Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd.
B.Bayraklı
1. Kâf, hâ, yâ, ‘ayn, sâd.
A.Bayındır
1. Kâf-Hâ-Yâ-Ayn-Sâd![*][*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd.* Bkz. 2/1 dipnotu.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Kâf hâ yâ ‘ayn sâd.
İngilizce Kelime Meali
كٓهيعٓصٓ=Kaaf Ha Ya Ain Sad.
(19) Meryem Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   كهيعص=«K harfi»Kâf «H harfi»Hã «Y harfi»Yã «A harfi»Ayn «S harfi»Sãd
 ‎﴾ 2 ﴿‎   ذِكْرُ=bir bahistir«zikr»رَحْمَتِ=merhametinden«rahmet»رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»عَبْدَهُ=«kulluk»hizmetkârı«abd»زَكَرِيَّا=Zekeriyyã′ya
 ‎﴾ 3 ﴿‎   إِذْ=bir vakit نَادَىٰ=yalvarmıştı رَبَّهُ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»نِدَاءً=bir seslenişle خَفِيًّا=gizli
 ‎﴾ 4 ﴿‎   قَالَ=dedi رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»إِنِّي=ki وَهَنَ=zayıf düştü الْعَظْمُ=kemik مِنِّي=bende ▼ وَ=ve اشْتَعَلَ=ağardı الرَّأْسُ=baş شَيْبًا=tepesi beyazlaşıp ▼ وَ=ve لَمْ أَكُنْ=olmadım بِدُعَائِكَ=sana «çağrıda bulunma»dua«duã»ile رَبِّ="Efendi ve Sahib"im«rabb»شَقِيًّا=bahtsız
 ‎﴾ 5 ﴿‎   وَ=ve(dedi) إِنِّي=ki ben خِفْتُ=korktum الْمَوَالِيَ=yerime geçecek yakınlarımdan مِنْ وَرَائِي=arkamdan ▼ وَ=iken كَانَتِ=olmuş امْرَأَتِي=karım عَاقِرًا=kısır ▼ فَ=bu halde هَبْ=bahşet لِي=bana مِنْ لَدُنْكَ=katından وَلِيًّا=bir "destek çıkan yakın"«velî_evliyã»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   يَرِثُنِي=mirasçı olsun bana ▼ وَ=ve de يَرِثُ=mirasçı olsun مِنْ=bazısına آلِ=ailesinden يَعْقُوبَۖ=Ya′kûb′un ▼ وَ=ve اجْعَلْهُ=yap onu رَبِّ="Efendi ve Sahib"im«rabb»رَضِيًّا=hoşnut olunan«rıdvãn»biri
 ‎﴾ 7 ﴿‎   يَا=Ey! زَكَرِيَّا=Zekeriyyã إِنَّا=şu bir gerçek ki biz نُبَشِّرُكَ=müjdeliyoruz sana بِغُلَامٍ=bir oğlan çocuğu ▼ اسْمُهُ=onun adı يَحْيَىٰ=Yahyã′dır ▼ لَمْ نَجْعَلْ=yapmadık لَهُ=ona مِنْ قَبْلُ=daha önce سَمِيًّا=adaş(veya”özelliği denk”)
 ‎﴾ 8 ﴿‎   قَالَ=dedi ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb» ▼ أَنَّىٰ=nasıl? يَكُونُ=olur لِي=benim غُلَامٌ=bir oğlan çocuğum ▼ وَ=iken كَانَتِ=olmuş امْرَأَتِي=karım عَاقِرًا=kısır ▼ وَ=ve قَدْ=eminim ki بَلَغْتُ=ben ulaştım مِنَ الْكِبَرِ=ihtiyarlıkta عِتِيًّا=son sınıra 
 ‎﴾ 9 ﴿‎   قَالَ=dedi ki كَذَٰلِكَ=işte böyledir ▼ قَالَ=dedi ki رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb» ▼ هُوَ=o عَلَيَّ=Bana هَيِّنٌ=kolaydır ▼ وَ=ve قَدْ=emin ol ki خَلَقْتُكَ=yaratmıştım seni مِنْ قَبْلُ=daha önce ▼ وَ=iken لَمْ تَكُ=sen değil شَيْئًا=herhangi bir şey
 ‎﴾ 10 ﴿‎   قَالَ=dedi ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»اجْعَلْ=yap لِي=benim için آيَةًۚ=açık bir işaret«ãyet» ▼ قَالَ=dedi ki آيَتُكَ=senin açık işaretin«ãyet»أَلَّا تُكَلِّمَ=kelam«kelime_kelimãt» etmemendir(söz söylememendir) النَّاسَ=insanlara ثَلَاثَ=üç لَيَالٍ=gece ▼ سَوِيًّا=düzgün bir durumda
 ‎﴾ 11 ﴿‎   فَ=sonra خَرَجَ=dışarı çıktı«ihrãc»عَلَىٰ=karşısına قَوْمِهِ=toplumunun«kavm»مِنَ الْمِحْرَابِ=mabedden ▼ فَ=sonra da أَوْحَىٰ=mesajla iletti«vahy»إِلَيْهِمْ=onlara أَنْ سَبِّحُوا=«zanlardan» aşkınlığını dile getirin diye«tesbih»بُكْرَةً=sabah وَ=ve عَشِيًّا=akşam
 ‎﴾ 12 ﴿‎   يَا=Ey! يَحْيَىٰ=Yahyã خُذِ=tut الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metini«kitãb»بِقُوَّةٍۖ=kuvvetle ▼ وَ=ve آتَيْنَاهُ=verdik ona الْحُكْمَ=Hikmeti صَبِيًّا=çocuk iken
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve(verdik) حَنَانًا=bir şefkat مِنْ لَدُنَّا=katımızdan وَ=ve زَكَاةًۖ=temizlik ▼ وَ=ve كَانَ=idi تَقِيًّا=kendini sakındıran«takvã»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ve بَرًّا=iyi davranışta bulunandı«birr_ebrãr»بِوَالِدَيْهِ=ana‑babasına ▼ وَ=ve لَمْ يَكُنْ=değildi جَبَّارًاzor kullanan«cebbãr»عَصِيًّا=karşı gelen
 ‎﴾ 15 ﴿‎   وَ=ve سَلَامٌ=selam«selãm»عَلَيْهِ=onadır ▼ يَوْمَ=gün وُلِدَ=doğduğu وَ=ve يَوْمَ=gün يَمُوتُ=öleceği ▼ وَ=ve يَوْمَ=gün يُبْعَثُ=çıkarılacağı«ba′s»حَيًّا=diri olarak
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ve de اذْكُرْ=hatırasını unutma«zikr»فِي الْكِتَابِ=şu «ilâhî» Metinde«kitãb»مَرْيَمَ=Meryem′in«sûrenin adıdır» ▼ إِذِ=bir vakit انْتَبَذَتْ=o ayrılıp çekilmişti مِنْ أَهْلِهَا=ailesinden«ehl» ▼ مَكَانًا=bir konuma«mekãn»شَرْقِيًّا=doğuda
 ‎﴾ 17 ﴿‎   فَ=böylece اتَّخَذَتْ=edinmişti مِنْ دُونِهِمْ=onlarla arasında حِجَابًا=bir perde ▼ فَ=sonra أَرْسَلْنَا=gönderdik إِلَيْهَا=ona رُوحَنَا=«Ruh»"İlâhi Destek"imizi«rûh» ▼ فَ=bunun üzerine تَمَثَّلَ=göründü لَهَا=kendisine«dişil» بَشَرًا=bir insan şeklinde سَوِيًّا=düzgün
 ‎﴾ 18 ﴿‎   قَالَتْ=dedi«dişil» إِنِّي=ki ben أَعُوذُ=sığınırım بِالرَّحْمَٰنِ=“Merhametin Kaynağı”na«rahmãn»مِنْكَ=senden ▼ إِنْ=eğer كُنْتَ=isen تَقِيًّا=kendini sakındıran«takvã»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   قَالَ=dedi ki إِنَّمَا=ancak ve sadece أَنَا=ben رَسُولُ=bir Elçisiyim«rasûl»رَبِّكِ=senin "Efendi ve Sahib"inin«rabb» ▼ لِأَهَبَ=bahşedeyim diye لَكِ=sana غُلَامًا=bir oğlan çocuğu زَكِيًّا=tertemiz
 ‎﴾ 20 ﴿‎   قَالَتْ=dedi ki أَنَّىٰ=nasıl? يَكُونُ=olur لِي=benim غُلَامٌ=bir oğlan çocuğum ▼ وَ=iken لَمْ يَمْسَسْنِي=bana dokunmamış بَشَرٌ=bir insan ▼ وَ=ve لَمْ أَكُ=ben değilim بَغِيًّا=iffetsiz
 ‎﴾ 21 ﴿‎   قَالَ=dedi ki كَذَٰلِكِ=işte böyledir ▼ قَالَ=dedi ki رَبُّكِ="Efendi ve Sahib"in«rabb» ▼ هُوَ=o عَلَيَّ=Bana هَيِّنٌۖ=kolaydır ▼ وَ=ve لِنَجْعَلَهُ=kılmak içindir onu آيَةً=bir açık işaret«ãyet»لِلنَّاسِ=insanlara ▼ وَ=ve رَحْمَةً=bir merhamettir«rahmet»مِنَاۚ=Bizden ▼ وَ=ve كَانَ=olmuştur أَمْرًا=yapılması istenmiş olan bir şey«emr»مَقْضِيًّا=karara bağlanmış
 ‎﴾ 22 ﴿‎   فَ=bunun üzerine حَمَلَتْهُ=gebe kaldı ona«eril» ▼ فَ=sonra da انْتَبَذَتْ=çekildi بِهِ=onunla«eril» مَكَانًا=bir konuma«mekãn»قَصِيًّا=uzak
 ‎﴾ 23 ﴿‎   فَ=sonra أَجَاءَهَا=getirdi onu«dişil» الْمَخَاضُ=o doğum sancısı إِلَىٰ جِذْعِ=gövdesine النَّخْلَةِ=o hurmanın ▼ قَالَتْ=dedi ki يَا=Ah! لَيْتَنِي=keşke ben مِتُّ=ölseydim قَبْلَ=önce هَٰذَا=bundan ▼ وَ=ve كُنْتُ=olsam نَسْيًا=bir değersiz varlık مَنْسِيًّا=unutulup giden
 ‎﴾ 24 ﴿‎   فَ=bunun üzerine نَادَاهَا=seslendi ona«dişil» مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından ▼ أَلَّا تَحْزَنِي=üzülme قَدْ=emin ol ki جَعَلَ=var etti رَبُّكِ="Efendi ve Sahib"in«rabb» ▼ تَحْتَكِ=senin«alt»yanı başında سَرِيًّا=bir su akıntısı
 ‎﴾ 25 ﴿‎   وَ=ve هُزِّي=silkele إِلَيْكِ=sana doğru بِجِذْعِ=dalını النَّخْلَةِ=o hurmanın ▼ تُسَاقِطْ=dökülsün عَلَيْكِ=üzerine رُطَبًا=olgun hurma جَنِيًّا=taze
 ‎﴾ 26 ﴿‎   فَ=böylece كُلِي=ye وَ=ve اشْرَبِي=iç وَ=ve قَرِّي=aydın olsun عَيْنًاۖ=gözün ▼ فَ=fakat إِمَّا=durumunda تَرَيِنَّ=görmen مِنَ الْبَشَرِ=insanlardan أَحَدًا=birini ▼ فَ=o zaman قُولِي=de إِنِّي=ki ben نَذَرْتُ=adadım لِلرَّحْمَٰنِ=“Merhametin Kaynağı”«rahmãn»için صَوْمًا=bir oruç ▼ فَ=bunun üzerine لَنْ أُكَلِّمَ=asla bir kelam«kelime_kelimãt» etmeyeceğim(söz söylemeyeceğim) الْيَوْمَ=bugün إِنْسِيًّا=herhangi bir insana
 ‎﴾ 27 ﴿‎   فَ=sonra أَتَتْ=geldi بِهِ=onunla«eril» قَوْمَهَا=onun«dişil» toplumuna«kavm»تَحْمِلُهُۖ=taşıyarak onu«eril» ▼ قَالُوا=dediler ki يَا=Ey! مَرْيَمُ=Meryem ▼ لَقَدْ=emin ol ki جِئْتِ=sen yaptın شَيْئًا=bir iş فَرِيًّا=şaşkınlık verici
 ‎﴾ 28 ﴿‎   يَا=Ey! أُخْتَ=kız kardeşi هَارُونَ=Hãrûn′un ▼ مَا كَانَ=değildi أَبُوكِ=baban امْرَأَ=bir adam سَوْءٍ=fena«sú» ▼ وَ=ve de مَا كَانَتْ=değildi أُمُّكِ=annen بَغِيًّا=iffetsiz
 ‎﴾ 29 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَشَارَتْ=işaret etti«dişil» إِلَيْهِۖ=ona«eril» ▼ قَالُوا=dediler ki كَيْفَ=nasıl? نُكَلِّمُ=konuşacağız ▼ مَنْ=kimseyle كَانَ=olan فِي الْمَهْدِ=beşikte صَبِيًّا=bir çocuk
 ‎﴾ 30 ﴿‎   قَالَ=o dedi«eril» إِنِّي=ki ben عَبْدُ=«kulluk»hizmetkârıyım«abd»اللَّهِ=Allah′ın ▼ آتَانِيَ=verdi bana الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metini«kitãb» ▼ وَ=ve جَعَلَنِي=yaptı beni نَبِيًّا=bir Peygamber«nebî»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   وَ=ve جَعَلَنِي=kıldı beni مُبَارَكًا=bereketli«berekãt_mubãrek»أَيْنَ مَا=her nerede كُنْتُ=olsam ▼ وَ=ve أَوْصَانِي=tembih edip bıraktı«vasıyyet»bana بِالصَّلَاةِ=«iyilik istemek»o namazı«salãt»وَ=ve de الزَّكَاةِ=o zekatı ▼ مَا=sürece دُمْتُ=olduğum sürece حَيًّا=diri
 ‎﴾ 32 ﴿‎   وَ=ve de بَرًّا=iyi davranışta bulunmayı«birr_ebrãr»بِوَالِدَتِي=anneme ▼ وَ=ve لَمْ يَجْعَلْنِي=yapmadı beni جَبَّارًا=zor kullanan«cebbãr»شَقِيًّا=baş kaldıran
 ‎﴾ 33 ﴿‎   وَ=ve السَّلَامُ=selam«selãm»عَلَيَّ=benim üzerime olsun ▼ يَوْمَ=gün وُلِدْتُ=doğduğum ▼ وَ=ve يَوْمَ=gün أَمُوتُ=öleceğim ▼ وَ=ve يَوْمَ=gün أُبْعَثُ=çıkarılacağım«ba′s»حَيًّا=diri olarak
 ‎﴾ 34 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte budur عِيسَى=Îsã ابْنُ مَرْيَمَ=Meryem′in oğlu ▼ قَوْلَ=söylediğidir الْحَقِّ=şu Gerçeğin«hakk»الَّذِي=oldukları فِيهِ=kendisi hakkında يَمْتَرُونَ=onların şüphe etmekte
 ‎﴾ 35 ﴿‎   مَا كَانَ=olmaz لِلَّهِ=Allah için أَنْ يَتَّخِذَ=edinmesi مِنْ=herhangi وَلَدٍۖ=bir çocuk ▼ سُبْحَانَهُۚ=«zanlardan» aşkındır«subhãn»O ▼ إِذَا=zaman قَضَىٰ=hükmettiği أَمْرًا=bir yapılması gereken şeye«emr» ▼ فَ=bu halde إِنَّمَا=ancak ve sadece يَقُولُ=der لَهُ=ona كُنْ=Ol! ▼ فَ=bunun üzerine يَكُونُ=o olur
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah رَبِّي=benim "Efendi ve Sahib"imdir«rabb»وَ=ve de رَبُّكُمْ=sizin "Efendi ve Sahib"inizdir«rabb» ▼ فَ=o halde اعْبُدُوهُۚ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»edin O′na ▼ هَٰذَا=işte budur صِرَاطٌ=bir yol«sırãt»مُسْتَقِيمٌ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 37 ﴿‎   فَ=fakat اخْتَلَفَ=ayrılığa düştüler«ihtilãf»الْأَحْزَابُ=o taraftar toplulukları«hizb»مِنْ بَيْنِهِمْۖ=kendi aralarında ▼ فَ=öyleyse وَيْلٌ=vay haline! لِلَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ مِنْ مَشْهَدِ=tanık«şãhid» olmaktan ötürü يَوْمٍ=bir güne عَظِيمٍ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   أَسْمِعْ=ne güzel işitirler بِهِمْ=onlar ▼ وَ=ve أَبْصِرْ=ne güzel görürler يَوْمَ=gün يَأْتُونَنَاۖ=Bize geldikleri ▼ لَٰكِنِ=ama الظَّالِمُونَ="haksızlık ve kötülük" edenler«zulm_zãlim»الْيَوْمَ=bugün فِي=içindedirler ضَلَالٍ=bir yolunu saşırmışlık«dalãl»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   وَ=ve أَنْذِرْهُمْ=uyar onları يَوْمَ=gününe karşı الْحَسْرَةِ=pişmanlık ▼ إِذْ=o vakit قُضِيَ=hükmedilir الْأَمْرُ=o yapılması istenecek olan şeye«emr» ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri فِي=içinde غَفْلَةٍ=ihmal hatasına düşmüşlük«ğãfil» ▼ وَ=halde هُمْ=kendileri لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmez«îmãn»
 ‎﴾ 40 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki نَحْنُ=Biz نَرِثُ=varis oluruz الْأَرْضَ=yeryüzüne ▼ وَ=ve مَنْ=kimselere عَلَيْهَا=oranın üzerindeki ▼ وَ=ve إِلَيْنَا=Bize يُرْجَعُونَ=döndürülürler
 ‎﴾ 41 ﴿‎   وَ=ve de اذْكُرْ=hatırasını unutma«zikr»فِي الْكِتَابِ=şu «ilâhî» Metinde«kitãb»إِبْرَاهِيمَۚ=İbrãhîm′in ▼ إِنَّهُ=ki o كَانَ=idi صِدِّيقًا=«ne olursa olsun» sadık kalan biri«sıdk_sãdık»نَبِيًّا=peygamber«nebî»olan
 ‎﴾ 42 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti ki لِأَبِيهِ=babasına ▼ يَا=Ey! أَبَتِ=babacığım لِمَ=niçin? تَعْبُدُ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapıyorsun مَا=şeylere لَا يَسْمَعُ=işitmeyen وَ=ve لَا يُبْصِرُ=görmeyen ▼ وَلَا=ne de يُغْنِي=yararı olan عَنْكَ=sana شَيْئًا=herhangi bir
 ‎﴾ 43 ﴿‎   يَا=Ey! أَبَتِ=babacığım إِنِّي=şu bir gerçek ki قَدْ=emin ol جَاءَنِي=geldi bana مِنَ الْعِلْمِ=o Bilgiden«ilm»مَا=olan لَمْ يَأْتِكَ=sana gelmemiş ▼ فَ=o halde اتَّبِعْنِي=katıl«ittebã»banaki ▼ أَهْدِكَ=yolunu göstereyim«hüdã»sana صِرَاطًا=bir yolun«sırãt»سَوِيًّا=düzgün
 ‎﴾ 44 ﴿‎   يَا=Ey! أَبَتِ=babacığım لَا تَعْبُدِ=«kulluk»hizmet«abd»etme الشَّيْطَانَۖ=o şeytana ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki الشَّيْطَانَ=o şeytan كَانَ=idi لِلرَّحْمَٰنِ=“Merhametin Kaynağı”na«rahmãn»عَصِيًّا=karşı gelen
 ‎﴾ 45 ﴿‎   يَا=Ey! أَبَتِ=babacığım إِنِّي=şu bir gerçek ki ben أَخَافُ=korkuyorum ▼ أَنْ يَمَسَّكَ=senin başına gelmesinden عَذَابٌ=bir cezanın«azãb»مِنَ الرَّحْمَٰنِ=“Merhametin Kaynağı”ndan«rahmãn» ▼ فَ=bu halde تَكُونَ=olmandan لِلشَّيْطَانِ=şeytanın وَلِيًّا=bir "destek çıkan yakın"ı«velî_evliyã»
 ‎﴾ 46 ﴿‎   قَالَ=dedi ki أَ=mı? أَرَاغِبٌ=sırt çeviriyorsun«tevellã»أَنْتَ=sen ▼ عَنْ آلِهَتِي=benim ilâhlarıma يَا=Ey! إِبْرَاهِيمُۖ=İbrãhîm ▼ لَئِنْ=muhakkak ki eğer لَمْ تَنْتَهِ=vazgeçmezsen لَأَرْجُمَنَّكَۖ=kesinlikle taşlarım seni ▼ وَ=ve اهْجُرْنِي=ayrıl git benden مَلِيًّا=uzunca bir süre
 ‎﴾ 47 ﴿‎   قَالَ=dedi ki سَلَامٌ=selam«selãm»عَلَيْكَۖ=senin üzerine olsun ▼ سَأَسْتَغْفِرُ=günahlarının örtülmesini dileyeceğim«istiğfar»لَكَ=senin için رَبِّيۖ="Efendi ve Sahib"imden«rabb» ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O كَانَ=olandır بِي=bana حَفِيًّا=alâkadar
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve أَعْتَزِلُكُمْ=uzaklaşacağım sizden ▼ وَ=ve مَا=olduklarınızdan تَدْعُونَ=«çağrıda bulunma»dua ediyor«duã»مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah ▼ وَ=ve أَدْعُوا=«çağrıda bulunma»dua ediyorum«duã»رَبِّي="Efendi ve Sahib"ime«rabb» ▼ عَسَىٰ=umarım ki أَلَّا أَكُونَ=olmam بِدُعَاءِ=«çağrıda bulunma»dua ederek«duã»رَبِّي="Efendi ve Sahib"ime«rabb»شَقِيًّا=bir bahtsız
 ‎﴾ 49 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا اعْتَزَلَهُمْ=uzaklaşınca onlardan ▼ وَ=ve مَا=olduklarından يَعْبُدُونَ=onların «kulluk»hizmetkârlık«abd»yapıyor مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah ▼ وَهَبْنَا=bahşettik لَهُ=ona إِسْحَاقَ=İshãk′ı وَ=ve يَعْقُوبَۖ=Ya′kûb′u ▼ وَ=ve كُلًّا=hepsini جَعَلْنَا=yaptık نَبِيًّا=Peygamber«nebî»
 ‎﴾ 50 ﴿‎   وَ=ve وَهَبْنَا=bahşettik لَهُمْ=onlara مِنْ رَحْمَتِنَا=merhametimizden«rahmet» ▼ وَ=ve جَعَلْنَا=kıldık لَهُمْ=onları لِسَانَ=dili(veya ”ifadesi”) صِدْقٍ=gerçeğin(veya ”sadakatin”)«sıdk_sãdık»عَلِيًّا=yüce olan«alî»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   وَ=ve de اذْكُرْ=hatırasını unutma«zikr»فِي الْكِتَابِ=şu «ilâhî» Metinde«kitãb»مُوسَىٰۚ=Mûsã′nın ▼ إِنَّهُ=ki o كَانَ=idi مُخْلَصًا=katışıksız kalmış«muhles» ▼ وَ=ve كَانَ=idi رَسُولًا=bir Elçi«rasûl»نَبِيًّا=peygamber olan«nebî»
 ‎﴾ 52 ﴿‎   وَ=ve نَادَيْنَاهُ=seslendik ona مِنْ جَانِبِ=tarafından الطُّورِ=o Dağ الْأَيْمَنِ=sağ ▼ وَ=ve قَرَّبْنَاهُ=yaklaştırdık onu نَجِيًّا=gizlice konuşmak için
 ‎﴾ 53 ﴿‎   وَ=ve وَهَبْنَا=bahşettik لَهُ=kendisine مِنْ رَحْمَتِنَا=merhametimizden«rahmet» ▼ أَخَاهُ=kardeşi هَارُونَ=Hãrûn′u نَبِيًّا=bir Peygamber«nebî»olarak
 ‎﴾ 54 ﴿‎   وَ=ve de اذْكُرْ=hatırasını unutma«zikr»فِي الْكِتَابِ=şu «ilâhî» Metinde«kitãb»إِسْمَاعِيلَۚ=İsmãîl′in ▼ إِنَّهُ=ki o كَانَ=idi صَادِقَ=sadık kalan«sıdk_sãdık»الْوَعْدِ=verilen söze«va′d» ▼ وَ=ve كَانَ=idi رَسُولًا=bir Elçi«rasûl»نَبِيًّا=Peygamber olan«nebî»
 ‎﴾ 55 ﴿‎   وَ=ve كَانَ=idi يَأْمُرُ=yapılmasını istediğini söylüyor«emr»أَهْلَهُ=ahalisine«ehl»بِالصَّلَاةِ=«iyilik istemek»o namazın«salãt»وَ=ve de الزَّكَاةِ=o zekatın ▼ وَ=ve كَانَ=idi عِنْدَ=katında رَبِّهِ="Efendi ve Sahib"i«rabb»مَرْضِيًّا=hoşnut kalınmış«rıdvãn»
 ‎﴾ 56 ﴿‎   وَ=ve de اذْكُرْ=hatırasını unutma«zikr»فِي الْكِتَابِ=şu «ilâhî» Metinde«kitãb»إِدْرِيسَۚ=İdrîs′in ▼ إِنَّهُ=ki o كَانَ=idi صِدِّيقًا=«ne olursa olsun» sadık kalan biri«sıdk_sãdık»نَبِيًّا=Peygamber«nebî»olan
 ‎﴾ 57 ﴿‎   وَ=ve رَفَعْنَاهُ=yükseltmiştik onu مَكَانًا=bir konuma«mekãn»عَلِيًّا=yüce«alî»
 ‎﴾ 58 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=olduklarıdır أَنْعَمَ=nimet vermiş اللَّهُ=Allah′ın عَلَيْهِمْ=kendilerine مِنَ النَّبِيِّينَ=Peygamberler«nebî»içerisinden ▼ مِنْ ذُرِّيَّةِ="soyunun devamı"ndan«zurriyyãt»آدَمَ=Âdem′in ▼ وَ=ve مِمَّنْ=kimseler içerisinden حَمَلْنَا=taşıdıklarımız مَعَ=beraber نُوحٍ=Nûh′la ▼ وَ=ve مِنْ ذُرِّيَّةِ="soyunun devamı"«zurriyyãt»içerisinden إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′in وَ=ve إِسْرَائِيلَ=İsrãîl′in ▼ وَ=ve مِمَّنْ=kimseler içerisinden هَدَيْنَا=yol gösterdiğimiz وَ=ve اجْتَبَيْنَاۚ=seçtiğimiz ▼ إِذَا=zaman تُتْلَىٰ=sayıp döküldüğü«tilãvet»عَلَيْهِمْ=onlara ▼ آيَاتُ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»الرَّحْمَٰنِ=“Merhametin Kaynağı”nın«rahmãn» ▼ خَرُّوا=çöktüler سُجَّدًا=yere yüz koyarak«secde»وَ=ve بُكِيًّا=ağlayarak
 ‎﴾ 59 ﴿‎   فَ=böylece خَلَفَ=artlarından yerlerine geçti«halef»مِنْ بَعْدِهِمْ=onlardan sonra خَلْفٌ=bir nesil«halef» ▼ أَضَاعُوا=onlar heba ettiler الصَّلَاةَ=«iyilik istemek»o namazı«salãt» ▼ وَ=ve اتَّبَعُوا=katıldılar«ittebã»الشَّهَوَاتِۖ=canlarının çektiklerine«şehvet» ▼ فَ=bu halde سَوْفَ=ileride يَلْقَوْنَ=onlar buluşacaklar غَيًّا=yoldan şaşmayla«gayy»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   إِلَّا=ancak مَنْ=kimseler تَابَ=olumsuzluktan dönüş yapmış«tevbe_tevvãb»وَ=ve آمَنَ=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ وَ=ve عَمِلَ=yapmış صَالِحًا=düzgün iş«sãlih_sãlihãt» ▼ فَ=bu halde أُولَٰئِكَ=işte onlar يَدْخُلُونَ=gireceklerdir الْجَنَّةَ=Cennet′e ▼ وَ=ve لَا يُظْلَمُونَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»edilmeyeceklerdir شَيْئًا=herhangi bir şeyde
 ‎﴾ 61 ﴿‎   جَنَّاتِ=Cennetleridir عَدْنٍ=Devamlı İkamet(*) ▼ الَّتِي=olduğu وَعَدَ=söz vermiş«va′d»الرَّحْمَٰنُ=“Merhametin Kaynağı”nın«rahmãn»عِبَادَهُ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerine بِالْغَيْبِۚ=«gıyaben»”görmemekle birlikte”«ğayb» ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o كَانَ=olandır وَعْدُهُ=verdiği söz«va′d»مَأْتِيًّا=yerine gelecek(*) orj ADN
 ‎﴾ 62 ﴿‎   لَا يَسْمَعُونَ=işitmezler فِيهَا=orada لَغْوًا=düşünmeden söylenmiş söz«lağv» ▼ إِلَّا=yalnız سَلَامًاۖ=Selam!«selãm» ▼ وَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑ onlar için رِزْقُهُمْ=faydalandırılacakları «nimetler» «rızk»فِيهَا=orada ▼ بُكْرَةً=sabah وَ=ve عَشِيًّا=akşam
 ‎﴾ 63 ﴿‎   تِلْكَ=işte budur الْجَنَّةُ=o Cennet الَّتِي=olduğumuz نُورِثُ=bizim verecek مِنْ عِبَادِنَا=«kulluk»hizmet«abd»edenlerimizden مَنْ=kimselere كَانَ=olan تَقِيًّا=kendini sakındırıcı«takvã»
 ‎﴾ 64 ﴿‎   وَ=ve مَا نَتَنَزَّلُ=biz inmeyiz إِلَّا=olması dışında بِأَمْرِ=yapılmasını istemiş olduğu«emr»ile رَبِّكَۖ="Efendi ve Sahib"inin«rabb» ▼ لَهُ=O′na aittir مَا=olanlar بَيْنَ أَيْدِينَا=«deyim  ellerimizin arasında»önümüzde وَ=ve مَا=olanlar خَلْفَنَا=ardımızda«halef» ▼ وَ=ve مَا=olanlar بَيْنَ=arasında ذَٰلِكَۚ=işte bunların ▼ وَ=ve مَا كَانَ=değildir رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»نَسِيًّا=unutkan
 ‎﴾ 65 ﴿‎   رَبُّ="Efendi ve Sahib"idir«rabb»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünün ▼ وَ=ve مَا=olanların بَيْنَهُمَا=bu ikisi arasında ▼ فَ=öyleyse اعْبُدْهُ=«kulluk»hizmet«abd»et O′na وَ=ve اصْطَبِرْ=zorluklara göğüs ger«sabr_sãbir»لِعِبَادَتِهِۚ=O′nun «kulluk»hizmeti«abd»için ▼ هَلْ=musun? تَعْلَمُ=biliyor لَهُ=O′nun سَمِيًّا=bir adaşını
 ‎﴾ 66 ﴿‎   وَ=ve يَقُولُ=diyor الْإِنْسَانُ=insan ▼ أَ=mı? إِذَامَا=zaman مِتُّ=öldüğüm لَسَوْفَ=muhakkak ileride أُخْرَجُ=dışarı çıkarılacağım«ihrãc»حَيًّا=diri olarak
 ‎﴾ 67 ﴿‎   أَ=mu? وَ=peki لَا يَذْكُرُ=hatırda tutmuyor«zikr»الْإِنْسَانُ=insan ▼ أَنَّا=olduğumuzu خَلَقْنَاهُ=onu yaratmış مِنْ قَبْلُ=önceden ▼ وَ=iken لَمْ يَكُ=o değil شَيْئًا=herhangi bir şey
 ‎﴾ 68 ﴿‎   فَ=sonra وَ=yemin olsun ki رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»لَنَحْشُرَنَّهُمْ=mutlaka toplayacağız«haşr»onları وَ=ve de الشَّيَاطِينَ=şeytanları ▼ ثُمَّ=sonrasında لَنُحْضِرَنَّهُمْ=mutlaka bulunduracağız onları حَوْلَ=çevresinde جَهَنَّمَ=Cehennem′in جِثِيًّا=diz çökmüş
 ‎﴾ 69 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında لَنَنْزِعَنَّ=mutlaka çekip alacağız مِنْ كُلِّ=her شِيعَةٍ=camiadan«şiyá» ▼ أَيُّهُمْ=hangisiyse أَشَدُّ=en ötede عَلَى الرَّحْمَٰنِ=“Merhametin Kaynağı”na«rahmãn»عِتِيًّا=karşı gelmede
 ‎﴾ 70 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında لَنَحْنُ=muhakkak Biz أَعْلَمُ=daha iyi(veya ”en iyi”)biliriz ▼ بِالَّذِينَ=kimseleri هُمْ=kendileri أَوْلَىٰ=uygun olan بِهَا=oraya صِلِيًّا=ateşe girmek için
 ‎﴾ 71 ﴿‎   وَ=ve إِنْ=yoktur مِنْكُمْ=aranızdan biri إِلَّا=olmayan وَارِدُهَاۚ=oraya varacak ▼ كَانَ=olmuştur عَلَىٰ=üzerine رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»حَتْمًا=bir borç مَقْضِيًّا=karara bağlanmış
 ‎﴾ 72 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında نُنَجِّي=kurtarırız الَّذِينَ=kimseleri اتَّقَوْا=kendini sakındırmış«takvã» ▼ وَ=ve نَذَرُ=bırakırız الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenleri«zulm_zãlim»فِيهَا=orada جِثِيًّا=diz çökmüş
 ‎﴾ 73 ﴿‎   وَ=ve إِذَا=zaman تُتْلَىٰ=sayıp döküldüğü«tilãvet»عَلَيْهِمْ=onlara آيَاتُنَا=«açık işaret»ayetlerimiz«ãyet»بَيِّنَاتٍ=açık delilli«beyyine» ▼ قَالَ=derler ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»لِلَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ أَيُّ=hangisi? الْفَرِيقَيْنِ=iki kesimden«ferîk»خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»مَقَامًا=konum olarak ▼ وَ=ve أَحْسَنُ=daha güzeldir«hasen»نَدِيًّا=çevre bakımından
 ‎﴾ 74 ﴿‎   وَ=ve كَمْ=nicelerini أَهْلَكْنَا=helak ettik قَبْلَهُمْ=onlardan önce مِنْ قَرْنٍ=nesillerin«karîn» ▼ هُمْ=onlar أَحْسَنُ=daha güzeldi«hasen»أَثَاثًا=eşyaca وَ=ve رِئْيًا=gösterişce
 ‎﴾ 75 ﴿‎   قُلْ=de ki مَنْ=kim كَانَ=ise فِي=içinde الضَّلَالَةِ=o yolu saşırmışlık«dalãl» ▼ فَ=bunun üzerine لْيَمْدُدْ=süre versin لَهُ=ona الرَّحْمَٰنُ=“Merhametin Kaynağı”«rahmãn»مَدًّاۚ=bir müddet ▼ حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman رَأَوْا=gördükleri مَا=şeyi يُوعَدُونَ=kendilerine söz verilen«va′d» ▼ إِمَّا=ister olsun الْعَذَابَ=o ceza«azãb»وَ=veya إِمَّا=ister السَّاعَةَ=o Saat«saat» ▼ فَ=o zaman سَيَعْلَمُونَ=bileceklerdir مَنْ=kimdir هُوَ=kendisi شَرٌّ=daha zararlı ve kötü«şerr»مَكَانًا=konumca«mekãn» ▼ وَ=ve de أَضْعَفُ=daha aciz«daîf»جُنْدًا=adamca
 ‎﴾ 76 ﴿‎   وَ=ve يَزِيدُ=artırır اللَّهُ=Allah الَّذِينَ=kimselerde اهْتَدَوْا=gösterilmiş yola girmiş«hüdã»هُدًىۗ=yol gösterişini«hüdã» ▼ وَ=ve الْبَاقِيَاتُ=kalıcı olanlar الصَّالِحَاتُ=o düzgün işlerdir«sãlih_sãlihãt» ▼ خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»عِنْدَ=katında رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»ثَوَابًا=getiri«sevãb»olarak ▼ وَ=ve خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr»مَرَدًّا=varılacak yer olarak
 ‎﴾ 77 ﴿‎   أَفَرَأَيْتَ=bir baksana!«deyim  gördün mü»الَّذِي=olana كَفَرَ=görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet» ▼ وَ=ve de قَالَ=diyeni لَأُوتَيَنَّ=kesinlikle verilecek bana مَالًا=mal وَ=ve وَلَدًا=evlat
 ‎﴾ 78 ﴿‎   أَ=mı? طَّلَعَ=çıkıp baktı الْغَيْبَ=Görülmeyen«gerçekler»e«ğayb» ▼ أَمِ=yoksa mı? اتَّخَذَ=aldı ▼ عِنْدَ=katında الرَّحْمَٰنِ=“Merhametin Kaynağı”nın«rahmãn»عَهْدًا=bir Sözleşme«ahd»
 ‎﴾ 79 ﴿‎   كَلَّاۚ=Asla olmaz! ▼ سَنَكْتُبُ=Biz kaydedeceğiz«ketb»مَا=olduğunu يَقُولُ=onun söylüyor وَ=ve نَمُدُّ=uzatacağız لَهُ=onun için مِنَ الْعَذَابِ=o cezayı«azãb»مَدًّا=uzattıkça
 ‎﴾ 80 ﴿‎   وَ=ve نَرِثُهُ=Bize miras kalacak ondan مَا=oldukları يَقُولُ=onun sözünü ediyor ▼ وَ=ve يَأْتِينَا=o gelecek Bize فَرْدًا=tek başına
 ‎﴾ 81 ﴿‎   وَ=ve اتَّخَذُوا=edindiler مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah آلِهَةً=ilâhlar ▼ لِيَكُونُوا=olsun diye لَهُمْ=kendileri için عِزًّا=bir üstünlük
 ‎﴾ 82 ﴿‎   كَلَّاۚ=Asla olmaz! ▼ سَيَكْفُرُونَ=onlar görmezlikten geleceklerdir«küfr_kãfir»بِعِبَادَتِهِمْ=onların «kulluk»hizmet«abd»etmelerini ▼ وَ=ve يَكُونُونَ=olacaklardır عَلَيْهِمْ=onlara ضِدًّا=karşıt
 ‎﴾ 83 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedin أَنَّا=ki biz أَرْسَلْنَا=gönderdik الشَّيَاطِينَ=şeytanları عَلَى الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir» ▼ تَؤُزُّهُمْ=kışkırtıyorlar onları أَزًّا=kışkırttıkça
 ‎﴾ 84 ﴿‎   فَ=o halde لَا تَعْجَلْ=acele etme عَلَيْهِمْۖ=onlar hakkında ▼ إِنَّمَا=ancak ve sadece نَعُدُّ=sayıyoruz لَهُمْ=onlara ait عَدًّا=bir sayıyı
 ‎﴾ 85 ﴿‎   يَوْمَ=o gün نَحْشُرُ=toplayacağız«haşr»الْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranları«takvã» ▼ إِلَى الرَّحْمَٰنِ=“Merhametin Kaynağı”na«rahmãn»وَفْدًا=konuk olarak
 ‎﴾ 86 ﴿‎   وَ=ve de نَسُوقُ=süreceğiz الْمُجْرِمِينَ=suç işleyenleri«cürüm_mücrim» ▼ إِلَىٰ جَهَنَّمَ=Cehennem′e وِرْدًا=yaya ve susuz olarak
 ‎﴾ 87 ﴿‎   لَا يَمْلِكُونَ=yetki sahibi«mãlik»değildir الشَّفَاعَةَ=şefaate ▼ إِلَّا=hariç مَنِ=kimseler اتَّخَذَ=almış عِنْدَ=katında الرَّحْمَٰنِ=“Merhametin Kaynağı”nın«rahmãn»عَهْدًا=bir Sözleşme«ahd»
 ‎﴾ 88 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki ▼ اتَّخَذَ=edindi الرَّحْمَٰنُ=“Merhametin Kaynağı”«rahmãn»وَلَدًا=çocuk
 ‎﴾ 89 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki ▼ جِئْتُمْ=siz bulundunuz شَيْئًا=bir şeyde إِدًّا=felaket
 ‎﴾ 90 ﴿‎   تَكَادُ=neredeyse السَّمَاوَاتُ=gökler يَتَفَطَّرْنَ=çatlayacak«infitãr»مِنْهُ=ondan dolayı ▼ وَ=ve تَنْشَقُّ=ayrıl(ıp yarıl)acak الْأَرْضُ=yeryüzü ▼ وَ=ve تَخِرُّ=dağılacak الْجِبَالُ=dağlar هَدًّا=yıkılıp
 ‎﴾ 91 ﴿‎   أَنْ دَعَوْا=iddia ettiler diye لِلرَّحْمَٰنِ=“Merhametin Kaynağı”«rahmãn»için وَلَدًا=bir çocuk
 ‎﴾ 92 ﴿‎   وَ=ve مَا=olmaz يَنْبَغِي=arayışında olması لِلرَّحْمَٰنِ=“Merhametin Kaynağı”«rahmãn»için ▼ أَنْ يَتَّخِذَ=edinmenin وَلَدًا=bir çocuk
 ‎﴾ 93 ﴿‎   إِنْ=yoktur كُلُّ=hiçbir مَنْ=kimse فِي السَّمَاوَاتِ=göklerde وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ إِلَّا=olmayan آتِي=gelecek الرَّحْمَٰنِ=“Merhametin Kaynağı”na«rahmãn»عَبْدًا=«kulluk»hizmet«abd»edenler olarak
 ‎﴾ 94 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki أَحْصَاهُمْ=O kuşatmıştır onları ▼ وَ=ve عَدَّهُمْ=onları saymıştır عَدًّا=adet olarak
 ‎﴾ 95 ﴿‎   وَ=ve كُلُّهُمْ=onların hepsi آتِيهِ=gelecektir O′na ▼ يَوْمَ=günü الْقِيَامَةِ=«ayağa kalkış»Kıyamet«kıyãmet»فَرْدًا=tek başına
 ‎﴾ 96 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt» ▼ سَيَجْعَلُ=yapacaktır لَهُمُ=onlar için الرَّحْمَٰنُ=“Merhametin Kaynağı”«rahmãn»وُدًّا=bir sevgi«vedûd_meveddet»
 ‎﴾ 97 ﴿‎   فَ=bu halde إِنَّمَا=ancak ve sadece يَسَّرْنَاهُ=kolaylaştırırız onu بِلِسَانِكَ=senin diline ▼ لِتُبَشِّرَ=müjdelemen için بِهِ=onunla الْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranları«takvã» ▼ وَ=ve تُنْذِرَ=uyarman için بِهِ=onunla قَوْمًا=bir toplumu«kavm»لُدًّا=inatçı
 ‎﴾ 98 ﴿‎   وَ=ve كَمْ=nicesini أَهْلَكْنَا=Biz helak ettik قَبْلَهُمْ=onlardan önce مِنْ قَرْنٍ=nesillerin«karîn» ▼ هَلْ=musun? تُحِسُّ=hissediyor مِنْهُمْ=onlardan مِنْ=herhangi أَحَدٍ=birini ▼ أَوْ=yahut(musun?) تَسْمَعُ=işitiyor لَهُمْ=onlara ait رِكْزًا=cılız bir ses
Âyet Metni : (Meryem.1) (16. Cüz | 305. Sayfa)
Okunuşu :
1. kâf-hâ-yâ-`ayn-ṣâd.
(Meryem.1) Grameri
كٓهيعٓصٓ : Kaaf Ha Ya Ain Sad. ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu