Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Onlar ki küfretmekte ve Allah yolundan yüz çevirmektedirler, Allah amellerini boşa gidermektedir
B.Bayraklı
1. Allah, inkâr edenlerin ve Allah yolundan alıkoyanların amellerini boşa çıkarmıştır.
A.Bayındır
1. Kâfir olan ve Allah’ın yolundan ayrılanlar var ya Allah onların amellerini boşa çıkarır[*].[*] Enfal 8/34-37, Nahl 16/88, Kehf 18/103-106, Muhammed 47/8-9, 28, 32.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. İnkâr edenler ve Allah yolundan (insanları) alıkoyanlar var ya; işte Allah, onların bütün (güzel ve iyi) işlerini (hesap gününde) değersiz kılacaktır.* Bkz. 4/167  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Allah, inkâr edip kendisinin yoluna engel olanların işlerini boşa çıkarmıştır.
İngilizce Kelime Meali
الَّذِينَ=Those who كَفَرُوا=disbelieve وَصَدُّوا=and turn away عَن=from سَبِيلِ اللَّهِ=(the) way of Allah, أَضَلَّ=He will cause to be lost أَعْمٰلَهُمْ=their deeds.
(47) Muhammed Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»وَ=ve صَدُّوا=alıkoymuş عَنْ سَبِيلِ=yolundan«sebîl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ أَضَلَّ=O yolunu şaşırtmıştır«dalãl»أَعْمَالَهُمْ=onların yaptıklarının
 ‎﴾ 2 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt» ▼ وَ=ve آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»بِمَا=olana نُزِّلَ=indirilmiş عَلَىٰ مُحَمَّدٍ=Muhammed′e ▼ وَ=ki هُوَ=kendisi الْحَقُّ=o Gerçek′tir«hakk»مِنْ رَبِّهِمْۙ="Efendi ve Sahib"lerinden«rabb»olan ▼ كَفَرَ=O görmezlikten gelmiştir«küfr_kãfir»عَنْهُمْ=onlardan سَيِّئَاتِهِمْ=fenalıklarını«seyyiãt» ▼ وَ=ve أَصْلَحَ=O düzeltmiştir«ıslah_sulh»بَالَهُمْ=hallerini
 ‎﴾ 3 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu بِ=nedeniyledir أَنَّ=olması الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ اتَّبَعُوا=katılmış«ittebã»الْبَاطِلَ=uyduruk ve asılsıza«bãtıl» ▼ وَ=ve(nedeniyledir) أَنَّ=olması الَّذِينَ=kimselerin آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»اتَّبَعُوا=katılmış«ittebã»الْحَقَّ=o Gerçeğe«hakk»مِنْ رَبِّهِمْۚ="Efendi ve Sahib"lerinden«rabb»olan ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle يَضْرِبُ=anlatır اللَّهُ=Allah لِلنَّاسِ=insanlara أَمْثَالَهُمْ=onların durumlarını
 ‎﴾ 4 ﴿‎   فَ=öyleyse إِذَا=zaman لَقِيتُمُ=karşılaştığınız الَّذِينَ=kimselerle كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ فَ=şu halde ضَرْبَ=vurun الرِّقَابِ=boyunlarını ▼ حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman أَثْخَنْتُمُوهُمْ=onları iyice sindirdiğiniz ▼ فَ=bu halde شُدُّوا=bağı bağlayın الْوَثَاقَ=sıkıca ▼ فَ=sonra إِمَّا=ister مَنًّا=lütufta bulunma بَعْدُ=‑vardır‑ondan sonra وَ=ve إِمَّا=ister فِدَاءً=bir kurtulma bedeli«fidye» ▼ حَتَّىٰ=kadar تَضَعَ=bırakıncaya الْحَرْبُ=o harp أَوْزَارَهَاۚ=kendi yüklerini«vizr»ذَٰلِكَ=işte bu ▼ وَلَوْ=eğerki يَشَاءُ=dileseydi اللَّهُ=Allah لَانْتَصَرَ=muhakkak intikamı alırdı مِنْهُمْ=onlardan ▼ وَلَٰكِنْ=fakat لِيَبْلُوَا=sınamak«belã» içindir بَعْضَكُمْ=kiminizi بِبَعْضٍۗ=kimiyle ▼ وَ=ve الَّذِينَ=kimselere قُتِلُوا=öldürülmüş فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ فَ=bunun üzerine لَنْ يُضِلَّ=O asla yolunu saşırtmayacaktır«dalãl»أَعْمَالَهُمْ=onların yaptıklarının
 ‎﴾ 5 ﴿‎   سَيَهْدِيهِمْ=yol gösterecektir«hüdã»onlara وَ=ve يُصْلِحُ=düzeltecektir«ıslah_sulh»بَالَهُمْ=durumlarını
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ve يُدْخِلُهُمُ=sokacaktır onları الْجَنَّةَ=Cennet′e ▼ عَرَّفَهَا=tanıttığı kendisini لَهُمْ=onlara
 ‎﴾ 7 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ إِنْ=eğer تَنْصُرُوا=siz yardım ederseniz اللَّهَ=Allah′a ▼ يَنْصُرْكُمْ=yardım eder size وَ=ve يُثَبِّتْ=sabit kılar أَقْدَامَكُمْ=ayaklarınızı
 ‎﴾ 8 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ فَ=bu halde تَعْسًا=bir yıkım لَهُمْ=‑vardır‑onlar için ▼ وَ=ve أَضَلَّ=O yolunu şaşırtmıştır«dalãl»أَعْمَالَهُمْ=onların yaptıklarının
 ‎﴾ 9 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu بِ=nedeniyledir أَنَّهُمْ=olmaları كَرِهُوا=hoşlanmamış مَا=şeylerden أَنْزَلَ=indirdiği اللَّهُ=Allah′ın ▼ فَ=şu halde أَحْبَطَ=O işe yaramaz«habt»kılmıştır أَعْمَالَهُمْ=onların yaptıklarını
 ‎﴾ 10 ﴿‎   أَ=mı? فَ=şu halde لَمْ يَسِيرُوا=dolaşmadılar فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ فَ=o zaman يَنْظُرُوا=baksınlar كَيْفَ=nasıl كَانَ=olduğuna ▼ عَاقِبَةُ=sonunun الَّذِينَ=kimselerin مِنْ قَبْلِهِمْۚ=kendilerinden öncekiler içerisinden ▼ دَمَّرَ=helak gerçekleştirmiştir اللَّهُ=Allah عَلَيْهِمْۖ=onlar üzerinde ▼ وَ=ve لِلْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenleredir«küfr_kãfir»أَمْثَالُهَا=onun benzeri
 ‎﴾ 11 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu بِ=iledir أَنَّ=olması اللَّهَ=Allah′ın مَوْلَى=koruyucusu الَّذِينَ=kimselerin آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ وَ=ve(iledir) أَنَّ=olması ki الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlere«küfr_kãfir»لَا=yoktur مَوْلَىٰ=bir koruyucu لَهُمْ=kendilerine ait
 ‎﴾ 12 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah يُدْخِلُ=sokar ▼ الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt» ▼ جَنَّاتٍ=Cennetlere تَجْرِي=akan مِنْ تَحْتِهَا=«alt»yanı başından الْأَنْهَارُۖ=ırmaklar ▼ وَ=ise الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»يَتَمَتَّعُونَ=onlar yararlanacaklar(veya ”lezzet alacaklar”) ▼ وَ=ve يَأْكُلُونَ=yiyecekler كَمَا=gibi تَأْكُلُ=yediği الْأَنْعَامُ="kesimlik otlayan hayvanlar"ın«en′ãm» ▼ وَ=ve النَّارُ=o Ateş′tir«nãr»مَثْوًى=yer olarak لَهُمْ=onlara
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve كَأَيِّنْ=nicesinin مِنْ قَرْيَةٍ=yerleşimden«karye»هِيَ=kendileri أَشَدُّ=daha öteydi قُوَّةً=kuvvet bakımından مِنْ قَرْيَتِكَ=senin yerleşiminden«karye» ▼ الَّتِي=oldukları أَخْرَجَتْكَ=seni dışarı çıkarmış«ihrãc» ▼ أَهْلَكْنَاهُمْ=Biz yok ettik onları ▼ فَ=bu halde لَا=yoktu نَاصِرَ=yardımcı olan«nãsîr»لَهُمْ=onlara
 ‎﴾ 14 ﴿‎   أَ=midir? فَ=şu halde مَنْ=kimse كَانَ=bulunan عَلَىٰ=‑temeli‑üzerinde بَيِّنَةٍ=bir açık delilin«beyyine»مِنْ رَبِّهِ="Efendi ve Sahib"inden«rabb» ▼ كَمَنْ=kimseler gibi زُيِّنَ=hoşlarına gider hale getirilen «ziynet»لَهُ=kendilerine سُوءُ=fenalığı«sú»عَمَلِهِ=kendi yaptığının ▼ وَ=ve اتَّبَعُوا=peşine düşen«ittebã»أَهْوَاءَهُمْ=canlarının istediklerinin«hevã»
 ‎﴾ 15 ﴿‎   مَثَلُ=durumudur الْجَنَّةِ=Cennet′in الَّتِي=olan وُعِدَ=söz verilmiş«va′d»الْمُتَّقُونَۖ=o kendini sakındıranlara«takvã» ▼ فِيهَا=‑vardır‑oranın içinde أَنْهَارٌ=ırmaklar مِنْ مَاءٍ=sudan غَيْرِ آسِنٍ=bozulmayan ▼ وَ=ve أَنْهَارٌ=ırmakları مِنْ لَبَنٍ=süt لَمْ يَتَغَيَّرْ=değişmeyen طَعْمُهُ=tadı ▼ وَ=ve أَنْهَارٌ=ırmaklar مِنْ خَمْرٍ=«başı örten‑sarhoş eden içecek»içkiden«hamr»لَذَّةٍ=lezzet veren لِلشَّارِبِينَ=içenlere ▼ وَ=ve أَنْهَارٌ=ırmakları مِنْ عَسَلٍ=bal مُصَفًّىۖ=süzme ▼ وَ=ve لَهُمْ=‑vardır‑ onlar için فِيهَا=orada مِنْ كُلِّ=her çeşit الثَّمَرَاتِ=meyve ▼ وَ=ve de مَغْفِرَةٌ=günahlarının örtülmesi«mağfiret»مِنْ رَبِّهِمْۖ="Efendi ve Sahib"lerinden«rabb» ▼ كَمَنْ=kim gibidir? هُوَ=kendisi خَالِدٌ=yerleşip kalmış«hãlid»فِي النَّارِ=o Ateş′te«nãr» ▼ وَ=ve سُقُوا=içirilecek مَاءً=bir su حَمِيمًا=sıcak فَ=ki قَطَّعَ=kesip biçecek أَمْعَاءَهُمْ=bağırsaklarını
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ve مِنْهُمْ=‑vardır‑onlardan مَنْ=kimseler يَسْتَمِعُ=dinleyen إِلَيْكَ=seni ▼ حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman خَرَجُوا=dışarı çıktıkları«ihrãc»مِنْ عِنْدِكَ=senin katından ▼ قَالُوا=dediler ki لِلَّذِينَ=olanlara أُوتُوا=verilmiş الْعِلْمَ=o Bilgi«ilm» ▼ مَاذَا=ne? قَالَ=söyledi آنِفًاۚ=az önce ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=kimselerdir طَبَعَ=damgaladığı اللَّهُ=Allah′ın عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ=kalplerini ▼ وَ=ve اتَّبَعُوا=peşine düşmüş«ittebã»أَهْوَاءَهُمْ=canlarının istediklerinin«hevã»
 ‎﴾ 17 ﴿‎   وَ=ise الَّذِينَ=kimseler اهْتَدَوْا=gösterilmiş yola girmiş«hüdã» ▼ زَادَهُمْ=O artırmıştır onlarda هُدًى=yol gösterişi«hüdã» ▼ وَ=ve آتَاهُمْ=«vermiştir»sağlamıştır onların تَقْوَاهُمْ=kendini sakındırmalarını«takvã»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   فَ=şu halde هَلْ=mı? يَنْظُرُونَ=bekliyorlar إِلَّا=başkasını السَّاعَةَ=o Saat′in«saat»أَنْ تَأْتِيَهُمْ=gelmesinden kendilerine بَغْتَةًۖ=ansızın ▼ فَ=öyleyse قَدْ=emin olun ki جَاءَ=geldi أَشْرَاطُهَاۚ=onun belirtileri ▼ فَ=şu halde أَنَّىٰ=nasıl olsun? لَهُمْ=onlar için ▼ إِذَا=zaman جَاءَتْهُمْ=kendilerine geldiği ▼ ذِكْرَاهُمْ=«ilâhî» Tembih′leri«zikr»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   فَ=öyleyse اعْلَمْ=bil أَنَّهُ=şunu ki لَا=yoktur إِلَٰهَ=ilâh إِلَّا=başka اللَّهُ=Allah′tan ▼ وَ=ve اسْتَغْفِرْ=günahlarının örtülmesini dile«istiğfar»لِذَنْبِكَ=suçun«zenb»için ▼ وَ=ve de لِلْمُؤْمِنِينَ=inanıp güvenen«mü′min»erkekler için وَ=ve(için) الْمُؤْمِنَاتِۗ=inanıp güvenen«mü′min»kadınlar ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah يَعْلَمُ=bilir مُتَقَلَّبَكُمْ=dolaştığınız yeri ▼ وَ=ve مَثْوَاكُمْ=durduğunuz yeri
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve يَقُولُ=derler ki الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ لَوْلَا نُزِّلَتْ=indirilse ya! سُورَةٌۖ=bir sûre ▼ فَ=fakat إِذَا=zaman أُنْزِلَتْ=indirildiği سُورَةٌ=bir sûre مُحْكَمَةٌ=hüküm bildiren ▼ وَ=ve(zaman) ذُكِرَ=bahsedildiği«zikr»فِيهَا=onda الْقِتَالُۙ=savaştan ▼ رَأَيْتَ=görürsün ▼ الَّذِينَ=kimselerin فِي قُلُوبِهِمْ=‑var olan‑kalplerinde مَرَضٌ=bir hastalık ▼ يَنْظُرُونَ=baktıklarını إِلَيْكَ=sana ▼ نَظَرَ=bakışıyla الْمَغْشِيِّ=geçen kimsenin عَلَيْهِ=kendinden مِنَ=ötürü الْمَوْتِۖ=ölümden ▼ فَ=şu halde أَوْلَىٰ=daha uygun olandır لَهُمْ=onlar için….
 ‎﴾ 21 ﴿‎   طَاعَةٌ=….bir benimseyip uyma«ta′at»وَ=ve قَوْلٌ=bir söyleyiş مَعْرُوفٌۚ=«hakka» uygun«ma′rûf» ▼ فَ=şu halde إِذَا=zaman عَزَمَ=karar kılındığı الْأَمْرُ=o yapılması istenecek olanda«emr» ▼ فَ=bunun üzerine لَوْ=eğer صَدَقُوا=sadık kalsalardı«sıdk_sãdık»اللَّهَ=Allah′a ▼ لَكَانَ=muhakkak olurdu خَيْرًا=daha "faydalı ve iyi"«hayr»لَهُمْ=kendileri için
 ‎﴾ 22 ﴿‎   فَ=o zaman هَلْ=öyle mi? عَسَيْتُمْ=belki de olacaksınız ▼ إِنْ=eğer تَوَلَّيْتُمْ=işbaşına gelirseniz ▼ أَنْ تُفْسِدُوا="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapar فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde ▼ وَ=ve تُقَطِّعُوا=koparacaksınız أَرْحَامَكُمْ=«rahimler» akrabalık bağlarınızı
 ‎﴾ 23 ﴿‎   أُولَٰئِكَ=işte onlar الَّذِينَ=olduklarıdır لَعَنَهُمُ=dışlayıp horlamış«la′net»kendilerini اللَّهُ=Allah′ın ▼ فَ=böylece أَصَمَّهُمْ=sağır yapmıştır onları وَ=ve أَعْمَىٰ=kör etmiştir أَبْصَارَهُمْ=gözlerini
 ‎﴾ 24 ﴿‎   أَ=mı? فَ=şu halde لَا يَتَدَبَّرُونَ=arkasındakini düşünmüyorlar«tedebbür» ▼ الْقُرْآنَ=«Ayet Topluluğu»şu Kur'ân′ın«kur′ãn» ▼ أَمْ=yoksa mı? عَلَىٰ=‑var‑üzerinde قُلُوبٍ=kalpler أَقْفَالُهَا=kilitleri
 ‎﴾ 25 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseleri ارْتَدُّوا=dönmüş عَلَىٰ أَدْبَارِهِمْ=arkalarına«dubur» ▼ مِنْ بَعْدِ=sonra مَا تَبَيَّنَ=belli olmasından لَهُمُ=kendilerine الْهُدَىۙ=o yol gösterişin«hüdã» ▼ الشَّيْطَانُ=şeytan سَوَّلَ=sürüklemiştir لَهُمْ=onları ▼ وَ=ve أَمْلَىٰ=uzun emellere düşürmüştür لَهُمْ=onları
 ‎﴾ 26 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu بِ=nedeniyledir أَنَّهُمْ=olmaları قَالُوا=demiş لِلَّذِينَ=kimselere كَرِهُوا=hoşlanmamış ▼ مَا=şeylerden نَزَّلَ=indiriyor olduğu اللَّهُ=Allah′ın ▼ سَنُطِيعُكُمْ=benimseyip uyacağız«ta′at»size فِي بَعْضِ=kimisinde الْأَمْرِۖ=o yapılması istenmiş şeyin«emr» ▼ وَ=oysa اللَّهُ=Allah يَعْلَمُ=biliyor إِسْرَارَهُمْ=onların gizlediklerini
 ‎﴾ 27 ﴿‎   فَ=sonra da كَيْفَ=nasıl olacak? إِذَا=zaman تَوَفَتْهُمُ=canlarını aldığı الْمَلَائِكَةُ=meleklerin ▼ يَضْرِبُونَ=vurarak وُجُوهَهُمْ=yüzlerine وَ=ve أَدْبَارَهُمْ=arkalarına«dubur»
 ‎﴾ 28 ﴿‎   ذَٰلِكَ=işte bu بِ=nedeniyledir أَنَّهُمْ=olmaları اتَّبَعُوا=peşine düşmüş«ittebã»مَا=şeylerin أَسْخَطَ=öfkelendiren اللَّهَ=Allah′ı ▼ وَ=ve كَرِهُوا=hoşlanmadılar رِضْوَانَهُ=O′nun hoşnutluğundan«rıdvãn» ▼ فَ=bunun üzerine أَحْبَطَ=işe yaramaz«habt»kılmıştır أَعْمَالَهُمْ=onların yaptıklarını
 ‎﴾ 29 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? حَسِبَ=sandılar ▼ الَّذِينَ=kimseler فِي قُلُوبِهِمْ=‑var olan‑kalplerinde مَرَضٌ=bir hastalık ▼ أَنْ لَنْ يُخْرِجَ=asla ortaya çıkarmayacağını«ihrãc»اللَّهُ=Allah′ın أَضْغَانَهُمْ=kinlerini
 ‎﴾ 30 ﴿‎   وَلَوْ=eğer نَشَاءُ=dileseydik لَأَرَيْنَاكَهُمْ=muhakkak sana gösterirdik onları ▼ فَ=böylece لَعَرَفْتَهُمْ=mutlaka tanırdın onları بِسِيمَاهُمْۚ=simalarından ▼ وَ=ve لَتَعْرِفَنَّهُمْ=mutlaka tanırdın onları فِي لَحْنِ=imasından (veya”biçiminden”) الْقَوْلِۚ=söylenenin ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah يَعْلَمُ=bilir أَعْمَالَكُمْ=yaptıklarınızı
 ‎﴾ 31 ﴿‎   وَ=ve لَنَبْلُوَنَّكُمْ=mutlaka Biz sınayacağız«belã»sizi ▼ حَتَّىٰ=kadar نَعْلَمَ=bilinceye ▼ الْمُجَاهِدِينَ=”var güçle mücadele”«cihãd»edenleri مِنْكُمْ=aranızdan وَ=ve الصَّابِرِينَ=zorluklara göğüs gerenleri«sabr_sãbir» ▼ وَ=ve نَبْلُوَا=sınayacağız«belã»أَخْبَارَكُمْ=söylediğiniz sözleri
 ‎﴾ 32 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ وَ=ve صَدُّوا=alıkoymuş عَنْ سَبِيلِ=yolundan«sebîl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ وَ=ve شَاقُّوا=ters düşen الرَّسُولَ=o Elçiye«rasûl» ▼ مِنْ بَعْدِ=sonra مَا تَبَيَّنَ=belli olmasından لَهُمُ=kendilerine الْهُدَىٰ=o yol gösterişin«hüdã» ▼ لَنْ يَضُرُّوا=onlar asla zarar«dırãr»vermeyeceklerdir اللَّهَ=Allah′a شَيْئًا=herhangi bir ▼ وَ=ve سَيُحْبِطُ=işe yaramaz«habt»kılacaktır أَعْمَالَهُمْ=onların yaptıklarını
 ‎﴾ 33 ﴿‎   يَا أَيُّهَا=Ey! الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ أَطِيعُوا=benimseyip uyun«ta′at»اللَّهَ=Allah′a ▼ وَ=ve أَطِيعُوا=benimseyip uyun«ta′at»الرَّسُولَ=o Elçiye«rasûl» ▼ وَ=ve لَا تُبْطِلُوا=geçersiz kılmayın«ibtãl»أَعْمَالَكُمْ=işlerinizi
 ‎﴾ 34 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ وَ=ve صَدُّوا=alıkoymuş عَنْ سَبِيلِ=yolundan«sebîl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ ثُمَّ=sonrasında مَاتُوا=ölmüş ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri كُفَّارٌ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelip«küfr_kãfir»duranlar ▼ فَ=bunun üzerine لَنْ يَغْفِرَ=asla günahı örtmeyecektir«mağfiret»اللَّهُ=Allah لَهُمْ=onlara ait
 ‎﴾ 35 ﴿‎   فَ=şu halde لَا تَهِنُوا=zayıflık göstermeyin وَ=ve تَدْعُوا=davet edin«duã»إِلَى السَّلْمِ=barışa«selm» ▼ وَ=iken أَنْتُمُ=siz الْأَعْلَوْنَ=üstün olan ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah مَعَكُمْ=sizinle beraberdir ▼ وَ=ve لَنْ يَتِرَكُمْ=asla O heba etmeyecektir أَعْمَالَكُمْ=sizin amellerinizi
 ‎﴾ 36 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece الْحَيَاةُ=hayatı الدُّنْيَا=dünya لَعِبٌ=bir oyundur وَ=ve لَهْوٌۚ=bir eğlencedir ▼ وَ=ve إِنْ=eğer تُؤْمِنُوا=inanıp güvenirseniz«îmãn»وَ=ve de تَتَّقُوا=kendinizi sakındırırsanız«takvã» ▼ يُؤْتِكُمْ=verir size أُجُورَكُمْ=bedellerinizi«ecr» ▼ وَ=ve لَا يَسْأَلْكُمْ=istemez sizden أَمْوَالَكُمْ=mallarınızı
 ‎﴾ 37 ﴿‎   إِنْ=eğer يَسْأَلْكُمُوهَا=isteseydi onları فَ=sonra da يُحْفِكُمْ=sıkıştırsaydı sizi ▼ تَبْخَلُوا=cimrilik ederdiniz ▼ وَ=ve يُخْرِجْ=ortaya çıkarırdı«ihrãc»أَضْغَانَكُمْ=kinlerinizi
 ‎﴾ 38 ﴿‎   هَا أَنْتُمْ=işte sizler هَٰؤُلَاءِ=onlarsınız ki ▼ تُدْعَوْنَ=çağrılıyorsunuz«duã»لِتُنْفِقُوا=uğrunda sarf«infãk»etmeye فِي سَبِيلِ=yolunda«sebîl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ فَ=fakat مِنْكُمْ=‑vardır‑içinizden مَنْ=kimseler يَبْخَلُۖ=cimrilik eden ▼ وَ=ise مَنْ=kimse يَبْخَلْ=cimrilik eden ▼ فَ=şu halde إِنَّمَا=ancak ve sadece يَبْخَلُ=cimrilik eder عَنْ=karşı نَفْسِهِۚ=kendi nefsine ▼ وَ=ve اللَّهُ=Allah الْغَنِيُّ=‑asıl‑”İhtiyaçsız ve Eksiksiz Olan”dır«ğaniyy» ▼ وَ=ise أَنْتُمُ=sizler الْفُقَرَاءُۚ=fakirsiniz ▼ وَ=ve إِنْ=eğer تَتَوَلَّوْا=sırt çevirirseniz«tevellã» ▼ يَسْتَبْدِلْ=yerinize getirir قَوْمًا=bir toplum«kavm»غَيْرَكُمْ=sizden başka ▼ ثُمَّ=sonrasında لَا يَكُونُوا=onlar olmazlar أَمْثَالَكُمْ=sizin gibi
Âyet Metni : (Muhammed.1) (26. Cüz | 507. Sayfa)
Okunuşu :
1. elleẕîne keferû veṣaddû `an sebîli-llâhi eḍalle a`mâlehüm.
(Muhammed.1) Grameri
الَّذِينَ : Those who ::: [Bağlama zamiri (ism‑i mevsûl)] [Eril çoğul]كَفَرُوا : disbelieve ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] Kök: ك ف ركَفَرُوا : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]وَصَدُّوا : and ::: [Bağlaç (harf‑i atıf)]وَصَدُّوا : turn away ::: [Basit Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:Onlar/eril] Kök: ص د دوَصَدُّوا : they ::: [Fiil Şahıs Çekim Eki] [Şahıs:Onlar/eril]عَنْ : from ::: [Edat] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]سَبِيلِ : (the) way of ::: [İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: س ب لاللهِ : Allah ::: [Özel İsim] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: أ ل هأَضَلَّ : He will cause to be lost ::: [Türemiş Fiil] [Geçmiş Zaman] [Şahıs:O/eril] [İf'âl Kalıbı] [فَـعَلَ=>أَفْعَلَ] Kök: ض ل لأَعْمَالَهُمْ : deeds ::: [İsim] [Eril çoğul] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: ع م لأَعْمَالَهُمْ : their ::: [Bitişik Zamir] [Şahıs:Onlar/eril]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu