Menü
Meâller
Elmalılı H.Yazır
1. Hâ, mîm.
B.Bayraklı
1. Hâ, mîm.
A.Bayındır
1. Hâ-Mîm[*]![*] Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebîmize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebîmizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam’ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır.Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur’an’a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.  Dipnotlar »
C.Külünkoğlu
1. Hâ Mîm.* “Ha-Mim” harfleri ile ilgili 2/1 ayetinin dipnotuna bakabilirsiniz.  Dipnotlar »
S.Ateş
1. Hâ mîm.
İngilizce Kelime Meali
حمٓ=Ha Meem.
(43) Zuhruf Sûresi Kelime Meâli
 ‎﴾ 1 ﴿‎   حمٓ=«H harfi»Hâ «M harfi»Mîm
 ‎﴾ 2 ﴿‎   وَ=yemin olsun الْكِتَابِ=şu «ilâhî» Metine«kitãb»الْمُبِينِ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 3 ﴿‎   إِنَّا=ki Biz جَعَلْنَاهُ=yaptık onu قُرْآنًا=bir Ayet Topluluğu«kur′ãn»şeklinde عَرَبِيًّا=Arapça ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَعْقِلُونَ=akıl erdirip kavrarsınız«akl»
 ‎﴾ 4 ﴿‎   وَ=ve إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o فِي=içindedir أُمِّ=Ana الْكِتَابِ=«ilâhî» Metinin«kitãb»لَدَيْنَا=katımızdaki ▼ لَعَلِيٌّ=çok yüce olan«alî»حَكِيمٌ=hükümleri doğru olan«hakîm»
 ‎﴾ 5 ﴿‎   أَ=mı? فَ=şu halde نَضْرِبُ=uzak tutalım عَنْكُمُ=sizden الذِّكْرَ=o «ilâhî» Tembih′i«zikr»صَفْحًا=umursamayarak«safha» ▼ أَنْ=diye كُنْتُمْ=oldunuz قَوْمًا=bir toplum«kavm»مُسْرِفِينَ=ölçüyü aşan«isrãf_müsrif»
 ‎﴾ 6 ﴿‎   وَ=ve كَمْ=kaçını أَرْسَلْنَا=Biz gönderdik مِنْ نَبِيٍّ=Peygamber«nebî»olarak ▼ فِي=içinde الْأَوَّلِينَ=öncekiler
 ‎﴾ 7 ﴿‎   وَ=ve مَا يَأْتِيهِمْ=gelmez onlara مِنْ=herhangi نَبِيٍّ=bir Peygamber«nebî» ▼ إِلَّا=dışında كَانُوا=olmaları بِهِ=onunla يَسْتَهْزِئُونَ=alay etmekte
 ‎﴾ 8 ﴿‎   فَ=bunun üzerine أَهْلَكْنَا=helak etmiştik أَشَدَّ=daha üst seviyede olanı مِنْهُمْ=kendilerinde بَطْشًا=yakalayarak ▼ وَ=ve مَضَىٰ=geçmiştir مَثَلُ=durumu الْأَوَّلِينَ=öncekilerin
 ‎﴾ 9 ﴿‎   وَ=ve لَئِنْ=kesinlikle eğer سَأَلْتَهُمْ=sorsan onlara ▼ مَنْ=kim? خَلَقَ=yarattı السَّمَاوَاتِ=gökleri وَ=ve الْأَرْضَ=yeryüzünü ▼ لَيَقُولُنَّ=muhakkak diyecekler ki hep ▼ خَلَقَهُنَّ=yarattı onları الْعَزِيزُ=‑asıl‑"Üstün Gelen"«azîz»الْعَلِيمُ=‑asıl‑”Bilen”«alîm»
 ‎﴾ 10 ﴿‎   اَلَّذِي=olandır جَعَلَ=yapmış لَكُمُ=sizin için الْأَرْضَ=yeryüzünü مَهْدًا=bir beşik ▼ وَ=ve جَعَلَ=yapmış لَكُمْ=size فِيهَا=orada سُبُلًا=yollar ▼ لَعَلَّكُمْ=olur ki diye siz تَهْتَدُونَ=gösterilmiş yola girersiniz«hüdã»
 ‎﴾ 11 ﴿‎   وَ=ve الَّذِي=olandır نَزَّلَ=indirmiş مِنَ السَّمَاءِ=gökten مَاءً=su بِقَدَرٍ=bir ölçü«kadîr_mikdãr»ile ▼ فَ=sonra da أَنْشَرْنَا=canlandırdık بِهِ=onunla بَلْدَةً=bir beldeyi مَيْتًاۚ=ölü ▼ كَذَٰلِكَ=işte böyle تُخْرَجُونَ=siz «topraktan» dışarı çıkarılacaksınız«ihrãc»
 ‎﴾ 12 ﴿‎   وَ=ve الَّذِي=olandır خَلَقَ=yaratmış الْأَزْوَاجَ=çiftlerin كُلَّهَا=hepsini ▼ وَ=ve جَعَلَ=yapmıştır لَكُمْ=sizin için مِنَ الْفُلْكِ=gemilerden وَ=ve الْأَنْعَامِ="kesimlik otlayan hayvanlar"dan«en′ãm»مَا=şeyleri تَرْكَبُونَ=bineceğiniz
 ‎﴾ 13 ﴿‎   لِتَسْتَوُوا=oturmanız için عَلَىٰ=üzerine ظُهُورِهِ=onların sırtlarının ▼ ثُمَّ=sonrasında تَذْكُرُوا=hatırda tutmanız«zikr»için نِعْمَةَ=nimetini رَبِّكُمْ="Efendi ve Sahib"inizin«rabb» ▼ إِذَا=zaman اسْتَوَيْتُمْ=oturduğunuz عَلَيْهِ=üzerine ▼ وَ=ve تَقُولُوا=demeniz için ▼ سُبْحَانَ=«zanlardan» aşkındır«subhãn»الَّذِي=olan سَخَّرَ=hizmet verir kılmış لَنَا=bize هَٰذَا=bunu ▼ وَ=iken مَا كُنَّا=biz kılacak değil لَهُ=bunu مُقْرِنِينَ=beraber olunacak şeyler«karîn»
 ‎﴾ 14 ﴿‎   وَ=ve إِنَّا=şu bir gerçek ki biziz إِلَىٰ رَبِّنَا="Efendi ve Sahib"imize«rabb»لَمُنْقَلِبُونَ=muhakkak dönecekler
 ‎﴾ 15 ﴿‎   وَ=ve جَعَلُوا=kıldılar لَهُ=O′na مِنْ=bazısını عِبَادِهِ=kendi «kulluk»hizmet«abd»edenlerinden جُزْءًاۚ=bir parça ▼ إِنَّ=şu bir gerçek ki الْإِنْسَانَ=insan لَكَفُورٌ=«ilâhi sözleri» çok görmezlikten gelendir«küfr_kãfir»مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 16 ﴿‎   أَمِ=yoksa mı? اتَّخَذَ=edindi مِمَّا=olduklarından يَخْلُقُ=yaratmış بَنَاتٍ=kızları ▼ وَ=ve أَصْفَاكُمْ=seçti size بِالْبَنِينَ=oğulları
 ‎﴾ 17 ﴿‎   وَ=ise إِذَا=zaman بُشِّرَ=müjdelendiği أَحَدُهُمْ=onlardan biri ▼ بِمَا=şeyle ضَرَبَ=verdiği لِلرَّحْمَٰنِ=o “Merhametin Kaynağı”na«rahmãn»مَثَلًا=bir örnek olarak ▼ ظَلَّ=gölge düşer وَجْهُهُ=yüzüne مُسْوَدًّا=kapkara ▼ وَ=halde هُوَ=kendisi كَظِيمٌ=sıkıntısını içinde tutmaya çalışır«kezîm»
 ‎﴾ 18 ﴿‎   أَ=mi? وَ=peki مَنْ=kimse ▼ يُنَشَّأُ=vücuda getirilmiş«inşá»فِي=içinde الْحِلْيَةِ=süsler ▼ وَ=ve(kimse) هُوَ=kendisi«eril» فِي=içerisinde الْخِصَامِ=ihtilafın(veya"kavganın) ▼ غَيْرُ=olmayan مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 19 ﴿‎   وَ=ve جَعَلُوا=kıldılar الْمَلَائِكَةَ=melekleri ▼ الَّذِينَ=olan هُمْ=kendileri عِبَادُ=«kulluk»hizmet«abd»edenleri الرَّحْمَٰنِ=o “Merhametin Kaynağı”nın«rahmãn» ▼ إِنَاثًاۚ=dişi ▼ أَ=mi? شَهِدُوا=tanık«şãhid» oldular خَلْقَهُمْۚ=onların yaratılışlarına ▼ سَتُكْتَبُ=kaydedilecektir«ketb»شَهَادَتُهُمْ=tanıklıkları«şãhid»وَ=ve يُسْأَلُونَ=sorgulanacaklardır
 ‎﴾ 20 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki ▼ لَوْ=eğer شَاءَ=dileseydi الرَّحْمَٰنُ=o “Merhametin Kaynağı”«rahmãn»مَا عَبَدْنَاهُمْۗ=«kulluk»hizmet«abd»etmezdik onlara ▼ مَا=yoktur لَهُمْ=onlara ait بِ=ilgili ذَٰلِكَ=işte bununla مِنْ=herhangi عِلْمٍۖ=bir bilgi«ilm» ▼ إِنْ=değildir هُمْ=onlar إِلَّا=olandan başkası يَخْرُصُونَ=tahmin yürütüyor«hars»
 ‎﴾ 21 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? آتَيْنَاهُمْ=vermişiz onlara كِتَابًا=bir «ilâhî» Metin«kitãb»مِنْ قَبْلِهِ=bundan önce ▼ فَ=ki böylece هُمْ=onlar بِهِ=ona مُسْتَمْسِكُونَ=tutunuyorlar
 ‎﴾ 22 ﴿‎   بَلْ=Yok! ▼ قَالُوا=dediler إِنَّا=ki biz وَجَدْنَا=bulduk آبَاءَنَا=babalarımızı عَلَىٰ=‑temeli‑üzerinde أُمَّةٍ=bir toplum«ümmet» ▼ وَ=ve(dediler) إِنَّا=ki biz عَلَىٰ=üzerinde آثَارِهِمْ=onların izleri مُهْتَدُونَ=gösterilmiş yola girmişleriz«hüdã»
 ‎﴾ 23 ﴿‎   وَ=ve كَذَٰلِكَ=işte böyle ▼ مَا أَرْسَلْنَا=göndermedik مِنْ قَبْلِكَ=senden öncekiler içerisinden فِي قَرْيَةٍ=bir yerleşime«karye»مِنْ=herhangi نَذِيرٍ=bir uyarıcı ▼ إِلَّا=olmayan قَالَ=diyenlerden مُتْرَفُوهَا=refaha erdirilmişleri oranın ▼ إِنَّا=ki biz وَجَدْنَا=bulduk آبَاءَنَا=babalarımızı عَلَىٰ=‑temeli‑üzerinde أُمَّةٍ=bir toplum«ümmet» ▼ وَ=ve(diyen) إِنَّا=ki biz عَلَىٰ=üzerinde آثَارِهِمْ=onların izleri مُقْتَدُونَ=takipçileriz
 ‎﴾ 24 ﴿‎   قَالَ=dedi ki ▼ أَ=mi? وَلَوْ=bile جِئْتُكُمْ=ben size getirsem بِأَهْدَىٰ=daha iyi bir yol gösteriş«hüdã» ▼ مِمَّا=olduğunuzdan وَجَدْتُمْ=bulmuş عَلَيْهِ=onun‑temeli‑üzerinde آبَاءَكُمْۖ=babalarınızı ▼ قَالُوا=dediler إِنَّا=ki biz بِمَا=olduğunuzu أُرْسِلْتُمْ=gönderilmiş بِهِ=kendisiyle كَافِرُونَ=görmezlikten gelenleriz«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 25 ﴿‎   فَ=bunun üzerine انْتَقَمْنَا=«suçlarına» cezasını verdik«intikãm»مِنْهُمْۖ=onların ▼ فَ=şu halde انْظُرْ=bak كَيْفَ=nasıl? كَانَ=oldu عَاقِبَةُ=sonu الْمُكَذِّبِينَ=yalan(cı) sayıp duranların«tekzîb»
 ‎﴾ 26 ﴿‎   وَ=ve إِذْ=bir vakit قَالَ=demişti إِبْرَاهِيمُ=İbrãhîm لِأَبِيهِ=babasına وَ=ve قَوْمِهِ=toplumuna«kavm» ▼ إِنَّنِي=ki ben بَرَاءٌ=uzağım مِمَّا=olduklarınızdan تَعْبُدُونَ=«kulluk»hizmetkârlık«abd»yapmakta
 ‎﴾ 27 ﴿‎   إِلَّا=dışında الَّذِي=olan فَطَرَنِي=beni meydana getirmiş«fãtır_fıtrat» ▼ فَ=şu halde إِنَّهُ=(dedi)ki O سَيَهْدِينِ=yol gösterecektir«hüdã»bana
 ‎﴾ 28 ﴿‎   وَ=ve جَعَلَهَا=yaptı bunu كَلِمَةً=bir kelam(mesaj)«kelime_kelimãt»بَاقِيَةً=kalıcı فِي عَقِبِهِ=sonrakiler içinde ▼ لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَرْجِعُونَ=dönerler
 ‎﴾ 29 ﴿‎   بَلْ=aslında! مَتَّعْتُ=geçindirdik هَٰؤُلَاءِ=bunları وَ=ve آبَاءَهُمْ=babalarını ▼ حَتَّىٰ=kadar جَاءَهُمُ=kendilerine gelinceye الْحَقُّ=o Gerçek«hakk» ▼ وَ=ve(gelinceye) رَسُولٌ=bir Elçi«rasûl»مُبِينٌ=apaçık (veya”açıklığa kavuşturan”)«mübîn»
 ‎﴾ 30 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا جَاءَهُمُ=gelince onlara الْحَقُّ=o Gerçek«hakk» ▼ قَالُوا=dediler ki هَٰذَا=bu سِحْرٌ=bir aldatmacadır(veya ”sihirdir”) ▼ وَ=ve(dediler) إِنَّا=ki biz بِهِ=ona karşı كَافِرُونَ=görmezlikten geleniz«küfr_kãfir»
 ‎﴾ 31 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki لَوْلَا نُزِّلَ=indirilseydi ya! هَٰذَا=bu الْقُرْآنُ=«Ayet Topluluğu»Kur'ân«kur′ãn» ▼ عَلَىٰ رَجُلٍ=bir adama مِنَ الْقَرْيَتَيْنِ=şu iki yerleşimden«karye»عَظِيمٍ=muazzam«azîm»
 ‎﴾ 32 ﴿‎   أَ=mı? هُمْ=onlar يَقْسِمُونَ=bölüştürüyorlar رَحْمَتَ=merhametini«rahmet»رَبِّكَۚ="Efendi ve Sahib"inin«rabb» ▼ نَحْنُ=Biz قَسَمْنَا=bölüştürdük بَيْنَهُمْ=aralarında مَعِيشَتَهُمْ=onların geçimliklerini ▼ فِي الْحَيَاةِ=hayatında الدُّنْيَاۚ=dünya ▼ وَ=ve رَفَعْنَا=üstün kıldık بَعْضَهُمْ=onlardan kimini فَوْقَ=üzerine بَعْضٍ=kiminin ▼ دَرَجَاتٍ=derecelerle ▼ لِيَتَّخِذَ=edinmeleri için بَعْضُهُمْ=onlardan kimi بَعْضًا=kimini سُخْرِيًّاۗ=bir hizmetçi çalışan ▼ وَ=ve رَحْمَتُ=merhameti«rahmet»رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"dir«hayr» ▼ مِمَّا=şeylerden يَجْمَعُونَ=onların biriktirdikleri
 ‎﴾ 33 ﴿‎   وَ=ve لَوْلَا=eğer olmasaydı ▼ أَنْ يَكُونَ=olması النَّاسُ=insanların أُمَّةً=topluluk«ümmet»وَاحِدَةً=tek bir ▼ لَجَعَلْنَا=kesinlikle yapardık ▼ لِمَنْ=kimseler için يَكْفُرُ=görmezlikten gelen«küfr_kãfir»بِالرَّحْمَٰنِ=o “Merhametin Kaynağı”nı«rahmãn» ▼ لِبُيُوتِهِمْ=evlerine سُقُفًا=tavanlar مِنْ فِضَّةٍ=gümüşten ▼ وَ=ve مَعَارِجَ=merdivenler عَلَيْهَا=üzerine يَظْهَرُونَ=binip çıkacakları
 ‎﴾ 34 ﴿‎   وَ=ve لِبُيُوتِهِمْ=‑vardır‑evlerinin أَبْوَابًا=kapıları ▼ وَ=ve سُرُرًا=koltuklar عَلَيْهَا=üzerine يَتَّكِئُونَ=yaslanacakları
 ‎﴾ 35 ﴿‎   وَ=ve(vardır) زُخْرُفًاۚ=süsler ▼ وَ=ve إِنْ=yoktur كُلُّ=tamamında ذَٰلِكَ=işte bunların لَمَّا=olmayan مَتَاعُ=geçimlik varlığı الْحَيَاةِ=hayatının الدُّنْيَاۚ=dünya ▼ وَ=ise الْآخِرَةُ=Ahiret عِنْدَ=katında رَبِّكَ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»لِلْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranlar«takvã»içindir
 ‎﴾ 36 ﴿‎   وَ=ve مَنْ=kim يَعْشُ=kör olursa ▼ عَنْ=karşı ذِكْرِ=«ilâhî» Tembih′ine«zikr»الرَّحْمَٰنِ=o “Merhametin Kaynağı”nın«rahmãn» ▼ نُقَيِّضْ=takdir ederiz لَهُ=ona شَيْطَانًا=bir şeytan ▼ فَ=sonra da هُوَ=o لَهُ=kendisinin olur قَرِينٌ=beraber olduğu kişi«karîn»
 ‎﴾ 37 ﴿‎   وَ=ve إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar لَيَصُدُّونَهُمْ=muhakkak alıkoyarlar onları عَنِ السَّبِيلِ=o yoldan«sebîl» ▼ وَ=ve يَحْسَبُونَ=sanırlar أَنَّهُمْ=olduklarını مُهْتَدُونَ=gösterilmiş yola girmiş«hüdã»
 ‎﴾ 38 ﴿‎   حَتَّىٰ=nihayet إِذَا=zaman جَاءَنَا=Bize geldiği ▼ قَالَ=der ki يَا=Ah! لَيْتَ=keşke ▼ بَيْنِي=‑var olsaydı‑ benim aramda وَ=ile بَيْنَكَ=senin بُعْدَ=mesafesi الْمَشْرِقَيْنِ=iki doğunun ▼ فَ=bu halde بِئْسَ=ne kötüdür الْقَرِينُ=o beraber olunan kişi«karîn»
 ‎﴾ 39 ﴿‎   وَ=ve لَنْ يَنْفَعَكُمُ=asla bir yarar sağlamaz size الْيَوْمَ=bugün ▼ إِذْ=çünkü ظَلَمْتُمْ="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»ettiniz ▼ أَنَّكُمْ=şu bir gerçek ki siz فِي الْعَذَابِ=o cezada«azãb»مُشْتَرِكُونَ=ortaksınız«şerîk»
 ‎﴾ 40 ﴿‎   أَ=mi? فَ=şu halde أَنْتَ=sen تُسْمِعُ=işittireceksin الصُّمَّ=sağıra ▼ أَوْ=yahut تَهْدِي=yolu göstereceksin«hüdã»الْعُمْيَ=köre ▼ وَ=ve مَنْ=kimseye كَانَ=olan فِي=içinde ضَلَالٍ=bir yolunu saşırmışlık«dalãl»مُبِينٍ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 41 ﴿‎   فَ=şu halde إِمَّا=durumunda نَذْهَبَنَّ=Bizim alıp götürmemiz بِكَ=seni ▼ فَ=bu halde إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz مِنْهُمْ=onların مُنْتَقِمُونَ=«suçlarına» cezasını vereniz«intikãm»
 ‎﴾ 42 ﴿‎   أَوْ=yahut نُرِيَنَّكَ=gösteririz sana الَّذِي=olduğumuzu وَعَدْنَاهُمْ=bizim onları söz vermiş«va′d» ▼ فَ=o zaman da إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz عَلَيْهِمْ=onlara مُقْتَدِرُونَ=güç yetireniz«kadîr_mikdãr»
 ‎﴾ 43 ﴿‎   فَ=bu halde اسْتَمْسِكْ=sen sımsıkı sarıl بِالَّذِي=olana أُوحِيَ=mesajla iletilmiş«vahy»إِلَيْكَۖ=sana ▼ إِنَّكَ=şu bir gerçek ki sen عَلَىٰ=‑temeli‑üzerindesin صِرَاطٍ=bir yolun«sırãt»مُسْتَقِيمٍ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 44 ﴿‎   وَ=ve إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o لَذِكْرٌ=kesinlikle bir «ilâhî» Tembih′tir«zikr» ▼ لَكَ=sana وَ=ve لِقَوْمِكَۖ=toplumuna«kavm» ▼ وَ=ve سَوْفَ=ileride تُسْأَلُونَ=sorgulanacaksınız
 ‎﴾ 45 ﴿‎   وَ=ve اسْأَلْ=sor مَنْ=kimselere أَرْسَلْنَا=gönderdiğimiz مِنْ قَبْلِكَ=senden önceki مِنْ رُسُلِنَا=Elçilerimizden«rasûl» ▼ أَ=mıyız? جَعَلْنَا=yapmış مِنْ دُونِ=dışında الرَّحْمَٰنِ=o “Merhametin Kaynağı”nın«rahmãn»آلِهَةً=ilâhlar يُعْبَدُونَ=«kulluk»hizmet«abd»edilecek
 ‎﴾ 46 ﴿‎   وَ=ve لَقَدْ=emin olun ki أَرْسَلْنَا=Biz gönderdik مُوسَىٰ=Mûsã′yı بِآيَاتِنَا=açık işaretlerimizle«ãyet» ▼ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ=Firavun′a وَ=ve مَلَئِهِ=ileri gelen adamlarına ▼ فَ=sonra قَالَ=dedi إِنِّي=ki ben رَسُولُ=Elçisiyim«rasûl»رَبِّ="Efendi ve Sahib"inin«rabb»الْعَالَمِينَ=alemlerin
 ‎﴾ 47 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا جَاءَهُمْ=getirince onlara بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimizi«ãyet» ▼ إِذَا=hemen هُمْ=onlar مِنْهَا=onlara يَضْحَكُونَ=güldüler
 ‎﴾ 48 ﴿‎   وَ=ve مَا نُرِيهِمْ=göstermeyiz onlara مِنْ آيَةٍ=bir açık işaret«ãyet» ▼ إِلَّا=ki olmasın هِيَ=kendisi أَكْبَرُ=daha büyük مِنْ أُخْتِهَاۖ=kardeşinden(ötekinden) ▼ وَ=ve أَخَذْنَاهُمْ=yakaladık onları بِالْعَذَابِ=bir ceza«azãb»ile ▼ لَعَلَّهُمْ=olur ki diye onlar يَرْجِعُونَ=dönerler
 ‎﴾ 49 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki ▼ يَا أَيُّهَ=Ey! السَّاحِرُ=sihirbaz(veya ”aldatmaca yapabilen”) ادْعُ=«çağrıda bulunma»dua et«duã»لَنَا=bizim için رَبَّكَ="Efendi ve Sahib"ine«rabb» ▼ بِمَا=şeyle عَهِدَ=Sözleşme«ahd»yaptığı عِنْدَكَ=senin katında ▼ إِنَّنَا=diye biz لَمُهْتَدُونَ=kesinlikle gösterilmiş yola girenleriz«hüdã»
 ‎﴾ 50 ﴿‎   فَ=fakat لَمَّا كَشَفْنَا=Biz kaldırınca عَنْهُمُ=onlardan الْعَذَابَ=o cezayı«azãb» ▼ إِذَا=hemen هُمْ=onlar يَنْكُثُونَ=sözlerinden dönüyorlar
 ‎﴾ 51 ﴿‎   وَ=ve نَادَىٰ=seslendi فِرْعَوْنُ=Firavun فِي=içinde قَوْمِهِ=toplumunun«kavm» ▼ قَالَ=dedi ki يَا=Ey! قَوْمِ=toplumum«kavm» ▼ أَ=mi? لَيْسَ=değil لِي=bana ait مُلْكُ=hükümranlığı«mülk»مِصْرَ=Mısır′ın ▼ وَ=ve هَٰذِهِ=şu kendisi الْأَنْهَارُ=ırmakların تَجْرِي=akıp giden مِنْ تَحْتِيۖ=«altımdan»yanı başımdan ▼ أَ=musunuz? فَ=şu halde لَا تُبْصِرُونَ=görmüyor
 ‎﴾ 52 ﴿‎   أَمْ=yahut(değil miyim?) أَنَا=ben خَيْرٌ=daha "faydalı ve iyi"«hayr»مِنْ هَٰذَا=şundan ▼ الَّذِي=olan هُوَ=kendisi مَهِينٌ=sefil biri ▼ وَلَا=olmayan يَكَادُ=nerdeyse يُبِينُ=söz anlatacak durumda
 ‎﴾ 53 ﴿‎   فَ=öyleyse لَوْلَا أُلْقِيَ=yağsaydı ya! عَلَيْهِ=üzerine أَسْوِرَةٌ=bilezikler مِنْ ذَهَبٍ=altın madeninden ▼ أَوْ=yahut da جَاءَ=gelseydi مَعَهُ=beraber الْمَلَائِكَةُ=meleklerle مُقْتَرِنِينَ=çevresinde«karîb»
 ‎﴾ 54 ﴿‎   فَ=sonra da اسْتَخَفَ=horladı قَوْمَهُ=toplumunu«kavm» ▼ فَ=böylece أَطَاعُوهُۚ=benimseyip uydular«ta′at»ona ▼ إِنَّهُمْ=şu bir gerçek ki onlar كَانُوا=idiler قَوْمًا=bir toplum«kavm»فَاسِقِينَ=yoldan çıkmış«fısk_fãsık»
 ‎﴾ 55 ﴿‎   فَ=sonra da لَمَّا آسَفُونَا=onlar kızdırınca Bizi انْتَقَمْنَا=«suçlarına» cezasını verdik«intikãm»مِنْهُمْ=onların ▼ فَ=böylece أَغْرَقْنَاهُمْ=boğduk onları أَجْمَعِينَ=topluca
 ‎﴾ 56 ﴿‎   فَ=sonra da جَعَلْنَاهُمْ=yaptık onları سَلَفًا=gelip geçmişler ▼ وَ=ve de مَثَلًا=bir örnek لِلْآخِرِينَ=sonradan gelenlere
 ‎﴾ 57 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا ضُرِبَ=verilince ابْنُ مَرْيَمَ=Meryem′in oğlu مَثَلًا=bir örnek olarak ▼ إِذَا=hemen قَوْمُكَ=toplumun«kavm»مِنْهُ=ondan ötürü يَصِدُّونَ=yaygara yaparlar
 ‎﴾ 58 ﴿‎   وَ=ve قَالُوا=dediler ki ▼ أَ=mı? آلِهَتُنَا=bizim ilâhlarımız خَيْرٌ="faydalı ve iyi"dir«hayr»أَمْ=yoksa mı? هُوَۚ=o ▼ مَا ضَرَبُوهُ=örnek vermediler onu لَكَ=sana إِلَّا=başka bir sebeple جَدَلًاۚ=tartışmadan ▼ بَلْ=yok aslında! هُمْ=onlar قَوْمٌ=bir toplumdur«kavm»خَصِمُونَ=kavgacı
 ‎﴾ 59 ﴿‎   إِنْ=değildir هُوَ=o إِلَّا=başkası عَبْدٌ=bir «kulluk»hizmetkârdan«abd» ▼ أَنْعَمْنَا=nimet verdiğimiz عَلَيْهِ=kendisine ▼ وَ=ve جَعَلْنَاهُ=kıldığımız kendisini مَثَلًا=bir örnek لِبَنِي إِسْرَائِيلَ=İsrãîl oğulları için
 ‎﴾ 60 ﴿‎   وَ=ve لَوْ=eğer نَشَاءُ=dileseydik لَجَعَلْنَا=muhakkak yapardık مِنْكُمْ=aranızdan مَلَائِكَةً=melekler ▼ فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde يَخْلُفُونَ=ardınızdan yerinize geçen«halef»
 ‎﴾ 61 ﴿‎   وَ=ve إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o لَعِلْمٌ=kesinlikle bir bilgidir«ilm»لِلسَّاعَةِ=o Saat«saat»için ▼ فَ=bu halde لَا تَمْتَرُنَّ=şüphe etmeyin بِهَا=ondan وَ=ve اتَّبِعُونِۚ=katılın«ittebã»bana ▼ هَٰذَا=budur صِرَاطٌ=bir yol«sırãt»مُسْتَقِيمٌ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 62 ﴿‎   وَ=ve لَا يَصُدَّنَّكُمُ=alıkoymasın sizi الشَّيْطَانُۖ=şeytan ▼ إِنَّهُ=şu bir gerçek ki o لَكُمْ=sizin için عَدُوٌّ=bir düşmandır مُبِينٌ=apaçık«mübîn»
 ‎﴾ 63 ﴿‎   وَ=ve لَمَّا جَاءَ=gelince عِيسَىٰ=Îsã بِالْبَيِّنَاتِ=o açık delillerle«beyyine» ▼ قَالَ=dedi ki قَدْ=emin olun جِئْتُكُمْ=ben geldim size بِالْحِكْمَةِ=Hikmet ile ▼ وَ=ve de لِأُبَيِّنَ=bildirmek«beyãn»için لَكُمْ=size ▼ بَعْضَ=kimini الَّذِي=olduklarınızın تَخْتَلِفُونَ=sizin ayrılığa düşüyor«ihtilãf»فِيهِۖ=kendisinde ▼ فَ=o halde اتَّقُوا=kendinizi sakındırın«takvã»اللَّهَ=Allah′a yönelik وَ=ve أَطِيعُونِ=benimseyip uyun«ta′at»bana
 ‎﴾ 64 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki اللَّهَ=Allah′ın هُوَ=Kendisidir رَبِّي=benim "Efendi ve Sahib"im«rabb»وَ=ve رَبُّكُمْ=sizin "Efendi ve Sahib"iniz«rabb» ▼ فَ=o halde اعْبُدُوهُۚ=«kulluk»hizmet«abd»edin O′na ▼ هَٰذَا=budur صِرَاطٌ=bir yol«sırãt»مُسْتَقِيمٌ=dosdoğru«müstakîm»
 ‎﴾ 65 ﴿‎   فَ=sonra da اخْتَلَفَ=ayrılığa düştüler«ihtilãf» ▼ الْأَحْزَابُ=o taraftar toplulukları«hizb»مِنْ بَيْنِهِمْۖ=aralarından çıkan ▼ فَ=bu halde وَيْلٌ=vay haline! لِلَّذِينَ=kimselerin ظَلَمُوا="haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmiş ▼ مِنْ عَذَابِ=cezasından«azãb»يَوْمٍ=bir günün أَلِيمٍ=üzüntü veren«elîm»
 ‎﴾ 66 ﴿‎   هَلْ=mi? يَنْظُرُونَ=onlar bekliyorlar إِلَّا=ille السَّاعَةَ=o Saat′in«saat»أَنْ تَأْتِيَهُمْ=kendilerinin başlarına gelmesini بَغْتَةً=ansızın ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri لَا يَشْعُرُونَ=farkına varmaz
 ‎﴾ 67 ﴿‎   اَلْأَخِلَّاءُ=dostlar يَوْمَئِذٍ=o gün بَعْضُهُمْ=onlardan kimi لِبَعْضٍ=kimine عَدُوٌّ=düşmandır ▼ إِلَّا=dışında الْمُتَّقِينَ=kendini sakındıranlar«takvã»
 ‎﴾ 68 ﴿‎   يَا=Ey! عِبَادِيَ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerim لَا=yoktur خَوْفٌ=bir korku عَلَيْكُمُ=üzerinizde الْيَوْمَ=bugün ▼ وَلَا=ne de أَنْتُمْ=siz تَحْزَنُونَ=üzüleceksiniz
 ‎﴾ 69 ﴿‎   اَلَّذِينَ=kimselerdir آمَنُوا=inanıp güvenmiş«îmãn»بِآيَاتِنَا=«açık işaret»ayetlerimize«ãyet» ▼ وَ=ve كَانُوا=olan مُسْلِمِينَ=teslim/müslüman olmuş«teslîm_müslim»
 ‎﴾ 70 ﴿‎   اُدْخُلُوا=girin الْجَنَّةَ=o Cennet′e أَنْتُمْ=siz وَ=ve أَزْوَاجُكُمْ=eşleriniz ▼ تُحْبَرُونَ=mutlu edileceksiniz
 ‎﴾ 71 ﴿‎   يُطَافُ=dolaştırılır عَلَيْهِمْ=onların önünde ▼ بِصِحَافٍ=tepsiler مِنْ ذَهَبٍ=altın madeninden وَ=ve أَكْوَابٍۖ=kadehler ▼ وَ=ve فِيهَا=‑vardır‑orada مَا=ne varsa تَشْتَهِيهِ=canının çektiği«şehvet»الْأَنْفُسُ=benliklerin ▼ وَ=ve تَلَذُّ=hoşlandığı الْأَعْيُنُۖ=gözlerin وَ=ve أَنْتُمْ=siz فِيهَا=orada خَالِدُونَ=yerleşip kalacaksınız«hãlid»
 ‎﴾ 72 ﴿‎   وَ=ve تِلْكَ=işte الْجَنَّةُ=o Cennet ▼ الَّتِي=olan أُورِثْتُمُوهَا=kendisi size miras verilmiş ▼ بِمَا=karşılık كُنْتُمْ=olduklarınıza تَعْمَلُونَ=yapıyor
 ‎﴾ 73 ﴿‎   لَكُمْ=‑vardır‑sizin için فِيهَا=orada فَاكِهَةٌ=meyveler كَثِيرَةٌ=bol ▼ مِنْهَا=onlardan تَأْكُلُونَ=yersiniz
 ‎﴾ 74 ﴿‎   إِنَّ=şu bir gerçek ki الْمُجْرِمِينَ=suç işleyenler«cürüm_mücrim» ▼ فِي=içinde عَذَابِ=cezasının«azãb»جَهَنَّمَ=Cehennem خَالِدُونَ=yerleşip kalacaklardır«hãlid»
 ‎﴾ 75 ﴿‎   لَا يُفَتَّرُ=hafifletilmeyecektir عَنْهُمْ=kendilerinden ▼ وَ=ve هُمْ=onlar فِيهِ=onun içinde مُبْلِسُونَ=umutsuzdurlar
 ‎﴾ 76 ﴿‎   وَ=ve مَا ظَلَمْنَاهُمْ=Biz "haksızlık ve kötülük"«zulm_zãlim»etmedik onlara ▼ وَلَٰكِنْ=fakat كَانُوا=idiler هُمُ=onlar الظَّالِمِينَ="haksızlık ve kötülük" eden«zulm_zãlim»
 ‎﴾ 77 ﴿‎   وَ=ve نَادَوْا=seslendiler ▼ يَا=Ey! مَالِكُ=Yetkili«mãlik»لِيَقْضِ=hüküm versin عَلَيْنَا=üzerimizde رَبُّكَۖ="Efendi ve Sahib"in«rabb» ▼ قَالَ=dedi إِنَّكُمْ=ki siz مَاكِثُونَ=durup bekleyeceksiniz
 ‎﴾ 78 ﴿‎   لَقَدْ=emin olun ki جِئْنَاكُمْ=Biz getirdik size بِالْحَقِّ=o Gerçeği«hakk» ▼ وَلَٰكِنَّ=fakat أَكْثَرَكُمْ=sizin çoğunuz لِلْحَقِّ=o Gerçek′ten«hakk»كَارِهُونَ=hoşlanmayanlardınız
 ‎﴾ 79 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? أَبْرَمُوا=onlar karar kıldılar أَمْرًا=yapılması istenecek bir şeye«emr» ▼ فَ=bu halde إِنَّا=şu bir gerçek ki Biz مُبْرِمُونَ=kararlıyız
 ‎﴾ 80 ﴿‎   أَمْ=yoksa mı? يَحْسَبُونَ=sanıyorlar أَنَّا=olduğumuzu لَا نَسْمَعُ=Bizim işitmiyor ▼ سِرَّهُمْ=onların sırlarını«sirra»وَ=ve نَجْوَاهُمْۚ=gizli konuşmalarını ▼ بَلَىٰ=Hayır! ▼ وَ=ve رُسُلُنَا=Elçilerimiz«rasûl»لَدَيْهِمْ=yanlarında يَكْتُبُونَ=kaydederler«ketb»
 ‎﴾ 81 ﴿‎   قُلْ=de ki إِنْ=eğer كَانَ=olsaydı لِلرَّحْمَٰنِ=o “Merhametin Kaynağı”na«rahmãn»ait وَلَدٌ=bir çocuk ▼ فَ=o zaman أَنَا=ben olurdum أَوَّلُ=ilki الْعَابِدِينَ=«kulluk»hizmet«abd»edenlerin
 ‎﴾ 82 ﴿‎   سُبْحَانَ=aşkındır«subhãn»رَبِّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünün ▼ رَبِّ="Efendi ve Sahib"i«rabb»الْعَرْشِ=«tahtın»saltanatın«arş» ▼ عَمَّا=olduklarından يَصِفُونَ=onların sıfat olarak veriyor
 ‎﴾ 83 ﴿‎   فَ=o halde ذَرْهُمْ=bırak onları يَخُوضُوا=dalsınlar ▼ وَ=ve يَلْعَبُوا=oynasınlar حَتَّىٰ=kadar يُلَاقُوا=kavuşuncaya ▼ يَوْمَهُمُ=günlerine الَّذِي=olan يُوعَدُونَ=kendilerine söz veriliyor«va′d»
 ‎﴾ 84 ﴿‎   وَ=ve هُوَ=O′dur الَّذِي=olan فِي السَّمَاءِ=gökte إِلَٰهٌ=İlâh ▼ وَ=ve فِي الْأَرْضِ=yeryüzünde إِلَٰهٌۚ=İlâh ▼ وَ=ve هُوَ=O الْحَكِيمُ=‑asıl‑”Hükümleri Doğru Olan”dır«hakîm»الْعَلِيمُ=‑asıl‑”Bilen”dir«alîm»
 ‎﴾ 85 ﴿‎   وَ=ve تَبَارَكَ=bereket kaynağıdır«berekãt_mubãrek»الَّذِي=olan لَهُ=kendisine ait مُلْكُ=hükümranlığı«mülk»السَّمَاوَاتِ=göklerin وَ=ve الْأَرْضِ=yeryüzünün ▼ وَ=ve مَا=şeylerin بَيْنَهُمَا=ikisi arasında ▼ وَ=ve عِنْدَهُ=O′nun katındadır عِلْمُ=bilgisi«ilm»السَّاعَةِ=o Saat′in«saat» ▼ وَ=ve إِلَيْهِ=O′na تُرْجَعُونَ=döndürüleceksiniz
 ‎﴾ 86 ﴿‎   وَ=ve لَا يَمْلِكُ=yetki sahibi«mãlik»değildirler الَّذِينَ=oldukları يَدْعُونَ=onların«çağrıda bulunma»dua etmekte«duã»مِنْ دُونِهِ=O′nun dışında ▼ الشَّفَاعَةَ=bir şefaate ▼ إِلَّا=hariç مَنْ=kimseler شَهِدَ=tanıklık«şãhid» eden بِالْحَقِّ=o Gerçeğe«hakk» ▼ وَ=iken هُمْ=kendileri يَعْلَمُونَ=biliyor
 ‎﴾ 87 ﴿‎   وَ=ve لَئِنْ=kesinlikle eğer سَأَلْتَهُمْ=sorsan onlara مَنْ=kimdir? خَلَقَهُمْ=yaratan onları ▼ لَيَقُولُنَّ=mutlaka derler ki اللَّهُۖ=Allah′tır ▼ فَ=o halde أَنَّىٰ=nasıl? يُؤْفَكُونَ=çevriliyorlar
 ‎﴾ 88 ﴿‎   وَ=yemin olsun قِيلِهِ=onun demesine يَا=Ey! رَبِّ="Efendi ve Sahib"im«rabb» ▼ إِنَّ=ki هَٰؤُلَاءِ=bunlar قَوْمٌ=bir toplumdur«kavm»لَا يُؤْمِنُونَ=inanıp güvenmeyen«îmãn»
 ‎﴾ 89 ﴿‎   فَ=şu halde اصْفَحْ=sen umursama«safha»عَنْهُمْ=onları وَ=ve قُلْ=de ki سَلَامٌۚ=Selam!«selãm» ▼ فَ=zira سَوْفَ=ileride يَعْلَمُونَ=bileceklerdir
Âyet Metni : (Zuhruf.1) (25. Cüz | 489. Sayfa)
Okunuşu :
1. ḥâ-mîm.
(Zuhruf.1) Grameri
حمٓ : Ha Meem. ::: [Ayrık(mukattaa) Kur'an Harfleri]
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Gramer Tahlili sekmesinden veya Kök listesinden bir kök seçiniz.
Menü
Âyet Metni
Meâller
Ayete Git
Gramer Kökler
Öğrenme Modu