Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Ey o bütün iyman edenler! Allahın ve Resulünün önüne geçmeyin ve Allahdan korkun, çünkü Allah işitir bilir
B.Bayraklı
1. Ey iman edenler! Allah’ın ve Peygamberinin önüne geçmeyiniz. Allah’a saygı duyunuz. Şüphesiz ki Allah, işitendir; bilendir.
A.Bayındır
1. Ey inanıp güvenenler! Allah'ın ve resulünün[1*] (Allah'ın sözünün) önüne geçmeyin[2*]. Allah’a karşı yanlış yapmaktan sakının. Şüphesiz Allah, daima dinleyen ve bilendir.[1*] Resul (رسول), “birine iletmek için üstlenilen söz” anlamına geldiği gibi “o sözü iletmeyi üstlenen kişi” anlamına da gelir (Müfredat). Bu sebeple Kur’an’da geçen resul (رسول ) kelimesi, bazen tebliğ edilen sözü, bazen de o sözü getiren kişiyi ifade eder. Allah’ın resulleri, onun sözlerini tebliğ ile görevli oldukları için “Allah’ın resulü” kelimesinin geçtiği yerlerde vurgu Allah’ın kitabınadır (Maide 5/67, 99). Mealde “resul /elçinin getirdiği” ifadesi bu nedenle yazılmıştır.[2*] Nisa 4/65, Nur 24/51-52, Ahzab 33/36.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Ey inananlar! (Söz ve davranışlarınızla) Allah’ın ve Resulünün (Kur’an’ın ve sünnetin) önüne geçmeyin (Kur’an’ı ve sünneti dışlayarak Müslüman olmaya çalışmayın)! Bu konuda Allah’a karşı gelmekten sakının! Şüphesiz Allah, (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) hakkıyla bilendir.
S.Ateş
1. Ey inananlar, Allah'ın ve Elçisinin önüne geçmeyin. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, işitendir, bilendir.
İngilizce Kelime Meali
يٰٓأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا=O you who believe! لَا=(Do) not تُقَدِّمُوا=put (yourselves) forward ‑ بَيْنَ يَدَىِ اللَّهِ=before Allah وَرَسُولِهِۦۖ=and His Messenger وَاتَّقُوا اللَّهَۚ=and fear Allah. إِنَّ=Indeed, اللَّهَ=Allah سَمِيعٌ=(is) All‑Hearer, عَلِيمٌ=All‑Knower.
(49) Hucurât Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ لَا تُقَدِّمُوا=öne geçmeyin بَيْنَ يَدَيِ=huzurunda«deyim  iki eli arasında»اللَّهِ=Allah′ın وَ=ve رَسُولِهِۖ=Elçisinin«rasûl» ▼ وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَۚ=Allah′a yönelik ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah سَمِيعٌ=işitendir«semí»عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ لَا تَرْفَعُوا=çıkarmayın أَصْوَاتَكُمْ=seslerinizi ▼ فَوْقَ=üstüne صَوْتِ=sesinin النَّبِيِّ=Peygamberin«nebî» ▼ وَ=ve لَا تَجْهَرُوا=açıkça duyurmayın لَهُ=ona بِالْقَوْلِ=söyleneni ▼ كَجَهْرِ=açıkça duyurması gibi بَعْضِكُمْ=kiminizin لِبَعْضٍ=kimine ▼ أَنْ تَحْبَطَ=bir işe yaramaz«habt»diye أَعْمَالُكُمْ=yaptıklarınız ▼ وَ=iken أَنْتُمْ=siz لَا تَشْعُرُونَ=farkında olmaz
 ‎﴾ 3 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler يَغُضُّونَ=kısan أَصْوَاتَهُمْ=seslerini ▼ عِنْدَ=katında رَسُولِ=Elçisinin«rasûl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar ▼ الَّذِينَ=olduklarıdır امْتَحَنَ=imtihan etmiş اللَّهُ=Allah′ın قُلُوبَهُمْ=kalplerini لِلتَّقْوَىٰۚ=kendini sakındırma«takvã»için ▼ لَهُمْ=onlar içindir مَغْفِرَةٌ=günahlarının örtülmesi«mağfiret»وَ=ve أَجْرٌ=bir bedel«ecr»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler يُنَادُونَكَ=seslenen sana مِنْ وَرَاءِ=arkasından الْحُجُرَاتِ=odaların ▼ أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu لَا يَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavramazlar«akl»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer أَنَّهُمْ=olsalardı صَبَرُوا=yılmadan dayanmış«sabr_sãbir» ▼ حَتَّىٰ=kadar تَخْرُجَ=sen dışarı çıkıncaya«ihrãc»إِلَيْهِمْ=yanlarına ▼ لَكَانَ=muhakkak olurdu خَيْرًا=daha "faydalı ve iyi"«hayr»لَهُمْۚ=kendileri için ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir«ğafûr»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ إِنْ=eğer جَاءَكُمْ=getirirse size فَاسِقٌ=bir yoldan çıkmış«fısk_fãsık»بِنَبَإٍ=bir haber ▼ فَ=bu halde تَبَيَّنُوا=araştırın ▼ أَنْ تُصِيبُوا=kötülük edersiniz diye قَوْمًا=bir topluma«kavm»بِجَهَالَةٍ=yanlış olanı, doğruyu bildiği halde yaparak«cãhil» ▼ فَ=sonra da تُصْبِحُوا=olursunuz عَلَىٰ مَا=olduklarınıza فَعَلْتُمْ=yapmış نَادِمِينَ=pişman
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve اعْلَمُوا=bilin أَنَّ=olduğunu فِيكُمْ=içinizde رَسُولَ=Elçisinin«rasûl»اللَّهِۚ=Allah′ın ▼ لَوْ=eğer يُطِيعُكُمْ=benimseyip uysaydı«ta′at»size فِي كَثِيرٍ=birçoğunda مِنَ الْأَمْرِ=o yapılması istenmiş şeyin«emr» ▼ لَعَنِتُّمْ=kesinlikle zora düşerdiniz ▼ وَلَٰكِنَّ=fakat اللَّهَ=Allah حَبَّبَ=sevdirdi إِلَيْكُمُ=size الْإِيمَانَ=inanıp güvenmeyi«îmãn» ▼ وَ=ve زَيَّنَهُ=hoşunuza giden hale getirdi «ziynet»onu فِي قُلُوبِكُمْ=sizin kalplerinizde ▼ وَ=ve كَرَّهَ=çirkin gösterdi إِلَيْكُمُ=size ▼ الْكُفْرَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmeyi«küfr_kãfir»وَ=ve الْفُسُوقَ=yoldan çıkmayı«fısk_fãsık»وَ=ve الْعِصْيَانَۚ=karşı çıkmayı ▼ أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الرَّاشِدُونَ=doğru yolda olanlar
 ‎﴾ 8 ﴿‎   فَضْلًا=bir lütuftur«fadl»مِنَ اللَّهِ=Allah′tan وَ=ve نِعْمَةًۚ=bir nimettir ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer طَائِفَتَانِ=iki grup مِنَ الْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenenlerden«mü′min»اقْتَتَلُوا=vuruşurlarsa ▼ فَ=o zaman أَصْلِحُوا=düzeltin«ıslah_sulh»بَيْنَهُمَاۖ=ikisinin arasını ▼ فَ=fakat إِنْ=şayet بَغَتْ=saldırırsa إِحْدَاهُمَا=o ikisinden biri عَلَى الْأُخْرَىٰ=ötekine ▼ فَ=o zaman قَاتِلُوا=vuruşun الَّتِي=olanla تَبْغِي=saldırmakta ▼ حَتَّىٰ=kadar تَفِيءَ=dönünceye«fãe»إِلَىٰ أَمْرِ=yapılmasını istemiş olduğu şeye«emr»اللَّهِۚ=Allah′ın ▼ فَ=şu halde إِنْ=eğer فَاءَتْ=dönerse«fãe»فَ=o zaman أَصْلِحُوا=düzeltin«ıslah_sulh»بَيْنَهُمَا=ikisinin arasını بِالْعَدْلِ=denkliği sağlamayla«adl»وَ=ve أَقْسِطُواۖ=hakkaniyetli olun«kıst» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يُحِبُّ=sever الْمُقْسِطِينَ=hakkaniyetlileri«kıst»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«mü′min»إِخْوَةٌ=kardeştir ▼ فَ=o halde أَصْلِحُوا=düzeltin«ıslah_sulh»بَيْنَ=arasını أَخَوَيْكُمْۚ=kardeşlerinizin ▼ وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تُرْحَمُونَ=merhamet«rahmet»edilirsiniz
 ‎﴾ 11 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ لَا يَسْخَرْ=alay etmesin قَوْمٌ=bir toplum«kavm»مِنْ قَوْمٍ=bir toplumla«kavm» ▼ عَسَىٰ=belki أَنْ يَكُونُوا=olurlar خَيْرًا=daha "faydalı ve iyi"«hayr»مِنْهُمْ=kendilerinden ▼ وَلَا=ne de نِسَاءٌ=kadınlar مِنْ نِسَاءٍ=kadınlarla ▼ عَسَىٰ=belki أَنْ يَكُنَّ=olurlar خَيْرًا=daha "faydalı ve iyi"«hayr»مِنْهُنَّۖ=onlardan«dişil» ▼ وَ=ve لَا تَلْمِزُوا=kusur aramayın أَنْفُسَكُمْ=birbirinizde ▼ وَ=ve لَا تَنَابَزُوا=birbirinizi çağırmayın بِالْأَلْقَابِۖ=kötü lakaplarla ▼ بِئْسَ=ne kötüdür الِاسْمُ=«isimlendirme»vasıflandırması«ism_esmã»الْفُسُوقُ=yoldan çıkmışlık«fısk_fãsık»بَعْدَ=sonra الْإِيمَانِۚ=inanıp güvendikten«îmãn» ▼ وَ=ve مَنْ=kim لَمْ يَتُبْ=olumsuzluktan dönüş yapmazsa«tevbe_tevvãb» ▼ فَ=o zaman أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileri الظَّالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" edenlerdir«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ اجْتَنِبُوا=uzak durun كَثِيرًا=çoğuna مِنَ الظَّنِّ=zannın«zann» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki بَعْضَ=kimi الظَّنِّ=zannın«zann»إِثْمٌۖ=günahtır«ism_esîm» ▼ وَ=ve de لَا تَجَسَّسُوا=gizlice araştırmayın ▼ وَ=ve لَا يَغْتَبْ=arkasından çekiştirmesin بَعْضُكُمْ=kiminiz بَعْضًاۚ=kimini ▼ أَ=mi? يُحِبُّ=sever أَحَدُكُمْ=biriniz أَنْ يَأْكُلَ=yemeği ▼ لَحْمَ=etini أَخِيهِ=kardeşinin مَيْتًا=ölmüş ▼ فَ=şu halde كَرِهْتُمُوهُۚ=iğrenirdiniz ondan ▼ وَ=ve اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَۚ=Allah′a yönelik ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah تَوَّابٌ=olumsuzluktan çok dönüş yapandır«hiddetten merhamete»«tevbe_tevvãb»رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّاسُ=insanlar ▼ إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz خَلَقْنَاكُمْ=yarattık sizi مِنْ ذَكَرٍ=bir erkekten وَ=ve أُنْثَىٰ=bir kadından ▼ وَ=ve جَعَلْنَاكُمْ=yaptık sizi شُعُوبًا=milletler وَ=ve قَبَائِلَ=kabileler ▼ لِتَعَارَفُواۚ=birbirinizi tanımanız için ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki أَكْرَمَكُمْ=en değerliniz«ikrãm» ▼ عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allah أَتْقَاكُمْۚ=en çok kendini sakındıranınızdır«takvã» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»خَبِيرٌ=haberi olandır«habîr»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   قَالَتِ=dediler ki الْأَعْرَابُ=Araplar آمَنَّاۖ=inanıp güvendik«îmãn» ▼ قُلْ=de ki لَمْتُؤْمِنُوا=inanıp güvenmediniz«îmãn» ▼ وَلَٰكِنْ=fakat قُولُوا=deyin أَسْلَمْنَا=teslim«teslîm_müslim»olduk ▼ وَ=ve لَمَّا يَدْخُلِ=henüz girmedi الْإِيمَانُ=inanç ve güven«îmãn»فِي قُلُوبِكُمْۖ=kalplerinize ▼ وَ=ve إِنْ=eğer تُطِيعُوا=benimseyip uyarsanız«ta′at»اللَّهَ=Allah′a وَ=ve رَسُولَهُ=Elçisine«rasûl» ▼ لَا يَلِتْكُمْ=eksiltmez sizde مِنْ أَعْمَالِكُمْ=amellerinizden شَيْئًاۚ=herhangi bir şeyi ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah غَفُورٌ=günahları örtendir رَحِيمٌ=merhametlidir«rahîm»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece الْمُؤْمِنُونَ=inanıp güvenenler«mü′min» ▼ الَّذِينَ=kimselerdir آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَ=ve رَسُولِهِ=Elçisine«rasûl» ▼ ثُمَّ=sonrasında لَمْ يَرْتَابُوا=kuşku duymayan ▼ وَ=ve جَاهَدُوا=”var güçle mücadele”«cihãd»eden بِأَمْوَالِهِمْ=mallarıyla وَ=ve أَنْفُسِهِمْ=canlarıyla ▼ فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِۚ=Allah′ın ▼ أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileridir الصَّادِقُونَ=«ne olursa olsun» sadık kalanlar«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   قُلْ=de ki أَ=mi? تُعَلِّمُونَ=siz öğreteceksiniz اللَّهَ=Allah′a بِدِينِكُمْ=dininizi«dîn» ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah يَعْلَمُ=bilir ▼ مَا=olanları فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve مَا=olanları فِي الْأَرْضِۚ=yeryüzünde ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah بِكُلِّ شَيْءٍ=her şeyi عَلِيمٌ=bilendir«alîm»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   يَمُنُّونَ=lütuf sayıyorlar عَلَيْكَ=sana أَنْ أَسْلَمُواۖ=kendi teslim olmalarını«teslîm_müslim» ▼ قُلْ=de ki لَا تَمُنُّوا=lütuf saymayın عَلَيَّ=bana إِسْلَامَكُمْۖ=teslim oluşunuzu«islãm» ▼ بَلِ=Hayır! اللَّهُ=Allah يَمُنُّ=lütfetti عَلَيْكُمْ=size أَنْ هَدَاكُمْ=yol gösterdi«hüdã»size diye لِلْإِيمَانِ=inanç ve güveniniz«îmãn»için ▼ إِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz صَادِقِينَ=«ne olursa olsun» sadık kalanlar«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يَعْلَمُ=bilir ▼ غَيْبَ=Görülmeyen«gerçekler»ini«ğayb»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِۚ=yeryüzünün ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah بَصِيرٌ=görendir«basîr»بِمَا=olduklarınızı تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor
Âyet Metni : (Hucurât.1) (26. Cüz | 515. Sayfa)
Okunuşu :
1. yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tüḳaddimû beyne yedeyi-llâhi verasûlihî vetteḳu-llâh. inne-llâhe semî`un `alîm.
(Hucurât.1) Grameri
يَاأَيُّهَا : O ::: [Edat/Seslenme]يَاأَيُّهَا : you ::: [İsim] [u‑haline çekilmiş (merfû)]الَّذِينَ : who ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)] [Eril çoğul]اٰمَنُوا : believe! ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] Kök: أ م ناٰمَنُوا : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]لَا : do not ::: [Edat/Yasaklama (harf‑i nehiy)]تُقَدِّمُوا : put forward ::: [Türemiş Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Siz/eril] [Tef'îl Kalıbı] [فَـعَلَ=>فَعَّلَ] [bitim haline çekilmiş fiil (muzârî meczûm)] Kök: ق د متُقَدِّمُوا : yourselves ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]بَيْنَ : before ::: [Zarf/Konum] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ب ي نيَدَىِ : before ::: [İsim] [Dişil ikili] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ي د ياللهِ : Allah ::: [Özel İsim] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ ل هوَرَسُولِهِ : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَرَسُولِهِ : Messenger ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ر س لوَرَسُولِهِ : His ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:O/eril]وَاتَّقُوا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَاتَّقُوا : fear ::: [Türemiş Fiil] [Emir Kipi] [Şahıs:Siz/eril] [İftiâl Kalıbı] [فَـعَلَ=>إِفْتَعَلَ] Kök: و ق يوَاتَّقُوا : you (you all) ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Siz/eril]اللهَ : Allah ::: [Özel İsim] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: أ ل هإِنَّ : Indeed ::: [Bağlaç] [e‑haline çeken (harf‑i nasb)]اللهَ : Allah ::: [Özel İsim] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: أ ل هسَمِيعٌ : (is) All‑Hearing ::: [Sıfat] [Eril tekil] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: س م ععَلِيمٌ : All‑Knowing ::: [Sıfat] [Eril tekil] [u‑haline çekilmiş (merfû)] Kök: ع ل م
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu