Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Nun ve kalem ve ehli kalemin satra dizdikleri ve dizecekleri hakkı için
B.Bayraklı
1. Nûn. Kalem ve yazdıklarına yemin olsun ki,
A.Bayındır
1. Nûn[1*]! Kaleme ve (onunla) yazanların[2*] satır satır yazdıklarına yemin olsun ki[3*][1*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.[2*] “Onunla yazanların” şeklinde tercüme edilen ifadenin öznesi belirli değildir. Satır satır yazma işinin fâili insanlar olabileceği gibi (Alak 96/4-5) melekler (Kamer 54/53) de olabilir.[3*] Bu ayet, kalemle yazı yazmanın önemine vurgu yapmaktadır. Günümüzde, kalemle yazmanın, klavyeyle yazmaya kıyaslandığı pek çok araştırma yapılmış, sonuçlarda, kalemle yazmanın eylem-algı bağlantısını kurması nedeniyle öğrenmeyi kolaylaştırdığı gözlenmiştir. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4710970/  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Nûn. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun ki* “Nûn” harfi ile ilgili * Bkz. 2/1 dipnotu.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Nûn. Kaleme ve (kalemle) yazdıklarına andolsun.
İngilizce Kelime Meali
نٓۚ=Nun. وَالْقَلَمِ=By the pen وَمَا=and what يَسْطُرُونَ=they write,
(68) Kalem Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   نٓۚ=«N harfi»Nûnوَ=yemin olsun الْقَلَمِ=kalemeوَ=ve مَا=şeylere يَسْطُرُونَ=satıra döktüğü
 ‎﴾ 2 ﴿‎   مَا=değilsin أَنْتَ=sen بِ=sayesinde نِعْمَةِ=nimeti رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»بِمَجْنُونٍ=cin etkisinde(veya”delirmiş”)
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki لَكَ=sanadır لَأَجْرًا=muhakkak bir bedel«ecr»غَيْرَ مَمْنُونٍ=kesintisiz
 ‎﴾ 4 ﴿‎   وَ=ve إِنَّكَ=şu bir gerçek ki sen لَعَلَىٰ=kesinlikle ‑temeli‑üzerindesin خُلُقٍ=bir ahlaki yaratılış عَظِيمٍ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   فَ=bu halde سَتُبْصِرُ=sen göreceksinوَ=ve يُبْصِرُونَ=görecekler onlar
 ‎﴾ 6 ﴿‎   بِأَيْيِكُمُ=hanginiz الْمَفْتُونُ=şaşkın(veya”çarpılmış”)
 ‎﴾ 7 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»هُوَ=Kendisidir أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilenبِمَنْ=kimlerin ضَلَّ=yolunu saşırdığını«dalãl»عَنْ=hakkında سَبِيلِهِ=O′nun yolu«sebîl»وَ=ve هُوَ=O′dur أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)bilen بِالْمُهْتَدِينَ=gösterilmiş yola girmişleri«hüdã»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   فَ=bu halde لَا تُطِعِ=benimseyip uyma«ta′at»الْمُكَذِّبِينَ=yalan(cı) sayıp duranlara«tekzîb»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَدُّوا=temenni ettiler ki لَوْ تُدْهِنُ=sen yağcılık yapsanفَ=sonra da يُدْهِنُونَ=onlar yağcılık yapsınlar
 ‎﴾ 10 ﴿‎   وَ=ve لَا تُطِعْ=benimseyip uyma«ta′at»كُلَّ=kim varsa حَلَّافٍ=yemin edip duran مَهِينٍ=sefil
 ‎﴾ 11 ﴿‎   هَمَّازٍ=kötüleyip duranمَشَّاءٍ=götürüp getiren بِنَمِيمٍ=söz
 ‎﴾ 12 ﴿‎   مَنَّاعٍ=engel olan لِلْخَيْرِ=fayda verene ve iyiliğe«hayr»مُعْتَدٍ=saldırgan أَثِيمٍ=günahkar«ism_esîm»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   عُتُلٍّ=kabaبَعْدَ=ardından ذَٰلِكَ=işte bunun زَنِيمٍ=adilikle damgalı
 ‎﴾ 14 ﴿‎   أَنْ=diye كَانَ=olmuş ذَا=sahibi مَالٍ=mal وَ=ve بَنِينَ=oğullar
 ‎﴾ 15 ﴿‎   إِذَا=zaman تُتْلَىٰ=sayıp döküldüğü«tilãvet»عَلَيْهِ=kendisine آيَاتُنَا=«açık işaret»ayetlerimiz«ãyet»قَالَ=der ki أَسَاطِيرُ=satıra döktükleridir الْأَوَّلِينَ=evvelkilerin
 ‎﴾ 16 ﴿‎   سَنَسِمُهُ=Biz damgalayacağız onu عَلَى=üzerinden الْخُرْطُومِ=o burnun
 ‎﴾ 17 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz بَلَوْنَاهُمْ=sınadık«belã» onlarıكَمَا=gibi بَلَوْنَا=sınadığımız«belã»أَصْحَابَ=yoldaşlarını«eshãb_sãhib»الْجَنَّةِ=o bahçeninإِذْ=bir vakit أَقْسَمُوا=onlar yemin etmişlerdiلَيَصْرِمُنَّهَا=kesinlikle hasat edeceklerine orayı مُصْبِحِينَ=sabah erkenden
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve de لَا يَسْتَثْنُونَ=başka ihtimal vermiyorlardı
 ‎﴾ 19 ﴿‎   فَ=fakat طَافَ=sardı عَلَيْهَا=orayıطَائِفٌ=bir afet مِنْ رَبِّكَ=senin "Efendi ve Sahib"inden«rabb»وَ=iken هُمْ=kendileri نَائِمُونَ=uyur
 ‎﴾ 20 ﴿‎   فَ=sonra أَصْبَحَتْ=o oldu كَالصَّرِيمِ=simsiyah
 ‎﴾ 21 ﴿‎   فَ=bu halde تَنَادَوْا=birbirlerine seslendiler مُصْبِحِينَ=sabah erkenden
 ‎﴾ 22 ﴿‎   أَنِ=diye اغْدُوا=erkenden gidin عَلَىٰ حَرْثِكُمْ=ekininizeإِنْ=eğer كُنْتُمْ=iseniz صَارِمِينَ=hasat yapacaklar
 ‎﴾ 23 ﴿‎   فَ=böylece انْطَلَقُوا=yürüdüler وَ=ve هُمْ=onlar يَتَخَافَتُونَ=fısıldaşıyorlardı
 ‎﴾ 24 ﴿‎   أَنْ=diye لَا يَدْخُلَنَّهَا=girmesin oraya الْيَوْمَ=bugün عَلَيْكُمْ=yanınızda مِسْكِينٌ=bir zavallı«miskîn»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve غَدَوْا=erkenden gittiler عَلَىٰ حَرْدٍ=engellemeye قَادِرِينَ=güç yetirmek için
 ‎﴾ 26 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا رَأَوْهَا=görünce orayı قَالُوا=dediler إِنَّا=ki biz لَضَالُّونَ=kesinlikle yolu şaşırdık«dalãl»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   بَلْ=yok aslında نَحْنُ=biz مَحْرُومُونَ=mahrum bırakıldık
 ‎﴾ 28 ﴿‎   قَالَ=dedi ki أَوْسَطُهُمْ=orta dengedeki«vasat»kişiأَ=mi? لَمْ أَقُلْ=demedim لَكُمْ=sizeلَوْلَا تُسَبِّحُونَ=O′nun «zanlardan» aşkınlığını dile getirsenize«tesbih»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki سُبْحَانَ=aşkınlığını dile getiriyoruz«tesbih»Seninرَبِّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»إِنَّا=şu bir gerçek ki biz كُنَّا=idik ظَالِمِينَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edenler
 ‎﴾ 30 ﴿‎   فَ=sonra da أَقْبَلَ=dönüp başladılarبَعْضُهُمْ=onlardan kimi عَلَىٰ بَعْضٍ=kimini يَتَلَاوَمُونَ=kınamağa
 ‎﴾ 31 ﴿‎   قَالُوا=dediler يَا=vay! وَيْلَنَا=başımıza gelene!إِنَّا=ki biz كُنَّا=idik طَاغِينَ=azmışlar«tuğyãn_tağ′ût»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   عَسَىٰ=umulur رَبُّنَا="Efendi ve Sahib"imizin«rabb»أَنْ يُبْدِ=yerine vermesi لَنَا=bizeخَيْرًا=daha "faydalı ve iyi"sini«hayr»مِنْهَا=oradanإِنَّا=(dediler)ki biz إِلَىٰ رَبِّنَا="Efendi ve Sahib"imize«rabb»رَاغِبُونَ=niyaz ederiz(veya”yöneliriz”)
 ‎﴾ 33 ﴿‎   كَذَٰلِكَ=işte böyledir الْعَذَابُۖ=o ceza«azãb»وَ=ise لَعَذَابُ=kesinlikle cezası«azãb»الْآخِرَةِ=Ahiret′in أَكْبَرُۚ=daha «büyük»ağırdırلَوْ=keşke كَانُوا=olsalardı يَعْلَمُونَ=biliyor
 ‎﴾ 34 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki لِلْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranlaradır«takvã»عِنْدَ=katında رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerinin«rabb»جَنَّاتِ=Cennetleri النَّعِيمِ=Bol Nimet(*)(*) orj NEÎM
 ‎﴾ 35 ﴿‎   أَ=mıyız? فَ=şu halde نَجْعَلُ=Biz yapar الْمُسْلِمِينَ=teslim/müslüman olmuşları«teslîm_müslim»كَالْمُجْرِمِينَ=suç işleyenler«cürüm_mücrim»gibi
 ‎﴾ 36 ﴿‎   مَا=neyiniz? لَكُمْ=‑var‑ sizin كَيْفَ=nasıl تَحْكُمُونَ=hüküm veriyorsunuz
 ‎﴾ 37 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? لَكُمْ=‑var‑size ait كِتَابٌ=bir «ilâhî» Metin«kitãb»فِيهِ=onda تَدْرُسُونَ=okuyup öğreniyorsnuz
 ‎﴾ 38 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki لَكُمْ=‑vardır‑size فِيهِ=ondaلَمَا=şeyler تَخَيَّرُونَ=istediğiniz
 ‎﴾ 39 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? لَكُمْ=‑var‑sizde أَيْمَانٌ=bir yemin عَلَيْنَا=«üzerinde»sorumluluğumuzda olanبَالِغَةٌ=sürecek إِلَىٰ=kadar يَوْمِ=gününe الْقِيَامَةِۙ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»إِنَّ=diye لَكُمْ=sizindir لَمَا=neyi تَحْكُمُونَ=hükmederseniz
 ‎﴾ 40 ﴿‎   سَلْهُمْ=sor onlara أَيُّهُمْ=hangisi onların? بِذَٰلِكَ=işte buna زَعِيمٌ=kefildir
 ‎﴾ 41 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? لَهُمْ=‑var‑onların شُرَكَاءُ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettikleri«şirk_müşrik»فَ=o halde لْيَأْتُوا=çağırsınlar بِشُرَكَائِهِمْ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ettiklerini«şirk_müşrik»إِنْ=mademki كَانُوا=oldular صَادِقِينَ=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık»
 ‎﴾ 42 ﴿‎   يَوْمَ=gün يُكْشَفُ=sıvanacağı عَنْ سَاقٍ=bacakların(*)وَ=ve يُدْعَوْنَ=çağrılacakları«duã»إِلَى السُّجُودِ=yere yüz koymaya«secde»فَ=fakat لَا يَسْتَطِيعُونَ=güçleri yetmeyecek«istitãat»(*) Bacakların sıvanması zorluğahazırlanmaya çalışmak Bacakların sıvandığı bir durum içinbkz 27.44 ayeti 
 ‎﴾ 43 ﴿‎   خَاشِعَةً=korkarak أَبْصَارُهُمْ=gözleri تَرْهَقُهُمْ=kaplar«rahk»onları ذِلَّةٌۖ=bir boyun eğikliği«zillet»وَ=ve قَدْ=emin olun ki كَانُوا=idiler يُدْعَوْنَ=çağrılıyor«duã»إِلَى السُّجُودِ=yere yüz koymaya«secde»وَ=iken هُمْ=kendileri سَالِمُونَ=sapasağlamlar
 ‎﴾ 44 ﴿‎   فَ=bu halde ذَرْنِي=başbaşa bırak Beni وَ=ile مَنْ=kimse يُكَذِّبُ=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِهَٰذَا=bu الْحَدِيثِۖ=sözüسَنَسْتَدْرِجُهُمْ=derece derece yaklaştıracağız onları مِنْ حَيْثُ=yerden لَا يَعْلَمُونَ=bilmedikleri
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَ=ve أُمْلِي=mühlet veriyorum لَهُمْۚ=onlaraإِنَّ=şu bir gerçek ki كَيْدِي=benim hazırladığım düzen«keyd»مَتِينٌ=sağlamdır
 ‎﴾ 46 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? تَسْأَلُهُمْ=sen istiyorsun onlardan أَجْرًا=bir bedel«ecr»فَ=ki böylece هُمْ=onlar مِنْ=dolayı مَغْرَمٍ=bir borçtan مُثْقَلُونَ=ağır yük altındalar
 ‎﴾ 47 ﴿‎   أَمْ=yoksa mıdır? عِنْدَهُمُ=huzurlarında الْغَيْبُ=Görülmeyen«gerçekler»«ğayb»فَ=ki böylece هُمْ=onlar يَكْتُبُونَ=yazıyorlar«kitãb»
 ‎﴾ 48 ﴿‎   فَ=bu halde اصْبِرْ=yılmadan dayan«sabr_sãbir»لِحُكْمِ=hükmü için رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»وَ=ve لَا تَكُنْ=olma كَصَاحِبِ=yoldaşı«eshãb_sãhib»gibi الْحُوتِ=o balığınإِذْ=bir vakit نَادَىٰ=seslenmiştiوَ=halde هُوَ=kendisi مَكْظُومٌ=sıkıntısını içinde tutmaya çalışır«kezîm»
 ‎﴾ 49 ﴿‎   لَوْلَا=eğer olmasaydı أَنْ تَدَارَكَهُ=erişmesi ona نِعْمَةٌ=bir nimetin مِنْ رَبِّهِ="Efendi ve Sahib"inden«rabb»لَنُبِذَ=kesinlikle atılırdı بِالْعَرَاءِ=ıssız bir yere وَ=halde هُوَ=kendisi مَذْمُومٌ=yerilmiş
 ‎﴾ 50 ﴿‎   فَ=fakat اجْتَبَاهُ=seçti onu رَبُّهُ="Efendi ve Sahib"i«rabb»فَ=böylece جَعَلَهُ=yaptı onu مِنَ الصَّالِحِينَ=düzgün kimselerden«sãlih_sãlihãt»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=şu bir gerçek ki يَكَادُ=neredeyse الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»لَيُزْلِقُونَكَ=tam anlamıyla devireceklerdi seni بِأَبْصَارِهِمْ=gözleriyleلَمَّا=zaman سَمِعُوا=işittikleri الذِّكْرَ=o «ilâhî» Tembih′i«zikr»وَ=ve يَقُولُونَ=derler إِنَّهُ=ki o لَمَجْنُونٌ=kesinlikle cin etkisindedir(veya ”deli”)
 ‎﴾ 52 ﴿‎   وَ=oysa مَا=değildir هُوَ=oإِلَّا=başka bir şey ذِكْرٌ=bir «ilâhî» Tembih′ten«zikr»لِلْعَالَمِينَ=alemler için
Âyet Metni : (Kalem.1) (29. Cüz | 564. Sayfa)
Okunuşu :
1. nûn. velḳalemi vemâ yesṭurûn.
(Kalem.1) Grameri
نٓ : Nun. ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]وَالْقَلَمِ : By ::: [Edat/Yemin öntakı] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]وَالْقَلَمِ : the ::: [Belirlilik Takısı]وَالْقَلَمِ : pen ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ق ل موَمَا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَمَا : what ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)]يَسْطُرُونَ : write (in line) ::: [Basit Fiil] [Şimdiki/Geniş/Gelecek Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] [u‑haline çekilmiş fiil (muzârî merfû)] Kök: س ط ريَسْطُرُونَ : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu