Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Hâ Mîm.
B.Bayraklı
1. Hâ, mîm.
A.Bayındır
1. Hâ-Mîm![*][*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır.Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı söylenebilir. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1-2-3. Hâ Mîm. Bu Kitab’ın indirilişi, mutlak güç sahibi, (her şeyi) hakkıyla bilen, günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, azabı ağır ve lütfu sınırsız olan Allah tarafındandır. Ondan başka ilah yoktur. Dönüş ancak O’nadır.* “Ha-Mim” harfleri ile ilgili 2/1 dipnotuna bakabilirsiniz.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Hâ mîm.
İngilizce Kelime Meali
حمٓ=Ha Mim.
(40) Mü'min Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   حم=«H harfi»Hâ «M harfi»Mîm
 ‎﴾ 2 ﴿‎   تَنْزِيلُ=indirilişi الْكِتَابِ=şu «ilâhî» Metinin«kitãb»مِنَ اللَّهِ=Allah tarafındandır ▼ الْعَزِيزِ=‑asıl‑"Üstün Gelen"«azîz»الْعَلِيمِ=‑asıl‑”Bilen”«alîm»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   غَافِرِ=günahını örten«ğafûr»الذَّنْبِ=suçun«zenb» ▼ وَ=ve قَابِلِ=kabul edendir التَّوْبِ=olumsuzluktan dönüşü«tevbe_tevvãb» ▼ شَدِيدِ=çetin olandır الْعِقَابِ=cezada ▼ ذِي=sahibidir الطَّوْلِۖ=kudret ▼ لَا=yoktur إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka هُوَۖ=O′ndan ▼ إِلَيْهِ=O′nadır الْمَصِيرُ=o varış«mesîr»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   مَا يُجَادِلُ=mücadele etmez فِي=hakkında آيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»اللَّهِ=Allah′ın ▼ إِلَّا=başkası الَّذِينَ=kimselerden كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ فَ=şu halde لَا يَغْرُرْكَ=aldatmasın seni تَقَلُّبُهُمْ=dolaşmaları فِي الْبِلَادِ=şehirlerde
 ‎﴾ 5 ﴿‎   كَذَّبَتْ=yalancı sayıp durdu«tekzîb»قَبْلَهُمْ=onlardan önce قَوْمُ=toplumu«kavm»نُوحٍ=Nûh ▼ وَ=ve الْأَحْزَابُ=taraftar toplulukları«hizb»مِنْ بَعْدِهِمْۖ=onlardan sonraki ▼ وَ=ve هَمَّتْ=yeltendi كُلُّ=her أُمَّةٍ=topluluk«ümmet» ▼ بِرَسُولِهِمْ=Elçisiyle«rasûl»ilgili لِيَأْخُذُوهُۖ=onun üstesinden gelmeye ▼ وَ=ve جَادَلُوا=tartıştılar بِالْبَاطِلِ=uyduruk ve asılsız«bãtıl»şeyler ile ▼ لِيُدْحِضُوا=atmak«mudhadin»için بِهِ=onunla الْحَقَّ=o Gerçeği«hakk» ▼ فَ=sonra أَخَذْتُهُمْۖ=yakaladım onları ▼ فَ=bunun üzerine كَيْفَ=nasıl كَانَ=oldu عِقَابِ=azabım
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle حَقَّتْ=gerçekleşmiş oldu«hakk»كَلِمَتُ=kelamı(ifadesi)«kelime_kelimãt»رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb» ▼ عَلَى=hakkındaki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ أَنَّهُمْ=diye ki onlar أَصْحَابُ=yoldaşlarıdır«eshãb_sãhib»النَّارِ=o Ateş′in«nãr»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   اَلَّذِينَ=olanlar يَحْمِلُونَ=taşımakta الْعَرْشَ=«tahtı»şu saltanatı«arş» ▼ وَ=ve مَنْ=kimseler حَوْلَهُ=onun çevresindeki ▼ يُسَبِّحُونَ=«zanlardan» aşkınlığını dile getirirler«tesbih»بِحَمْدِ=överek«hamd»رَبِّهِمْ="Efendi ve Sahib"lerini«rabb» ▼ وَ=ve يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenirler«îmãn»بِهِ=O′na ▼ وَ=ve يَسْتَغْفِرُونَ=günahların örtülmesini dilerler«istiğfar»لِلَّذِينَ=kimseler için آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»وَسِعْتَ=Sen kapsamışsındır كُلَّ شَيْءٍ=her şeyi ▼ رَحْمَةً=merhamet«rahmet»olarak وَ=ve de عِلْمًا=bilgi«ilm»olarak ▼ فَ=o zaman اغْفِرْ=günahlarını ört«mağfiret»لِلَّذِينَ=kimselerin تَابُوا=olumsuzluktan dönüş yapan«tevbe_tevvãb» ▼ وَ=ve اتَّبَعُوا=katılanların«ittebã»سَبِيلَكَ=Senin yoluna«sebîl» ▼ وَقِهِمْ=koru onları عَذَابَ=cezasından«azãb»الْجَحِيمِ=Cehennem
 ‎﴾ 8 ﴿‎   رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»وَ=ve أَدْخِلْهُمْ=sok onları جَنَّاتِ=Cennetlerine عَدْنٍ=Devamlı İkamet(*) ▼ الَّتِي=olduğun وَعَدْتَهُمْ=senin kendilerine söz vermiş«va′d» ▼ وَ=ve(sok) مَنْ=kimseleri صَلَحَ=barıştırıcı(veya ”düzeltici”) işler«ıslah_sulh»yapmış ▼ مِنْ آبَائِهِمْ=babaları içerisinden وَ=ve أَزْوَاجِهِمْ=eşlerinden وَ=ve ذُرِّيَّاتِهِمْۚ="soylarının devamı"ndan«zurriyyãt» ▼ إِنَّكَ=şu bir gerçek ki Senin أَنْتَ=kendin الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz» ▼ الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»(*) orj ADN
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَقِهِمُ=koru onları السَّيِّئَاتِۚ=fenalıklardan«seyyiãt» ▼ وَ=ve مَنْ=kimi تَقِ=Sen korursan السَّيِّئَاتِ=fenalıklardan«seyyiãt»يَوْمَئِذٍ=o gün ▼ فَ=o zaman قَدْ=kesinlikle رَحِمْتَهُۚ=merhamet«rahmet»etmişsindir ona ▼ وَ=ve ذَٰلِكَ=işte bunun هُوَ=kendisidir الْفَوْزُ=o kurtularak murada erişin«fevz»الْعَظِيمُ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimselere كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»يُنَادَوْنَ=seslenilir ki ▼ لَمَقْتُ=kesinlikle kızması اللَّهِ=Allah′ın أَكْبَرُ=daha «büyük»ağırdır ▼ مِنْ مَقْتِكُمْ=sizin kızmanızdan أَنْفُسَكُمْ=kendi kendinize(veya ”birbirinize”) ▼ إِذْ=çünkü تُدْعَوْنَ=siz çağrılırsınız«duã»إِلَى الْإِيمَانِ=inanıp güvenmeye«îmãn»فَ=bu halde تَكْفُرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelirsiniz«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»أَمَتَّنَا=öldürdün اثْنَتَيْنِ=iki kez ▼ وَ=ve أَحْيَيْتَنَا=hayat verdin اثْنَتَيْنِ=iki kez ▼ فَ=sonra da اعْتَرَفْنَا=itiraf ettik بِذُنُوبِنَا=suçlarımızı«zenb» ▼ فَ=şu halde هَلْ=mı? إِلَىٰ خُرُوجٍ=dışarı çıkmak«ihrãc»için مِنْ=‑var‑herhangi سَبِيلٍ=bir yol«sebîl»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   ذَٰلِكُمْ=işte bu بِ=nedeniyledir أَنَّهُ=olması ▼ إِذَا=zaman دُعِيَ=çağrıldığınız«duã»اللَّهُ=Allah′a وَحْدَهُ=tek ▼ كَفَرْتُمْۖ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ وَ=ve إِنْ=eğer يُشْرَكْ=«ortak»denkler kabul edilirse«şirk_müşrik»بِهِ=O′na ▼ تُؤْمِنوُاۚ=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ فَ=şu halde الْحُكْمُ=o karar لِلَّهِ=Allah′a aittir ▼ الْعَلِيِّ=‑asıl‑”Yüce Olan”«alî»الْكَبِيرِ=‑asıl‑”Büyük Olan”«kebîr»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   هُوَ=O′dur الَّذِي=olan يُرِيكُمْ=size göstermekte آيَاتِهِ=açık işaretlerini«ãyet» ▼ وَ=ve يُنَزِّلُ=indirmekte لَكُمْ=sizin için مِنَ السَّمَاءِ=gökten رِزْقًاۚ=faydalandırıldığınız «nimetler» «rızk» ▼ وَ=ve مَا يَتَذَكَّرُ=düşünüp ders çıkarmayacaktır«tezekkür»إِلَّا=başkası مَنْ=kimseden يُنِيبُ=yönelecek
 ‎﴾ 14 ﴿‎   فَ=şu halde ادْعُوا=siz «çağrıda bulunma»dua edin«duã»اللَّهَ=Allah′a ▼ مُخْلِصِينَ=katışıksız tutanlar«hãlis_muhlis»olarak لَهُ=O′na karşı الدِّينَ=o dini«dîn» ▼ وَلَوْ=bile كَرِهَ=istemese الْكَافِرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   رَفِيعُ=yükselten الدَّرَجَاتِ=dereceleri ذُو=sahibi الْعَرْشِ=«tahtın»saltanatın«arş» ▼ يُلْقِي=kavuşturur الرُّوحَ=o «Ruh»"İlâhi Destek"i«rûh»مِنْ=içerisindeki أَمْرِهِ=yapılmasını istediğini söylediği«emr» ▼ عَلَىٰ مَنْ=kimseye يَشَاءُ=dilediği مِنْ عِبَادِهِ=«kulluk»hizmetkârlarından«abd» ▼ لِيُنْذِرَ=uyarısını yapmak için يَوْمَ=gününün التَّلَاقِ=o buluşma
 ‎﴾ 16 ﴿‎   يَوْمَ=o gün هُمْ=onlar بَارِزُونَۖ=ortaya çıkarlar ▼ لَا يَخْفَىٰ=gizli kalmaz عَلَى اللَّهِ=Allah′a مِنْهُمْ=onlardan مِنْ=herhangi شَيْءٌۚ=bir şey ▼ لِمَنِ=kimindir? الْمُلْكُ=‑asıl‑hükümranlık«mülk»الْيَوْمَۖ=bugün ▼ لِلَّهِ=Allah′ındır الْوَاحِدِ=‑asıl‑”Tek Olan”«vãhid»الْقَهَّارِ=”Devamlı Ezici Hakimiyet Sahibi”«kahhãr»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   اَلْيَوْمَ=bugün تُجْزَىٰ=karşılığını«cezã»alır كُلُّ=her نَفْسٍ=can بِمَا=olduğunun كَسَبَتْۚ=kazanmış ▼ لَا=yoktur ظُلْمَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»الْيَوْمَۚ=bugün ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah سَرِيعُ=çabuktur الْحِسَابِ=hesapta
 ‎﴾ 18 ﴿‎   وَ=ve أَنْذِرْهُمْ=uyar onları يَوْمَ=güne karşı الْآزِفَةِ=yaklaşan ▼ إِذِ=o vakit الْقُلُوبُ=yürekler لَدَى=yanındadır الْحَنَاجِرِ=gırtlakların ▼ كَاظِمِينَۚ=sıkıntısını içinde tutmaya çalışarak«kezîm» ▼ مَا=yoktur لِلظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlere«zulm_zãlim»مِنْ=herhangi حَمِيمٍ=bir dost ▼ وَلَا=ne de شَفِيعٍ=şefaatçiler يُطَاعُ=benimseyip uyulan«ta′at»kendisine
 ‎﴾ 19 ﴿‎   يَعْلَمُ=bilir خَائِنَةَ=hainliğini الْأَعْيُنِ=gözlerin ▼ وَ=ve مَا=olduklarını تُخْفِي=gizliyor الصُّدُورُ=göğüslerin
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve اللَّهُ=Allah يَقْضِي=hüküm verir بِالْحَقِّۖ=o Gerçek«hakk»ile ▼ وَ=ise الَّذِينَ=kimseler يَدْعُونَ=«çağrıda bulunma»dua ettikleri«duã»مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında ▼ لَا يَقْضُونَ=hüküm vermez بِشَيْءٍۗ=herhangi bir şeye ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah′ın هُوَ=Kendisi السَّمِيعُ=‑asıl‑“İşiten”dir«semí»الْبَصِيرُ=‑asıl‑“Gören”dir«basîr»
 ‎﴾ 21 ﴿‎   أَ=mı? لَمْ يَسِيرُوا=dolaşmadılar فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ فَ=şu halde يَنْظُرُوا=baksınlar كَيْفَ=nasıl كَانَ=olduğuna ▼ عَاقِبَةُ=sonunun الَّذِينَ=kimselerin كَانُوا=olan مِنْ قَبْلِهِمْۚ=kendilerinden öncekiler içerisinden ▼ كَانُوا=idiler هُمْ=onlar أَشَدَّ=daha ötedir مِنْهُمْ=kendilerinden ▼ قُوَّةً=kuvvet olarak وَ=ve آثَارًا=yapıtlar bakımından فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeki ▼ فَ=sonra أَخَذَهُمُ=yakaladı onları اللَّهُ=Allah بِ=ile(veya"ötürü") ذُنُوبِهِمْ=suçları«zenb» ▼ وَ=ve مَا كَانَ=olmadı لَهُمْ=onları مِنَ اللَّهِ=Allah′tan مِنْ=herhangi وَاقٍ=bir koruyacak
 ‎﴾ 22 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu بِ=nedeniyledir أَنَّهُمْ=onların ▼ كَانَتْ=olmaları تَأْتِيهِمْ=onlara geliyor رُسُلُهُمْ=Elçilerinin«rasûl»بِالْبَيِّنَاتِ=açık delillerle«beyyine» ▼ فَ=sonra da(olmaları) كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten geliyor«küfr_kãfir» ▼ فَ=bunun üzerine أَخَذَهُمُ=yakaladı onları اللَّهُۚ=Allah ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O قَوِيٌّ=güçlüdür«kaviyy» ▼ شَدِيدُ=çetin olandır الْعِقَابِ=cezada
 ‎﴾ 23 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَرْسَلْنَا=Biz gönderdik مُوسَىٰ=Mûsã′yı بِآيَاتِنَا=açık işaretlerimizle «ãyet» ▼ وَ=ve(ile) سُلْطَانٍ="dayanacak bir şey"«sultãn»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 24 ﴿‎   إِلَىٰ فِرْعَوْنَ=Firavun′a وَ=ve هَامَانَ=Hãmãn′a وَ=ve قَارُونَ=Kãrûn′a ▼ فَ=bunun üzerine قَالُوا=dediler ki سَاحِرٌ=bir aldatmacacıdır(veya ”sihirbaz”) كَذَّابٌ=yalan söyleyip duran«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا جَاءَهُمْ=getirince onlara بِالْحَقِّ=o Gerçeği«hakk»مِنْ عِنْدِنَا=katımızdan ▼ قَالُوا=dediler ki اقْتُلُوا=öldürün أَبْنَاءَ=oğullarını الَّذِينَ=kimselerin آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»مَعَهُ=onunla beraber ▼ وَ=ve اسْتَحْيُوا=hayatta bırakın نِسَاءَهُمْۚ=kadınlarını ▼ وَ=ve مَا=değildir كَيْدُ=hazırladıkları düzen«keyd»الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlerin«küfr_kãfir» ▼ إِلَّا=olandan başkası فِي=içinde ضَلَالٍ=bir yolu şaşırmışlık«dalãl»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki فِرْعَوْنُ=Firavun ذَرُونِي=bırakın bana أَقْتُلْ=etkisiz kılayım(veya "öldüreyim") مُوسَىٰ=Mûsã′yı ▼ وَ=ve لْيَدْعُ=çağırsın«duã»رَبَّهُۖ="Efendi ve Sahib"ini«rabb» ▼ إِنِّي=şu bir gerçek ki ben أَخَافُ=korkuyorum أَنْ يُبَدِّلَ=değiştireceğinden onun دِينَكُمْ=dininizi«dîn» ▼ أَوْ=yahut أَنْ يُظْهِرَ=çıkaracağından فِي الْأَرْضِ=bu topraklarda الْفَسَادَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi مُوسَىٰ=Mûsã ▼ إِنِّي=ki ben عُذْتُ=sığındım بِرَبِّي=benim "Efendi ve Sahib"ime«rabb»وَ=ve رَبِّكُمْ=sizin "Efendi ve Sahib"inize«rabb» ▼ مِنْ كُلِّ=hepsinden مُتَكَبِّرٍ=büyüklenenlerin«kibr» ▼ لَا يُؤْمِنُ=inanıp güvenmeyen«îmãn»بِيَوْمِ=gününe الْحِسَابِ=o hesap
 ‎﴾ 28 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki رَجُلٌ=bir adam مُؤْمِنُ=inanıp güvenmiş«mü′min»مِنْ آلِ=ailesinden فِرْعَوْنَ=Firavun′un ▼ يَكْتُمُ=gizleyen إِيمَانَهُ=inancını ve güvenini«îmãn» ▼ أَ=misiniz? تَقْتُلُونَ=öldürecek رَجُلًا=bir adamı ▼ أَنْ يَقُولَ=diyor diye رَبِّيَ="Efendi ve Sahib"im«rabb»اللَّهُ=Allah′tır ▼ وَ=ve قَدْ=emin olun ki جَاءَكُمْ=o getirmiştir size بِالْبَيِّنَاتِ=açık delilleri«beyyine»مِنْ رَبِّكُمْۖ="Efendi ve Sahib"inizden«rabb» ▼ وَ=ve إِنْ=eğer يَكُ=ise o كَاذِبًا=bir yalan söyleyen«kizb_kãzib» ▼ فَ=bu halde عَلَيْهِ=onun«üzerinde»sorumluluğundadır(veya”aleyhine”) كَذِبُهُۖ=yalanı«kizb_kãzib» ▼ وَ=ve إِنْ=eğer يَكُ=ise o صَادِقًا=gerçeği söyleyen«sıdk_sãdık» ▼ يُصِبْكُمْ=başınıza gelir بَعْضُ=kimisi الَّذِي=olduğunun يَعِدُكُمْۖ=onun size sözünü veriyor«va′d» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَا يَهْدِي=yol göstermez«hüdã» ▼ مَنْ=kimseye هُوَ=kendisi مُسْرِفٌ=ölçüyü aşan«isrãf_müsrif»كَذَّابٌ=yalancı«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 29 ﴿‎   يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»لَكُمُ=sizindir الْمُلْكُ=o hükümranlık«mülk»الْيَوْمَ=bugün ▼ ظَاهِرِينَ=hakimsiniz فِي الْأَرْضِ=yeryüzüne ▼ فَ=fakat مَنْ=kim? يَنْصُرُنَا=kurtarır bizi مِنْ بَأْسِ=kuvvet uygulamasından«be′s»اللَّهِ=Allâh′ın ▼ إِنْ=eğer جَاءَنَاۚ=gelirse bize ▼ قَالَ=dedi ki فِرْعَوْنُ=Firavun ▼ مَا أُرِيكُمْ=ben size göstermiyorum إِلَّا=başkasını مَا=olduklarımdan أَرَىٰ=görmüş ▼ وَ=ve مَا أَهْدِيكُمْ=ben sizi iletmem«hüdã»إِلَّا=başkasına سَبِيلَ=yolundan«sebîl»الرَّشَادِ=doğru yola erişmenin«rüşd»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi الَّذِي=kimse آمَنَ=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»إِنِّي=ki ben أَخَافُ=korkuyorum ▼ عَلَيْكُمْ=üzerinize olmasından مِثْلَ=bir denginin يَوْمِ=«vadedilen» gününün الْأَحْزَابِ=o taraftar topluluklarının«hizb»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   مِثْلَ=dengi دَأْبِ=hâlinin قَوْمِ=toplumunun«kavm»نُوحٍ=Nûh ▼ وَ=ve عَادٍ=Âd وَ=ve ثَمُودَ=Semûd′un وَ=ve الَّذِينَ=olanların مِنْ بَعْدِهِمْۚ=onlardan sonrakiler içerisinden ▼ وَ=ve مَا=değildir اللَّهُ=Allah يُرِيدُ=isteyecek ظُلْمًا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmek لِلْعِبَادِ=«kulluk»hizmet«abd»edenlere
 ‎﴾ 32 ﴿‎   وَ=ve يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»إِنِّي=şu bir gerçek ki ben أَخَافُ=korkuyorum ▼ عَلَيْكُمْ=sizin için يَوْمَ=gününden التَّنَادِ=o çağrışma
 ‎﴾ 33 ﴿‎   يَوْمَ=o gün تُوَلُّونَ=dönerseniz مُدْبِرِينَ=arkanızı çevirip«dubur» ▼ مَا=yoktur لَكُمْ=sizin için مِنَ=karşı اللَّهِ=Allah′a مِنْ=herhangi عَاصِمٍۗ=bir kurtaracak ▼ وَ=ve مَنْ=kime يُضْلِلِ=yolunu saşırtırsa«dalãl»اللَّهُ=Allah ▼ فَ=bu durumda مَا=olmaz لَهُ=ona مِنْ هَادٍ=yol gösteren«hüdã»
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki جَاءَكُمْ=getirmişti size يُوسُفُ=Yûsuf ▼ مِنْ قَبْلُ=daha önce بِالْبَيِّنَاتِ=açık delilleri«beyyine» ▼ فَ=fakat مَا زِلْتُمْ=durmadı devam ettiniz فِي=içerisinde شَكٍّ=bir ikilem«şekk»مِمَّا=şeylerden جَاءَكُمْ=getirdiği size بِهِۖ=kendisini ▼ حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman هَلَكَ=öldüğü ▼ قُلْتُمْ=dediniz ki لَنْ يَبْعَثَ=asla çıkarmaz«ba′s»اللَّهُ=Allah مِنْ بَعْدِهِ=ondan sonra رَسُولًاۚ=bir Elçi«rasûl» ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle يُضِلُّ=yolunu saşırtır«dalãl»اللَّهُ=Allah ▼ مَنْ=kimselere هُوَ=kendisi مُسْرِفٌ=ölçüyü aşmış olan«isrãf_müsrif»مُرْتَابٌ=kuşku duyan
 ‎﴾ 35 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir يُجَادِلُونَ=tartışan فِي=hakkında آيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»اللَّهِ=Allah′ın ▼ بِغَيْرِ=olmadan سُلْطَانٍ="dayanacak bir şey"«sultãn»أَتَاهُمْۖ=kendilerine gelmiş ▼ كَبُرَ=büyütür مَقْتًا=kızgınlığı عِنْدَ=katında اللَّهِ=Allah ▼ وَ=ve de عِنْدَ=katında الَّذِينَ=kimselerin آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle يَطْبَعُ=damgalar اللَّهُ=Allah ▼ عَلَىٰ=üzerini كُلِّ=her قَلْبِ=kalbini مُتَكَبِّرٍ=büyüklenenin«kibr»جَبَّارٍ=zor kullananın«cebbãr» 
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki فِرْعَوْنُ=Firavun ▼ يَا=Ey! هَامَانُ=Hãmãn ابْنِ=inşa et لِي=bana صَرْحًا=bir kule لَعَلِّي=olur ki diye ben أَبْلُغُ=erişirim الْأَسْبَابَ=o geçitlere
 ‎﴾ 37 ﴿‎   أَسْبَابَ=geçitlerine السَّمَاوَاتِ=göklerin ▼ فَ=böylece أَطَّلِعَ=çıkıp bileyim إِلَىٰ إِلَٰهِ=ilâhını مُوسَىٰ=Mûsã′nın ▼ وَ=ve إِنِّي=şu bir gerçek ki ben لَأَظُنُّهُ=kesinlikle olduğuna kanaat getirdim«zann»onun كَاذِبًاۚ=bir yalan söyleyen«kizb_kãzib» ▼ وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle زُيِّنَ=hoşuna giden hale getirildi «ziynet»لِفِرْعَوْنَ=Firavun′a سُوءُ=fenalığı«sú»عَمَلِهِ=yaptıklarının ▼ وَ=ve صُدَّ=alıkoyuldu عَنِ السَّبِيلِۚ=o yoldan«sebîl» ▼ وَ=ve مَا=değildi كَيْدُ=hazırladığı düzen«keyd»فِرْعَوْنَ=Firavun′un إِلَّا=olmadan başka فِي تَبَابٍ=helak oluşta
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki الَّذِي=olan آمَنَ=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»اتَّبِعُونِ=katılın«ittebã»bana ▼ أَهْدِكُمْ=ileteyim«hüdã»sizi سَبِيلَ=yoluna«sebîl»الرَّشَادِ=doğru yola erişmenin«rüşd»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm» ▼ إِنَّمَا=ancak ve sadece هَٰذِهِ=şu kendisi الْحَيَاةُ=hayatının الدُّنْيَا=dünya مَتَاعٌ=bir geçimlik varlıktır ▼ وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki الْآخِرَةَ=Ahiret′in هِيَ=kendisi دَارُ=yurdudur الْقَرَارِ=‑asıl‑kalış
 ‎﴾ 40 ﴿‎   مَنْ=kim عَمِلَ=yaparsa سَيِّئَةً=bir fenalık«seyyiãt» ▼ فَ=bu durumda لَا يُجْزَىٰ=karşılık«cezã»almaz إِلَّا=başkasını مِثْلَهَاۖ=onun denginden ▼ وَ=ve مَنْ=kim عَمِلَ=yaparsa صَالِحًا=düzgün iş«sãlih_sãlihãt» ▼ مِنْ=herhangi ذَكَرٍ=bir erkek أَوْ=veya أُنْثَىٰ=bir kadın ▼ وَ=halde هُوَ=kendisi مُؤْمِنٌ=inanıp güvenmiş«mü′min» ▼ فَ=o zaman da أُولَٰئِكَ=işte onlar يَدْخُلُونَ=girerler الْجَنَّةَ=Cennet′e ▼ يُرْزَقُونَ=«nimetlerden» faydalandırılırlar«rızk»فِيهَا=orada بِغَيْرِ=olmadan حِسَابٍ=bir hesap(veya”ölçü”)
 ‎﴾ 41 ﴿‎   وَ=ve يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm»مَا=neyim? لِي=‑var‑benim ▼ أَدْعُوكُمْ=ben çağırıyorum«duã»sizi إِلَى النَّجَاةِ=‑asıl‑kurtuluşa ▼ وَ=ve تَدْعُونَنِي=siz çağırıyorsunuz«duã»beni إِلَى النَّارِ=o Ateş′e«nãr»
 ‎﴾ 42 ﴿‎   تَدْعُونَنِي=siz çağırıyorsunuz«duã»beni لِأَكْفُرَ=görmezlikten gelmeye«küfr_kãfir»بِاللَّهِ=Allah′ı ▼ وَ=ve أُشْرِكَ=«ortak»denkler kabul etmeyi«şirk_müşrik»بِهِ=O′na ▼ مَا=şeyleri لَيْسَ=olmayan لِي=bende بِهِ=onun hakkında عِلْمٌ=bir bilgi«ilm» ▼ وَ=ise أَنَا=ben أَدْعُوكُمْ=çağırıyorum«duã»sizi إِلَى الْعَزِيزِ=‑asıl‑"Üstün Gelen"e«azîz»الْغَفَارِ=”Çok Olsa da Günahları Silen”e«ğaffãr»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   لَا=yoktur جَرَمَ=şüphe أَنَّمَا=olmasından ki تَدْعُونَنِي=sizin beni çağırdığınızın«duã»إِلَيْهِ=kendisine ▼ لَيْسَ=yoktur لَهُ=onun için دَعْوَةٌ=bir çağrı«duã»فِي الدُّنْيَا=dünyada ▼ وَلَا=ne de فِي الْآخِرَةِ=Ahiret′te ▼ وَ=ve(şüphe yoktur) أَنَّ=olduğunda مَرَدَّنَا=bizim dönüşümüzün إِلَى اللَّهِ=Allah′a ▼ وَ=ve(şüphe yoktur) أَنَّ=olduğunda الْمُسْرِفِينَ=ölçüyü aşanların«isrãf_müsrif»هُمْ=kendilerinin أَصْحَابُ=yoldaşları«eshãb_sãhib»النَّارِ=o Ateş′in«nãr»
 ‎﴾ 44 ﴿‎   فَ=şu halde سَتَذْكُرُونَ=ileride anacaksınız«zikr»مَا=olduklarımı أَقُولُ=benim söylüyor لَكُمْۚ=size ▼ وَ=ve أُفَوِّضُ=ben bırakıyorum أَمْرِي=yapılması istenmiş olduğum şeyi«emr»إِلَى اللَّهِۚ=Allah′a ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah بَصِيرٌ=görendir«basîr»بِالْعِبَادِ=«kulluk»hizmet«abd»edenleri
 ‎﴾ 45 ﴿‎   فَ=sonra da وَقَاهُ=korudu onu اللَّهُ=Allah ▼ سَيِّئَاتِ=fenalıklarından«seyyiãt»مَا=olduklarının مَكَرُواۖ=planını kurmuş«mekr» ▼ وَ=ve حَاقَ=kuşattı بِآلِ=ailesini فِرْعَوْنَ=Firavun سُوءُ=en fenası«sú»الْعَذَابِ=o cezanın«azãb»
 ‎﴾ 46 ﴿‎   النَّارُ=o Ateştir«nãr» ▼ يُعْرَضُونَ=arzedilirler عَلَيْهَا=oraya غُدُوًّا=sabah وَ=ve عَشِيًّاۖ=akşam ▼ وَ=ve يَوْمَ=gün تَقُومُ=karşıda dikileceği«kıyãm»السَّاعَةُ=o Saati′in«saat» ▼ أَدْخِلُوا=sokun آلَ=ailesini فِرْعَوْنَ=Firavun أَشَدَّ=en ötesine الْعَذَابِ=o cezanın«azãb»
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit يَتَحَاجُّونَ=birbirleriyle tartışıyorlar فِي=içinde النَّارِ=o Ateş′in«nãr» ▼ فَ=sonra يَقُولُ=diyorlar الضُّعَفَاءُ=acizler«daîf»لِلَّذِينَ=kimselere اسْتَكْبَرُوا=büyüklenmiş«kibr» ▼ إِنَّا=ki biz كُنَّا=idik لَكُمْ=size تَبَعًا=katılmış«ittebã» ▼ فَ=şu halde هَلْ=mısınız? أَنْتُمْ=siz مُغْنُونَ=savar عَنَّا=bizden نَصِيبًا=bir kısmını مِنَ النَّارِ=o Ateş′in«nãr»
 ‎﴾ 48 ﴿‎   قَالَ=dediler الَّذِينَ=kimseler اسْتَكْبَرُوا=büyüklenmiş«kibr» ▼ إِنَّا=ki biz كُلٌّ=hepimiz فِيهَا=oranın içindeyiz ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah قَدْ=emin olun حَكَمَ=hüküm vermiştir بَيْنَ=arasında الْعِبَادِ=«kulluk»hizmet«abd»edenler
 ‎﴾ 49 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dediler ki الَّذِينَ=olanlar فِي النَّارِ=o Ateş′te«nãr»لِخَزَنَةِ=bekçilerine جَهَنَّمَ=Cehennem′in ▼ ادْعُوا=«çağrıda bulunma»dua edin«duã»رَبَّكُمْ="Efendi ve Sahib"inize«rabb» ▼ يُخَفِّفْ=hafifletsin عَنَّا=bizden يَوْمًا=bir gün مِنَ الْعَذَابِ=o cezadan«azãb»
 ‎﴾ 50 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki ▼ أَ=miydi? وَ=peki لَمْ تَكُ=değiller ▼ تَأْتِيكُمْ=getiriyor size رُسُلُكُمْ=Elçileriniz«rasûl»بِالْبَيِّنَاتِۖ=açık delilleri«beyyine» ▼ قَالُوا=dediler ki بَلَىٰۚ=Evet! ▼ قَالُوا=dediler ki فَ=öyleyse ادْعُواۗ=siz «çağrıda bulunma»dua edin«duã» ▼ وَ=oysa مَا=değildir دُعَاءُ=«çağrıda bulunma»duası«duã»الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlerin«küfr_kãfir» ▼ إِلَّا=olandan başkası فِي=içinde ضَلَالٍ=bir yolunu saşırmışlık«dalãl»
 ‎﴾ 51 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz لَنَنْصُرُ=muhakkak yardım ederiz ▼ رُسُلَنَا=Elçilerimize«rasûl»وَ=ve الَّذِينَ=kimselere آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ فِي الْحَيَاةِ=hayatında الدُّنْيَا=dünya ▼ وَ=ve يَوْمَ=günde يَقُومُ=karşıda dikilecekleri«kıyãm»الْأَشْهَادُ=tanıklık«şãhid» edenlerin
 ‎﴾ 52 ﴿‎   يَوْمَ=o gün لَا يَنْفَعُ=fayda vermez الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" edenlere«zulm_zãlim»مَعْذِرَتُهُمْۖ=mazeretleri ▼ وَ=ve لَهُمُ=‑vardır‑ onlara اللَّعْنَةُ=o dışlanıp horlanmışlık«la′net» ▼ وَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑ onlar için سُوءُ=en fenası«sú»الدَّارِ=yurdun
 ‎﴾ 53 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki آتَيْنَا=Biz verdik مُوسَى=Mûsã′ya الْهُدَىٰ=o yol gösterişi«hüdã» ▼ وَ=ve أَوْرَثْنَا=miras kıldık بَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğullarına الْكِتَابَ=o «ilâhî» Metini«kitãb»
 ‎﴾ 54 ﴿‎   هُدًى=bir yol gösteriştir«hüdã»وَ=ve ذِكْرَىٰ=bir «ilâhî» Tembih′tir«zikr»لِأُولِي=sahiplerine الْأَلْبَابِ=saplantısız akıl«elbãb»
 ‎﴾ 55 ﴿‎   فَ=o halde اصْبِرْ=yılmadan dayan«sabr_sãbir» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki وَعْدَ=söz verdiği«va′d»اللَّهِ=Allah′ın حَقٌّ=gerçek(leşecek)tir«hakk» ▼ وَ=ve اسْتَغْفِرْ=günahının örtülmesini dile«istiğfar»لِذَنْبِكَ=suçunun«zenb» ▼ وَ=ve سَبِّحْ=«zanlardan» aşkınlığını dile getir«tesbih»بِحَمْدِ=överek«hamd»رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"ini«rabb»بِالْعَشِيِّ=akşam وَ=ve الْإِبْكَارِ=sabah
 ‎﴾ 56 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler يُجَادِلُونَ=tartışan ▼ فِي=hakkında آيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»اللَّهِ=Allah′ın ▼ بِغَيْرِ=olmadan سُلْطَانٍ="dayanacak bir şey"«sultãn»أَتَاهُمْۙ=kendilerine gelmiş ▼ إِنْ=yoktur فِي صُدُورِهِمْ=onların göğüslerinde إِلَّا=başkası كِبْرٌ=büyüklenmekten«kibr» ▼ مَا=değillerdir هُمْ=onlar بِبَالِغِيهِۚ=erişecek kendisine ▼ فَ=şu halde اسْتَعِذْ=sen sığın بِاللَّهِۖ=Allah′a ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki O′nun هُوَ=Kendisidir السَّمِيعُ=‑asıl‑“İşiten”«semí»الْبَصِيرُ=‑asıl‑“Gören”«basîr»
 ‎﴾ 57 ﴿‎   لَخَلْقُ=kesinlikle yaratmak السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünü ▼ أَكْبَرُ=daha büyük şeydir مِنْ خَلْقِ=yaratmaktan النَّاسِ=insanları ▼ وَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَعْلَمُونَ=bilmezler
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve مَا يَسْتَوِي=bir olmaz الْأَعْمَىٰ=kör وَ=ve الْبَصِيرُ=gören«basîr» ▼ وَ=ve الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt» ▼ وَلَا=ne de الْمُسِيءُۚ=fenalık«sú»yapanlar ▼ قَلِيلًا=azıcık مَا=ne kadar da! تَتَذَكَّرُونَ=düşünüp ders çıkarıyorsunuz«tezekkür»
 ‎﴾ 59 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki السَّاعَةَ=o Saat«saat»لَآتِيَةٌ=mutlaka gelecektir ▼ لَا=yoktur رَيْبَ=bir kuşku فِيهَا=kendisinde(veya "hakkında") ▼ وَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmezler«îmãn»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   وَ=ve قَالَ=dedi ki رَبُّكُمُ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb»ادْعُونِي=«çağrıda bulunma»dua edin«duã»Bana ▼ أَسْتَجِبْ=‑ki‑karşılık vereyim لَكُمْۚ=size ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler يَسْتَكْبِرُونَ=büyüklenen«kibr»عَنْ عِبَادَتِي=«kulluk»hizmet«abd»etmekten bana ▼ سَيَدْخُلُونَ=gireceklerdir جَهَنَّمَ=Cehennem′e دَاخِرِينَ=aşağılık olarak
 ‎﴾ 61 ﴿‎   اللَّهُ=Allah الَّذِي=olandır جَعَلَ=yapmış لَكُمُ=size اللَّيْلَ=geceyi لِتَسْكُنُوا=istirahat etmeniz için فِيهِ=içinde ▼ وَ=ve(yapmış) النَّهَارَ=gündüzü مُبْصِرًاۚ=görüş sağlayan ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah لَذُو=kesinlikle sahibidir فَضْلٍ=lütuf«fadl»عَلَى النَّاسِ=insanlara ▼ وَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَ=çoğu النَّاسِ=insanların لَا يَشْكُرُونَ=kıymet bilmezler«şekûr_şãkir»
 ‎﴾ 62 ﴿‎   ذَٰلِكُمُ=işte budur اللَّهُ=Allah رَبُّكُمْ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb» ▼ خَالِقُ=yaratıcısıdır كُلِّ شَيْءٍ=her şeyin ▼ لَا=yoktur إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka هُوَۖ=O′ndan ▼ فَ=şu halde أَنَّىٰ=nasıl? تُؤْفَكُونَ=çevriliyorsunuz
 ‎﴾ 63 ﴿‎   كَذَٰلِكَ=işte böyle يُؤْفَكُ=çevriliyorlar ▼ الَّذِينَ=kimseler كَانُوا=olan بِآيَاتِ=«açık işaret»ayetlerini«ãyet»اللَّهِ=Allah′ın يَجْحَدُونَ=reddetmekte
 ‎﴾ 64 ﴿‎   اللَّهُ=Allah الَّذِي=olandır جَعَلَ=yapmış لَكُمُ=size الْأَرْضَ=yeryüzünü قَرَارًا=bir kalış yeri ▼ وَ=ve السَّمَاءَ=göğü بِنَاءً=bir bina ▼ وَ=ve صَوَّرَكُمْ=biçim vermiştir size فَ=ki أَحْسَنَ=güzel yapmıştır«ihsãn_muhsin»صُوَرَكُمْ=biçimlerinizi ▼ وَ=ve رَزَقَكُمْ=«nimetlerden» faydalandırmıştır«rızk»sizi مِنَ الطَّيِّبَاتِۚ=temiz olan«tayyib» ▼ ذَٰلِكُمُ=işte budur اللَّهُ=Allah رَبُّكُمْۖ="Efendi ve Sahib"iniz«rabb» ▼ فَ=şu halde تَبَارَكَ=bereket kaynağıdır«berekãt_mubãrek»اللَّهُ=Allah رَبُّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 65 ﴿‎   هُوَ=O الْحَيُّ=”Diri Kalan”dır«hayy» ▼ لَا=yoktur إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka هُوَ=O′ndan ▼ فَ=şu halde ادْعُوهُ=O′na «çağrıda bulunma»dua edin«duã»مُخْلِصِينَ=katışıksız tutanlar«hãlis_muhlis»olarak لَهُ=O′na karşı الدِّينَۗ=o dini«dîn» ▼ الْحَمْدُ=‑asıl‑övgü«hamd»لِلَّهِ=Allah′adır رَبِّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 66 ﴿‎   قُلْ=de إِنِّي=ki benden نُهِيتُ=vazgeçmem istendi«nehy»أَنْ أَعْبُدَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapmaktan ▼ الَّذِينَ=olduklarınıza تَدْعُونَ=sizin «çağrıda bulunma»dua etmekte«duã»مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِ=Allah ▼ لَمَّا جَاءَنِيَ=ulaşınca bana الْبَيِّنَاتُ=o açık deliller«beyyine»مِنْ رَبِّي="Efendi ve Sahib"imden«rabb» ▼ وَ=ve أُمِرْتُ=istendiği söylendi«emr»bana أَنْ أُسْلِمَ=teslim«teslîm_müslim»olmamın لِرَبِّ="Efendi ve Sahib"ine«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 67 ﴿‎   هُوَ=O′dur الَّذِي=olan خَلَقَكُمْ=sizi yaratmış مِنْ تُرَابٍ=topraktan ▼ ثُمَّ=sonrasında مِنْ نُطْفَةٍ=taşmış damladan(veya ”döl damlası”) ▼ ثُمَّ=sonrasında مِنْ عَلَقَةٍ=pıhtıdan(veya ”tutunan şey”) ▼ ثُمَّ=sonrasında يُخْرِجُكُمْ=dışarı çıkarıyor«ihrãc»sizi طِفْلًا=çocuk olarak ثُمَّ=sonrasında لِتَبْلُغُوا=ermeniz için أَشُدَّكُمْ=güçlü çağınıza ▼ ثُمَّ=sonrasında لِتَكُونُوا=olmanız için شُيُوخًاۚ=ihtiyarlar ▼ وَ=ve مِنْكُمْ=aranızdan مَنْ=kimi يُتَوَفَىٰ=vefat ettiriliyor مِنْ قَبْلُۖ=daha önce ▼ وَ=ve لِتَبْلُغُوا=erişmeniz için أَجَلًا=bir vadeye مُسَمًّى=bellirlenmiş ▼ وَ=ve لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrarsınız«akl»
 ‎﴾ 68 ﴿‎   هُوَ=O′dur الَّذِيي=olan يُحْيِي=hayat veren وَ=ve يُمِيتُۖ=öldüren ▼ فَ=şu halde إِذَا=zaman قَضَىٰ=hükmettiği أَمْرًا=bir yapılması gereken şeye«emr» ▼ فَ=bu durumda إِنَّمَا=ancak ve sadece يَقُولُ=der لَهُ=ona كُنْ=Ol! فَ=bunun üzerine يَكُونُ=o olur
 ‎﴾ 69 ﴿‎   أَ=mi? لَمْ تَرَ=görmedin ▼ إِلَى الَّذِينَ=kimseleri يُجَادِلُونَ=tartışan فِي=hakkında آيَاتِ=«açık işaret»ayetleri«ãyet»اللَّهِ=Allah′ın ▼ أَنَّىٰ=nasıl? يُصْرَفُونَ=çevriliyorlar
 ‎﴾ 70 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimseleri كَذَّبُوا=yalan sayıp durmuş«tekzîb»بِالْكِتَابِ=şu «ilâhî» Metini«kitãb» ▼ وَ=ve بِمَا=olduğumuzu أَرْسَلْنَا=göndermiş بِهِ=kendisiyle رُسُلَنَاۖ=Elçilerimizi«rasûl» ▼ فَ=fakat سَوْفَ=ileride يَعْلَمُونَ=bileceklerdir
 ‎﴾ 71 ﴿‎   إِذِ=iken الْأَغْلَالُ=demir halkalar فِي أَعْنَاقِهِمْ=boyunlarında وَ=ve السَّلَاسِلُ=zincirler ▼ يُسْحَبُونَ=sürükleneceklerdir
 ‎﴾ 72 ﴿‎   فِي=içinde الْحَمِيمِ=kaynar su ▼ ثُمَّ=sonrasında فِي النَّارِ=o Ateş′te«nãr»يُسْجَرُونَ=yakılacaklardır
 ‎﴾ 73 ﴿‎   ثُمَّ=sonrasında قِيلَ=denilecektir لَهُمْ=onlara ▼ أَيْنَ=nerede? مَا=şeyler كُنْتُمْ=olduğunuz تُشْرِكُونَ=«Allah′a» «ortak»denkler kabul ediyor«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 74 ﴿‎   مِنْ دُونِ=dışında اللَّهِۖ=Allah′ın ▼ قَالُوا=diyecekler ki ضَلُّوا=kaybolup gittiler«dalãl»عَنَّا=bizden ▼ بَلْ=yok aslında! لَمْ نَكُنْ=değilmişiz نَدْعُوا=«çağrıda bulunma»dua ediyor«duã»مِنْ قَبْلُ=önceden شَيْئًاۚ=bir şeye ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle يُضِلُّ=yolunu saşırtır«dalãl»اللَّهُ=Allah الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 75 ﴿‎   ذَٰلِكُمْ=işte bu بِمَا=karşılıktır كُنْتُمْ=olduğunuza تَفْرَحُونَ=şımarıyor فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde بِغَيْرِ=aykırı olarak الْحَقِّ=o Gerçeğe«hakk» ▼ وَ=ve بِمَا=karşılıktır كُنْتُمْ=olduğunuza تَمْرَحُونَ=böbürleniyor
 ‎﴾ 76 ﴿‎   اُدْخُلُوا=girin أَبْوَابَ=kapılarından جَهَنَّمَ=Cehennem′in ▼ خَالِدِينَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»فِيهَاۖ=orada ▼ فَ=şu halde بِئْسَ=ne kötüdür مَثْوَى=yeri الْمُتَكَبِّرِينَ=büyüklenenlerin«kibr»
 ‎﴾ 77 ﴿‎   فَ=bu halde اصْبِرْ=yılmadan dayan«sabr_sãbir» ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki وَعْدَ=söz verdiği«va′d»اللَّهِ=Allah′ın حَقٌّۚ=gerçek(leşecek)tir«hakk» ▼ فَ=sonra إِمَّا=ister نُرِيَنَّكَ=gösteririz sana بَعْضَ=kimini الَّذِي=şeyin نَعِدُهُمْ=onları tehdit ettiğimiz«veîd» ▼ أَوْ=ister نَتَوَفَيَنَّكَ=vefat ettiririz seni ▼ فَ=böylece إِلَيْنَا=Bize يُرْجَعُونَ=döndürüleceklerdir
 ‎﴾ 78 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَرْسَلْنَا=Biz gönderdik رُسُلًا=Elçiler«rasûl»مِنْ قَبْلِكَ=senden öncekiler içerisinden ▼ مِنْهُمْ=onlardan مَنْ=kimini قَصَصْنَا=anlattık«kasas»عَلَيْكَ=sana ▼ وَ=ve مِنْهُمْ=onlardan مَنْ=kimini لَمْ نَقْصُصْ=anlatmadık«kasas»عَلَيْكَۗ=sana ▼ وَ=ve مَا كَانَ=olmaz لِرَسُولٍ=bir Elçinin«rasûl»أَنْ يَأْتِيَ=getirmesi بِآيَةٍ=bir açık işaret«ãyet» ▼ إِلَّا=olmadan بِإِذْنِ=izni اللَّهِۚ=Allah′ın ▼ فَ=sonra إِذَا=zaman جَاءَ=geldiği أَمْرُ=yapılmasını isteyecek olduğu şey«emr»اللَّهِ=Allah′ın ▼ قُضِيَ=karar verilir بِالْحَقِّ=o Gerçek′le«hakk» ▼ وَ=ve خَسِرَ=zarar ederler«hãsir_husrãn»هُنَالِكَ=orada الْمُبْطِلُونَ=uyduruk ve asılsıza«bãtıl»uyanlar
 ‎﴾ 79 ﴿‎   اللَّهُ=Allah الَّذِي=olandır جَعَلَ=yapmış لَكُمُ=sizin için الْأَنْعَامَ="kesimlik otlayan hayvanlar"ı«en′ãm» ▼ لِتَرْكَبُوا=binmeniz için مِنْهَا=kimine ▼ وَ=ve(için) مِنْهَا=kiminden تَأْكُلُونَ=yemeniz
 ‎﴾ 80 ﴿‎   وَ=ve لَكُمْ=sizin içindir فِيهَا=onlarda مَنَافِعُ=faydalar ▼ وَ=ve لِتَبْلُغُوا=eresiniz diyedir عَلَيْهَا=onların üstünde حَاجَةً=arzuya فِي صُدُورِكُمْ=gönüllerinizdeki ▼ وَ=ve عَلَيْهَا=onların üstünde وَ=ve عَلَى=üstünde الْفُلْكِ=gemilerin تُحْمَلُونَ=taşınırsınız
 ‎﴾ 81 ﴿‎   وَ=ve يُرِيكُمْ=gösteriyor size آيَاتِهِ=açık işaretlerini«ãyet» ▼ فَ=bu halde أَيَّ=hangisini? آيَاتِ=açık işaretlerinin«ãyet»اللَّهِ=Allah′ın تُنْكِرُونَ=inkar ediyorsunuz
 ‎﴾ 82 ﴿‎   أَ=mı? فَ=şu halde لَمْ يَسِيرُوا=dolaşmadılar فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ فَ=şu halde يَنْظُرُوا=baksınlar كَيْفَ=nasıl كَانَ=olduğuna ▼ عَاقِبَةُ=sonunun الَّذِينَ=kimselerin مِنْ قَبْلِهِمْۚ=kendilerinden öncekiler içerisinden ▼ كَانُوا=idiler أَكْثَرَ=daha çok مِنْهُمْ=onlardan ▼ وَ=ve أَشَدَّ=daha öte قُوَّةً=kuvvet olarak ▼ وَ=ve آثَارًا=eserleri bakımından فِي الْأَرْضِ=yeryüzündeki ▼ فَ=fakat مَا أَغْنَىٰ=fayda etmedi عَنْهُمْ=kendilerine مَا=şeyler كَانُوا=oldukları يَكْسِبُونَ=kazanmakta
 ‎﴾ 83 ﴿‎   فَ=sonra لَمَّا جَاءَتْهُمْ=gelince onlara رُسُلُهُمْ=Elçileri«rasûl»بِالْبَيِّنَاتِ=o açık delillerle«beyyine» ▼ فَرِحُوا=böbürlendiler بِمَا=olanla عِنْدَهُمْ=huzurlarında مِنَ الْعِلْمِ=o Bilgi«ilm»içerisinden ▼ وَ=ve حَاقَ=kuşattı بِهِمْ=kendilerini مَا=şey كَانُوا=oldukları بِهِ=kendisiyle يَسْتَهْزِئُونَ=alay ediyor
 ‎﴾ 84 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا رَأَوْا=görünce بَأْسَنَا=kuvvet uygulamamızı«be′s» ▼ قَالُوا=dediler ki آمَنَّا=inanıp güvendik«îmãn»بِاللَّهِ=Allah′a وَحْدَهُ=tek ▼ وَ=ve de كَفَرْنَا=görmezlikten geldik«küfr_kãfir»بِمَا=şeyleri كُنَّا=olduğumuz بِهِ=O′na مُشْرِكِينَ=«ortak»denkler kabul etmekte«şirk_müşrik»
 ‎﴾ 85 ﴿‎   فَ=fakat لَمْ يَكُ=olmadı يَنْفَعُهُمْ=fayda verir onlara إِيمَانُهُمْ=inanç ve güvenleri«îmãn» ▼ لَمَّا=zaman رَأَوْا=gördükleri بَأْسَنَاۖ=kuvvet uygulamamızı«be′s» ▼ سُنَّتَ=uyguladığı usullerdir«sünnet»اللَّهِ=Allah′ın ▼ الَّتِي=olan قَدْ=kesinlikle خَلَتْ=gelip geçmiş فِي=hakkında عِبَادِهِۖ=«kulluk»hizmet«abd»edenleri ▼ وَ=ve خَسِرَ=zarar etmişlerdir«hãsir_husrãn»هُنَالِكَ=orada الْكَافِرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir»
Âyet Metni : (Mü'min.1) (24. Cüz | 467. Sayfa)
Okunuşu :
1. ḥâ-mîm.
(Mü'min.1) Grameri
حمٓ : Ha Meem. ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu