Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Sâd. bu zikrile meşhun Kur´ana bak
B.Bayraklı
1-2. Sâd. Şeref sahibi Kur’ân’a yemin olsun ki, inkâr edenler bir gurur ve ayrılık içindedirler.
A.Bayındır
1. Sâd![1*] Zikir[2*] /akılda tutulması gereken bilgi ile dolu[3*] Kur’an’a yemin olsun ki,[1*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinin başında Kur’an’a, dördünde de önemli konulara vurgu yapılıyor olmasından, onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılabilir. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.[2*] Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla veya dile getirmektir (Müfredât). Doğru bilginin kaynağı Allah’ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan âyetler ve indirilen âyetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir (Enbiya 21/24, En’âm 6/80). İnsanı, sadece böyle bir bilgi tatmin eder (Ra’d 13/28). Allah’ı zikretmek; onu, kitabını ve yarattığı ayetleri dikkate almak, akıldan çıkarmamak ve onların üzerine düşünmektir. İnsan bunlardan bildiği kadarıyla sorumludur (Bakara 2/209).[3*] Yusuf 12/104, Enbiya 21/10, 24, 50, Zuhruf 43/44, Tekvir 81/27.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1-2. Sâd. Öğüt dolu olan Kur’an’a andolsun ki inkârda direnenler yersiz bir gurura kapılarak (doğru yolu bırakıp) yanlış ve eğri yollara sapmışlardır.* “Sâd” harfi “ ile ilgili Bakara suresinin birinci ayetinin dipnotuna bakabilirsiniz.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Sâd, (uyarıcı) ve şanlı Kur'ân'a andolsun ki,
İngilizce Kelime Meali
صٓۚ=Saad. وَالْقُرْءَانِ=By the Quran ذِى الذِّكْرِ=full (of) reminder.
(38) Sâd Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   صۚ=«S harfi»Sãd ▼ وَ=yemin olsun الْقُرْآنِ=«Ayet Topluluğu»o Kur'ân′a«kur′ãn»ذِي=sahip الذِّكْرِ=o «ilâhî» Tembih′e«zikr»
 ‎﴾ 2 ﴿‎   بَلِ=aslında الَّذِينَ=kimseler كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ فِي=içindedirler عِزَّةٍ=bir kudret«izzet»وَ=ve de شِقَاقٍ=bir ayrılık
 ‎﴾ 3 ﴿‎   كَمْ=niceleri أَهْلَكْنَا=helak ettik مِنْ قَبْلِهِمْ=onlardan öncekiler içerisinden مِنْ قَرْنٍ=nesillerden«karîn» ▼ فَ=bu halde نَادَوْا=feryad ettiler وَ=oysa لَاتَ=geçmişti حِينَ=zamanı مَنَاصٍ=kurtuluş
 ‎﴾ 4 ﴿‎   وَ=ve عَجِبُوا=şaşırdılar أَنْ جَاءَهُمْ=gelmesine onlara مُنْذِرٌ=bir uyarıcı مِنْهُمْۖ=kendilerinden ▼ وَ=ve قَالَ=dediler ki الْكَافِرُونَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenler«küfr_kãfir» ▼ هَٰذَا=bu سَاحِرٌ=bir aldatmacacı(veya ”sihirbaz”) كَذَّابٌ=yalan söyleyip duran«kizb_kãzib»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   أَ=mı? جَعَلَ=yaptı الْآلِهَةَ=ilâhları إِلَٰهًا=ilâh وَاحِدًاۖ=bir tek ▼ إِنَّ=(dediler)ki هَٰذَا=bu لَشَيْءٌ=kesinlikle bir şeydir عُجَابٌ=tuhaf
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ve انْطَلَقَ=öne atıldı الْمَلَأُ=ileri gelenler مِنْهُمْ=onlardan ▼ أَنِ=diye امْشُوا=yürüyün وَ=ve اصْبِرُوا=yılmadan dayanın«sabr_sãbir»عَلَىٰ=‑temeli‑üzerinde آلِهَتِكُمْۖ=ilâhlarınızın ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki هَٰذَا=bu لَشَيْءٌ=kesinlikle bir şeydir يُرَادُ=istenen
 ‎﴾ 7 ﴿‎   مَا سَمِعْنَا=biz işitmedik بِهَٰذَا=bunu فِي الْمِلَّةِ=düşünce ve yaşayış tarzında«millet»الْآخِرَةِ=en son ▼ إِنْ=değildir هَٰذَا=bu إِلَّا=başkası اخْتِلَاقٌ=bir uydurmadan
 ‎﴾ 8 ﴿‎   أَ=mı? أُنْزِلَ=indirildi عَلَيْهِ=ona الذِّكْرُ=o «ilâhî» Tembih«zikr»مِنْ بَيْنِنَاۚ=aramızdan ▼ بَلْ=yok aslında! هُمْ=onlar فِي=içindedirler شَكٍّ=bir ikilem«şekk»مِنْ ذِكْرِيۖ=benim «ilâhî» Tembih′imden«zikr» ▼ بَلْ=Yok! لَمَّا يَذُوقُوا=onlar henüz tatmadılar عَذَابِ=cezamı«azãb»
 ‎﴾ 9 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? عِنْدَهُمْ=onların katında ▼ خَزَائِنُ=hazineleri رَحْمَةِ=merhamet«rahmet»رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb» ▼ الْعَزِيزِ=‑asıl‑"Üstün Gelen"«azîz»الْوَهَّابِ=‑asıl‑”Bahşeden”«vehhãb»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? لَهُمْ=onlara ait مُلْكُ=hükümranlığı«mülk» ▼ السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünün وَ=ve مَا=bulunanların بَيْنَهُمَاۖ=ikisi arasında ▼ فَ=o halde لْيَرْتَقُوا=yükselsinler فِي=içinde الْأَسْبَابِ=sebepler(veya"vasıtalar")
 ‎﴾ 11 ﴿‎   جُنْدٌ=bir ordudur مَا=olan هُنَالِكَ=orada مَهْزُومٌ=bozguna uğratılacak ▼ مِنَ الْأَحْزَابِ=o taraftar topluluklarından«hizb»oluşmuş
 ‎﴾ 12 ﴿‎   كَذَّبَتْ=yalancı sayıp durmuşlardı«tekzîb»قَبْلَهُمْ=onlardan önce ▼ قَوْمُ=toplumu«kavm»نُوحٍ=Nûh′un وَ=ve de عَادٌ=Âd′ın ▼ وَ=ve فِرْعَوْنُ=Firavun′un ذُو=olan الْأَوْتَادِ=kazıkları
 ‎﴾ 13 ﴿‎   وَ=ve ثَمُودُ=Semûd وَ=ve قَوْمُ=toplumu«kavm»لُوطٍ=Lût ▼ وَ=ve de أَصْحَابُ=yoldaşları«eshãb_sãhib»الْأَيْكَةِۚ=Eyke′nin ▼ أُولَٰئِكَ=işte onlar الْأَحْزَابُ=taraftar topluluklarıydı«hizb»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   إِنْ=değildi كُلٌّ=tümü إِلَّا=olanlardan başkası كَذَّبَ=yalancı sayıp durmuş«tekzîb»الرُّسُلَ=o Elçileri«rasûl» ▼ فَ=sonra da حَقَّ=gerçekleşmiş oldu«hakk»عِقَابِ=benim cezam
 ‎﴾ 15 ﴿‎   وَ=ve مَا يَنْظُرُ=beklemiyorlar هَٰؤُلَاءِ=bunlar ▼ إِلَّا=başkasını صَيْحَةً=bir kuvvetli sesten وَاحِدَةً=tek ▼ مَا=yoktur لَهَا=onda مِنْ=herhangi فَوَاقٍ=bir geri dönüş
 ‎﴾ 16 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki ▼ رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb»عَجِّلْ=hemen ver لَنَا=bize قِطَّنَا=payımızı ▼ قَبْلَ=önce يَوْمِ=gününden الْحِسَابِ=hesap
 ‎﴾ 17 ﴿‎   اِصْبِرْ=yılmadan dayan«sabr_sãbir»عَلَىٰ مَا=olduklarına يَقُولُونَ=onların söylüyor ▼ وَ=ve اذْكُرْ=hatırda tut«zikr»عَبْدَنَا=«kulluk»hizmetkârımız«abd»دَاوُودَ=Dãvûd′u ذَا=sahibi الْأَيْدِۖ=güç ▼ إِنَّهُ=ki o أَوَّابٌ=çok yönelen biriydi
 ‎﴾ 18 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz سَخَّرْنَا=hizmet verir kılmıştık الْجِبَالَ=dağları مَعَهُ=onunla beraber ▼ يُسَبِّحْنَ=«zanlardan» aşkınlığını dile getirirlerdi«tesbih»بِالْعَشِيِّ=akşamleyin وَ=ve الْإِشْرَاقِ=sabahleyin
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَ=ve الطَّيْرَ=kuşlar مَحْشُورَةًۖ=toplanıp gelen ▼ كُلٌّ=hepsi لَهُ=ona أَوَّابٌ=yönelenlerdi
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve شَدَدْنَا=güçlendirmiştik مُلْكَهُ=onun hükümranlığını«mülk» ▼ وَ=ve آتَيْنَاهُ=vermiştik kendisine الْحِكْمَةَ=o Hikmet′i ▼ وَ=ve فَصْلَ=yeteneği الْخِطَابِ=konuşma yapma
 ‎﴾ 21 ﴿‎   وَ=ve هَلْ=mi? أَتَاكَ=geldi sana نَبَأُ=haberi الْخَصْمِ=davacıların ▼ إِذْ=bir vakit تَسَوَّرُوا=duvarına çıkmışlardı الْمِحْرَابَ=makam odasının
 ‎﴾ 22 ﴿‎   إِذْ=bir vakit دَخَلُوا=girmişlerdi عَلَىٰ=yanına دَاوُودَ=Dãvûd′un ▼ فَ=bu halde فَزِعَ=korkmuştu مِنْهُمْۖ=onlardan ▼ قَالُوا=dediler ki لَا تَخَفْۖ=korkma خَصْمَانِ=biz iki davacıyız ▼ بَغَىٰ=hakkını ihlal etti بَعْضُنَا=kimimiz عَلَىٰ=karşı بَعْضٍ=kimine ▼ فَ=şu halde احْكُمْ=sen hükmet بَيْنَنَا=aramızda بِالْحَقِّ=o Gerçek«hakk»ile ▼ وَ=ve de لَا تُشْطِطْ=haksızlık etme ▼ وَ=ve اهْدِنَا=yol göster«hüdã» bize إِلَىٰ سَوَاءِ=düz(gün)üne الصِّرَاطِ=o yolun«sırãt»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki هَٰذَا=bu أَخِي=kardeşimin لَهُ=kendisine aittir تِسْعٌ وَتِسْعُونَ=doksan dokuz نَعْجَةً=koyun ▼ وَ=iken لِيَ=‑var‑ bana ait نَعْجَةٌ=bir koyun وَاحِدَةٌ=tek ▼ فَ=bu halde قَالَ=dedi ki أَكْفِلْنِيهَا=üstleneyim onu ▼ وَ=ve de عَزَّنِي=üstün geldi bana فِي الْخِطَابِ=konuşma yapmada
 ‎﴾ 24 ﴿‎   قَالَ=dedi ki لَقَدْ=emin olun ظَلَمَكَ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmiştir sana ▼ بِسُؤَالِ=istemekle نَعْجَتِكَ=senin koyununu إِلَىٰ=içine نِعَاجِهِۖ=kendi koyunları ▼ وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki كَثِيرًا=çoğu مِنَ الْخُلَطَاءِ=katıştıranların لَيَبْغِي=kesinlikle haksızlık ederler بَعْضُهُمْ=kimi عَلَىٰ بَعْضٍ=kimine ▼ إِلَّا=bunun dışındadır الَّذِينَ=kimseler آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn» ▼ وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt» ▼ وَ=ve قَلِيلٌ=azdır مَا=ne kadar هُمْۗ=onlar ▼ وَ=ve ظَنَّ=zannetti«zann»دَاوُودُ=Dãvûd أَنَّمَاُ=olduğunu ki فَتَنَّاهُ=imtihan ettik«fitne»onu ▼ فَ=bunun üzerine اسْتَغْفَرَ=günahlarının örtülmesini diledi«istiğfar»رَبَّهُ="Efendi ve Sahib"inden«rabb» ▼ وَ=ve خَرَّ=çöktü رَاكِعًا=saygıyla eğilerek«rükû»وَ=ve de أَنَابَ=yöneldi
 ‎﴾ 25 ﴿‎   فَ=sonra da غَفَرْنَا=günahını örttük«mağfiret»لَهُ=ondan ذَٰلِكَۖ=işte bunun ▼ وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki لَهُ=‑vardır‑ona عِنْدَنَا=katımızda لَزُلْفَىٰ=mutlaka bir yakınlık ▼ وَ=ve حُسْنَ=bir güzellik«hasen»مَآبٍ=dönüş olarak
 ‎﴾ 26 ﴿‎   يَا=Ey! دَاوُودُ=Dãvûd ▼ إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz جَعَلْنَاكَ=yaptık seni خَلِيفَةً=öncekinin yerini alan«halef»فِي الْأَرْضِ=o topraklarda ▼ فَ=o halde احْكُمْ=hükmet بَيْنَ=arasında النَّاسِ=insanlar بِالْحَقِّ=o Gerçek′le«hakk» ▼ وَ=ve لَا تَتَّبِعِ=peşine takılma«ittebã»الْهَوَىٰ=canının istediğinin«hevã» ▼ فَ=o zaman يُضِلَّكَ=yolunu saşırtır«dalãl» sana عَنْ=hakkında سَبِيلِ=yolu«sebîl»اللَّهِۚ=Allah′ın ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki الَّذِينَ=kimselere يَضِلُّونَ=yolu saşıran«dalãl»عَنْ=hakkında سَبِيلِ=yolu«sebîl»اللَّهِ=Allah′ın ▼ لَهُمْ=onlar içindir عَذَابٌ=bir ceza«azãb»شَدِيدٌ=çetin ▼ بِمَا=karşılık نَسُوا=unutmalarına يَوْمَ=gününü الْحِسَابِ=hesap
 ‎﴾ 27 ﴿‎   وَ=ve مَا خَلَقْنَا=yaratmadık ▼ السَّمَاءَ=göğü وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünü وَ=ve مَا=olanları بَيْنَهُمَا=ikisi arasında بَاطِلًاۚ=uyduruk ve asılsız«bãtıl»şekilde ▼ ذَٰلِكَ=işte bu ظَنُّ=zannıdır«zann»الَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir» ▼ فَ=şu halde وَيْلٌ=vay hallerine لِلَّذِينَ=kimselerin كَفَرُوا=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelmiş«küfr_kãfir»مِنَ النَّارِ=o Ateş′ten«nãr»ötürü
 ‎﴾ 28 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? نَجْعَلُ=tutacağız ▼ الَّذِينَ=kimseleri آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»وَ=ve de عَمِلُوا=yapmış الصَّالِحَاتِ=düzgün işler«sãlih_sãlihãt» ▼ كَالْمُفْسِدِينَ="ortalığı karıştıran kötülükler"«fesãd»yapanlar gibi فِي الْأَرْضِ=o topraklarda ▼ أَمْ=yoksa mı? نَجْعَلُ=tutacağız الْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranları«takvã»كَالْفُجَّارِ=o doğru olandan sapıp«fãcir» duranlar gibi
 ‎﴾ 29 ﴿‎   كِتَابٌ=bir «ilâhî» Metin«kitãb»أَنْزَلْنَاهُ=indirdik onu إِلَيْكَ=sana ▼ مُبَارَكٌ=bereketlidir«berekãt_mubãrek» ▼ لِيَدَّبَّرُوا=diyedir arkasındakini düşünsünler«tedebbür»آيَاتِهِ=«açık işaret»ayetlerinin«ãyet» ▼ وَ=ve لِيَتَذَكَّرَ=diyedir düşünüp ders çıkarsınlar«tezekkür»أُولُوا=sahipleri الْأَلْبَابِ=saplantısız akıl«elbãb»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   وَ=ve وَهَبْنَا=Biz bahşettik لِدَاوُودَ=Dãvûd′a سُلَيْمَانَۚ=Süleymãn′ı ▼ نِعْمَ=ne güzel الْعَبْدُۖ=«kulluk»hizmetkârdı«abd» ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o أَوَّابٌ=hep yönelendi
 ‎﴾ 31 ﴿‎   إِذْ=bir vakit عُرِضَ=arzedilmişti عَلَيْهِ=kendisine بِالْعَشِيِّ=akşam üstü ▼ الصَّافِنَاتُ=cins olanları الْجِيَادُ=atların
 ‎﴾ 32 ﴿‎   فَ=bunun üzerine قَالَ=dedi إِنِّي=ki ben أَحْبَبْتُ=tercih ettim حُبَّ=sevgisini الْخَيْرِ=mal‑mülk«hayr» ▼ عَنْ=ötürü ذِكْرِ=anmaktan رَبِّي="Efendi ve Sahib"imi«rabb» ▼ حَتَّىٰ=nihayet تَوَارَتْ=onlar gizlendi بِالْحِجَابِ=o perdelenme ile
 ‎﴾ 33 ﴿‎   رُدُّوهَا=geri getirin onları عَلَيَّۖ=bana ▼ فَ=sonra طَفِقَ=başladı مَسْحًا=elini sürmeye«mesh» ▼ بِالسُّوقِ=bacaklara وَ=ve الْأَعْنَاقِ=boyunlara
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki فَتَنَّا=imtihan ettik«fitne»سُلَيْمَانَ=Süleymãn′ı ▼ وَ=ve أَلْقَيْنَا=bıraktık عَلَىٰ=üstüne كُرْسِيِّهِ=tahtının جَسَدًا=bir ceset ▼ ثُمَّ=sonrasında أَنَابَ=yöneldi
 ‎﴾ 35 ﴿‎   قَالَ=dedi ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»اغْفِرْ=günahları ört«mağfiret»لِي=bana ait ▼ وَهَبْ=bahşet لِي=bana مُلْكًا=bir hükümranlık«mülk» ▼ لَا يَنْبَغِي=aşmayacağı لِأَحَدٍ=bir kimsenin مِنْ بَعْدِيۖ=benden sonra ▼ إِنَّكَ=şu bir gerçek ki Senin أَنْتَ=kendin الْوَهَّابُ=‑asıl‑”Bahşeden”dir«vehhãb»
 ‎﴾ 36 ﴿‎   فَ=bunun üzerine سَخَّرْنَا=hizmet verir kıldık لَهُ=ona الرِّيحَ=rüzgârı ▼ تَجْرِي=eserdi بِأَمْرِهِ=yapılması istenmiş olduğuyla«emr»رُخَاءً=süratli ve sarsmadan ▼ حَيْثُ=nereye أَصَابَ=hedeflese
 ‎﴾ 37 ﴿‎   وَ=ve الشَّيَاطِينَ=şeytanları ▼ كُلَّ=bütün بَنَّاءٍ=inşa edenleri وَ=ve غَوَّاصٍ=dalıp çıkaranları
 ‎﴾ 38 ﴿‎   وَ=ve آخَرِينَ=diğerlerini ▼ مُقَرَّنِينَ=beraber olarak«karîn»فِي الْأَصْفَادِ=zincirlere vurulmuş
 ‎﴾ 39 ﴿‎   هَٰذَا=bu عَطَاؤُنَا=Bizim ihsanımızdır ▼ فَ=şu halde امْنُنْ=bahşet أَوْ=veya أَمْسِكْ=elinde tut ▼ بِغَيْرِ=olmadan حِسَابٍ=bir hesap(veya”ölçü”)
 ‎﴾ 40 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki لَهُ=‑vardır‑ona عِنْدَنَا=katımızda لَزُلْفَىٰ=mutlaka bir yakınlık ▼ وَ=ve حُسْنَ=bir güzellik«hasen»مَآبٍ=dönüş olarak
 ‎﴾ 41 ﴿‎   وَ=ve اذْكُرْ=hatırda tut«zikr»عَبْدَنَا=«kulluk»hizmetkârımız«abd»أَيُّوبَ=Eyyûb′u ▼ إِذْ=bir vakit نَادَىٰ=seslenerek demişti رَبَّهُ="Efendi ve Sahib"ine«rabb» ▼ أَنِّي=ki bana مَسَّنِيَ=uğrattı الشَّيْطَانُ=o şeytan ▼ بِنُصْبٍ=bir yorgunluk وَ=ve عَذَابٍ=bir cezalandırma«azãb»
 ‎﴾ 42 ﴿‎   اُرْكُضْ=vur بِرِجْلِكَۖ=ayağınla ▼ هَٰذَا=işte مُغْتَسَلٌ=bir yıkanmalık بَارِدٌ=serin وَ=ve شَرَابٌ=içmelik
 ‎﴾ 43 ﴿‎   وَ=ve وَهَبْنَا=bahşettik لَهُ=ona ▼ أَهْلَهُ=ailesini«ehl»وَ=ve مِثْلَهُمْ=onların mislini مَعَهُمْ=beraberlerinde ▼ رَحْمَةً=bir merhamet«rahmet»مِنَّا=Bizden ▼ وَ=ve ذِكْرَىٰ=bir «ilâhî» Tembih«zikr»لِأُولِي=sahiplerine الْأَلْبَابِ=saplantısız akıl«elbãb»
 ‎﴾ 44 ﴿‎   وَ=ve خُذْ=al بِيَدِكَ=eline ضِغْثًا=bir demet sap ▼ فَ=sonra da اضْرِبْ=vur بِهِ=onunla ▼ وَ=ve لَا تَحْنَثْۗ=yeminini bozma ▼ إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz وَجَدْنَاهُ=bulmuştuk onu صَابِرًاۚ=zorluklara göğüs gerer«sabr_sãbir» ▼ نِعْمَ=ne güzel الْعَبْدُۖ=«kulluk»hizmetkârdı«abd» ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o أَوَّابٌ=hep yönelendi
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَ=ve اذْكُرْ=hatırda tut«zikr»عِبَادَنَا=«kulluk»hizmetkârımız«abd»إِبْرَاهِيمَ=İbrãhîm′i وَ=ve إِسْحَاقَ=İshãk′ı وَ=ve يَعْقُوبَ=Ya′kûb′u ▼ أُولِي=sahibi الْأَيْدِي=kuvvet«el»وَ=ve الْأَبْصَارِ=basiret
 ‎﴾ 46 ﴿‎   إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz أَخْلَصْنَاهُمْ=katışıksız tutanlar«hãlis_muhlis» kıldık onları ▼ بِخَالِصَةٍ=katışıksız olarak«hãlis_muhlis»ذِكْرَى=hatırda tutan«zikr»الدَّارِ=o yurdu
 ‎﴾ 47 ﴿‎   وَ=ve إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar عِنْدَنَا=katımızda لَمِنَ الْمُصْطَفَيْنَ=kesinlikle seçkinlerdendir الْأَخْيَارِ=en "faydalı ve iyi" olanlardandır«hayr»
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve اذْكُرْ=hatırda tut«zikr»إِسْمَاعِيلَ=İsmãîl′i ▼ وَ=ve الْيَسَعَ=El Yesea′yı وَ=ve de ذَا الْكِفْلِۖ=Zûlkifl′i ▼ وَ=ve كُلٌّ=hepsi مِنَ الْأَخْيَارِ=en "faydalı ve iyi" olanlardandır«hayr»
 ‎﴾ 49 ﴿‎   هَٰذَا=bu ذِكْرٌۚ=bir «ilâhî» Tembih′tir«zikr» ▼ وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki لِلْمُتَّقِينَ=‑vardır‑kendini sakındıranlar«takvã»için لَحُسْنَ=kesinlikle bir güzellik«hasen»مَآبٍ=dönüş olarak
 ‎﴾ 50 ﴿‎   جَنَّاتِ=Cennetleri عَدْنٍ=Devamlı İkamet(*) ▼ مُفَتَّحَةً=açılmış olarak لَهُمُ=kendilerine الْأَبْوَابُ=kapıları(*) orj ADN
 ‎﴾ 51 ﴿‎   مُتَّكِئِينَ=yaslanırlar فِيهَا=orada ▼ يَدْعُونَ=çağırırlar«duã»فِيهَا=orada بِفَاكِهَةٍ=meyve كَثِيرَةٍ=birçok وَ=ve شَرَابٍ=içki
 ‎﴾ 52 ﴿‎   وَ=ve عِنْدَهُمْ=huzurlarındadır قَاصِرَاتُ=ayırmayan الطَّرْفِ=bakışlarını أَتْرَابٌ=yaşıtlar
 ‎﴾ 53 ﴿‎   هَٰذَا=işte budur مَا=şey تُوعَدُونَ=size söz verilen«va′d» ▼ لِيَوْمِ=günü için الْحِسَابِ=o hesap
 ‎﴾ 54 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki هَٰذَا=bu لَرِزْقُنَا=kesinlikle bizim faydalandırıldığımız «nimetler»dir «rızk» ▼ مَا=olmaz لَهُ=onda مِنْ=herhangi نَفَادٍ=bir tükenme
 ‎﴾ 55 ﴿‎   هَٰذَاۚ=bu böyledir ▼ وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki لِلطَّاغِينَ=azmışlaradır«tuğyãn_tağ′ût»لَشَرَّ=kesinlikle en zararlı ve kötüsü«şerr»مَآبٍ=dönüşün
 ‎﴾ 56 ﴿‎   جَهَنَّمَ=Cehennem! ▼ يَصْلَوْنَهَا=ateşe girerler orada ▼ فَ=şu halde بِئْسَ=ne kötüdür الْمِهَادُ=o yatılacak yer
 ‎﴾ 57 ﴿‎   هَٰذَا=bu da böyledir ▼ فَ=şu halde لْيَذُوقُوهُ=tatsınlar onu ▼ حَمِيمٌ=kaynardır وَ=ve غَسَّاقٌ=kokuşmuşdur
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve آخَرُ=daha başka مِنْ شَكْلِهِ=‑vardır‑onun şeklindekilerden أَزْوَاجٌ=çeşit çeşit 
 ‎﴾ 59 ﴿‎   هَٰذَا=bu فَوْجٌ=bir bölüktür مُقْتَحِمٌ=girecek مَعَكُمْۖ=sizinle beraber ▼ لَا=yoktur مَرْحَبًا=ferahlama بِهِمْۚ=onlara ▼ إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar صَالُوا=yanmaya gireceklerdir النَّارِ=o Ateş′te«nãr»
 ‎﴾ 60 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki بَلْ=aslında أَنْتُمْ=sizin لَا=yoktur مَرْحَبًا=ferahlık بِكُمْۖ=kendinize ▼ أَنْتُمْ=siz قَدَّمْتُمُوهُ=önümüze koydunuz onu لَنَاۖ=bizim ▼ فَ=şu halde بِئْسَ=ne kötüdür الْقَرَارُ=o kalış yeri
 ‎﴾ 61 ﴿‎   قَالُوا=dediler ki رَبَّنَا="Efendi ve Sahib"imiz!«rabb» ▼ مَنْ=kim قَدَّمَ=önümüze koyduysa لَنَا=bizim هَٰذَا=bunu ▼ فَ=o zaman زِدْهُ=artır onda عَذَابًا=cezayı«azãb»ضِعْفًا=bir kat daha فِي النَّارِ=o Ateş′te«nãr»
 ‎﴾ 62 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki مَا=neyimiz? لَنَا=‑var‑bizim ▼ لَا نَرَىٰ=görmüyoruz رِجَالًا=adamları كُنَّا=olduğumuz نَعُدُّهُمْ=sayıyor مِنَ الْأَشْرَارِ=kötülerden
 ‎﴾ 63 ﴿‎   أَتَّخَذْنَاهُمْ=almıştık onları سِخْرِيًّا=alaya ▼ أَمْ=yoksa mı? زَاغَتْ=kaydı عَنْهُمُ=onlardan الْأَبْصَارُ=gözler
 ‎﴾ 64 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki ذَٰلِكَ=işte bu لَحَقٌّ=muhakkak o Gerçek(leşecek)′tir«hakk» ▼ تَخَاصُمُ=tartışacağı أَهْلِ=ahalisinin«ehl»النَّارِ=o Ateş′in«nãr»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   قُلْ=de ki إِنَّمَا=ancak ve sadece أَنَا=ben مُنْذِرٌۖ=bir uyarıcıyım ▼ وَ=ve مَا=yoktur مِنْ=herhangi إِلَٰهٍ=bir ilâh إِلَّا=başka اللَّهُ=Allah′tan ▼ الْوَاحِدُ=‑asıl‑”Tek Olan”dır«vãhid»الْقَهَّارُ=‑asıl‑”Devamlı Ezici Hakimiyet Sahibi”dir«kahhãr»
 ‎﴾ 66 ﴿‎   رَبُّ="Efendi ve Sahib"idir«rabb»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünün ▼ وَ=ve مَا=olanların بَيْنَهُمَا=ikisi arasında ▼ الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"dir«azîz»الْغَفَّارُ=”Çok Olsa da Günahları Silen”dir«ğaffãr»
 ‎﴾ 67 ﴿‎   قُلْ=de ki هُوَ=O نَبَأٌ=bir haberdir عَظِيمٌ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 68 ﴿‎   أَنْتُمْ=siz عَنْهُ=ona مُعْرِضُونَ=aldırış etmeyenlersiniz«iğ′rãd»
 ‎﴾ 69 ﴿‎   مَا كَانَ=olmadı لِيَ=bende مِنْ=herhangi عِلْمٍ=bir bilgi«ilm» ▼ بِالْمَلَإِ=o toplulukla ilgili الْأَعْلَىٰ=yüksek إِذْ=iken يَخْتَصِمُونَ=onlar tartışıyor
 ‎﴾ 70 ﴿‎   إِنْ يُوحَىٰ=mesajla iletilmiyor«vahy»إِلَيَّ=bana ▼ إِلَّا=başka sebeple أَنَّمَا=olmasından ki أَنَا=ben نَذِيرٌ=bir uyarıcıyım مُبِينٌ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 71 ﴿‎   إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti رَبُّكَ="Efendi ve Sahib"in«rabb»لِلْمَلَائِكَةِ=meleklere ▼ إِنِّي=ki Ben خَالِقٌ=yaratacağım بَشَرًا=bir insan مِنْ طِينٍ=çamurdan
 ‎﴾ 72 ﴿‎   فَ=sonra إِذَا=zaman سَوَّيْتُهُ=onu iyice oturmuş bir hale getirdiğim ▼ وَ=ve نَفَخْتُ=üflediğim فِيهِ=ona مِنْ رُوحِي=«Ruh»"İlâhi Destek"imden«rûh» ▼ فَ=bunun üzerine قَعُوا=çökün لَهُ=ona(veya”onun için”) سَاجِدِينَ=yere yüz koymaya«secde»
 ‎﴾ 73 ﴿‎   فَ=böylece سَجَدَ=yere yüz koydular«secde» ▼ الْمَلَائِكَةُ=meleklerin كُلُّهُمْ=hepsi أَجْمَعُونَ=topluca
 ‎﴾ 74 ﴿‎   إِلَّا=dışında إِبْلِيسَ=İblis ▼ اسْتَكْبَرَ=o büyüklendi«kibr»وَ=ve كَانَ=oldu مِنَ الْكَافِرِينَ=«ilâhi sözleri» görmezlikten gelenlerden«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 75 ﴿‎   قَالَ=dedi ki يَا=Ey! إِبْلِيسُ=İblis ▼ مَا=nedir? مَنَعَكَ=alıkoyan أَنْ تَسْجُدَ=yere yüz koymaktan«secde» ▼ لِمَا=olduğuma(veya”olduğum için”) خَلَقْتُ=yaratmış بِيَدَيَّۖ=iki elimle ▼ أَ=mi? سْتَكْبَرْتَ=büyüklendin«kibr»أَمْ=yoksa mı? كُنْتَ=oldun مِنَ الْعَالِينَ=yücelerden
 ‎﴾ 76 ﴿‎   قَالَ=dedi ki أَنَا=ben خَيْرٌ="faydalı ve iyi"yim«hayr»مِنْهُۖ=ondan ▼ خَلَقْتَنِي=yarattın beni مِنْ نَارٍ=bir ateşten«nãr» ▼ وَ=oysa خَلَقْتَهُ=yarattın onu مِنْ طِينٍ=çamurdan
 ‎﴾ 77 ﴿‎   قَالَ=dedi ki فَ=o halde اخْرُجْ=dışarı çık«ihrãc»مِنْهَا=oradan ▼ فَ=bu durumda إِنَّكَ=sen رَجِيمٌ=kovulmuş birisin
 ‎﴾ 78 ﴿‎   وَ=ve إِنَّ=şu bir gerçek ki عَلَيْكَ=senin üzerinedir لَعْنَتِي=dışlayıp horlayışım«la′net» ▼ إِلَىٰ=kadar يَوْمِ=gününe الدِّينِ=o Yargılama«dîn»
 ‎﴾ 79 ﴿‎   قَالَ=dedi ki رَبِّ="Efendi ve Sahib"im!«rabb»فَ=o zaman أَنْظِرْنِي=süre ver bana ▼ إِلَىٰ=kadar يَوْمِ=güne يُبْعَثُونَ=dirilecekleri«ba′s»
 ‎﴾ 80 ﴿‎   قَالَ=dedi فَ=bu halde إِنَّكَ=ki sen مِنَ الْمُنْظَرِينَ=süre verilenlerdensin
 ‎﴾ 81 ﴿‎   إِلَىٰ=kadar يَوْمِ=gününe الْوَقْتِ=vaktin الْمَعْلُومِ=belli
 ‎﴾ 82 ﴿‎   قَالَ=dedi ki فَ=öyleyse بِ=yemin olsun ki عِزَّتِكَ=Senin "kudret ve üstünlüğüne"«izzet» ▼ لَأُغْوِيَنَّهُمْ=muhakkak yoldan şaştıracağım«gayy» onları أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 83 ﴿‎   إِلَّا=yalnız hariç عِبَادَكَ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerin مِنْهُمُ=onların içinden الْمُخْلَصِينَ=katışıksız kalmış«muhles»
 ‎﴾ 84 ﴿‎   قَالَ=O dedi ki فَ=bu halde الْحَقُّ=o Gerçek(leşecek)«hakk»olandır ▼ وَ=ve de الْحَقَّ=Gerçek(leşecek)«hakk»olandır أَقُولُ=şu dediğim ki;
 ‎﴾ 85 ﴿‎   لَأَمْلَأَنَّ=kesinlikle dolduracağım جَهَنَّمَ=Cehennem′i مِنْكَ=senden ▼ وَ=ve مِمَّنْ=kimselerden تَبِعَكَ=peşine takılan«ittebã»مِنْهُمْ=onlar içinde أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 86 ﴿‎   قُلْ=de ki مَا أَسْأَلُكُمْ=ben istemiyorum sizden عَلَيْهِ=ona karşı مِنْ=herhangi أَجْرٍ=bir bedel«ecr» ▼ وَ=ve مَا=değilim أَنَا=ben مِنَ الْمُتَكَلِّفِينَ=külfete sokanlardan
 ‎﴾ 87 ﴿‎   إِنْ=değildir هُوَ=o إِلَّا=başkası ذِكْرٌ=bir «ilâhî» Tembih′ten«zikr»لِلْعَالَمِينَ=bütün alemlere
 ‎﴾ 88 ﴿‎   وَ=ve لَتَعْلَمُنَّ=muhakkak bileceksiniz نَبَأَهُ=onun haberini ▼ بَعْدَ=sonra حِينٍ=bir süre
Âyet Metni : (Sâd.1) (23. Cüz | 453. Sayfa)
Okunuşu :
1. ṣâd. velḳur'âni ẕi-ẕẕikr.
(Sâd.1) Grameri
صٓ : Saad ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]وَالْقُرْآنِ : by ::: [Edat/Yemin öntakı] [i‑haline çeken öntakı (harf‑i cer)]وَالْقُرْآنِ : the ::: [Belirlilik Takısı]وَالْقُرْآنِ : Quran ::: [Özel İsim] [Eril] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ق ر أذِى : full ::: [Sıfat] [Eril tekil] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ذ ا تالذِّكْرِ : (of) the ::: [Belirlilik Takısı]الذِّكْرِ : reminder ::: [İsim] [Eril] [fiilden Fiilimsi] [i‑haline çekilmiş (mecrûr)] Kök: ذ ك ر
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu