Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. O daldırıp nez´ edenlere
B.Bayraklı
1-5. Andolsun doğup batan yıldızlara, yörüngelerinden çıkmadan hareket edenlere, uzayda sakin sakin yüzenlere, hayırda yarışanlara, işini mükemmel yapanlara.
A.Bayındır
1. Temeline inerek gerçeği ortaya çıkaranlara[*],[*] Allah, birçok surede olduğu gibi bu surede de değer verdiği şeylere yemin ederek arkasından gelen bir başka şeyin önemine de vurgu yapmaktadır. Bazı tefsir bilginleri, burada yemin edilenlerin melekler, bazıları da yıldızlar olduğunu söylemiş ve ayetlere, ona göre anlam vermişlerdir. Ancak Allah’ın önem verdiği şeyleri herkesin kavrayabilmesi için bunların, kadın erkek her şahsı içine alan (النفوس) en-nüfus yani nefisler sözünün sıfatı olması gerekir. Bu sebeple ilk beş âyetteki ilk kelimeler, metinde gizli olan nüfus /kişiler (نفوس) kelimesinin sıfatı sayılmış ve ona göre meal verilmiştir. Burada ilk yemin edilen “gerçeği ortaya çıkaran nefisler” olunca arkadan gelen eylemleri de o nefslerin özelliği saymak uygun olur. Sürekli faaliyette bulunanlar, işini aksatmadan yapanlar ve hep önde olarak işleri çekip çevirenler örnek kimselerdir.Burada yemin edilen şeylerin önemine dikkat çeken bazı ayetler şunlardır: Al-i İmran 3/114, 133, Enbiya 21/89-90, Müminun 23/57-61, Hadid 57/21, Zariyat 51/1-4, Vakıa 56/10-11, İnşirah 94/7.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. (İnkârcıların ruhlarını) şiddetle çekip alanlara,
S.Ateş
1. Andolsun söküp çıkaranlara,
İngilizce Kelime Meali
وَالنّٰزِعٰتِ=By those who extract غَرْقًا=violently,
(79) Naziât Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   وَ=yemin olsun النَّازِعَاتِ=”Çekip Alanlar”a«sûrenin adıdır»(*) غَرْقًا=mutlak surette(*) Çekip Alanlar için bknz19.69 ve 70.16 ayetleri
 ‎﴾ 2 ﴿‎   وَ=yemin olsun النَّاشِطَاتِ=”Çekip Çıkaran”lara نَشْطًا=tam bir çekip çıkarmayla
 ‎﴾ 3 ﴿‎   وَ=yemin olsun السَّابِحَاتِ=”Akıp Gidenler”e سَبْحًا=tam bir akıp gitmeyle
 ‎﴾ 4 ﴿‎   فَ=sonra da السَّابِقَاتِ=”Yarışıp Öne Geçenler”e(*) سَبْقًا=tam bir öne geçmeyle(*) Yarışıp Öne Geçenler için bknz23.61 ve 57.21 ayetleri
 ‎﴾ 5 ﴿‎   فَ=sonra الْمُدَبِّرَاتِ=arkasında bulunanlara«dubur»أَمْرًا=yapılması istenmiş olan bir şeyin«emr»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   يَوْمَ=gün تَرْجُفُ=çalkalayacağı«racfe»الرَّاجِفَةُ=o çalkantının«racfe»
 ‎﴾ 7 ﴿‎   تَتْبَعُهَا=peşinden gelir«ittebã»onun الرَّادِفَةُ=o arttaki
 ‎﴾ 8 ﴿‎   قُلُوبٌ=yürekler يَوْمَئِذٍ=o gün وَاجِفَةٌ=çarpar
 ‎﴾ 9 ﴿‎   أَبْصَارُهَا=onların gözleri خَاشِعَةٌ=aşağı çevrilidir
 ‎﴾ 10 ﴿‎   يَقُولُونَ=diyorlarأَ=miyiz? إِنَّا=ki biz لَمَرْدُودُونَ=kesinlikle döndürülecekler فِي الْحَافِرَةِ=eski halimize
 ‎﴾ 11 ﴿‎   أَ=mı? إِذَا=zaman كُنَّا=olduğumuz عِظَامًا=kemikler نَخِرَةً=çürümüş
 ‎﴾ 12 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki تِلْكَ=bu إِذًا=o vakit كَرَّةٌ=bir dönüştür خَاسِرَةٌ=zarar edişli«hãsir_husrãn»
 ‎﴾ 13 ﴿‎   فَ=fakat إِنَّمَا=ancak ve sadece هِيَ=o زَجْرَةٌ=bir haykırıştır وَاحِدَةٌ=tek
 ‎﴾ 14 ﴿‎   فَ=bunun üzerine إِذَا=hemen هُمْ=onlar بِالسَّاهِرَةِ=meydandadır(veya”uyanacaklar”)
 ‎﴾ 15 ﴿‎   هَلْ=mi? أَتَاكَ=geldi sana حَدِيثُ=haberi مُوسَىٰ=Mûsã′nın
 ‎﴾ 16 ﴿‎   إِذْ=bir vakit نَادَاهُ=seslenmişti ona رَبُّهُ="Efendi ve Sahib"i«rabb»بِالْوَادِ=o vadide الْمُقَدَّسِ=«mukaddes»saygıdeğer kılınmış«kuddûs»طُوًى=Tuva′da
 ‎﴾ 17 ﴿‎   اِذْهَبْ=git إِلَىٰ فِرْعَوْنَ=Firavun′a إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o طَغَىٰ=azdı«tuğyãn_tağ′ût»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   فَ=sonra da قُلْ=de ki هَلْ لَكَ=var mısın? إِلَىٰ=için أَنْ تَزَكَّىٰ=kendini arındırman
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَ=ve(var mısın?) أَهْدِيَكَ=yol göstermeme«hüdã»sana إِلَىٰ=yanına رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»فَ=böylece تَخْشَىٰ=çekinirsin«huşû»
 ‎﴾ 20 ﴿‎   فَ=sonra أَرَاهُ=gösterdi ona الْآيَةَ=o ”açık işaret”i«ãyet»الْكُبْرَىٰ=büyük
 ‎﴾ 21 ﴿‎   فَ=bu halde كَذَّبَ=o yalan sayıp durdu«tekzîb»وَ=ve عَصَىٰ=karşı çıktı
 ‎﴾ 22 ﴿‎   ثُمَّ=sonra أَدْبَرَ=arkasını döndü«dubur»يَسْعَىٰ=işe koyuldu
 ‎﴾ 23 ﴿‎   فَ=sonrasında حَشَرَ=topladı«haşr»فَ=ve نَادَىٰ=seslendi
 ‎﴾ 24 ﴿‎   فَ=ve قَالَ=dedi ki أَنَا=ben رَبُّكُمُ=sizin "Efendi ve Sahib"inizim«rabb»الْأَعْلَىٰ=en yüksek
 ‎﴾ 25 ﴿‎   فَ=sonra da أَخَذَهُ=karşılığını«cezã»verdi ona اللَّهُ=Allahنَكَالَ=bir ibretlik ceza الْآخِرَةِ=sonrasına(veya ”Ahiret”) وَ=ve de الْأُولَىٰ=öncesine
 ‎﴾ 26 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki فِي ذَٰلِكَ=işte bundadır لَعِبْرَةً=mutlaka bir ibretلِمَنْ=kimse için يَخْشَىٰ=çekinecek«huşû»
 ‎﴾ 27 ﴿‎   أَ=mi? أَنْتُمْ=siz أَشَدُّ=daha ötesiniz خَلْقًا=yaratılışça أَمِ=yoksa mı? السَّمَاءُۚ=o gökبَنَاهَا=O inşa etti onu
 ‎﴾ 28 ﴿‎   رَفَعَ=yükseltti سَمْكَهَا=yüksekliğini فَ=sonra da سَوَّاهَا=iyice oturmuş hale getirdi onu
 ‎﴾ 29 ﴿‎   وَ=ve أَغْطَشَ=karanlığa bürüdü لَيْلَهَا=onun gecesiniوَ=ve أَخْرَجَ=ortaya çıkardı«ihrãc»ضُحَاهَا=onun gün ışığını
 ‎﴾ 30 ﴿‎   وَ=ve de الْأَرْضَ=yeryüzünü بَعْدَ=sonra ذَٰلِكَ=işte bundan دَحَاهَا=yaydı döşedi orayı
 ‎﴾ 31 ﴿‎   أَخْرَجَ=ortaya çıkardı«ihrãc»مِنْهَا=oradan مَاءَهَا=oranın suyunu وَ=ve مَرْعَاهَا=oranın otlağını
 ‎﴾ 32 ﴿‎   وَ=ve الْجِبَالَ=dağlarأَرْسَاهَا=sağlamca yerleştirdi onları
 ‎﴾ 33 ﴿‎   مَتَاعًا=bir geçimlik varlık olarak لَكُمْ=sizin için وَ=ve(için) لِأَنْعَامِكُمْ="kesimlik otlayan hayvanlar"ınız«en′ãm»
 ‎﴾ 34 ﴿‎   فَ=fakat إِذَا=zaman جَاءَتِ=geldiği الطَّامَّةُ=”Zorlu Şey” الْكُبْرَىٰ=büyük
 ‎﴾ 35 ﴿‎   يَوْمَ=o gün يَتَذَكَّرُ=düşünüp ders çıkarır«tezekkür»الْإِنْسَانُ=insan مَا=olduklarını سَعَىٰ=gayret etmiş
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=oysa بُرِّزَتِ=ortaya çıkarılmıştır الْجَحِيمُ=Cehennemلِمَنْ=kimseler için يَرَىٰ=gören
 ‎﴾ 37 ﴿‎   فَ=sonra أَمَّا=gelince مَنْ=kimseye طَغَىٰ=azmış«tuğyãn_tağ′ût»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وَ=ve آثَرَ=yeğlemiş الْحَيَاةَ=hayatını الدُّنْيَا=dünya
 ‎﴾ 39 ﴿‎   فَ=bu halde إِنَّ=şu bir gerçek ki الْجَحِيمَ=Cehennem′dir هِيَ=onun الْمَأْوَىٰ=barınağı«me′va»
 ‎﴾ 40 ﴿‎   وَ=ve أَمَّا=ama مَنْ=kim خَافَ=korkmuşsa مَقَامَ=huzurunda durmaktan رَبِّهِ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»وَ=ve نَهَى=vazgeçmesini istemişse«nehy»النَّفْسَ=nefis′ten عَنِ الْهَوَىٰ=keyfinin istediğinden«hevã»
 ‎﴾ 41 ﴿‎   فَ=bu durumda إِنَّ=şu bir gerçek ki الْجَنَّةَ=Cennet′tir هِيَ=kendisine الْمَأْوَىٰ=barınak«me′va»
 ‎﴾ 42 ﴿‎   يَسْأَلُونَكَ=soruyorlar sana عَنِ السَّاعَةِ=o Saat′ten«saat»أَيَّانَ=ne zaman? مُرْسَاهَا=«demir atacak»gelip çatması
 ‎﴾ 43 ﴿‎   فِيمَ=nerede? أَنْتَ=sende مِنْ ذِكْرَاهَا=ondan bahsedecek«zikr»bir şey
 ‎﴾ 44 ﴿‎   إِلَىٰ=yanındadır رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»مُنْتَهَاهَا=onun bilgisi
 ‎﴾ 45 ﴿‎   إِنَّمَا=ancak ve sadece أَنْتَ=sen مُنْذِرُ=bir uyarıcısınمَنْ=kimseleri يَخْشَاهَا=çekinecek«huşû» ondan
 ‎﴾ 46 ﴿‎   كَأَنَّهُمْ=sanki gibidirler onlarيَوْمَ=gün يَرَوْنَهَا=onu gördükleriلَمْ يَلْبَثُوا=kalmamışlar إِلَّا=başka عَشِيَّةً=bir akşamdanأَوْ=veya ضُحَاهَا=onun kuşluk vaktinden
Âyet Metni : (Naziât.1) (30. Cüz | 583. Sayfa)
Okunuşu :
1. vennâzi`âti garḳâ.
(Naziât.1) Grameri
وَالنَّازِعَاتِ : By! ::: [Edat/Yemin öntakı] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]وَالنَّازِعَاتِ : the ::: [Belirlilik Takısı]وَالنَّازِعَاتِ : those who extract ::: [İsim] [Dişil çoğul] [etken fiilden Fiilimsi] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ن ز عغَرْقًا : violently ::: [İsim] [Eril] [e‑haline çekilmiş (mansûb)] Kök: غ ر ق
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu