Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Elif, Lam, Mim.
B.Bayraklı
1. Elif, lâm, mîm.
A.Bayındır
1. Elif-Lâm-Mîm[*]![*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır.Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Elif, Lam, Mim.* Bu harflerle ilgili 2/1 ayetinin dipnotuna bakabilirsiniz.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Elif lâm mîm
İngilizce Kelime Meali
الٓمٓ=Alif Lam Mim.
(31) Lokmân Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   الم=«E harfi»Elif «L harfi»Lâm «M harfi»Mîm
 ‎﴾ 2 ﴿‎   تِلْكَ=şunlar آيَاتُ=«açık işaret»ayetleridir«ãyet»الْكِتَابِ=o «ilâhî» Metinin«kitãb»الْحَكِيمِ=hükümleri doğru olan«hakîm»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   هُدًى=bir yol gösteriştir«hüdã»وَ=ve رَحْمَةً=bir merhamettir«rahmet»لِلْمُحْسِنِينَ=güzel davrananlara«ihsãn_muhsin»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يُقِيمُونَ=gereğince yerine getiren«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt» ▼ وَ=ve de يُؤْتُونَ=veren الزَّكَاةَ=o zekatı ▼ وَ=ve هُمْ=onlar بِالْآخِرَةِ=Ahiret′e هُمْ=kendileri يُوقِنُونَ=kanîdirler«yekîn_mûkin»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlar عَلَىٰ=‑temeli‑üzerindedirler هُدًى=bir yol gösterişin«hüdã»مِنْ رَبِّهِمْۖ="Efendi ve Sahib"leri tarafından«rabb» ▼ وَ=ve أُولَٰئِكَ=işte onların هُمُ=kendileri الْمُفْلِحُونَ=selamete«felãh»ereceklerdir
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ve مِنَ النَّاسِ=insanlardan مَنْ=kimi يَشْتَرِي=satın alır لَهْوَ=boşunu الْحَدِيثِ=sözün ▼ لِيُضِلَّ=yolu saşırtmak«dalãl»için عَنْ=hakkında سَبِيلِ=yolu«sebîl»اللَّهِ=Allah′ın بِغَيْرِ=olmadan عِلْمٍ=bir bilgi«ilm» ▼ وَ=ve يَتَّخِذَهَا=edinmek için onu هُزُوًاۚ=alay konusu ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar ki لَهُمْ=onlaradır عَذَابٌ=bir ceza«azãb»مُهِينٌ=küçük düşürücü
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman تُتْلَىٰ=sayıp döküldüğü«tilãvet»عَلَيْهِ=ona آيَاتُنَا=«açık işaret»ayetlerimiz«ãyet» ▼ وَلَّىٰ=sırtını döner مُسْتَكْبِرًا=büyüklenerek«kibr» ▼ كَأَنْ=sanki gibidir لَمْ يَسْمَعْهَا=hiç işitmemiş onları ▼ كَأَنَّ=sanki gibidir فِي أُذُنَيْهِ=‑var‑kulaklarında وَقْرًاۖ=bir ağırlık ▼ فَ=o zaman بَشِّرْهُ=müjdele ona بِعَذَابٍ=bir cezayı«azãb»أَلِيمٍ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 8 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt» ▼ لَهُمْ=onlaradır جَنَّاتُ=Cennetleri(veya”bahçeleri”) النَّعِيمِ=Bol Nimet(*)(*) orj NEÎM
 ‎﴾ 9 ﴿‎   خَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَاۖ=orada ▼ وَعْدَ=söz verdiği«va′d»اللَّهِ=Allah′ın حَقًّاۚ=gerçek(leşecek)tir«hakk» ▼ وَ=ve هُوَ=O الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz» ▼ الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   خَلَقَ=yarattı السَّمَاوَاتِ=gökleri ▼ بِغَيْرِ=olmadan عَمَدٍ=bir direk تَرَوْنَهَاۖ=görebildiğiniz kendisini ▼ وَ=ve أَلْقَىٰ=attı فِي الْأَرْضِ=yeryüzüne رَوَاسِيَ=yerinden oynamayan(dağ)lar ▼ أَنْ تَمِيدَ=sarsar diye بِكُمْ=sizi ▼ وَ=ve بَثَّ=yaydı فِيهَا=orada مِنْ كُلِّ=her çeşit دَابَّةٍۚ=canlıyı ▼ وَ=ve أَنْزَلْنَا=indirdik مِنَ السَّمَاءِ=gökten مَاءً=bir su ▼ فَ=sonra da أَنْبَتْنَا=bitirdik فِيهَا=orada مِنْ كُلِّ=her زَوْجٍ=çifti كَرِيمٍ=değerli«kerîm»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   هَٰذَا=işte bunlar خَلْقُ=yarattıklarıdır اللَّهِ=Allah′ın ▼ فَ=öyleyse أَرُونِي=gösterin bana مَاذَا=ne? خَلَقَ=yarattı الَّذِينَ=olanlar مِنْ دُونِهِۚ=O′nun dışında ▼ بَلِ=Yok! الظَّالِمُونَ=o "haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim» ▼ فِي=içindedirler ضَلَالٍ=bir yolu şaşırmışlık«dalãl»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki آتَيْنَا=Biz verdik لُقْمَانَ=Lokman′a«sûrenin adıdır»الْحِكْمَةَ=o Hikmeti ▼ أَنِ اشْكُرْ=kıymet bilsin«şekûr_şãkir»diye لِلَّهِۚ=Allah′a karşı ▼ وَ=ve مَنْ=kim يَشْكُرْ=kıymet bilirse«şekûr_şãkir» ▼ فَ=bu durumda إِنَّمَا=ancak ve sadece يَشْكُرُ=kıymet bilir«şekûr_şãkir»لِنَفْسِهِۖ=kendisi için ▼ وَ=ve مَنْ=kim كَفَرَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelirse«küfr_kãfir» ▼ فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah غَنِيٌّ=”ihtiyaçsız ve eksiksiz” olandır«ğaniyy»حَمِيدٌ=övülecek olandır«hamîd»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki لُقْمَانُ=Lokman لِابْنِهِ=oğluna ▼ وَ=iken هُوَ=kendisi يَعِظُهُ=ona nasihat eder ▼ يَا=Ey! بُنَيَّ=yavrum ▼ لَا تُشْرِكْ=«ortak»denkler kabul etme«şirk_müşrik»بِاللَّهِۖ=Allah′a ▼ إِنَّ=(dedi)ki الشِّرْكَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul etmek«şirk_müşrik»لَظُلْمٌ=kesinlikle bir "haksızlık ve kötülük"tür«zulm_zãlim»عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ve وَصَّيْنَا=Biz tembih edip bıraktık«vasıyyet»الْإِنْسَانَ=insana بِوَالِدَيْهِ=ana‑babasını ▼ حَمَلَتْهُ=taşımıştır onu أُمُّهُ=anası ▼ وَهْنًا=zayıflıkla عَلَىٰ=üstüne وَهْنٍ=zayıflık ▼ وَ=ve فِصَالُهُ=onun sütten kesilmesi فِي=içindedir عَامَيْنِ=iki yıl ▼ أَنِ اشْكُرْ=kıymet bilici ol«şekûr_şãkir»diye لِي=Bana karşı وَ=ve لِوَالِدَيْكَ=anana‑babana karşı ▼ إِلَيَّ=Banadır الْمَصِيرُ=o varış«mesîr»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=eğer جَاهَدَاكَ=”var güçleriyle mücadele”«cihãd»ederlerse seninle ▼ عَلَىٰ=üzerinde أَنْ تُشْرِكَ=«ortak»denkler kabul etmen«şirk_müşrik»بِي=Bana ▼ مَا=şeyi لَيْسَ=olmayan لَكَ=senin بِهِ=kendisiyle ilgili عِلْمٌ=bir bilgin«ilm» ▼ فَ=o zaman لَا تُطِعْهُمَاۖ=benimseyip uyma«ta′at»o ikisine ▼ وَ=ve صَاحِبْهُمَا=yoldaş«eshãb_sãhib»ol o ikisine فِي الدُّنْيَا=dünyada مَعْرُوفًاۖ=«hakka» uygun«ma′rûf»olarak ▼ وَ=ve اتَّبِعْ=katıl«ittebã»سَبِيلَ=yoluna«sebîl»مَنْ=kimsenin أَنَابَ=yönelen إِلَيَّۚ=Bana ▼ ثُمَّ=sonrasında إِلَيَّ=Banadır مَرْجِعُكُمْ=dönüşünüz ▼ فَ=sonra da أُنَبِّئُكُمْ=haber vereceğim size بِمَا=şeyleri كُنْتُمْ=olduğunuz تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 16 ﴿‎   يَا=Ey! بُنَيَّ=yavrum ▼ إِنَّهَا=(dedi)ki onlar إِنْ=eğer تَكُ=olsa مِثْقَالَ=ağırlığınca حَبَّةٍ=danesi مِنْ خَرْدَلٍ=hardal ▼ فَ=bu halde تَكُنْ=bulunsa فِي صَخْرَةٍ=bir kayanın içinde ▼ أَوْ=veya فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde أَوْ=veya فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ يَأْتِ=getirecektir بِهَا=onu اللَّهُۚ=Allah ▼ إِنَّ=(dedi)ki اللَّهَ=Allah لَطِيفٌ=incelikleri bilendir«latîf»خَبِيرٌ=haberi olandır«habîr»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   يَا=Ey! بُنَيَّ=yavrum ▼ أَقِمِ=gereğince yerine getir«ekãme»الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt» ▼ وَ=ve أْمُرْ=yapılmasını istediğini söyle«emr»بِالْمَعْرُوفِ=«hakka» uygun«ma′rûf»olanların ▼ وَ=ve انْهَ=vazgeçilmesini iste«nehy»عَنِ الْمُنْكَرِ=çirkinliklerden«münker» ▼ وَ=ve اصْبِرْ=yılmadan dayan«sabr_sãbir»عَلَىٰ مَا=olanlara أَصَابَكَۖ=senin başına gelmiş ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki ذَٰلِكَ=işte bu مِنْ عَزْمِ=kararlılık gerektirenlerindendir الْأُمُورِ=o yapılması istenmiş olan şeylerin«emr»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve لَا تُصَعِّرْ=çevirme خَدَّكَ=yüzünü لِلنَّاسِ=insanlardan ▼ وَ=ve لَا تَمْشِ=yürüme فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde مَرَحًاۖ=böbürlenerek ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يُحِبُّ=sevmez كُلَّ=hiç birini مُخْتَالٍ=kendini beğenenlerin فَخُورٍ=övünenlerin
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَ=ve اقْصِدْ=orta yolu tut فِي مَشْيِكَ=yürüyüşünde ▼ وَ=ve اغْضُضْ=kıs مِنْ صَوْتِكَۚ=sesini ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki أَنْكَرَ=en çirkini الْأَصْوَاتِ=seslerin ▼ لَصَوْتُ=kesinlikle sesidir الْحَمِيرِ=eşeklerin
 ‎﴾ 20 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ تَرَوْا=görmediniz أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın سَخَّرَ=hizmet verir kılmış لَكُمْ=size ▼ مَا=şeyleri فِي السَّمَاوَاتِ=göklerdeki وَ=ve مَا=şeyleri فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeki ▼ وَ=ve أَسْبَغَ=bol bol verdi عَلَيْكُمْ=size نِعَمَهُ=nimetlerini ▼ ظَاهِرَةً=görünür olarak وَ=veya بَاطِنَةًۗ=görünmeyen şekilde ▼ وَ=ve مِنَ النَّاسِ=‑vardır‑insanlardan bazı مَنْ=kimseler ▼ يُجَادِلُ=tartışırlar فِي=hakkında اللَّهِ=Allah ▼ بِغَيْرِ=olmadan عِلْمٍ=bir bilgi«ilm»وَلَا=ne هُدًى=bir yol gösteriş«hüdã» ▼ وَلَا=ne de كِتَابٍ=bir «ilâhî» Metin«kitãb»مُنِيرٍ=aydınlatıcı
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ise إِذَا=zaman قِيلَ=dendiği لَهُمُ=onlara ▼ اتَّبِعُوا=katılın«ittebã»مَا=olduklarına أَنْزَلَ=indirmiş اللَّهُ=Allah′ın ▼ قَالُوا=derlerdi ki بَلْ=Hayır! ▼ نَتَّبِعُ=biz katılırız«ittebã»مَا=şeye وَجَدْنَا=bulduğumuz عَلَيْهِ=‑temeli‑üzerinde آبَاءَنَاۚ=babalarımızı ▼ أَ=mi? وَلَوْ=bile كَانَ=olsa الشَّيْطَانُ=şeytan يَدْعُوهُمْ=çağırmış«duã»onları ▼ إِلَىٰ عَذَابِ=cezasına«azãb»السَّعِيرِ=o ”Tutuşturulmuş”un«saîr»
 ‎﴾ 22 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim يُسْلِمْ=teslim olursa«teslîm_müslim»وَجْهَهُ=«yüz»benliğiyle إِلَى اللَّهِ=Allah′a ▼ وَ=halde هُوَ=kendisi مُحْسِنٌ=güzel davranan«ihsãn_muhsin» ▼ فَ=o zaman قَدِ=emin olun ki اسْتَمْسَكَ=o yapışmıştır بِالْعُرْوَةِ=kulpa الْوُثْقَىٰۗ=en sağlam ▼ وَ=ve إِلَى اللَّهِ=Allah′adır عَاقِبَةُ=neticesi الْأُمُورِ=o yapılması istenmiş olan şeylerin«emr»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim كَفَرَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelirse«küfr_kãfir» ▼ فَ=bu halde لَا يَحْزُنْكَ=üzmesin seni كُفْرُهُۚ=onun «ilâhi sözleri» görmezlikten gelmesi«küfr_kãfir» ▼ إِلَيْنَا=Bizedir مَرْجِعُهُمْ=onların dönüşleri ▼ فَ=sonra da نُنَبِّئُهُمْ=haber veririz kendilerine بِمَا=olduklarını عَمِلُواۚ=yapmış ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»بِذَاتِ=özünü الصُّدُورِ=göğüslerin
 ‎﴾ 24 ﴿‎   نُمَتِّعُهُمْ=yaşatırız onları قَلِيلًا=biraz ▼ ثُمَّ=sonrasında نَضْطَرُّهُمْ=süreriz onları إِلَىٰ عَذَابٍ=bir cezaya«azãb»غَلِيظٍ=kaba
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve لَئِنْ=muhakkak ki eğer سَأَلْتَهُمْ=sorsan onlara ▼ مَنْ=kim خَلَقَ=yarattı السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünü ▼ لَيَقُولُنَّ=mutlaka derler ki اللَّهُۚ=Allah ▼ قُلِ=de ki الْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»لِلَّهِۚ=Allah′adır ▼ بَلْ=Yok! أَكْثَرُهُمْ=onların çoğu لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 26 ﴿‎   لِلَّهِ=Allah′ındır مَا=ne varsa فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve الْأَرْضِۚ=yeryüzünde ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah′ın هُوَ=Kendisidir الْغَنِيُّ=‑asıl‑”İhtiyaçsız ve Eksiksiz Olan”«ğaniyy»الْحَمِيدُ=‑asıl‑”Övülecek Olan”«hamîd»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer أَنَّمَا=olsa ki فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde مِنْ شَجَرَةٍ=ağaçlardan أَقْلَامٌ=kalemler ▼ وَ=ve الْبَحْرُ=deniz ▼ يَمُدُّهُ=katılsa ona مِنْ بَعْدِهِ=arkasından سَبْعَةُ=yedi أَبْحُرٍ=deniz ▼ مَا نَفِدَتْ=tükenmez كَلِمَاتُ=kelamı(sözleri)«kelime_kelimãt»اللَّهِۗ=Allah′ın ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah عَزِيزٌ=üstün gelendir«azîz»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olandır«hakîm»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   مَا=değildir خَلْقُكُمْ=yaratılmanız ▼ وَلَا=ne de بَعْثُكُمْ=diriltilmeniz«ba′s» ▼ إِلَّا=olmasından başka bir şey كَنَفْسٍ=kimse gibi وَاحِدَةٍۗ=bir tek ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah سَمِيعٌ=işitendir«semí»بَصِيرٌ=görendir«basîr»
 ‎﴾ 29 ﴿‎    أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedin أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın يُولِجُ=sokuyor اللَّيْلَ=geceyi فِي النَّهَارِ=gündüzün içine ▼ وَ=ve يُولِجُ=sokuyor النَّهَارَ=gündüzü فِي اللَّيْلِ=gecenin içine ▼ وَ=ve(olduğunu) سَخَّرَ=hizmet verir kılmış الشَّمْسَ=Güneş′i وَ=ve الْقَمَرَ=Ay′ı ▼ كُلٌّ=her biri يَجْرِي=akıp gider ▼ إِلَىٰ=kadar أَجَلٍ=bir vadeye مُسَمًّى=belirlenmiş ▼ وَ=ve أَنَّ=olduğunu اللَّهَ=Allah′ın بِمَا=olduklarınızdan تَعْمَلُونَ=sizin yapıyor خَبِيرٌ=haberdar«habîr»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu بِ=ötürüdür أَنَّ=olmasından اللَّهَ=Allah′ın هُوَ=kendisinin الْحَقُّ=‑asıl‑Gerçek«hakk» ▼ وَ=ve أَنَّ=olmasından مَا=şeylerin يَدْعُونَ=«çağrıda bulunma»dua ettikleri«duã»مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında الْبَاطِلُ=uyduruk ve asılsız«bãtıl» ▼ وَ=ve أَنَّ=olmasından اللَّهَ=Allah′ın هُوَ=kendisinin الْعَلِيُّ=‑asıl‑”Yüce Olan”«alî»الْكَبِيرُ=‑asıl‑”Büyük Olan”«kebîr»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedin ▼ أَنَّ=olduğunu الْفُلْكَ=gemilerin تَجْرِي=gidiyor فِي الْبَحْرِ=denizde بِنِعْمَتِ=nimetiyle اللَّهِ=Allah′ın ▼ لِيُرِيَكُمْ=göstersin diye size مِنْ آيَاتِهِۚ=bazı açık işaretlerini«ãyet» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَآيَاتٍ=kesinlikle açık işaretler«ãyet» ▼ لِكُلِّ=herkes için صَبَّارٍ=zorluklara göğüs geren«sabr_sãbir»شَكُورٍ=kıymet bilen«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman غَشِيَهُمْ=onları sardığı مَوْجٌ=bir dalga كَالظُّلَلِ=gölgeler gibi ▼ دَعَوُا=«çağrıda bulunma»dua ederler«duã»اللَّهَ=Allah′a ▼ مُخْلِصِينَ=katışıksız tutanlar«hãlis_muhlis»olarak لَهُ=O′na karşı الدِّينَ=o dini«dîn» ▼ فَ=sonra لَمَّا نَجَّاهُمْ=kurtarınca onları إِلَى=yanında الْبَرِّ=karanın ▼ فَ=o zaman مِنْهُمْ=‑bulunur‑içlerinden مُقْتَصِدٌۚ=orta yolu tutanlar ▼ وَ=ve مَا يَجْحَدُ=inkar etmez بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet» ▼ إِلَّا=başkası كُلُّ=her خَتَّارٍ=gaddardan كَفُورٍ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenden«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 33 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! النَّاسُ=insanlar ▼ اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»رَبَّكُمْ="Efendi ve Sahib"inize«rabb»yönelik ▼ وَ=ve اخْشَوْا=çekinin«huşû»يَوْمًا=bir günden ▼ لَا يَجْزِي=karşılığını«cezã»ödemeyecektir وَالِدٌ=baba عَنْ وَلَدِهِ=çocuğunun ▼ وَ=ve de لَا=değildir مَوْلُودٌ=çocuğun هُوَ=kendisi جَازٍ=ödeyecek عَنْ وَالِدِهِ=babası için شَيْئًاۚ=bir şey ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki وَعْدَ=söz verdiği«va′d»اللَّهِ=Allah′ın حَقٌّۖ=gerçek(leşecek)tir«hakk» ▼ فَ=öyleyse لَا تَغُرَّنَّكُمُ=aldatmasın sizi الْحَيَاةُ=hayatı الدُّنْيَا=dünya ▼ وَ=ve لَا يَغُرَّنَّكُمْ=aldatmasın sizi بِاللَّهِ=Allah′la ilgili الْغَرُورُ=o Aldatıcı
 ‎﴾ 34 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah′ın عِنْدَهُ=Kendisinin katındadır عِلْمُ=bilgisi«ilm»السَّاعَةِ=o Saat′in«saat» ▼ وَ=ve يُنَزِّلُ=O indirir الْغَيْثَ=yağmuru وَ=ve يَعْلَمُ=bilir مَا=olanı فِي الْأَرْحَامِۖ=rahimlerde ▼ وَ=ve مَا تَدْرِي=bilmez نَفْسٌ=bir kimse ▼ مَاذَا=ne تَكْسِبُ=kazanacağını غَدًاۖ=yarın ▼ وَ=ve مَا تَدْرِي=bilmez نَفْسٌ=bir kimse ▼ بِأَيِّ=hangi أَرْضٍ=topraklarda تَمُوتُۚ=öleceğini ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah عَلِيمٌ=bilendir«alîm»خَبِيرٌ=haberi olandır«habîr»
Âyet Metni : (Lokmân.1) (21. Cüz | 411. Sayfa)
Okunuşu :
1. elif-lâm-mîm.
(Lokmân.1) Grameri
الٓمٓ : Alif Lam Mim ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu