm لَهُمْۚ=onlara ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki كَيْدِي=benim hazırladığım düzen«keyd»مَتِينٌ=sağlamdır
 ‎﴾ 184 ﴿‎   أَ=mı? وَ=peki لَمْ يَتَفَكَّرُواۗ=üzerinde kafa yormadılar«tefekkür» ▼ مَا=yoktur بِصَاحِبِهِمْ=yoldaşlarında«eshãb_sãhib»مِنْ=herhangi جِنَّةٍۚ=bir delilik(veya"cinlenme") ▼ إِنْ=değildir هُوَ=o إِلَّا=başkası نَذِيرٌ=bir uyarıcıdan مُبِينٌ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 185 ﴿‎   أَ=mı? وَ=peki لَمْ يَنْظُرُوا=bakmadılar ▼ فِي مَلَكُوتِ=idaresine«melekût»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünün ▼ وَ=ve مَا=olduğu خَلَقَ=yaratmış اللَّهُ=Allah′ın مِنْ شَيْءٍ=şeylere ▼ وَ=ve(bakmadılar mı?) أَنْ=ki عَسَىٰ=belki de أَنْ يَكُونَ=olacağına قَدِ=gerçekten اقْتَرَبَ=yaklaşmış أَجَلُهُمْۖ=vadelerinin ▼ فَ=o zaman بِأَيِّ=hangisine حَدِيثٍ=sözün بَعْدَهُ=ondan sonra يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenecekler«îmãn»
 ‎﴾ 186 ﴿‎   مَنْ=kime يُضْلِلِ=yolunu saşırtırsa«dalãl»اللَّهُ=Allah ▼ فَ=bunun üzerine لَا=olmaz هَادِيَ=yol gösterecek«hüdã»لَهُۚ=onun için ▼ وَ=ve يَذَرُهُمْ=bırakır onları فِي طُغْيَانِهِمْ=azmışlıkları«tuğyãn_tağ′ût»içinde يَعْمَهُونَ=bocalayıp dururlar
 ‎﴾ 187 ﴿‎   يَسْأَلُونَكَ=soruyorlar sana عَنِ السَّاعَةِ=o Saat′ten«saat» ▼ أَيَّانَ=ne zamandır مُرْسَاهَاۖ=«demir atma»gelip çatması onun ▼ قُلْ=de ki إِنَّمَا=ancak ve sadece عِلْمُهَا=onun bilgisi«ilm»عِنْدَ=katındadır رَبِّيۖ="Efendi ve Sahib"imin«rabb» ▼ لَا يُجَلِّيهَا=açığa çıkarmayacak onu لِوَقْتِهَا=vakti gelince إِلَّا=başkası هُوَۚ=O′ndan ▼ ثَقُلَتْ=o ağır gelmiştir فِي السَّمَاوَاتِ=göklere وَ=ve de الْأَرْضِۚ=yeryüzüne ▼ لَا تَأْتِيكُمْ=o gelmeyecektir size إِلَّا=olması dışında بَغْتَةًۗ=ansızın ▼ يَسْأَلُونَكَ=soruyorlar sana كَأَنَّكَ=sanki gibi sen حَفِيٌّ=alakalısın عَنْهَاۖ=onun hakkında ▼ قُلْ=de ki إِنَّمَا=ancak ve sadece عِلْمُهَا=onun bilgisi«ilm»عِنْدَ=katındadır اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 188 ﴿‎   قُلْ=de ki لَا أَمْلِكُ=yetki sahibi«mãlik»değilim لِنَفْسِي=kendim için نَفْعًا=bir faydaya وَلَا=ne de ضَرًّا=bir zarara«dırãr» ▼ إِلَّا=hariç مَا شَاءَ=dilemesi اللَّهُۚ=Allah′ın ▼ وَ=ve لَوْ=eğer كُنْتُ=olsaydım أَعْلَمُ=daha iyi biliyor الْغَيْبَ=Görülmeyen«gerçekler»i«ğayb» ▼ لَاسْتَكْثَرْتُ=muhakkak çok elde ederdim مِنَ الْخَيْرِ=fayda ve iyilik(veya "mal‑mülk")«hayr» ▼ وَ=ve مَا مَسَّنِيَ=dokunmazdı bana السُّوءُۚ=fenalık«sú» ▼ إِنْ=değilim أَنَا=ben إِلَّا=başkası نَذِيرٌ=bir uyarıcıdan وَ=ve بَشِيرٌ=müjdeleyiciden ▼ لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»
 ‎﴾ 189 ﴿‎   هُوَ=O الَّذِي=olandır خَلَقَكُمْ=sizi yaratmış مِنْ نَفْسٍ=nefisten وَاحِدَةٍ=tek bir ▼ وَ=ve جَعَلَ=yaptı مِنْهَا=ondan(o:nefis) زَوْجَهَا=eşini ▼ لِيَسْكُنَ=sükûn bulsun diye إِلَيْهَاۖ=onunla«dişil» ▼ فَ=sonra لَمَّا تَغَشَّاهَا=sarıp örtünce onu«dişil» حَمَلَتْ=yüklendi«dişil» حَمْلًا=bir yük خَفِيفًا=hafif ▼ فَ=böylece مَرَّتْ=gezdirdi«dişil» بِهِۖ=onu ▼ فَ=sonra لَمَّا أَثْقَلَتْ=ağırlaşınca«dişil» دَعَوَا=ikisi beraber «çağrıda bulunma»dua ettiler«duã»اللَّهَ=Allah′a رَبَّهُمَا=ikisinin "Efendi ve Sahib"i«rabb» ▼ لَئِنْ=muhakkak ki eğer آتَيْتَنَا=verirsen bize صَالِحًا=düzgün«sãlih_sãlihãt»birini ▼ لَنَكُونَنَّ=kesinlikle oluruz hep مِنَ الشَّاكِرِينَ=kıymet bilenlerden«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 190 ﴿‎   فَ=bunun üzerine لَمَّا آتَاهُمَا=O verince o ikisine صَالِحًا=düzgün«sãlih_sãlihãt»birini ▼ جَعَلَا=yaptılar لَهُ=O′na شُرَكَاءَ=«ortak»denkler«şirk_müşrik»فِيمَا=şeyde آتَاهُمَاۚ=kendilerine verdiği ▼ فَ=şu halde تَعَالَى=yücedir اللَّهُ=Allah عَمَّا=şeylerden يُشْرِكُونَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettikleri«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 191 ﴿‎   أَ=mi? يُشْرِكُونَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ediyorlar«şirk_müşrik»مَا=olanları لَا يَخْلُقُ=yaratmıyor شَيْئًا=herhangi bir şey ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri يُخْلَقُونَ=yaratılıyor
 ‎﴾ 192 ﴿‎   وَ=ve لَا يَسْتَطِيعُونَ=güçleri yetmez«istitãat»لَهُمْ=onlara نَصْرًا=bir yardıma ▼ وَلَا=ne de أَنْفُسَهُمْ=kendilerine يَنْصُرُونَ=yardım etmeye
 ‎﴾ 193 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer تَدْعُوهُمْ=çağırsanız«duã»onları إِلَى الْهُدَىٰ=o yol gösterişe«hüdã»لَا يَتَّبِعُوكُمْۚ=katılmazlar«ittebã»size ▼ سَوَاءٌ=birdir عَلَيْكُمْ=size ▼ أ=ha دَعَوْتُمُوهُمْ=çağırmışsınız«duã»onları أَمْ=ha أَنْتُمْ=siz صَامِتُونَ=susmuşsunuz
 ‎﴾ 194 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=olduklarınız تَدْعُونَ=sizin«çağrıda bulunma»dua etmekte«duã»مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah ▼ عِبَادٌ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerdir أَمْثَالُكُمْۖ=sizler gibi ▼ فَ=o halde ادْعُوهُمْ=çağırın«duã»onları فَ=sonra da لْيَسْتَجِيبُوا=karşılık versinler لَكُمْ=size إِنْ=mademki كُنْتُمْ=sizsiniz صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 195 ﴿‎   أَ=mı? لَهُمْ=‑var‑onların أَرْجُلٌ=ayakları يَمْشُونَ=yürürler بِهَاۖ=kendisiyle ▼ أَمْ=ya da لَهُمْ=onların أَيْدٍ=elleri يَبْطِشُونَ=tutarlar بِهَاۖ=kendisiyle ▼ أَمْ=ya da لَهُمْ=onların أَعْيُنٌ=gözleri يُبْصِرُونَ=görürler بِهَاۖ=kendisiyle ▼ أَمْ=ya da لَهُمْ=onların آذَانٌ=kulakları يَسْمَعُونَ=işitirler بِهَاۖ=kendisiyle ▼ قُلِ=de ki ادْعُوا=«çağrıda bulunma»dua edin«duã»شُرَكَاءَكُمْ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettiklerinize«şirk_müşrik» ▼ ثُمَّ=sonrasında كِيدُونِ=düzen«keyd»hazırlayın bana فَ=sonra da لَا تُنْظِرُونِ=göz açtırmayın bana
 ‎﴾ 196 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki وَلِيِّيَ=benim "destek çıkan yakın"ım«velî_evliyã»اللَّهُ=Allah′tır الَّذِي=olan نَزَّلَ=indirmekte الْكِتَابَۖ=o «ilâhî» Metini«kitãb» ▼ وَ=ve هُوَ=O يَتَوَلَّى="destek çıkan yakın"ıdır«velî_evliyã»الصَّالِحِينَ=o düzgün kimselerin«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 197 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=olduklarınız تَدْعُونَ=«çağrıda bulunma»dua etmekte«duã»مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında ▼ لَا يَسْتَطِيعُونَ=güçleri yetmez«istitãat»نَصْرَكُمْ=yardım etmeye size ▼ وَلَا=ne de أَنْفُسَهُمْ=kendilerine يَنْصُرُونَ=yardım etmeye
 ‎﴾ 198 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer تَدْعُوهُمْ=çağırsanız«duã»onları إِلَى الْهُدَىٰ=o yol gösterişe«hüdã»لَا يَسْمَعُواۖ=işitmezler ▼ وَ=ve تَرَاهُمْ=görürsün onların يَنْظُرُونَ=baktıklarını إِلَيْكَ=sana ▼ وَ=ise هُمْ=kendileri لَا يُبْصِرُونَ=görmezler
 ‎﴾ 199 ﴿‎   خُذِ=al الْعَفْوَ=o affı(veya "gerekenden artakalanı") ▼ وَ=ve أْمُرْ=yapılmasını istediğini söyle«emr»بِالْعُرْفِ=iyiliğin ▼ وَ=ve أَعْرِضْ=aldırış etme«iğ′rãd»عَنِ الْجَاهِلِينَ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yapanlara«cãhil»
 ‎﴾ 200 ﴿‎   وَ=ve إِمَّا=durumunda يَنْزَغَنَّكَ=kışkırtması seni مِنَ الشَّيْطَانِ=şeytandan نَزْغٌ=bir kışkırtma ▼ فَ=o zaman اسْتَعِذْ=sığın بِاللَّهِۚ=Allah′a ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O سَمِيعٌ=işitendir«semí»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 201 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler اتَّقَوْا=kendini sakındıran«takvã» ▼ إِذَا=zaman مَسَّهُمْ=kendilerine dokunduğu طَائِفٌ=bir bulaşma مِنَ الشَّيْطَانِ=şeytandan ▼ تَذَكَّرُوا=düşünüp ders çıkarırlar«tezekkür»فَ=sonra إِذَا=bir de bakarsın ki هُمْ=onlar مُبْصِرُونَ=görürler
 ‎﴾ 202 ﴿‎   وَ=ise إِخْوَانُهُمْ=kardeşleri يَمُدُّونَهُمْ=çekerler onları فِي=içerisine الْغَيِّ=yoldan şaşmanın«gayy» ▼ ثُمَّ=sonra da لَا يُقْصِرُونَ=yakalarını bırakmazlar
 ‎﴾ 203 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman لَمْ تَأْتِهِمْ=onlara getirmediğin بِآيَةٍ=bir «açık işaret»ayet«ãyet» ▼ قَالُوا=dediler ki لَوْلَا اجْتَبَيْتَهَاۚ=derleseydin ya! onu ▼ قُلْ=de ki إِنَّمَا=ancak ve sadece أَتَّبِعُ=katılırım«ittebã»مَا=olana يُوحَىٰ=mesajla iletiliyor«vahy»إِلَيَّ=bana مِنْ رَبِّيۚ="Efendi ve Sahib"imden«rabb» ▼ هَٰذَا=bu بَصَائِرُ=göstergelerdir«besãir»مِنْ رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb» ▼ وَ=ve هُدًى=bir yol gösteriştir«hüdã»وَ=ve رَحْمَةٌ=merhamettir«rahmet»لِقَوْمٍ=bir toplum«kavm»için يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenen«îmãn»
 ‎﴾ 204 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman قُرِئَ=okunduğu الْقُرْآنُ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân«kur′ãn» ▼ فَ=bu durumda اسْتَمِعُوا=dinleyin لَهُ=onu وَ=ve أَنْصِتُوا=susun ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُرْحَمُونَ=merhamet«rahmet»edilirsiniz
 ‎﴾ 205 ﴿‎   وَ=ve اذْكُرْ=hatırda tut«zikr»رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"ini«rabb»فِي نَفْسِكَ=kendi içinde تَضَرُّعًا=yalvararak وَ=ve خِيفَةً=korkarak ▼ وَ=ve دُونَ=olmayanıyla الْجَهْرِ=açıkça duyulur مِنَ الْقَوْلِ=söylenenin بِالْغُدُوِّ=sabah وَ=ve الْآصَالِ=akşam ▼ وَ=ve لَا تَكُنْ=olma مِنَ الْغَافِلِينَ=ihmal hatasına düşenlerden«ğãfil»
 ‎﴾ 206 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=olanlar عِنْدَ=katında رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb» ▼ لَا يَسْتَكْبِرُونَ=büyüklenmezler«kibr»عَنْ عِبَادَتِهِ=«kulluk»hizmet«abd»etmekten O′na ▼ وَ=ve يُسَبِّحُونَهُ=«zanlardan» aşkınlığını dile getirirler«tesbih»O′nun وَ=ve لَهُ=O′na(veya”O′nun için”) يَسْجُدُونَ=yere yüz koyarlar«secde»
Âyet Metni : (A'râf.9) (8. Cüz | 151. Sayfa)
Okunuşu :
9. vemen ḫaffet mevâzînühû feülâike-lleẕîne ḫasirû enfüsehüm bimâ kânû biâyâtinâ yażlimûn.
(A'râf.9) Grameri
وَمَنْ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَمَنْ : those who ::: [Edat/Şart (harf‑i şart)]خَفَّتْ : (will be) light ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/dişil] Kök: خ ف فمَوَازِينُهُ : scales ::: [İsim] [Eril çoğul] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: و ز نمَوَازِينُهُ : his ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]فَأُوْلَٰٓئِكَ : then ::: [Edat/Sonuç]فَأُوْلَٰٓئِكَ : those ::: [İşaret Zamiri] [Çoğul]الَّذِينَ : (will be) ones who ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)] [Eril çoğul]خَسِرُوا : lost, ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] Kök: خ س رخَسِرُوا : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]أَنْفُسَهُمْ : selves ::: [İsim] [Dişil çoğul] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ن ف سأَنْفُسَهُمْ : them ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Onlar/eril]بِمَا : because of ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]بِمَا : what ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)]كَانُوا : were ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] Kök: ك و نكَانُوا : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]بِاٰيَاتِنَا : with ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]بِاٰيَاتِنَا : Verses ::: [İsim] [Dişil çoğul] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ ي يبِاٰيَاتِنَا : Our ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Biz]يَظْلِمُونَ : (doing) injustice ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: ظ ل ميَظْلِمُونَ : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu